o da güneşe döner yüzünü,bu yüzden olmalı birileri "Gündöndü"diye seslenir ona. Gün bitene kadar güneşe bakar durur. Bazıları "Günebakan" diye çağırır onu.. Ya biz? Neden "güneşçiçeği"değil de ayçiçeği deriz ona? Güneşe olan aşkını gece ay ışığında büyüttüğü için mi yoksa?
Ayçiçeği güneşe aşık olunca gülmekten kırılmış bütün bitkiler."Güneş gökyüzündeki tahtından bir an bile ayrılmaz. Kudretli ve ulaşılmazdır. Sen kim o kim ? Vazgeç bu sevdadan"demişler hep bir ağızdan. Ayçiçeği sesini çıkarmamış.Sevdalı gözlerini dikmiş güneşe; bakmış bakmış...
Derken bir öğleden sonra, artık bu takipten bıkan güneş sapsarı gazabıyla kavurmuş ayçiçeğini.Daha ayçiçeğinin üzerinde simsiyah duman tüterken insanlar akın etmişler olay mahalline."Yaşasın!" demiş içlerinden biri."Şimdi ne güzel çitleriz bu aşkı."Güneş gün boyu döndükçe
kamera açısı tavandan yere indi ve omurilik felçli, tamamen engelli bir çocuğun yatağa uzanmış hali görüldü. Ve alt yazıda şu not vardı:"Bu çocuğun hayatının her saatinde gördüğü sahnenin sadece sekiz dakikasını sizlere sunduk ve siz buna sekiz dakika bile katlanamadınız.
On dakikalık bir filmin yılın en kısa film unvanını kazandığı ve sinemada gösterime gireceği açıklandı. Filmi merak edip izlemeye gelen büyük bir kalabalık salonun önüne toplandı. Seyirciler salondaki yerini aldıktan sonra film başladı ama bir gariplik vardı.
Altı dakika geçmesine rağmen ekranda aynı sahne vardı:Kamera açısı sadece bir odanın tavanını gösteriyordu.Yedinci dakika da aynı görüntüyle devam edince seyirciler şikayet etmeye başladı ve birçoğu,filmin zaman kaybı olduğunu belirterek salondan ayrılmak istedi. İşte o anda