Hayat, başımıza gelenlerden çok, gelenleri nasıl karşıladığımızla ilgili. Her duygu, düşünce ve deneyimi düzeltilmesi gereken bir sorun olarak gördüğümüzde, hayat çözülmesi gereken sonsuz bir sorun listesine dönüşür.
Belki de o kadar sorun yoktur ve sorun bakış açımızdadır.
“yaşamak çukur yerlere doluyor diyorlar. bu yüzden yıkıntıya dönüşse de yaşıyormuş insan ama hep yıkıldığımız yeter sevgilim, biraz da kekik toplayalım. kıymetini bilmediğimiz şeyler var.”
Modern dünya bize kusursuz bir mutluluk vaat edip acıyı ve başarısızlığı bir "arıza" gibi pazarlıyor. Oysa olgunlaşmak, arzularımızın ertelenmesine ve hayal kırıklıklarına tahammül edebilmektir.
Ağzı kulaklarında yaşamak mecburiyetinde değiliz.
Hayatın kayıplarını göğüsleyebilen, ‘daha hüzünlü ama daha bilge’ bir benlik, toksik bir iyimserlikten daha gerçektir. 🎯
Annem, her bahar bahçedeki gülleri toplar, reçel kaynatırdı.
Sonra deprem oldu, bir daha bahar gelmedi bahçeye.
2022’de çekmişim, son kez olduğunu bilmeden.
Sürekli kendini düzeltmeye çalışmaktan yorulmuş bir nesil. Gözler kendine dönmekten bitap düşmüş. Her duygusunu yargılayan, her başarısızlığını bir karakter kusuru olarak gören, her güzel anın bile bir performans haline geldiği insanlar.
‘Sen’in dışında da bir dünya var!