"İspatlanmamış aşk, aşk değildir; ispatlanmamış iman da iman değildir."
Ekmeğin ve otun peşinde koşanlar hayvanlarla aynı derecededir, onların hayvanlardan bir farkı olmaz; çünkü böyleleri nefsinin, bedeninin arzu ve isteği peşinde koşar, onu dert edinirler.
++
Böyle olunca da manevi taraflarına, Allah’ın kendilerine nefhettiği ruh taraflarına bakamadıkları, göremedikleri, anlayamadıkları, tadamadıkları için tadı, lezzeti nerde bulurlarsa onun peşinden koşarlar. Bu yüzden aşkı, muhabbeti, sevmeyi tatmadan iman olmaz. ++
Ahireti dünyadan daha çok seven, Allah’a kavuşmayı seven birinin veli olduğu çok net ortadadır. Dünyayı ahiretten daha çok seven ve Allah’a kavuşmayı istemeyen birinin de mü’min olup olmadığı bellidir. “Allah mü’minlerin velisi (dostu ve yardımcısı)dır.”893 ++
rabbimizle aramızdaki perdeyi, dünya hayatının sevgisini aradan çekelim ve gönlümüzde bir tek rabbimize kavuşmanın sevgisi olsun.
İnşallah bundan sonra ölüme karşı bakışımızı doğru yapar ve ölümün rabbimize, asıl vatanımıza gitmek olduğunu anlarız. Rabbimizin huzuruna ++
“Biri aşktan dolayı sarhoş olmuyorsa çamurdan kurtulamamıştır”
Eğer birinde aşk yoksa onda iman da yok demektir. Birinde aşk olmadığı halde Allah’tan, peygamberden, İslam’dan, cennetten bahsederse o kişi kavanozun içindeki balı değil, sadece kavanozu yalamış olur.
++
Üzerindeki çamuru biraz silkelesen, Allah’ın sana nefhettiği o ruh, tecelli ettiği o güzellik Allah ile arandaki perdeyi biraz titretse, biraz sallasa böylece aşktan sarhoş olsan olmaz mı? Neden sadece işin lafında kalıyorsun!
Devamı ilk yorumdaki linkte.
Böyle olanlar; “Allah’ı sevmek gerekir, cennet güzeldir, namaz kılmak ve oruç tutmak lazımdır” der; ama böyle demekle sadece o bal kavanozunu yalamış olurlar. Hâlbuki bir kul olarak o bal kavanozunu şöyle bir açıp balın tadına baksan, şu aşkı bir tatsan olmaz mı? ++
"Hayırda yarışanlar mukarrebun olanlardır, Allah'a yakın olanlardır"
Mukarrebun, Allah’a en yakın olanlardır. Allah’a yakın olanlardan daha yakın olmak istiyorsak yapmamız gereken şey güzel yapmaktır; ama bu güzelliği Allah’a göre yapmamız ve bunu imanımızdan dolayı yapmamız++
gerekir; yani gayemiz rabbimizin rızası olmalıdır.
Yoksa “insanlar benim için şöyle söylesin, böyle düşünsün” dersek bu durumda insanları Allah’a şirk koşmuş oluruz. Eğer yaptığımız güzellikleri Allah için yapıp; “ya rabbi! Bunu senin hatırına, senin için, seni sevdiğim için,++
Hiç kimse Allah’ın, kulunu sevdiği gibi sevemez. Bütün annelerin, çocuklarına olan sevgisini, muhabbetini, rahmetini toplasak yine de Allah’ın rahmeti, muhabbeti karşısında bir zerre bile olmaz. Dünyadaki bütün annelerin rahmeti de yine Allah’ın rahmetinden tecelli etmiştir.++
kazanacağımızı ve ne yaparsak kaybedeceğimizi bilip takdirimizi yapmaktır.
Bu takdiri de ancak Kur’ân’dan, kader kitabımızdan öğrenebiliriz; çünkü Allah bizi bu kitaptan hesaba çekecek!
->>Devamına ilk yorumdaki linkten ulaşabilirsiniz.
Kaldı ki annelerin bu sevgileri, rahmetleri fanidir; ama Allah’ın, kuluna olan sevgisi ve rahmeti bakidir, kıyas bile kabul etmez.
Bize düşen; rabbimizin âyet-i kerimede “Allah’a firar edin”714 buyurduğu gibi rabbimize firar etmek, koşmak, rabbimizi dinlemek, ne yaparsak ++