De la même façon que les Turcs ont neutralisé des terroristes sur le sol américain malgré la présence et l’intervention de la police américaine ;
Il suffit d’un signe pour corriger les sionistes, et ce, malgré une présence et une intervention américaine.
Netanyahu va goûter à la claque ottomane.
Mesela bir video gördüm;
Vatandaş, bir camiideki Hz Meryem çiziminin nasıl korunduğunu gösteriyor.
Yani düşününce mükemmel olay.
Müslümanlar bu ibadethaneyi benimsemiş, içindeki eseri korumuş, muhafaza etmiş…
Ama altına onlarca Türk’ten yorum gelmiş;
-orası aslında kilise
-camii değil vs.
Kardeşim, Türklerin Balkanlardaki camilerinin %99’u yıkıldı. Atina’da camii kalmadı.
Biz medeniyet olarak yıkmak yerine muhafaza ediyoruz. Sahip çıkıyoruz.
Bununla övüneceğinize, buradaki üst ahlaka saygı duyacağınıza hâlâ kötülemeye çalışıyorsunuz.
Sizin beyninizi, böyle kendi milletinizin çıkarlarına batılı gözüyle aşağılamayı kim öğretiyor?
Beyninizi kim yıkıyor?
Bitmişsiniz siz kafa olarak…
Beni takip edenler bilir. TBMM’deki kapalı toplantı döneminden beri ifade ediyorum: Türkiye ile İsrail, birçok bölgede çok sert bir sürtüşme içerisinde.
Hatta kamuoyu önünde açıkça görülmese de iki ülkenin istihbarat servisleri MİT ve MOSSAD arasında da çok ciddi bir mücadele yaşandığı kanaatindeyim. Bu mücadelede Türkiye aklıselim ve kontrollü davranan, İsrail ise sürekli sınırları zorlayan ve saldırgan politikalar izleyen taraftır.
Dünkü saldırı bunun son örneği. ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack’ın açıklamasına göre Türkiye saldırıdan önceden haberdar edilmedi. Türkiye yönüne doğru ilerleyen İsrail uçakları tespit edildi ve Ankara olası bir askeri karşılığa hazırlanabilecek durumdaydı. Buna rağmen Türkiye sağduyulu davranarak gerilimin daha fazla tırmanmasına izin vermedi.
Ancak bu gidişat, gidişat değil.
Artık “stratejik sabır” gibi kavramların arkasına sığınmaya gerek olmadığını düşünüyorum. Türkiye’nin, uluslararası hukuk ve angajman kuralları çerçevesinde, gerektiğinde devreye sokabileceği karşılık mekanizmalarını açık ve kararlı biçimde ortaya koyması gerekiyor.
Bir hususun da altını çizmek lazım: Türkiye’nin Suriye’deki askerî varlığı geçici bir mesele değildir. Önümüzdeki dönemde Türkiye’nin Suriye’de kara ve hava unsurlarının yanı sıra deniz boyutunu da içeren kalıcı bir askerî yapılanmaya yönelecektir. Bu güvenliğimiz açısından hayatidir. İsrail’in bu süreci hava saldırılarıyla engellemeye çalışması Türkiye açısından kabul edilemez.
Ankara’nın bu konuda geri adım atacağını da hiç sanmıyorum.
Nuri Demirağ ve Selahattin Raşit Alan’ın mirası NuD-36 gökyüzü ile buluştu
Eskişehir’in Sivrihisar ilçesindeki M.S.Ö. Hava ve Uzay Müzesi tarafından Türkiye’nin ilk seri imal edilmiş eğitim uçağı NuD-36’nın replikası, ilk uçuşunu başarıyla yaptı. Türkiye’nin ilk özel uçak fabrikasını kuran Nuri Demirağ ve uçağın tasarımcısı olan Şehit Uçak Mühendisi Selahattin Raşit Alan’ın anısını yaşatmak üzere M.S.Ö. Hava ve Uzay Müzesi ile Sivrihisar Havacılık Kulübünün ortak çalışması olarak yürütülen “Kültür Havacılığı Projeleri” kapsamında, replika MACH TEKNİK tarafından inşa edildi.
