Bir Asrın Yetim Bıraktığı Nesil
Bir asırdır bu ümmetin evlatları kendi öz yurdunda garip bırakıldı…
Mâneviyatsız mekteplerde büyütüldü, ruhsuz bir terbiyeye mahkûm edildi.
Kalplerinden irfan söküldü, hafızalarından ecdat silindi.
Bir milletin sadece toprağı işgal edilmedi; dili, ruhu, hatırası, medeniyeti işgal edildi.
Çocuklar dedelerinin mezar taşını okuyamaz hâle getirildi.
Anneler evlatlarına kendi medeniyetinin masallarını değil, başkasının hikâyelerini anlatmaya mecbur bırakıldı.
Camiler susturuldu, medreseler dağıtıldı, irfan ocakları söndürüldü.
Sonra da ortaya çıkan yetim ruhlu nesle dönüp:
“Niçin eskiler gibi değilsiniz?” diye soruldu…
Şimdi bir başörtüsü görüyorlar; hemen Hz. Hatice’nin vakarını arıyorlar.
Bir tesettür görüyorlar; Hz. Fâtıma’nın hayâsını istiyorlar.
Bir sarık görüyorlar; Hz. Ali’nin ilmini, Hz. Osman’ın edebini, Hz. Hamza’nın cesaretini bekliyorlar.
Fakat düşünmüyorlar…
Bir asırdır hangi gönül bu çocuklara ashâbın ruhunu anlattı?
Hangi mektep onlara Allah için yaşamayı öğretti?
Hangi düzen onları irfanla büyüttü?
Hangi eller başlarını okşayıp bu ümmetin büyüklerini sevdirdi?
Bir ağacı kökünden koparıp sonra niçin meyve vermiyor diye kızılmaz…
Bir milleti hafızasız bırakıp sonra niçin istikametini kaybetti diye tahkir edilmez…
Bu nesil kötü değildir…
Bu nesil yaralıdır.
Bu nesil bozuk değildir…
Bu nesil yetim bırakılmıştır.
Ve bilinmelidir ki;
Bir milletin çocuklarını ecdadına düşman ederek yükseldiğini zanneden her anlayış, aslında kendi geleceğini çürüttü...
Şimdi yapılması gereken şey; gençliği suçlamak değil, ona yeniden ruh vermektir.
Onu küçümsemek değil, elinden tutmaktır.
Bağırmak değil, yarasını anlamaktır.
Çünkü bu çocuklar aslında kaybolmadı…
Sadece kendilerine giden yollar kapatıldı.
Şimdi o yolları yeniden açmak gerekir.
Onları tekrar Kur’ân’ın huzuruyla, ecdadın irfanıyla, hakiki ilimle, merhametle ve hikmetle buluşturmak gerekir...
📌 Karını ya da kocanı aldatmayacaksın❗️
📌 Evlâdından sevgini şefkatini eksik etmeyeceksin❗️
📌 Evde, sosyal hayatında edepsizlik yapmayacaksın❗️
📌 Ev hayatını aleniyete dökmeyecek, karını kocanı sergiye açmayacaksın❗️
📌 "Yediği önünde yemediği ardında, daha ne istiyor ki" yollu lâflarla, evlâdını hayvan yerine koymayacaksın❗️
📌 Çoluk çocuğunla birlikte namaz kılacak, dua edecek, kitap okuyacaksın.
📌 Evine haram para sokmamak için kılı kırk yaracak, kulun-kamunun malına-parasına sarkmayı aklının ucundan bile geçirmeyeceksin.
📌 Ailenle birlikte sık sık mezarlıklara, hasta ziyaretlerine gideceksin❗️
📌 Çocuklarını fırsat buldukça köye götürmeyi, köylülerle-tabiatla buluşturmayı ihmal etmeyeceksin.
📌 İsraftan, cimrilikten uzak duracak, ev halkına örnek olacaksın❗️
📌 Çoluğun çocuğun önünde karınla-kocanla atışmayacaksın❗️
UYARI/YORUM
Aile yılı için yapılabilecek en güzel iş, ailenin ve genç kuşakların korunmasını sağlayacak adımların atılması olmalıdır.
Kadın kuşağı programları ailenin altını oyuyor, iğrenç televizyon dizileri ise aileyi kurşuna diziyor.
Maddî teşviklerin hepsinden daha güçlü, daha kalıcı etkileri olacaktır kadın kuşağı programları ile aileyi kurşuna dizen dizilerin kaldırılmasının.
Maddî teşvikler, Batı'da denendi ve çok cüz’î etkileri oldu.
Maddî teşvikler niteliksel değil niceliksel adımlardır çünkü.
Atılması gereken adımlar, kalıcı, aileyi güçlendirici, anne ve baba rollerini aşındırmak yerine güçlendirmeyi esas alan niteliksel / manevî adımlar olabilir yalnızca.
