Holding çıkarlarının barikatı olmuş durumda devlet kurumları.
Acele Kamulaştırma kararlarıyla insanları 300 yıldır sahip oldukları evlerden, tarlalardan sökülüp atılıyorlar eskimiş eşyalar gibi..
Olay yeri Kütahya ama yurdun dört bir yanı böyle.
Zalimlik..
Haluk Levent'in, Bakan Akın Gürlek'e hitaben yazdığı açıklamasındaki 'Çerkezköy' detayı nedir?
Bunun yanıtını yine 68 gayrimenkulün devredildiği Esin Önder Çağlayan'ın ifadesinde buluyoruz.
Çağlayan'a, "Çerkezköy'deki 10 adet taşınmazın devri" soruluyor. MASAK tespitine göre, Levent'in çalışanı Kaya'dan Power İnşaat'a iki işlemde 21.8 milyon lira, "Forets City D Blok 1-2-4-7-9-10-15-16 Nolu daire ödemesi" notuyla gönderilmiş.
Peki Power İnşaat kimin?
Geçen yıl hazırlanan 'Saral suç örgütü' iddianamesine göre, İlyas Saral'ın para akladığı ileri sürülen şirket. 2021'e kadar İlyas Saral da yönetimde.
Levent'e borç veren, AHBAP'a yardım çağrısı yapan herkes sorgulanırken, Power İnşaat neden sorgulanmıyor?
Vakıf üniversitelerinde işten çıkarılan akademisyenler, yükseköğretimde piyasalaşmanın derinleştiğini belirterek örgütlü mücadele ve dayanışma çağrısında bulundu.
https://t.co/MMyLHYV61L
Bir Sosyal Güvenlik Masalı
Bir varmış, bir yokmuş. Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, memleketin birinde cevval bir çalışma bakanı varmış.
1999’dan bu yana altı kez milletvekili seçilmiş, aradan yirmi yedi yıl geçmiş, hâlâ vekilmiş. İki kez, toplamda altı yıla yakın süreyle çalışma bakanlığı koltuğunda oturmuş, başka bakanlıklarda da görev almış.
Muhalefetteyken iktidarın çıkaracağı sosyal güvenlik yasalarına büyük bir öfkeyle karşı çıkarmış. Mecliste yeri göğü inletmiş, esip gürlemiş. Şöyle demiş:
“Bu tasarı, ülke gerçeklerine aykırı bir tasarıdır. Bu tasarı, bilimsel analizin ürünü değildir. Bu tasarı, kâr ve zarar mantığına göre hazırlanmış bir tasarıdır. Bu tasarı, sosyal kaygıları dikkate almamaktadır. Ayrıca, bu tasarı, Anayasa’nın sosyal devlet olma özelliğini ve sosyal güvenlik hakkını da dikkate almayan bir tasarıdır.”
Sözünü ettiği tasarı, o memlekette sosyal güvenlik karşı devrimini başlatan, emeklilik yaşını yükselten ve emeklilik koşullarını ağırlaştıran bir tasarıymış. Cevval vekil, partisi adına tasarıyı yerden yere vurmuş. Gel gör ki istek büyük yerden gelmiş ve tasarı yasalaşmış.
O tuhaf memlekette birkaç yıl sonra vekilin kurucuları arasında yer aldığı bir parti tek başına iktidara gelmiş ver hâlâ iktidarmış. İşin tuhafı, kendisinin ve arkadaşlarının vaktiyle yerden yere vurduğu tasarıdan çok daha ağırını bu kez kendileri gündeme getirmiş.
Talep yine beynelmilel sermayenin çıkarlarını kollayan yerlerden geliyormuş: Bu yasa çıkmazsa, darda olan ülkeye kredi musluğu açılmayacakmış.
