Levent Ülgen:
🔸 "12 yaşındayken ilkokulu bitirdim, bitirme hediyesi olarak babamdan bir bisiklet istedim. Almayacağını biliyorum çünkü mali durumumuz o kadar iyi değil."
🔸 "Yan tarafta bir inşaat var, sen orada git kendine bir iş bul, çalış, para biriktir, üstünü ben tamamlayayım, alalım bisikleti dedi."
🔸 "Ertesi gün gittiğimde elimde bir kova kireç, sönmüş kireç, bir tane fırça; yan taraftaki dört katlı, sekiz daireli apartmana..."
🔸 "Astar çekiyordum. O çocuk halimle boyum bir yerlere yetişmiyor, gözüme kireçler kaçıyor, annem ağlayarak pansumanlar yapıyor, babamın umurunda değil."
🔸 "Bütün bir yaz ben o apartmanın astarını çektim. Paramı verdi, bisiklet parası çıkmış. Akşam babamın gelmesini bekledim büyük bir vakurlukla."
🔸 "Al dedim, param hazır, alalım. Alalım da dedi, şimdi yaz tatili bitti, okul açılacak, kar, kış, yağmur, çamur sen bu bisiklete binemezsin."
🔸 "Ben sinirden ağlamaya başladım. Ama dedi, dur şöyle yapalım dedi; para senin, bu parayla istediğin şeyi alabilirsin dedi."
🔸 "Kendime çok güzel bir forma aldım, bir şort, tozluklar, kramponlar ve bir de deriden bir futbol topu. Mahallenin kralı benim, çünkü topum var."
🔸 "İstediğim takımı ben kurabilirim, istediğim takım benim olur. O yaz boyunca emeği tanıdım, emeğin ne olduğunu anladım, emeğimin gücünü fark ettim."
🔸 "Yıllar yıllar sonra annem itiraf etti: Babam bu bisikleti bana özellikle almamış. 'Ben bu oğlana bu bisikleti alırsam...'"
🔸 "'Bu oğlan deli, bu oğlan yaramaz, o yokuştan aşağı inmeye kalkar gider orada kamyonun altında kalır. Ben ağlayacağıma bırak 'bisikleti yok diye o ağlasın' demiş."
Mahsun Kırmızıgül: Savcılık ifadesinde iddiaya göre şöyle demiş
“Ahbap Derneği’ne Şahsi olarak bir yardımda bulunmadığım gibi
YARDIMDA BULUNULMASI İÇİN ÇABA DA GÖSTERMEDİM.”
Peki bu X’leri senin hayaletin mi attı Mahsun.
🔵 Mersin'de şezlong kiralayan işletme çalışanı, halka açık alanda oturan vatandaşlardan plajı terk etmelerini isteyerek üzerlerine kum fırlattı;
➕️"Kalk baba! Kalkacaksın bu kadar basit ilerle!"
➖️Tamam, kalkacağız, sakin ol!
➕️"3 dakikanız var."
Gülben Ergen, baktı bunlarla pr yapamıyor AHBAP'ını da bahane edip "iyilikten maraz doğarmış" diyerek onlyfanscılığa yatay geçiş yaptı..
Annesini huzur evine yatırıp anne duyarı kasıyor bir de..
Samimiyetsizlik deyince bu kadın.. 🤦🏼♀️
Malını Tüccara Yedirmedi!
Sarımsağına kilosu 25 TL Teklif Ettiler. Pazarda kilosunu 50 TL'ye Kendi Satmaya Başladı...
Adana’dan sonra Kahramanmaraş’ta üreticiler, ürünlerini düşük fiyata almak isteyen komisyonculara karşı farklı bir yol seçti.
Tarladan çıkan sarımsağına 25 TL teklif edildiğini söyleyen bir çiftçi, ürününü aracıya vermek yerine 50 TL’ye doğrudan vatandaşla buluşturdu.
Sizce bu sistem Türkiye genelinde yaygınlaşmalı mı?
