Togg aracı 80 iş günü serviste bekletip, üstüne bir de "bu parça (OBC) tekrar bozulursa araban garanti dışı kalır" diye kağıt imzalatmak istemişler. Şaka gibi gerçekten 🤯
Togg Kullanıcı Şikayet;
"17.02.2025 tarihinde satın aldığım Togg 10X v2 Uzun Menzil aracım şu an yaklaşık 48.000 km'dedir. Aracı satın aldığım günden bu yana birçok farklı sorun ve arıza yaşadım ve buna rağmen yüksek bedel ödeyerek aldığım aracı tüm risklerine rağmen kullanmak zorunda kaldım.
Aracım önce Arnavutköy Togg servisine girdi ve toplam 48 iş günü serviste kaldı. Bu kadar uzun süre serviste tutulmasına rağmen tarafıma araçta herhangi bir sorun bulunmadığı söylenerek teslim edildi. Kısa süre sonra araç tekrar arızalandı ve bu kez Çerkezköy Togg servisine götürüldü. Burada yapılan incelemede obc arızası olduğu ifade edildi ve bu parçanın değiştirildiği belirtilerek aracı teslim almam istendi.
Asıl mağduriyetim ise bu aşamada yaşandı. Tarafıma, değiştirilen obc parçasının ileride tekrar arızalanması halinde aracın garanti dışı bırakılacağına ilişkin bir belge imzalatıldı. Aracımı teslim alabilmem için bu belgeyi imzalamam gerektiği söylendiği için istemesem de imzalamak zorunda kaldım. Garanti kapsamında değiştirilen bir parçanın tekrar arızalanması halinde tüm aracın hangi gerekçeyle garanti dışı bırakılacağını anlamakta güçlük çekiyorum.
Aracım toplamda 80 iş günü boyunca servislerde kaldı ve bu süreçte hem ciddi kullanım kaybına uğradım hem de maddi ve manevi açıdan mağduriyet yaşadım. Bu nedenle Togg'dan, obc değişiminin garanti kapsamında yapılıp yapılmadığının, imzalatılan belgenin hukuki dayanağının ve aynı arızanın tekrarı halinde aracın neden garanti dışı bırakılacağının tarafıma yazılı ve gerekçeli şekilde açıklanmasını talep ediyorum. Ayrıca tüm servis ve arıza kayıtlarımın tarafıma verilmesini ve 80 iş günlük servis süresinden kaynaklanan mağduriyetimin giderilmesini istiyorum.
6502 sayılı Tüketicinin Korunması hakkında Kanun ve ilgili mevzuattan doğan tüm yasal haklarımı saklı tutuyor, konunun standart bir müşteri hizmetleri yanıtıyla geçiştirilmeden, yetkili birimler tarafından detaylı olarak incelenerek tarafıma yazılı ve tatmin edici bir açıklama yapılmasını talep ediyorum."
#reklam değildir.
Menzil Tarikatı’nın İzmir’de yaptığı adeta bir “gövde gösterisi”, kabul edilemez bir tabloyu gözler önüne sermiştir.
Bireysel inançlara elbette eyvallah. Ancak kamu kurumlarında görev yapan bazı kişilerin, bir tarikat liderine bağlılıklarını açıkça beyan ettikleri çok sayıda video izledik. Bu görüntülerde askeriyeden, Sağlık Bakanlığı’ndan ve Adalet Bakanlığı’ndan kamu görevlilerinin yer alması, meselenin çoktan bireysel inanç sınırlarını aştığını göstermektedir.
Devlet kurumlarıyla iç içe geçmiş, kamu gücünü kendi inançları ve hiyerarşisi doğrultusunda yönlendirmeye çalışan bu tür yapılanmaların neye yol açabileceğini, 15 Temmuz’da çok ağır bir bedel ödeyerek tecrübe ettik.
