Ülkemizin yetiştirdiği kıymetli tarihçi, akademisyen ve yazar İlber Ortaylı’nın vefat haberini derin bir üzüntüyle öğrenmiş bulunmaktayız.
İkinci Dünya Savaşı’nda Türkiye’ye göç eden bir aileden gelen İlber Ortaylı, eğitim ve kültür çerçevesinde Galatasaray ile derin ve sarsılmaz bağlara sahiptir.
Galatasaray Üniversitesi’nin kuruluş yıllarından bu yana akademik kadroda tarih alanında lisans ve yüksek lisans seviyesinde dersler veren Ortaylı, üniversitenin tarih ve sosyal bilimler alanındaki akademik programlarının oluşumuna katkıda bulundu. Akademi dünyasındaki konumu sebebiyle Galatasaray Üniversitesi’nin uluslararası akademik görünürlüğüne katkı sağladı.
Merhuma Allah’tan rahmet, ülkemize, Ortaylı ailesine ve sevenlerine başsağlığı dileriz.
Galatasaray Spor Kulübü
Herkesin her şeyi “daha iyi” bildiği, her şeye kolayca dil uzatabildiği bir dönemde bile bilgisine güvenilen, sözüne itibar edilen büyük bir insandı. Herkesin sırf yapabildiği için yorum yapma haddi bulduğu, cehaletin sonsuz cesaretiyle her şeye rahatça burun kıvırabildiği bir dönemde bile, onun bilgisine burun kıvırmaya kimsenin cesaret edemediği büyük bir insandı. Herkesin her şeyi ayrıştırdığı, rahmet okumak için bile tarafına baktığı bir dönemde bile, gidişine kimlik sormadan yas tutulan büyük bir insandı. Bile bile, göre göre, geze geze, dolu dolu yaşadı. Yani İlber Ortaylı sadece bir ailenin, bir okulun ya da bir topluluğun değil, Türkiye’nin parçasıydı. Ankara bu ülkenin kalbiyse, İstanbul kültürü ise, İlber Ortaylı da hafızasıydı. Ne zaman bir masal çıksa karşımıza, dinleyip uyumayacak, onun sayesinde karşısına tarihi koyacak, uyanık kalacağız. Allah rahmet eylesin. Bedeni toprağa sığacaktır, ancak emanet alıp miras bıraktığı bilgi daima diri kalacaktır. Ruhu şad olsun.
Bugün korkunç bir şey yaşadım.
@hepsiburada kuryesi evime zorla girmeye çalıştı, çığlıklarım üzerine kaçtı. Şalteri indirmiş kameralara görünmemek için. Bu kadar planlı bir eylemden bahsediyorum işte.
Bu saate kadar elektrik yok sanıyordum. Bedaş kayıtlarında var aramalarım.
Ünlü aktör ve yönetmen Mel Gibson, Küresel pedofili sapıkların çocukları satın alıp tecavüz ettiğini ve sonra onları öldürürek kanlarını gençlik iksiri (Adrenokrom) olarak kullandığını ifşa ettiği 4 bölümlük çocuk kaçakçılığı belgeselini anlatarak, izlenmesi gerektiğini söyledi.
Ahlaki ve cinsel sınır tanımazlar, yamyam pedofiller, sadist katiller, insan avcıları, insanların korkunç öykülerini bilirdik de sizin #Epstine kadar örgütlüsünü de öğrendik.. Siz ne tedavi olabilirsiniz ne ehlileşirsiniz ne rehabilite olursunuz.. Dilerim ki insanlığın vicdanında, mağdurların çığlığında kahrolun..
Ölen her çocukla beraber ailesi de ölüyor. Bir ülkenin huzuru ölüyor. Sokakta rahatça yürüme, kafede keyifle kahve içme özgürlüğü ölüyor.
Çocuk ölümleri bir milli güvenlik meselesi haline geldi. Ben şahsen geleceğimiz hakkında çok endişeliyim.
