İnsanoğlunun en büyük dramı maruz kaldığı kültürel ortam sonucu oluşan düşüncelerini kendi özgür iradesi ile oluşturduğunu zannetmesidir. Aydınlanma yolunda atılan ilk adım bu gerçeğin algılanmasıdır.
İyiler kaybederken de kazananlardır, çünkü belden aşağı asla vurmazlar; kaybedeceklerini bilseler bile. O yüzden gelecekte de kimseden utanmalarına gerek kalmaz. İyiler o yüzden istisnasız hep kazananlardır. Aksi mümkün değil.
Kötü bir davranış biçimi olarak sahip olduğu gücü görgüsüzce ve pervasızca insanların üstüne boca etmek, beğenilme arzusunun estetiksiz ve arsızca dışa vurumudur.
Aykırı insanlar toplumun sürü içgüdüsü ile sürüklenmeyen, akıllarıyla hareket eden insanlardır. Toplumun normuna değil, mantıklarının normuna sadakat duyarlar.
Geçmişinde toplumun kendini ifade etmesi için büyük meydanlar yapan ülkeler sağlam sistemler ve zayıf liderler üretirken, "aman bir aya gelip örgütlenirler" korkusuyla şehirlerini meydansızlaştıran toplumlar zayıf sistemler, güçlü liderler üretir.
Vasatlığın kaçınılmaz kader olduğu yerde haset fazla olur. Hiç kimse, ötekinin sahip olduğu üstün niteliklerin kendisinin vasatlığını yüzüne vurmasından hoşnut olmaz. O yüzden vasat toplumda farklılaşan ötekileştirilir.