Biri de Osmanlı'da Anadolu ve taşradaki Türk kadınlarına hangi eğitimlerin verildiğini anlatabilir mi? İhmal edilmiş, gayri müslim kadar değer görmemiş köylülerin torunları cariyeler için tartışmaya giriyor.
14 yaşındaki kızı Işıl Öykü için adalet arayan baba Yunus Dinç, cinayetin üzerinin nasıl örtüldüğünü anlattı:
“Kızım Pendik sahil yolunda, yaya geçidinden karşıdan karşıya geçmeye çalışırken yüksek hızla gelen aracın kırmızı ışıkta geçmesi sonucu bütün kemikleri kırılarak, bütün iç organları parçalanarak, kafatası çatlayarak olay yerinde öldürüldü.
Tüm şahitler araç sürücüsü kadın demesine rağmen bir erkek teslim oldu. 15 mobese kamerası 1 buçuk saat boyunca arızalıymış.
Bu erkeğin tuttuğu avukat, 3 günde 3 savcı değiştirtiyor. Yeni savcı 1 günde iddianameyi tamamlıyor. Ne tanık ne sanık ifadesi, ne de delil toplama ihtiyacı hissediyor.
14 yaşındaki çocuğun öldürüldüğü bir olayda 1 günde iddianame yazılıyor.
Hakim de bu iddianameyi onaylayıp kızımın katilini 4. günün öğleninde dışarı çıkarıyor. Tutuksuz yargılanıyor.
Biz buna kaza değil, cinayet diyoruz.”
Her izlediğimde suya atlayan kişiye saygım daha da artıyor. Orası en az 10 metre ve dibini bilmediğin bir suya atlamak gerçekten yürek ister. Atlayıp ayağını kırmak ya da akıntıya kapılmak da ihtimaller arasında. Geçen gün, iki kadını kurtardıktan sonra kendisi boğulan Suriyeli bir kardeşimiz vardı. Bu işler öyle dışarıdan göründüğü kadar kolay değil.
Kötülükler ne kadar konuşulsa da iyilik, hâlâ en güçlü şekilde varlığını gösteriyor.
Kemal Ateş’in yardımıyla sudan çıkarılan Eslem’in sağlık durumu iyi. Bu kahramanlık devlet katında ödüllendirilmeli.
Çektiği fotoğrafla 750.000 fotoğrafın yarıştığı bir yarışmada dünya ikincisi olan Tokatlı amatör fotoğrafçı Emin Coruş, vize engeline takıldığı için Paris'teki ödül törenine gidemedi.
Fransa'dan kargolanan ödülü ise gümrük engeline takılıp imha edildi:
"Yetkililer benden bazı belgeler istedi. Bunun satın alınan bir elektronik ürün olmadığını, sadece plaket ve sertifika olduğunu anlattım. Ama yine de teslim edilmedive imha edildi."
🔴 Zonguldak'ta bedeni yakılan Afgan işçinin eşi Qamer Nourtani:
- Saçlarım beyazladı, dökülmeye başladı, daha da yaşlandım.
- Eşim benim çalışmamı istemezdi, şimdi bulaşıkçılık ve temizlikle evi geçindirmeye çalışıyorum.
- Oğlumun protez bacağa ihtiyacı var ama 'deport durumundasınız' diyerek yardım etmiyorlar.
- Kimliklerimiz iptal oldu, hastaneye gidemiyoruz.
- İki engelli çocuğumla deport korkusuyla yaşıyoruz.
- Cansız bedeni kül edilmek istenen bir babanın çocuklarında sadece ümitsizlik görüyorum. (İlke TV)
Adamlar maaşa zam, iyileştirme falan filan istemiyor ha, adamlar 1 yılda 2 kez maaş almışlar. Bu insanlar aile geçindiriyor, çocuk bakıyor. Devlet bu insanların hakkını arayıp şirketin tepesine çöküp hesap soracağına hakkını isteyen insanların önüne polis yığıyor.
madencinin çocuğu 23 Nisan'da gülüp oynamak yerine aylardır maaşını alamayan babasının yanında, direnişte. bir çocuğun gözündeki yaşın sebebi olanlar, bir çocuğun kursağından geçecek lokmaya el uzatanlar bilsin ki sizden alacağımız daha çok şey var
#HakkımıVerDorukMadencilik
Hukuk, birtakım ortaklıklar bozulunca, hesaplar ve dengeler değişince intikam aracı olarak kullanılıyor; bozuk saat gibi “işliyor” ancak. Böyle olunca adalet yerini bulmuyor elbet, vicdanlara bir damlacık su serpilmiş oluyor (ki bu bile lüks neredeyse). Ne korkunç bir zaman.
kimse kimseyi boşuna şişirmesin. yok kahraman savcı yok bilmem ne. herkes biliyor ki çıkarlar çatışmasa kralı gelse 6 senedir korunan kişiler bir anda patlatılmazdı. biliyoruz çünkü doğruları eşenlerin ne şekillerde nerelere sürgün edildiğini. yer gök inlemeli gülistan doku için