İlk uçuşla ilgili olarak Ali İsmet Öztürk şu paylaşımda bulundu:
“Müteşebbis İş İnsanı NURİ DEMİRAĞ Bey’in önderliğinde ve Cumhuriyetimizin ilk “Uçak Mühendislerinden olan SELAHATTİN REŞİT ALAN Bey ve kıymetli teknik ekibi tarafından 1936 yılında “Seri Olarak” inşa edilen ve uçurulan, NuD 36 tipi Türk Uçağının replikası, 90 yıl sonra yine Türkiye’miz göklerindeki yerini aldı.
İnanıyoruz ki. bugün Türk Havacılığının “BÜYÜKLERİ” hak ettikleri gibi “Sözde değil Özde” yad edilmişlerdir. Onlar, TÜRK gençliğine feyz veren ileri görüşlü Vatanseverlerdi. Onları sürekli hatırlamalı ve günümüz dünyasına 90 yıl önce açtıkları “Havacılık Yolunu” asla unutmamalıyız…
NuD36 “uçan replikası” Vatanımıza, Milletimize ve bütün Havacılarımıza armağan olsun.
Türk Havacılığı’nın kültür projeleri
Müze, daha önce tamamladığı Vecihi XIV replikasının ardından bu yeni proje ile Nuri Demirağ mirasını gökyüzüne taşımayı hedefliyor.
NuD-36, 1930’lu yıllarda Nuri Demirağ’ın İstanbul’daki uçak fabrikasında tasarlanıp üretilen yerli eğitim ve sportif uçaktır. Selahattin Reşit Alan’ın başmühendisliğinde geliştirilen çift kişilik (öğrenci-eğitmen) uçak, 1936’da ilk uçuşunu Yeşilköy’de gerçekleştirmişti.
12 adet üretildi
Toplam 12 adet üretilen uçağın Türk Hava Kurumu’nun temel eğitim uçağı olması planlanıyordu. Ancak bu konuda yaşanan anlaşmazlık sonrasında Türk Hava Kurumu ve Nuri Demirağ Uçak Fabrikası mahkemelik oldu.
Uçaklar teslim edilemeyince, uzun yıllar Nuri Demirağ’ın Gök Okulu’nda eğitim amaçlı kullanıldı.
Sayın Bakanım @abakingurlek,
Öncelikle Terörsüz Türkiye adına verdiğiniz tavizsiz mücadele için sizi takdir ve tebrik ediyorum.
Ben yurt dışında yaşayan ve yıllardır terörün bitmesi için gerek medya gerek dijital mecrada mücadele veren, uluslararası ilişkiler uzmanı olarak faaliyet gösteren bir Türk vatandaşıyım: https://t.co/xpZzoITpzD
Ve maalesef yıllardır tam da bu sebeple ben ve ailem hedef gösteriliyoruz.
Geçtiğimiz günlerde Mekke Anlaşması sonrasında "İslam dünyası uyanıyor" paylaşımını yaptıktan sonra, ben ve ailem firari devlet ve İslam düşmanlarının hedefi hâline geldik.
Yalan haber ve iftiralarla ve son derece organize bir eylemle günlerdir ağır bir saldırıya uğruyorum.
Şahsıma karşı düzenlenen bu operasyonun başında, daha önce "halkı alenen kin ve düşmanlığa tahrikten" tutuklanmış, devlet düşmanlığını alenen ilan eden, bana yazdığı yorumlarda "ayrıcalıklı yeşil pasaporta" sahip olduğunu iddia eden, sosyal medyada Distaste kullanıcı adıyla tanınan Fahrettin Gökberk Akbulut geliyor. Bu firari şahıs, farklı hesaplar aracılığıyla devlet düşmanlığını körüklemeye ve yalan haberler yaymaya devam ediyor. Ayrıca bu şahıs son derece organize hareket eden bir bot ağını yönetiyor.