Unutmayalım:
Aile çökerse toplum çöker.
Toplum çökerse, ülke elden gider.
Değerlerimizi güçlendirebilirsek, genç nesilleri kültürümüzün adabı, edebi, hayayı, ahlâkî güzellikleri eksene alan değerlimizle donatarak yetiştirebilirsek, aile de güçlenir, toplum da güçlenir; böyle bir ülkeyi hiçbir güç, hiçbir silah çökertemez.
#aileyılı #aile @RTErdogan Gamze Özçelik
Ya Rab!
Filistin’de Gazze’de hapishanelerde ölüme gönderilen mazlumlara yardım et!
Zâlimleri kahr u perişan et!
Karanlığın en yoğun olduğu an, şafağın atacağı zamandır!
Lûtfeyle Ya Rab!
#stopisrael#openaqsa#FreePalestine#stoptheexecutions
Ekranlardaki açık-saçıklık, dizilerdeki ve reklamlardaki hayasızlık dînî ve millî değerlerimizi sarsmaktan öte geçmiş tüm değerleri yıkacak hâle gelmiştir. Bu da bir beka sorunudur.
Değerlerini yitiren toplumlar selametle yaşayamayaz, yıkılmaya mahkûm olur!
İSTANBUL AİLE VAKFI’NDAN TARİHÎ AÇIKLAMA!
Bendenizin de yönetiminde yer aldığım Aile Vakfı, ailenin korunması için çok önemli bir toplantı yaptı ve tarşhî kararlar aldı.
Alınan kararları sizlerle paylaşıyorum:
Savaş Sadece Cephede Değil: Ekranlarda da Veriliyor…
Ekranlardan Gelen Ahlaksızlığa Kim Dur Diyecek?
Diziler ve programlar aracılığıyla evlerimize düşen ahlaksızlık füzelerine
karşı aileyi savunmak zorundayız!
Aziz milletimiz,
Bugün dünya yeni bir savaş ikliminin içinden geçiyor.
Füzeler gökyüzünü yarıyor, şehirler hedef alınıyor, ekranlar savaş
görüntüleriyle doluyor.
Ama unutmayalım:
Bugün sadece sınırlarımıza değil, evlerimizin içine de bir saldırı yürütülüyor.
Bu saldırı tankla, topla, füzeyle değil ekranlar üzerinden geliyor.
Televizyon dizileri, programlar ve dijital içerikler aracılığıyla evlerimizin
ortasına ahlaksızlık füzeleri atılıyor.
Domuz etiyle/haram gıdalarla donatılan sofralar, sadakatsizlik güzellemeleri,
çarpık ilişkiler, mahremiyet perdelerini yırtıp atan programlar ekranlardan
evimizin ortasına lağım akıtıyor.
Şiddet güzellemeleri, mafyatik ve marjinal rol modeller, uyuşturucu ve
sair bağımlılıkların propagandaları başta çocuklarımız, gençlerimiz ve
kadınlarımız olmak üzere saf dimağları kirletiyor, topyekün hepimizin
geleceğini karartıyor.
Bunların hiçbiri tesadüf değil. Bu, adım adım ilerleyen bir kültür
bombardımanı.
Bugün ekranlarda inşa edilen dil; aileyi sorun merkezi, sadakati yük,
fedakârlığı zayıflık, iffet ve hayâyı ise çağ dışılık olarak gösteriyor.
Gençlere sorumluluğu değil hazzı, sadakati değil anlık arzuları, emeği değil
kolay kazancı güzelleyen bu zehirli mesaj bombardımanı kabul edilemez.
Bu mesajlar bu milletin değerleriyle bağdaşmaz.
Bugün ekranlardan saçılan ahlaksızlık, çürümüşlük basit bir yayıncılık
tercihi değildir.
Bu; ne sanat özgürlüğü meselesi ne de reyting meselesi değildir. Bu
mesele bir medeniyet meselesidir. Bu mesele millî güvenlik meselesidir.
Çünkü güçlü toplumların temeli güçlü ailedir. Aile zayıfladığında toplum
zayıflar.
Bugün dünyanın birçok yerinde savaş sadece silahla yürümüyor, savaş
ekranlar üzerinden algıyla ve içerikle yürütülüyor.
Terör devleti İsrail’in Başbakanı soykırımcı Netanyahu’nun medya ve
sosyal medyayı “sekizinci cephe” olarak tanımlaması boşuna değildir.
Siyonizmin medya uzantıları, 7 Ekim sonrası tüm dünyada başlayan
insanlığın uyanışına mâni olmak için ekranlar üzerinden yoğun bir
psikolojik savaşa girişmiş durumda.