Beyoğlu'nda yağmurda kalınca kısa mesafedeki oteline gitmek isteyen bir turist, 10 dakikalık taksi yolculuğu için 1078 TL ödedi:
"İşte bu yüzden taksiye binmemeye çalışıyorum. Taksi ücretleri burada gerçekten bu kadar pahalı mı?"
A101 mağazasında 40₺'ye satışa sunulan ekmeklerin hali bir takipçimiz tarafından böyle görüntülendi.
Hiç mi rafları kontrol eden yok?
Hiç mi denetleyen yok?
https://t.co/SBkrs2Rp3r
@A101iletisim
#SONDAKİKA
🚨🚨 VERGİ DAİRELERİ NEFES ALDIRMIYOR! 🚨🚨
📩 Ödeme emri…
🔒 e-Haciz…
⛔ Bloke yazısı…
📄 Tebligat…
⚠️ Derken her gün yeni bir işlem…
🌧️ Adeta yağmur gibi yağan bu işlemler;
🏪 Esnafı,
🏭 İşletmeleri,
👨💼 Mali müşavirleri,
👩💻 Serbest meslek erbabını
her geçen gün daha da zorluyor.
📉 Tahsilat yapamayan mükellefe sürekli baskı uygulamak, ekonomik sorunları çözmüyor.
🫁 Nefes alamayan işletme üretim yapamaz.
💼 Üretemeyen işletme vergi ödeyemez.
📊 Vergi gelirinin sürdürülebilir olması için önce mükellefin ayakta kalması gerekir.
⚖️ Devletin vergi alacağı kutsaldır.
🤝 Ancak tahsilatın yolu yalnızca baskı değil; ödeme kolaylığı, yapılandırma ve sürdürülebilir mali politikalardır.
📢 Mükellefe nefes aldırın ki ekonomi nefes alsın!
#Vergi #VergiDairesi #MaliMüşavir #Mükellef #eHaciz #ÖdemeEmri #Bloke #Ekonomi #Esnaf #KOBİ #Muhasebe #TÜRMOB #SGK #Finans #İşletme #HazineveMaliyeBakanlığı #GelirİdaresiBaşkanlığı
1 HAFTA ÖNCE BİZZAT YAŞADIĞIM BİR OLAY. OKURSANIZ SEVİNİRİM.
İkamet ettiğim site, yazlık bir site. Kışın 3-4 aile varız, yazın ise 110 daire neredeyse full doluyor.
Belki on yıl olmuştur, anamı memlekette yanımıza getiriyoruz. Kışın yanımızda kalıyor ama benim eve gelmek istemiyor. “Ezan sesi yok.” diyormuş.
Neyse, çok uğraştım. Sitenin hem arka tarafına hem de ön tarafına merkezi ezan sesi için birer hoparlör koydurabildim. O sene, temmuz ayında site genel kurul toplantısında bir kadın itiraz etti. Eşi emekli albaymış.
“Bu ezan olayı kesin Mustafa Bey'in başının altından çıkmıştır.” dedi.
Neyse, kadın diye fazla üstüne gitmedim.
“Elhamdülillah, benim başımın altından çıktı.” dedim ve oylanmasını istedim. Oy çokluğuyla kabul edildi.
Gelelim, size bunu neden anlattığıma...
Bu kadının son bir sene içinde eşi kalp krizinden vefat etti, sonra 40'lı yaşlarda oğlu vefat etti.
Eşi dağ başında yürüyüş yaparken yanında kriz geçirmiş. Hemen 112'yi aramışlar. Bölgeye ambulans gelemez denilince ambulans helikopterle gelip götürmüşler ve eşi ambulansta vefat etmiş.
Oğlu için de buna benzer bir durum olmuş.
Bunları nereden mi öğrendim?
Geçen gün siteye gelmiş, televizyonu göstermiyormuş. Site yöneticimiz de bir bayan. Beni aradı:
“Abi, sana zahmet, Semra ablanın televizyonu göstermiyormuş. Bakabilir misin?” dedi.
“Bakarım kardeşim.” dedim.
Gittiğinde, “Lütfen eşinden ve oğlundan hiç bahsetme.” dedi. “Psikolojik tedavi görüyor, uzun zamandır. Ben site sakinlerini, komşuları uyardım.” dedi.