Kullanıcı adlarını sürekli değiştiren söz konusu hesaplar şunlar: Distaste (@Cekimser_31), Kıyas (@kiyashaber428), Burada Yaşandı (@buradayasandi09) 👇
Evet bugün gerçeklerden bahsetme vakti. Bu yazdıklarımı lütfen arşivleyin, olur mu?
Aşağıda Kıyas adlı, kullanıcı adını 3 dakikada bir değiştiren ve Distaste adlı daha önce tutuklanmış firari devlet düşmanına ait hesabın hakkımda paylaştığı yalan şu ana kadar 1,5 milyondan fazla görüntülenme aldı. Binlerce kişi günlerdir beni linç ediyor. Bunların çoğu yurt dışında kaçak yaşayan Fetöcülerin açtığı bot hesaplar.
2 gündür duymadığım, işitmediğim küfürlere, hakaretlere, sorgulamalara maruz kalıyorum. Yok eşim Katolik mi, yok Papaz mı, yok ben kilisede mi evlendim, yok ben şeriatı savunurken nasıl bir Hristiyanla evlenir mişim...En komiği de bunları yazanlar arasında bazı takipçilerim de var...
Benim büyük emekle hazırladığım jeopolitik analizlerim, öngörülerim sayfamda 10 bin görüntüleme alırken, bir firari vatan düşmanının yalanı 1,5 milyon görüntülenme aldı, evet.
Halbuki geçmişte en şeffaf şekilde sizlere her şeyi anlattım. Eşim Fransa'da doğmuş büyümüş bir Kürt iş insanı. Genç ve dinamik bir girişimci. Benim bu hayattaki, çalışmalarımdaki en büyük desteğim. Tanısanız, çok gurur duyacağınız, hayatınızda görebileceğiniz en vizyoner ve zeki kişi. Çok da iyi bir siyasetçi olurdu ama iyi ki bu işlere bulaşmıyor.
Neyse konumuza dönelim.
Biliyorsunuz ki dün Terörsüz Türkiye'ye yönelik 'Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi', TBMM Genel Kurulunda yapılan oylamada 467 oyla kabul edildi.
Bu ülkemiz için son derece önemli ve hayırlı bir adım.
Biz eşimle, Fransa gibi bir yerde PKK/YPG tehdidi en üst seviyedeyken, Türkiye Suriye'de terörle mücadele operasyonları sürdürürken (ve sırf bu yüzden NATO'dan çıkarılması bile teklif edilirken) Fransa'nın en büyük kanallarından birine çıkıp Türk-Kürt bir çift olarak, Türkiye'nin mücadelesinin Kürt halkıyla değil, bir terör örgütü ile olduğunu, Türk ve Kürtlerin kardeş olduklarını ve bizim gibi ülkemizde bir sürü evlilik olduğunu anlattık. Biz bunları anlatırken yurt dışında hiç kimse ama hiç kimse medyada bu son derece hassas (hatta oldukça tehlikeli) konulardan bahsetmeye cesaret bile edemiyordu.
Kısacık röportajımız o kadar çok ses getirdi ki sonrasında yaşadıklarımızı anlatsam, kulaklarınıza inanamazsınız. Ben o sıralar yeni doğum yapmıştım. Kucağımda küçücük bebeğimle aylarca korku içinde yaşadım.
Hatta sonrasında Fransız basınından bir gazeteci sırf anlattıklarımı değersiz kılmak için hakkımızda şimdi sizinle paylaştığım haberi yaptı:
"C dans l’air, Türk-Kürt çift ve Erdoğan yanlısı sitesi
France 5 kanalının “C dans l’air” programı, salı akşamı yayımladığı bir röportajda, Cumhurbaşkanlarının Suriye’de başlattığı askerî harekâtın arkasında birleşen Fransa’daki Türklere söz verdi.