Hayattan koparılan Atlas Çağlayan’ın annesi Gülhan Çağlayan’ı dinleyin.
Bu acı, yalnızca bir annenin değil; görmezden gelinen, denetimsiz bırakılan ve giderek çürüyen bir toplumun çığlığıdır.
Dizi ve filmlerde ahlak ve etik değerleri yok sayan;
mafya, çete, silah, şiddet ve çatışmayı olağanlaştıran,
emekle kazanılması mümkün olmayan lüks hayatları özendiren,
aşiret düzenini ve töre cinayetlerini meşrulaştıran yapımlar…
Bunları üreten yapımcılar kadar,
bunlara izin veren, denetlemeyen ve yayınlanmasını sürdüren kanallar da sorumludur.
Rap ile uzaktan yakından alakası olmamasına rağmen “Sözde rap” adı altında;
uyuşturucuyu, silahı, çeteyi, mafyayı, pornografiyi ve kültürsüzlüğü pazarlayan elektronik müzik pazarlamacıları ve bunları dillendiren sözde müzisyenler kadar,
bu içeriklere göz yuman, yaptırım uygulamayan kurumlar da sorumludur.
Sosyal medyada, özellikle TikTok’ta;
para ve etkileşim uğruna kurgulanmış saçma meydan okumalarla
şiddeti, zorbalığı ve akılsızlığı teşvik eden içerikler üretilirken,
bunları düzenlemekle yükümlü olanlar nerede?
Bu tablo yalnızca bireylerin değil;
yıllardır kültür, eğitim, medya ve dijital alanı siyasi politikalarla dizayn etmeye çalışan,
ancak bu tür yapıları görmezden gelen,
gerekli hukuki yaptırımları uygulamayan iktidarın da sorumluluğudur.
Denetlemeyen, korumayan, önlem almayan;
gençleri şiddetten, uyuşturucudan ve yozlaşmadan koruyamayan
bir dönem yaşıyoruz.
Dün Ahmet, bugün Atlas…
Hayatları daha başlamadan sona eren
bizim çocuklarımız.
Daha kaç pırıl pırıl çocuğumuzu kaybedeceğiz? Her olayda “emsal karar çıksın” diye ülkece ses çıkarıp, hiçbir adım atılmamasını mı izleyeceğiz?
Ortada sistematik bir ihmal var ve bunun yarattığı sonucu kabul etmiyoruz. Bugün çocuklar korunamıyorsa, bunun nedeni suçluların cesareti kadar yetersiz yasalar ve göstermelik cezalardır. Cezasızlık, suçu teşvik eder. Devletin görevi, her kayıptan sonra üzülmek değil; bir daha yaşanmaması için cezai yaptırımları ve sokak denetimini artırmak, caydırıcılığı gerçek anlamda sağlamaktır. Her olay olduğunda dönüp dolaşıp aynı caydırıcısızlığı yaşıyoruz ve BU FAİLE GÜÇ VERİYOR!
Çocukların yaşam hakkı, siyasi hesapların ve “mevzuat yetersizliği” mazeretlerinin çok üzerindedir. Değişmeyen yasalar, suça ortak olur.
#AtlasÇağlayan
İstanbul’da ABD Konsolosluğu önünde toplanan kalabalık, Gazze’ye giden Sumud filosuna yönelik müdahaleye karşı İsrail ve ABD’yi şarkılarla protesto etti.
Bu sabah mı bilinmez ama, bir sabah gelecek kardan aydınlık! 🇹🇷 🇵🇸
Bütün dünyanın gözleri önünde soykırım yapan KATİL İSRAİL, Gazze’ye sadece gıda ve temel ihtiyaç taşıyan Küresel Sumud Filosuna saldırarak onlarca gemiye el koydu.
Küresel Sumud Filosu YALNIZ DEĞİLDİR!
Gazze YALNIZ DEĞİLDİR!