“Tamam.” dedim ve gittim.
Uydusunu ayarladım, kanalları tarattım. İşim bitti, çıkarken:
“Kahve yapacağım, lütfen bir kahve içelim.” dedi.
“Peki, olur.” dedim.
“Mustafa Bey, sizden özür diliyorum.” dedi. “Yıllar önceki hatamdan dolayı.” dedi ve başladı anlatmaya.
“Sanırsam siz Erdoğancısınız.” dedi.
“Evet.” dedim.
Eşinin olayını anlattı, helikopter olayını... Oğlu da dağın başında, bir bungalov evinde kriz geçirmiş. Gelini aramış, ona da ambulans helikopter gelmiş.
Ben de artık “Başınız sağ olsun, Allah rahmet eylesin.” demek zorunda kaldım. Yönetici, “Deme.” demişti ama konu açılmış oldu. Demesem ayıp olur diye söyledim.
Ağlamaya başladı.
“Ağlamayın ablam.” falan diye teselli ettim.
“Peki, bana neden bunları anlattınız, abla?” dedim.
“Benim kadar Recep Tayyip Erdoğan'a düşman birisi belki de bu ülkede yoktu. Ben şu an gittiğim her yerde onu anlatıyorum. İnan bana, lütfen.” dedi.
“İnandım.” dedim.
“Peki, bu yeni partiyle CHP'ye ne diyorsun?” dedim.
“Onlar beni artık alakadar etmiyor.” dedi ve ekledi:
“Ekrem İmamoğlu, Atatürk'ün partisini bitirdi.”
“Hadi, bana müsaade.” dedim.
“Ağlamak yok, bol bol dua et.” dedim.
Gülümsedi.
Şimdi şu arkadaşın videosunu gördüm de bunu anlatmak istedim.
Cümleten Hayırlı geceler.
Ankara'da Tunalı Hilmi caddesindegi “Sixtiees" isimli gay Pub işletmesine yönelik “fuhuş için yer ve imkân sağlama” ve “müstehcenlik” iddiasıyla yürütülen soruşturma, mekanın müdavimleri nedeniyle ilginç yerlere varabilir!
İşletmeye ve şüphelilere yönelik operasyonda elde edilen dijital bulgular ve şüpheli beyanları üzerine, işletme sahibi Ceyhun Toker, mesul müdür Şenhan Şenel, işletme çalışanları Hayriye Bayazıdoğlu Toker, Fatih Akkoç, Ali Gültekin, Bayram Çelik ve Fuat Karakuş tutuklama istemiyle sevk gedildikleri nöbetçi Sulh Ceza Hâkimliğince tutuklanmıştı.
Ankara'da iş ve siyaset dünyasında tüm gözlerin operasyonda ele geçirilen dijital verilerin içeriğine ve mekan kamera kayıtlarına çevrildiği konuşuluyor.
Ne zaman Ekrem İmamoğlu ve ekibi hakkında belgeli haber yaptıysam, kendimi; polisin, savcının ve hakimin karşısında buldum ve ''HAKARET'' ettiğim gerekçesiyle yıllarca yargılandım.
📌SORUM ŞU;
Bu kişinin Cumhuriyet tarihinin en büyük Rüşvet ve Yolsuzluk çetesinin lideri olduğu ortaya çıktığına göre, o dönemler benim yerime onun ifadesi alınması, ortaya koyduğum yolsuzluk belgeleri dikkate alınıp onun/onların yargılanması gerekiyorken bana niye yıllarca eziyet ettiniz?
Bir vatandaş, Bağ-Kur gecikme faizlerine dikkat çekmek için tutuklanan Fatma Soydaş’ın görüntülerini kullanarak tepki gösterdi:
🔹 “Bağ-Kur faizleri şu kadın kadar konuşulmadı.”
🔹 “198 bin lira borcum vardı. Üzerine 232 bin lira gecikme faizi koydular.”
🔹 “Yapılandırmada 382 bin lira daha eklediler. Borcum 807 bin liraya çıktı.”
🔹 “Bu kadını konuştuğunuz kadar şu faizi haber yapmadınız!”