Dijital platformlarda; Yahudileri
mazlum gösteren Holokost Endüstrisi ürünü yapımların, ABD’yi
kurtarıcı gösteren Hollywood Kültür Emperyalizminin filmlerinin
gösterim sıklığındaki artış tesadüf değildir.
Bu nedenle çağrımız açıktır:
•
Yayıncı kuruluşlar milletimizin değerleriyle çatışan içerikleri derhal
kaldırmalıdır.
• RTÜK ve ilgili kurumlar aileyi koruyan düzenlemeleri acilen
uygulamalıdır.
• Aile dostu içerikler her zaman teşvik edilmelidir.
• Ekranlar üzerinden kültür emperyalizmine, psikolojik harbe
geçit verilmemelidir.
Biz yasak talep etmiyoruz. Biz bu milletin değerlerinin hiçe sayılmasına
karşı duruyoruz.
Bu milletin sağlam mayasını hedef alan bu saldırılara sessiz kalmayaca��ız.
Ekranlardan evlerimize gönderilen hiçbir ahlaksızlık füzesine geçit
vermeyeceğiz.
Kamuoyuna saygıyla duyurulur.
@istnblailevakfi
https://t.co/lEja8DBy5b
#aile #AileYılı #aileyikoruyalım
Çanakkale, imanla yoğrulmuş bir direnişin, sabır ve fedakârlığın destanıdır.
Bu aziz vatan uğruna can veren tüm şehitlerimize Allah Teâlâ’dan rahmet ve mağfiret niyaz ederiz.
Cenâb-ı Hak, bu vatanın ve milletin birliğini ilelebed muhafaza eylesin.
#SerhendiVakfı
📌Son dönemde moda oldu bu tip paylaşımlar…Daha doğrusu devlete çakmak.
▪️Bu devlet her ay 16 milyon emekliye..
▪️5 ,5 milyon memura..
▪️3,3 milyon dul-yetime maaş ödüyor.
▪️4 milyon haneye sosyal yardımda bulunuyor.
▪️Eğitim, sağlık, yol, altyapı yatırımları yapıyor.
▪️86 milyon insanını sosyal güvenlik çatısı altında tutuyor. Sağlık hizmeti ve ders kitapları ücretsiz.
▪️Dünyanın en güçlü ordularından birini sürekli hazır tutuyor…
📌Evet bütün bunlar videodaki yemeğin yetersiz olduğu gerçeğini değiştirmiyor.
📌Ama bu devleti her fırsatta hırpalama huyundan da vazgeçsek mi artık.
📌Elimizde bir devletimiz var. Değerini bilmek lazım. Hele de bu dönemde.
Oruç kalkandır. Suyun ateşi söndürdüğü gibi sadaka da günahları silip yok eder. Kişinin gecenin yarısında kılacağı namaz da böyledir (günahları silip süpürür).
(Tirmizî, İmân, 8)
Serhend Takvim
📍Hakan Fidan, Âli İmran Sûresinden bir âyet ile birlik çağrısı yaptı:
"Ey Müminler!
Hepiniz birlikte Allah'ın ipine sımsıkı sarılın ve ayrılığa düşmeyin."
Uyanın beyler.
Türkiye’de İran fonuyla Ali Şeriati külliyatları basıp, İslam tarihi yazılan dönemler bitti.
İran’da bile İrancılığın geleceği yok. Her batıl yok olucudur.
İsraille birbirlerini hırpalasınlar. İkisi de gök kubbede hoş bir sadâ bırakmadan yok olacaklar.
Akıbet müslümanlarındır. Bunlar ise doğum sancıları. Taş üstüne taş koyamayan nasipsizliğine ağlasın.
ŞİMDİ ANLADIN MI TÜRKİYE’NİN NE YAPTIĞINI?
Türkiye’de bazı işler kolay ve maliyeti içeriye çok yansıtılmadan halledildiği için önemi çok bilinmez.
Bu ülkede devlet aklının adeta bugünleri öngörerek son 20 yılda savunma sanayiine yatırımları arttırması…
Suriye’de, Irak’ta, Libya’da, Doğu Akdeniz’de içerden yükselen “Ne işimiz var oralarda” itirazlarına rağmen bayrak gösterilmesi..
Ağır ekonomik maliyetler göğüslenerek küresel sistemin uygun gördüğü değil hakkımız olanın elde edilmeye çalışılması..
Oy kaybı göze alınarak iç cepheyi tahkim etmek için atılan adımlar…
Bunlar hep devlet aklının ufukta beliren kusursuz fırtınaya karşı aldığı tedbirler ve attığı stratejik adımlardı.
Biraz daha somutlaştırmak gerekirse…
Bu ülkenin son 15 yılı Irak ve Suriye gibi olmamak için verdiği olağanüstü mücadeleyle geçti.