Röportaj yapılan kişiler arasında, yalnızca “Türk-Kürt bir çift” olarak tanıtılan bir çift de vardı.
Ancak gerçekte, çiftin kadın tarafı Öznur Küçüker Sirene, Erdoğan yanlısı bir haber sitesinin başında bulunuyor ve bu site, askerî harekât konusunda Erdoğan’ın söylemini kelimesi kelimesine tekrarlıyor."
Yazılanları izah etmek için, ben yıllarca Fransa'da Türkiye gerçeklerini tanıtmaya yönelik Red'Action isimli bir alternatif haber sitesini yönettim. Bu site ile çok ses getirdim ama çok da hedef hâline geldim.
Sözün kısası biz bu yolda çok bedeller ödedik. Bakın "biz" diyorum, sadece "ben" değil. Eşim bu yolda benim ağır yükümü taşımak, bu mücadelede benimle yürümek zorunda kalıyor. Onun için de inanın hiç kolay olmuyor.
Bugün ona "Papaz, sünnetsiz, kabuklu" gibi isimler taktılar. Aslında kendisi bunlara çok gülüp geçiyor. Tatilde bunlardan bahsedip kahkahalarla güldüğümüz de oluyor.
Ama işin özünde bu ülkeyi bu kadar seven, hatta onun için bunca risk almış insanlar bunları yaşamayı asla hak etmiyor.
Benim sizler için hazırladığım analizler 1000 kişi tarafından okunurken, vatan hainleri tarafından sürekli sp@mlanan hesabımda yazdıklarım 10 bin görüntülenme alırken, hatta kendi gerçeklerimi anlattığım paylaşımlar hiç gözükmezken bu yalanların bu kadar yayılması korkunç. 👇
Lütfen yazdıklarımı dikkatle okuyun. Belli ki bu konu hakkında daha çok yazacağım ama ne kadar yazmam gerekiyorsa, yine yazacağım.
Ben yaklaşık bir yıldır bir uluslararası ilişkiler uzmanı olarak Türkiye-Pakistan-Suudi Arabistan ve Mısır yakınlaşması üzerine yazıp çiziyorum. Hatta geçen gün imzalanan anlaşmanın yaklaşık 1 yıl önce imzalanacağını sizlere YouTube kanalımda duyurmuştum.
Sadece bir Müslüman olarak değil, bir uluslararası ilişkiler uzmanı olarak da Gazze'den Arakan'a Müslümanlar acı çekerken İslam dünyasının birleşmesinin bir zaruriyet olduğuna inanıyorum. O yüzden bu gelişmeleri büyük bir heyecan ve coşkuyla sizlerle paylaşıyorum.
Bundan aylar önce "Sünni ekseni birleşiyor" diye bir paylaşım yaptığımda, organize bir saldırıya maruz kaldım. Dün de "İslam dünyası uyanıyor" yazdığım için aynı kişisel saldırıya uğruyorum.
Gerek yayın gerek yazılarımla dünyanın dört bir köşesinden geniş bir kitleye ulaşabildiğim için, büyük çoğunluğu İslam düşmanı bu kişiler yıllardır hayatımla ilgili bir açık bulup beni itibarsızlaştırmaya ve yıpratmaya çalışıyorlar. Tek amaçları beni susturmak, yıldırmak. Fakat bir açık bulamadıkları için de türlü türlü yalanlar üretiyorlar.
Yıllar önce hiç tanımadığım bir hesap benim diplomamın sahte olduğunu yazdı, çizdi. Onu burada delilleriyle rezil ettim. Daha sonra Fetöcü bir hesap eşimin Katolik olduğunu ve kilisede evlendiğimiz yalanını yaydı. Devlet tarafından bu hesaba erişim engellendi.