Tesadüf bu ya, eskisinden çok daha ağır olan yasanın gündeme geldiği günlerde cevval vekil çalışma bakanıymış. Geçmişte eleştirdiği tasarıdan kat kat vahimini aslanlar gibi savunuyormuş. Eski konuşması hatırlatılıp “bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu” denilince kendini şöyle savunmuş:
“Diyelim ki ben o gün yanlış yapmışım, yeni bir milletvekili olarak ben yanlış yapmışım. Devletin içini de bilmediğimiz için, biz bu konuşmayı yapmış olabiliriz ama bugün bir farklı gerçek var.”
Anlaşılan cevval bakan, devletin içini öğrenince çark etmiş. O zamanlar yapılan uyarıları ise kulak ardı etmiş.
Yasa çıkmış. Aradan yıllar geçmiş. Bir kez daha çalışma bakanı olmuş ve savunduğu yasanın uygulayıcısı da olmuş.
Şimdi kalkmış, “Bizim yasa iyiydi ama kötü uygulandı” diyormuş. O zaman kendi deyişiyle memleket gerçeklerinden uzakmış; şimdi de sorunun esasını demagojiyle örtmeye çalışıyormuş. Bir türlü “Biz yanlış yaptık, Allah affetsin” diyemiyormuş.
O masal ülkesinde o marifetli vekil hâlâ vekilliğini sürdürüyormuş. Emekliler ise çıkardığı yasa yüzünden perişan olmuş. Ama o vekil, “Biz iyi yapmıştık, bizden sonrakiler sistemi bozdu” diyormuş.
Peki, bozanlar kimmiş? Kendi partisinin bakanları, başbakanları, cumhurbaşkanları… Anlaşılan ne dediğinin farkında değilmiş.
Kim bilir, belki yeniden çalışma bakanı olmak istiyormuş ve o yüzden böyle laf olsun torba dolsun kabilinden yazılar yazıyormuş!
Allah selamet versin! Devletin içini öğrendi mi bilinmez ama sosyal güvenliği hâlâ öğrenemediği aşikâr!
***
İşte 18 yıl önce hakkında kaleme aldığım yazı: Devletin içini öğrenen bakan!
https://t.co/dYNf0BZrOl
Latmos Beşparmak Dağları'ndan güzel haber geldi. Latmos Beşparmak Dağları'na yapılmak istenen kül depolama tesisi projesinde şirket geri adım attı ve ÇED süreci sonlandırıldı. Bu videoyu iki hafta önce çekmiştim ama bu şekilde bir haber beklediğim için bekletiyordum. ÇED raporu o kadar çürüktü ki proje alanı için Bursa Yenişehir'i anlatan yazıyı kopya yapıştır yapmışlar. Köylüler, yerelde yaşayanlar topraklarına, kimliğine, suyuna sahip çıkıp başardılar. Videoyu yayınlama sebebim şirket Söke'nin her yanına bu zehri döküyor, ovaya, sulak alana, zeytinlerin yanına her yere. Kağıt fabrikası bölgeyi zehirlerken suyu da yok ediyor. Bölge halkı daha güçlü şekilde kağıt fabrikasının kapatılmasını talep etmeli. Zehir solutuyorlar.
Mecliste görüşülen teklif yalnızca bir ceza düzenlemesi değil.
Devlet, çocukları yoksulluktan koruyacak sosyal politikaları zayıflatıyor; çocuk işçiliğini yaygınlaştırıyor.
Oysa çocuk için toplumun adaleti, suç işleyen çocuğu değil, çocuğu suça sürükleyen koşulları değiştirmeyi esas alır.