İslamiyet ile hiçbir ilgisi olmayan sözde tövbe törenleri düzenleyen, milyarlarca liralık servete sahip bir holding gibi hareket eden bu yapıya; kamu görevlilerinin ve siyasetçilerin destek vermesi, laik hukuk devleti ilkesine ve Anayasaya açıkça aykırıdır.
Sorun yalnızca bu tarikatlarla da sınırlı değildir. Bölücü terör örgütü, sözde başlatılan süreçten güç alarak faaliyetlerini ve saldırganlığını artırmış, küstahlığını her geçen gün daha da ileri taşımıştır.
Öte yandan; Twitter’da iki satır eleştiri yazan, sokak röportajında düşüncesini dile getiren yurttaşlar hakkında anında soruşturma başlatan ya da başlattıran devlet yetkilileri ve siyasetçilere sormak gerekiyor:
Anayasamız kaldırıldı mı?
TBMM’de şerefiniz ve namusunuz üzerine okuduğunuz yemin ne içindi?
Dün FETÖ için uyarmıştık, dinlemediniz.
Bugün bir başka tarikat için yeniden uyarıyoruz.
Hasan Ufuk Çakır kürsüde coşkuyla haykırıyor:
“İki başkomutan var; biri Gazi Mustafa Kemal Paşa, diğeri Recep Tayyip Erdoğan.”
Nasıl da coşkulu…
Ama bu coşku bir inancın değil, kabul görme telaşının coşkusudur.
Katıldığı partide yer edinmenin bedeli olarak, ayrıldığı partiyi yerden yere vurmak; siyaset değildir. Bu açıkça bir biat ritüelidir.
Bu, fikir değiştirmek değildir; korkunun ideolojiye dönüşmesidir.
Fikir değiştirmek tartışılabilir. İnsan yanılabilir, öğrenebilir, dönüşebilir.
Ama döneklik başka bir şeydir.
Döneklik, dün savunduğunu bugün lanetleyip, bunu da erdem gibi sunmaktır.
Siyaset omurga ister.Omurga yoksa, coşku olur; ama ağırlık olmaz.Söz söylenir; ama sözün haysiyeti kalmaz.
SİZİ DE RAHATSIZ ETMİYOR MU? ?
(Etmiyorsa, ben bambaşka bir gezegende yaşıyorum demektir.)
15 - 25 arası (çok küçük bir azınlık hariç) insanların neredeyse tamamı, bırakın kendi hemcinsleriyle aralarındaki konuşmaları, yanlarındaki kızlarla bile konuşmalarında her cümlesi ya "AMQ" ile başlıyor ya da "AMQ" ile bitiyor.
Kızların kendi aralarındaki konuşmalarda bile duyuyorum bunu. Üstelik, uluorta kullanıyorlar bu ifadeyi, yani "etraftan duyulup duyulmaması" umurlarında bile değil.
Daha da vahimi, sanki onlardan bulaşmış gibi, 40, 50, hatta 60 yaşlarındaki insanların ağızlarına da yapıştı bu. Benim yaşlarımda insanları da duyuyorum sokakta.
Sanki vahşi bir virüsün saldırısına uğradık. Herkesin dili bu iğrenç enfeksiyondan muzdarip!
Bir pandemiye esir düştük.
Gülistan Doku 5 Ocak 2020 günü Tunceli valiliği önünde bir dolmuşa bindi ve sonrası bilinmiyor...
Gülistan'ı kim yada kimler kaybetti?
Gülistan'ın izi neden hep suda arandı?
Gülistan'ın izi neden başka yerde aranmadı?
Gülistan Doku'nun bulunması için lütfen hep beraber RT ederek soralım;
#GülistanDokuNerede
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Yüce Divan'da yargılanmasına neden olacak belgeleri paylaşıyorum!
