Soykırım devam ediyor.
çadırlarda İnsanlar canlı canlı yakılıyor.
garanter ülkeler görmüyor, duymuyor
hamasi söylemleri geçin artık,
somut adımlar atın,
İsrail'e Petrol taşımayı bırakın
@RTErdogan@Akparti
@direniscadiri_ Hiç şüphesiz tarih kimlerin direniş cephesinin yanında,kimlerinde Amerikan emperyalizmi ve siyonist katil İsralin yanında olduğunu kaydetmeye devam edecektir.
Kahrolsun Amerika,🔥
Kahrosun İsrail🔥
🛑 Sözde barış masalları anlatılırken, Gazze'de katliam ve yıkım tüm hızıyla sürüyor!
15-16 Ağustos'ta Erzurum, Bursa ve İstanbul meydanlarından verdiğimiz sözü yineliyoruz: Boş hamasetin miadı doldu!
Artık eylem vakti.
Artık direnişle omuz omuza saf tutma vakti!
Meydanları boş bırakmayacağız!✊
@flstnicin Ateşkese garantör olup imza atanlar,siyonist katillerin katliamı devam ediyor,buna sessiz kaldığınız süre içinde katliamın ortağı olacaksınız.
📣EYLEME ÇAĞRI
Gazze’de soykırım devam ediyor. Sözde barışa rağmen katliamlar ve yıkımlar devam ediyor!
İsrail ve ABD’ye karşı Gazze’nin yanında olduğumuzu haykırmak için;
🗓️ 16 Ağustos Pazar
🕧 18:00
📍 Şehreküstü Meydanında buluşuyoruz!
Sende katıl sesimiz daha gür çıksın
🚨 YEMEN'İ DEĞİL, İSRAİL'İ KUŞATIN!
Gazze'de katliam tüm acımasızlığıyla sürerken, işgalcilerin ve küresel hegemonyanın yeni hedefi belli oldu: Gazze'ye siper olan Yemen!
Yoksulluk, iç savaş ve dış müdahalelere rağmen Gazze direnişine en büyük ve en somut destek verenlerin başında Yemen var. Yemen halkı sadece milyonlar olup meydanlarda değil, Bâbü'l-Mendep Boğazı'ndaki stratejik hamlesiyle de tarafını açıkça ilan etti. İsrail'e tedarik sağlayan gemilere boğazı kapatarak, işgalcilerin can damarını felç ettiler ve küresel kapitalizmi can evinden vurdular.
Yemen'i Kuşatmaya Çalışmak: Emperyalizmin Yeni Hedefi
Bugün, Yemen'in bu onurlu duruşu cezalandırılmak isteniyor. ABD ve Suudi Arabistan öncülüğünde 14 devletin (Türkiye, Kuveyt, Mısır, Ürdün, Pakistan, Katar vb.) katılımıyla Kızıldeniz'de hazırlanacağı iddia edilen "Çok Uluslu Deniz Savunma İttifakı" yerel bir güvenlik adımından ziyade emperyalizmin bölgedeki varlığını korumaya matuf net bir NATO projesidir.
Hedef: Antiemperyalist Mücadeleyi Tamamen Bitirmek!
Ankara’da yapılan 36. NATO zirvesi, Ukrayna-Rusya savaşının Hazar’a sıçrayan etkileri ve ABD destekli saldırganlık politikaları aynı planın parçası. Egemen dünya düzeni, Bâbü'l-Mendep ve Hürmüz boğazlarında yediği ağır darbeye karşı sarsılan hakimiyetini korumak için işbirlikçi devletlere yeni bir bekçilik vazifesi yüklemiştir. Medyada "Suudi-Yemen gerilimi" olarak pazarlanan bu durum, aslında halklarımızın küresel hegemonyaya karşı verdiği bağımsızlık mücadelesidir.
Türkiye Bu İhanet Hattında Yer Alamaz!
Türkiye'nin, soykırım ve işgal koalisyonunun küresel çıkarlarını koruyan bu utanç ve ihanet hattında yer alması asla kabul edilemez! Alınması gereken pozisyon, emperyalist planların taşeronu olmak yerine Filistin, Yemen, Lübnan, İran ve Irak’taki onurlu direnişin yanında durmaktır.
Bu küresel hegemonyaya, soykırım hattına ve işbirlikçi politikalara açıkça karşı çıkıyoruz!
🎬 Gerçeğin tamamını anlattığımız videomuzu izleyin.
#YemeniDeğilİsrailiKuşatın #Yemen
2000 kilometre öteden Filistin kardeşlerimize destek veren;
kanları Kudüs şehitlerinin kanlarıyla karışan yemenin Yiğit evlatları daha önce de yine Türkiye'nin içinde bulunduğu çok uluslu güçle 10 yıl savaştılar.
elhamdülillah baş eğmediler
Kızıldeniz’deki Çok Uluslu Deniz Savunma İttifakı Bir NATO Projesidir! Yemen'i Değil, İsrail'i Kuşatın!