✒️ Deniz İpek yazdı
https://t.co/m2mKzLR8ui
📢Yeni tahliye değil, adalet istiyoruz
📌Dilovası işçi katliamı davası öncesi ailelerden çağrı
📌Dilovasın'da Ravive Kozmetik'te 3'ü çocuk 7 işçinin hayatını kaybettiği yangının 3. duruşması yarın görülecek
📌Aileler üst üste gelen tahliye kararlarına ve kamu görevlilerinin hâlâ yargılanmamasına tepkili
▶️ Tamamını Evrensel Youtube kanalından seyredebilirsiniz
https://t.co/i8g7vqWgaR
Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığı'ndan Gülistan Doku açıklaması
"Doku'nun gebe kalma şüphesiyle Tunceli Devlet Hastanesi'nde muayene ve tedavi gördüğü, tıbbi muayene kayıtlarının kasıtlı ve profesyonel şekilde silinerek delillerin organize ve bilinçli bir biçimde karartıldığı iddialarına ilişkin önemli tespit ve delillere ulaşılmıştır"
https://t.co/pN8J1wrU0E
İSİG Meclisinin verilerine göre 2013'ten bu yana en az 852 çocuk iş cinayetlerinde yaşamını yitirdi.
Bu çocukların 291’i henüz 5-14 yaş grubundaydı.
2026’nın ilk altı ayında en az 37 çocuk çalışırken hayatını kaybetti.
Tarımda, sanayide, turizmde, inşaatta…
✒️ Deniz İpek yazdı
https://t.co/m2mKzLR8ui
Doruk Madencilik icrası olan işçilerin maaşlarından kesinti yapmış ama bankaya da yatırmamış
DİSK/Enerji-Sen Genel Sekreteri Emin Atsız, Yunus Emre Termik Santrali işçilerinin direnişinde
"Böyle bir işverenle karşı karşıyayız, nasıl sözlerine güvenebiliriz ki!"
https://t.co/et1fbNsoZS
Emekliler 3552 TL farkı neden henüz alamadı?
Emekli beklesin!
Faiz lobisinin işi görülsün!
En düşük emekli aylığına ilişkin yasa henüz yayımlanmadığı için emeklilerin önemli bir bölümü 3552 TL'lik o "acayip" farkı henüz alamadı.
Ama yılın ilk yarısında faize 1 trilyon 481 milyar lira tıkır tıkır ödenmiş!
Peki neden her dönem en düşük emekli aylığı için özel bir kanun çıkıyor ve emekliler de bunu bekliyor?
Oysa en düşük emekli aylığını kalıcı kanuni bir düzenlemeye bağlamak mümkün. Geçmişte öyleydi.
Ama AKP öyle yapmıyor.
Sanki her dönem en düşük emekli aylığını AKP bahşediyormuş gibi işin şovunu yapıyorlar?
Hem üç kuruş artırıyorlar hem de zamanında ödemiyorlar.
O yüzden sevgili emekli kardeşim, 3552 liralık zammı henüz alamadın!
AKP’li Zeytinburnu Belediyesi, vergi borcuna karşılık müftülük ve camiyi Hazine’ye satma kararı aldı
Bu işlemin “Belediyelerin borçları karşılığında taşınmazlarının Maliye Bakanlığı’nca satın alınabilir” denilen kanuna dayanılarak yapıldığı belirtildi
Detaylar ve belgesi👇
Gaziantep Üniversitesi’nde yabancı uyruklu öğrenci kayıtlarında usulsüzlük yapıldığı iddialarını YÖK’e sordum. Son üç yılda 145’i tıp fakültesine olmak üzere toplam 3242 yabancı uyruklu öğrenci kayıt yaptırmış. Usulsüzlüklere ilişkin yanıt verilemedi…
Kırşehir Boztepe'de Koç Holding ve Fernas İnşaat ortaklığındaki Defaş Madencilik'in açmak istediği altın madeni için hazırlanan ÇED raporunu inceleyen Dr. Eşref Atabey, 0,53 gram altın için 1 ton toprağın yok edileceğini, su kaynaklarının ve halk sağlığının risk altında olduğunu belirtti.
Özer Akdemir (@ozer_akdemir )’in haberi
https://t.co/Drbz9PLjxp
EMEP’li İskender Bayhan, Çapa Tıp Fakültesinin sağlık turizmi hastalarına öncelik veren talimatını TBMM’ye taşıdı. Bakan Memişoğlu’na soru önergesi veren Bayhan, yurttaşın sağlık hakkının gasbedildiğini vurguladı.
https://t.co/2cskddcD95