Şimdi benzer şekilde hesapları daha önce defalarca erişime engellenmiş, gözaltına alınmış kişiler beni ve ailemi yine aynı yalanlarla hedef gösteriyorlar. Bakın bu çok ağır bir durum. Bu sadece kişisel değil, milli güvenlik sorunu. Bugün sabahtan beri ciddi bir saldırıya uğruyorum. Tamamı sahte, adsız sansız hesaplar bana çok ağır şeyler yazıyorlar. Aynı kişiler giderek devlete karşı da giderek örgütleniyorlar.
Kaldı ki hiç zorunda olmamama rağmen bu konuya geçmişte açıklık getirdim. Milyon görüntülenme alan bir yayınla sizlere içimi döktüm. Eşimin Katolik olmadığını, kilisede falan evlenmediğimizi, bunların tamamen Fetö uydurması olduğunu defalarca anlattım. Türkiye'nin tezlerini aktarmak için onunla katıldığımız bir yayını sizlere aktardım. Ben yaşadığım ortamlarda tanınan, resmi kurumlarda da çalışmış, hakkında güvenlik soruşturması yapılmış, adı sanı bilinen biriyim.
Onu da bıraktım, ben veya eşim Katolik de olabilirdik, bu ülkemizin kanunlarına göre bir suç değil. Hatta Katolik olup İslam dünyasının birleşmesi gerektiğini de savunabilirdik. Bugün dünyanın dört bir yanında Gazze için mücadele eden Katolikler var. Tanıdığım Fransız uzmanlardan bu fikri savunanlar var, onlarla röportaj bile yapabilirim.
Hadi bu iftiracı, haysiyet düşmanı kripto devlet düşmanı, firari ve Fetöcüleri geçtim, özelden gelip bana hâlâ "Öznur Hanım eşiniz Katolik diyorlar, doğru mu?" diye yazanlar var. Beni en çok da bu üzüyor.
Sosyal medyada aylardır bu Fetö çetesinin milli hesapları hedef aldığını, gece gündüz hesaplarını sp@mlayıp etkileşimlerini düşürdüklerini yazıp çiziyoruz. Emin olun bugün ben, yarın siz. Bugün aranızdan bir kişi dahi bu kişisel saldırıyı desteklerse, bilsin ki yarın kendisi de aynı durumu yaşayacaktır.
Yıllardır bütün sosyal medya mecralarında, Ekşi Sözlük'te hakkımda yazmadıkları yalan, atmadıkları iftira, etmedikleri hakaret kalmadı.
İçimin tek rahat olduğu nokta, bugün benimle uğraşanları bu devlet de millet de görüyor. Özgür Demirtaş yıllarca beni aktroll diye takipçilerine hedef gösterdi. Oğuzhan Uğur "Bu millete sizi unutturmayacağım" dedi. Daha onlar gibi niceleri neler yazdı, çizdi. Peki en sonunda ne oldu? Millet gerçekte kimin ne olduğunu keşfetti.
Siyasi ve dini kimliğim hakkında da bilgi vermek istiyorum. Uzun yıllardır Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı özellikle Türkiye'yi dünya sahnesinde eriştirdiği konum nedeniyle destekliyorum. Öte yandan herhangi bir parti veya kuruma üye değilim, çalışmalarımı tamamen bağımsız ve çıkarsız şekilde yürütüyorum. Benim bu yoldaki tek desteğim sizlersiniz.👇
Türkiye, İran ile savaşa girmek isteseydi, bunu İran'dan kendi hava sahasına giren füzelerden sonra yapardı. Hindistan konusunda zaten geçmişte Pakistan'a destek verdik. Bu anlaşmanın gerçek soruları veya anlamı asla bu değil. Bunlar bomboş propaganda.