Güçlü siyasi liderlik, güçlü ordu ve güçlü savunma sanayimiz ile ayakta kaldık…
Ağır bedeller ödendi ama tarihin en zor dönemecine güçlü ve tek parça girmeyi başardık…
Neden tarihin en zor dönemecindeyiz?
Çünkü yeni ve acımasız bir dünya düzeni kuruluyor.
1930’ların dünyasını özetleyen “Eski düzen ölüyor, yenisi henüz kurulmadı.. Şimdi canavarlar zamanı” cümlesi 2030’ların dünyasına da birebir oturuyor.
ABD son iki ayda iki ülkeye çöktü. (Bu ülkelerin ortak noktası Çin ile petrol ticareti yapmaları.)
Bir ülkenin devlet başkanı yatağından alındı. Diğeri kendi başkentinde öldürüldü.
Eskisi sorunluydu ama yeni dünya düzeninin de insanlığa pek bir şey vadetmediği ortada.
Yine mazlum milletler ezilecek, yine küresel çakalların borusu ötecek.
Dişine kan değmiş çakalların anlayacağı tek şey güç.. Bu çağda güçlü olmak dışında bir seçeneğin yok.
Bizim açımızdan önemli ve güzel olan husus şu: Bir önceki yüzyıla kıyasla “Canavarlar zamanına” daha hazırlıklıyız.
Son 15 yılda ülkeye operasyon çekme kabiliyetine sahip, ipleri küresel çakalların elinde olan 2 proje terör örgütünü etkisizleştirdik.
Enerjide dışa bağımlılığı azaltıp, üretim ekonomisine geçişi hızlandırabilirsek güçlü ordumuz ve güçlü siyasi liderliğimizle yeni dünya düzeninde en önemli aktörlerden biri oluruz.
Yeter ki içeride birbirimize düşmeyelim.
Çünkü bu zorlu süreçte bir ülkenin en büyük zaafı içeride birliği ve beraberliğini koruyamaması olur.
Unutma… Küresel çakallar bir ülkeye çöktüğünde kimsenin etnik kökenine, mezhebine bakmıyor. Sadece alacağını alıyor ve sonra defolup gidiyor.
Geriye “Demokrasi” yalanıyla kandırılan milletler ve harap olmuş ülkeler bırakarak.
Son 20 yılda üç komşumuzdan ikisinin fiilen bölünmesi…
Diğerinin bölünmenin eşiğine gelmesi tesadüf değil.
Merkezinde olduğumuz coğrafya küresel çakalların hedefinde.
Dolayısıyla zafiyet gösterirsek biz de hedef oluruz.
Hedef olmamanın ön koşulu ortak paydamızın vatanımız olması.
İç cepheyi tahkim etmek bu yüzden önemli.
Bunu başarırsak küreselcilerin, içerideki işbirlikçilerinin oyunlarına gelmeden, tuzaklarına düşmeden yolumuza devam ederiz.
Reellerin dünyasında kendi ideallerimizi ayakta tutarız.
https://t.co/qocqOnKhre
Eskiden "Jön Türkler" vardı,
İngiliz büyükelçinin arabasına at yerine kendilerini koşacak kadar
Osmanlı'ya düşmanlardı.
Şimdi ise "Bön Türkler" var, kimin arabasına at olduklarını bile bilmeden
devlete düşmanlık ediyorlar.
Vatanınıza sahip çıkın gençler.
Yaşlılarınıza hürmet edin, örfünüzü, mukaddesatınız koruyun.
Asabiyyenizi diri tutun. Yanınızdaki kardeşiniz kendi canınız gibi koruyun.
Nefsini terbiye edin. Çok çalışın. İşinizi düzgün yapın. Bunun cihat olduğunu bilin.
Tarihin belirleyici bir döneminde yaşıyorsunuz. Ne hezimeti kesin bir yeis zamanı, ne galibiyeti kesin bir refah zamanı.
Ama zaman aleyhinize değildir. Kaybetmemek, kazanmak anlamına gelecek.
Kazanacağımız mutlak zafer kaybetmediğimiz günler sayesinde gelecek.
Yusuf Alabarda:
İtalyan yazar Oriana Fallaci, kendisinin bir 'Katolik ateist' olduğunu söyler ve şöyle der: 'İtalya’yı İtalya yapan, Katolik değerleridir. Ben ateist olsam da Katolik değerlerinin bu toplumda bulunması gerekir.'
Peki, aynısını biz kendi toplumumuz için söyleyemeyecek miyiz?
İslam, bu toplumu kaynaştıran en önemli tutkal iken; İslam’a dair hiçbir şey söyleyemeyecek miyiz?
İZLEMEK İÇİN TIKLAYIN 👇
https://t.co/t9XD6MwqjJ