Uluslararası Tahkim Mahkemesi'nin gizlenen dosyasına ulaştık⬇️
2014-2023 yılları arasında;
AK Parti, Irak Merkezi Hükümeti’nin onayı olmadan, Türkiye-Irak ham petrol boru hattından (Irak Bölgesel Kürt Yönetimi’yle anlaşarak) petrol taşıyıp, Ceyhan’da Irak petrolü yüklemesi yaptığı için, Tahkim’de Türkiye cezaya çarptırıldı.
Karar kesinleşti!
AK Parti’nin Türkiye’ye verdiği zararın boyutu dehşet verici. Bu cezaya her geçen gün faiz de ekleniyor.
Net ceza tutarı: 1.471.390.486 Doları
1 Milyar 471 Milyon Dolar!
Güncel kur’la 60 Milyar Lira!
Bu Tahkim belgeleri yok edilemez, bu dosya kapatılamaz. Ve bu dosya, duvardaki sadece ilk tuğla.
Bugün, yarın veya ileri bir tarihte bu konu ve arka planı, bir Yüce Divan konusudur!
Kaynak: 13.02.2023 tarihli Uluslararası Tahkim Mahkemesi Kararı (İngilizce-Türkçe)
1923 yılında osmanlı sarayından alınıp halka verilmiş tüm hakları, halk aldı ve bir saraya geri verdi. Çok söyledik, anlatamadık… Bu sefil kadir bilmezliğin, aşağılık çıkarcılığın, derin cehaletin çok ağır bir bedeli olacak ve ne yazık ki hep birlikte ödeyeceğiz. Hep birlikte!
Bu saatten sonra partisinden ayrılıp iktidar bileşenlerine geçen milletvekilleri olursa, bence hukuk dışı Anayasa değişikliğiyle Türkiye Cumhuriyeti’nin yıkılmasına destek vermesi karşılığında çok büyük para almış, şehitlerimizin canıyla, kanıyla kurtarılmış ve kurulmuş vatanımızı ve bizi, hepimizi yediği rüşvet karşılığı satmıştır.
Buna niyetlenecek olanlar Türk milleti tarafından ağır eleştirilerle karşı karşıya bırakılmalı ve dışlanmalı, afişe edilmelidir.
İçine düşünce çıkamadığım acı dolu hayatlar var bu ülkede. Gerçekten çıkamıyorum içinden. Ne üzüntümü, ne öfkemi kontrol edemiyorum. Sonra saldırmaya başlıyorum sorumlulara. Sonra çaresizliğimi ve yaptığımın bir işe yaramadığını görüp kendimi aciz hissediyorum. Acı çekiyorum. Hasta oluyorum. Mattia neden öldü?
Yaşıtı iki üç çocuğun saldırısı mı sadece?
İçerde mi o çocuklar?
Oh!
Bitti…
Bitmedi. Bitmeyecek.
Çünkü içten çürüdük.
Çürüttüler toplumumuzu.
Küçüğünden büyüğüne, kadınından erkeğine, koskoca bir ekonomik uçurumun kıyısında çürüttüler hepimizi.
Eğitimsizlikle daha da derinleştirdiler bu uçurumu.
Ve adaletsizlikle güçlendirdiler.
Sonuç?
Pırıl pırıl çocuklarımız öldü.
Çocuklarımız öldü! Çocuklarımız!
Biri toprak altına gitti, diğerleri hapise…
Peki ya buna sebep olanlar nerde?
Ülkesinde suç işleme yaşının, madde kullanma yaşının çocuk yaşlara indiği bu ülkenin iç güvenliğinden kim sorumlu?
Biz biliyoruz da sorumluları…
Onlar kendilerini biliyorlar mı acaba?
Yirmi yıldır bile isteye çürüttükleri her yerde ölüyoruz.
Çok üzgünüm.
Kalbim çok acıyor.
Geride kalan aileye koca bir sabır diliyorum.
Bir anlamı olur mu bilmiyorum ama yanlarındayım.
Ve güzel evlat Mattia,
Affet.