hayat, her an iyi hissetme mecburiyetinden vazgeçmeyi öğrenmektir. sürekli güçlü, mutlu, enerjik olmak zorunda değilim. bazen eksik, yorgun, dağınık hâlimle de benim. olduğum hâlimle var olmam, kendimden kaçmadan yürümem de yaşamın ta kendisidir.
aynı duaya tutunuyorum. karşıma çıkan insanlar yalnızca iyi olmasın. zamanla içimi genişleten, düşüncelerimi derinleştiren, hayatın ağırlığını yanımdayken hafifleten ve varlığımı saklamama gerek bırakmayan insanlar olsun. hayat bizi bir araya getirsin. birlikte büyüyüp yaşlanalım
affedicisin. naziksin. hak etmediklerinde bile naziksin. kusur bulmazsın. kusur görmek için bakmazsın. basit hikayelere güzel anlamlar yüklersin. birini gönlünde büyütüp arşa çıkarırsın. incinsen de caymazsın. rahat bir vicdan diye tutturmuşsun da dünyaya dost kendine düşmansın.
bakara 216. ayetinde, insanı belirsizlikten kurtaran ve psikolojik olarak insanın rahatlatan bi yani var. şerde hayır, hayırda şer ile mevcut olanın ebedi olmadığını, her zaman bı ihtimalin daha olduğunu ve umulmadık zamanlarda da her zaman bı ışık olduğunu bize öğretiyor.
yaşamda bir şeyleri kaybetmemek için uğraşıyoruz. arkadaşlıklarımızı, bıraktığımız izlenimleri, başarımızı ve bizi biz yaptığını düşündüğümüz her şeyi. bazen usulca kayba izin vermek gerekir. kaybetmekten bu kadar korktuğumuz şeye ait olup olmadığımızı sorgulamak gerekir.
Bazen birinin seni hayatında nereye koyduğuna saygı duymalı ve sende onu aynı yere koyup hayatına devam etmelisin. Israrcı olmak kendine olan saygını yitirmene neden olur
Tartışma ve gerginlikten korkmayın. Bazı krizler yaşanmalı ki hakkınızı istemeyi, kendinizi ifade etmeyi öğrenin. Bazı problemler yaşanmalı ki insanların gerçek niyetlerini görebilin. En harikası ise, sorunların sizi yok etmediğini görüp gücünüzü fark ettirmelerine izin verin.