Gerçek anlamı: Suudi Arabistan, İsrail merkezli İbrahim Anlaşmaları düzeni yerine, Türkiye ve Pakistan'ın yakında Mekke Anlaşması'nın güvenlik mimarisini tercih etti. Enerji rotası için Hürmüz Boğazı yerine Türkiye merkezli yeni bir koridora yatırım yapıyor.
Bölge ülkeleri güvenlikleri için ABD'ye tamamen bağımlı olmamaya, kendi aralarında ittifak kurarak müttefiklerini çeşitlendirmeye karar verdi. Yunanistan'ın Türkiye'ye karşı Körfez politikası çöktü: https://t.co/XyWyOW9WDQ
"Kim kime saldıracak?" yerine anlaşmanın askeri caydırıcılığı, jeopolitik ve ekonomik sonuçları üzerinde durulmalı. Bunun için de iyi niyet ve Türkiye odaklı bir bakış açısı gerekiyor.
Yok efendim İsrail'in düşmanı İran'a karşı ittifak kurulmuş, bu ittifak İsrail'e yarayacakmış.
Ama İsrailli siyasetçilerin "Türkiye, İsrail için İran'dan daha büyük tehdit" dediğini hatırlatınca, buna da danışıklı dövüş diyorlar.
Bu kişilere göre İran, İsrail'in düşmanı, Türkiye, İsrail'in gizli ortağı.
Washington liderliğinde BOP Projesi tıkır tıkır işliyormuş 😀
İyi ki bir BOP öğrenmişler. BOP aşağı BOP yukarı.
Bir milletin bağımsızlık iradesi, kahramanlarının fedakârlığıyla yaşar.
Cumhuriyet Dönemimizin ilk Hava Harp Şehidi Pilot Yüzbaşı Cengiz Topel’i ve Erenköy Direnişi’nde Kıbrıs Türkü’nün hürriyet mücadelesi uğruna can veren aziz şehitlerimizi rahmet, minnet ve saygıyla anıyoruz. 🇹🇷
#CengizTopel
#ErenköyDirenişi
#MillîSavunmaBakanlığı
Asırlık Gece gerçekten çok iyi iş. Oyuncu seçiminden müziklere her açıdan çok iyi. "Görüyon demi Türk'ü" diyen dayıyı da çok iyi göstermişler. Arkaya Allahu Allah konulunca tüylerim ürperdi. 9,5 yıl tedavi olmuş dayı. Ayrıca her anın konulması da çok iyi. Türksattaki kahramanlığı, çalışanın işgalcileri oyaladığını falan bilmiyordum ben.
Kızının kıyafetlerini en lüks markalardan seçen, bir giyileni yıkamadan asla tekrar giydirmeyen arkadaşım çocuğu pijamalarıyla evden çıkarmak zorunda kalmış. Eve girmeye de korktukları için utana sıkıla kuyruğa girip ikinci el bir kıyafet bulmuş ve onu giydirmiş. O an diyor, kızım o kadar üşüyordu ki temiz olup olmadığına bile bakmadım. Bu arkadaşım, kendi aramızda "Sen zaten zenginsin." diye espri yaptığımız, sürekli başkalarına yardım eden, çocuk okutan biridir. Yardım eden durumundan yardım istemek zorunda kalan durumuna evrilen birçok kişi oldu o dönemde. Siz ve sizin gibiler hanımefendi, onurlu insanları aşağıladınız. Hiçbirimiz paramız olmadığı için o hâle gelmedik, sahip olduğumuz parayı kullanamadığımız için yardıma muhtaç olduk. İstediğiniz kadar ağlayın, siyasi tercihlerinden dolayı aşağıladığınız, ağzınızı yaya yaya dalga geçtiğiniz insanların kalbinde asla kapanmayacak yaralar açtınız. Rabbime sonsuz şükürler olsun ki sizin gibilerin tek lokması geçmedi benim ve çocuklarımın boğazından. Kusura bakmayın ama midemi bulandırıyorsunuz. Allah bir daha ülkemize böyle acılar, size de asla fırsat vermesin.