Siyonizme ve emperyalizme karşı onurlu mücadele yürüten Yemen direnişi, işbirlikçi yönetimler tarafından kuşatılmak/cezalandırılmak istenmektedir.
Gazze soykırımını sürdüren ve bölgede saldırganlığını artırarak devam ettiren İsrail'e karşı herhangi bir girişimde bulunmayan bölge iktidarları ise şimdi Yemen'e karşı birleşiyor.
Direnişin boğazlardaki stratejik üstünlüğü sömürü düzenini derinden sarsmakta, başta Filistin olmak üzere yeryüzünün tüm özgür halklarına umut vermektedir. İktidarlarını emperyalizme ve siyonizme endeksleyen işbirlikçi yönetimlerse Yemen direnişine karşı ABD ile birlikte "deniz savunma ittifakına" katılarak, direnişin ve halkların karşısında olduklarını bir kez daha göstermiş oldular.
Beykoz’a NATO deniz unsuru ile Adana’ya NATO kolordusu ikâmesi plânlarından sonra Ankara’da yapılan 36. NATO zirvesini müteakiben kuzeydeki Ukrayna-Rusya savaşı, Ukrayna’nın Hazar denizinde İran gemisini vurmasıyla da kendini gösteren yeni ivmelenmelerin işaretini verirken yine zirve esnasında ABD başkanı Trump’ın İran’a saldırı emri vermesi, peşinden Suudi Arabistan öncülüğünde 14 devletin katılımıyla Bâbü’l-Mendep boğazındaki Yemen muhasarasına karşı Kızıldeniz’de bir “savunma” koalisyonu hazırlığına başlanması, içinden geçtiğimiz kritik sürecin toplamdaki tablosunu netleştirmiştir.
Ulusal ve uluslararası basında yer alan bilgilere göre Suudi Arabistan’ın yanı sıra Kuveyt, Bahreyn, Katar, Pakistan, Türkiye, Mısır, Ürdün, Yemen, Bangladeş, Nijerya, Sudan, Cibuti ve Somali’nin de dahil olacağı iddia edilen koalisyona başta ABD olmak üzere Batılı devletler de destek açıklamaları yapıyor. Batı Asya’da her geçen gün derinleşen savaş, soykırım ve işgal çevriminde İran’ın Hürmüz, Yemen’in Bâbü’l-Mendep boğazlarını kapatması, hoyrat emperyalist-siyonist saldırganlıklara verilen ve küresel kapitalizmi can evinden vuran acıtıcı bir cevap olunca egemen dünya düzeni, işbirlikçisi mezkûr 14 devlete yeni bir vazife yüklemiş görünüyor.
Evet, bu koalisyon bir NATO projesidir ve arz etmeye çalıştığımız soykırım ve işgal koalisyonunun küresel hakimiyetini koruyup kollatmaya mâtuf bir girişimdir; egemen dünya düzenine direnen cepheyi kuşatma, onun elini zayıflatma hamlesidir. Bu hamle, birbirini takip eden adımların açık bir şekilde devamıdır. Türkiye’nin bu ihanet koalisyonunda yer alması asla kabul edilemez! ABD-İsrail soykırım hattıyla işbirlikçi bölge ülkelerinin Batı Asya’nın onur ve haysiyetini savunan direniş merkezlerine karşı bu yeni hizalanışları, yeni bir utanç ve ihanet hattıdır! Bu hat içinde yer almak kesin bir şekilde derhâl reddedilmelidir.
Egemen medyada “Suudi-Yemen (Hûsî) gerilimi” olarak sunulan Kızıldeniz-Bâbü’l-Mendep mıntıkasındaki mücadele, esasen küresel hegemonyaya karşı önemli direniş mevzilerinden birinin halklarımıza dönük saldırıları püskürtme mücadelesidir. Yerel ve küresel hakikat çarpıtıcılarının öteden beri yaptıkları kara propaganda, hakikati örtmeye çalışsa da emperyalistlerin bölgedeki uzantısına dönüşen yerel iktidarların uzun yıllar boyunca Yemen’e yaptıkları saldırıların bugün ne manaya geldiği çok daha iyi anlaşılmış olmalıdır.
ABD’nin arzu ve emriyle seferber olan 14 devletin böylece küresel sermayeden, egemen dünya düzeninden yana oldukları; direniş alanlarını onlar adına yok etme vazifesi üstlendikleri bir kez daha görülmüştür. Biz, küresel kapitalizmi can evinden vuran direnişe karşı örgütlenen bu yeni işbirlikçi hamleyi açıkça reddediyoruz! Alınması gereken pozisyon, soykırımcı işgal koalisyonunun parçası olmak değil; Filistin, Yemen, Lübnan, İran ve Irak’ta direniş mevzilerine yapılan emperyalist/siyonist saldırılara karşı durmak olmalıdır!
Bitlis'te bir otel, rezervasyon yapan İsrail vatandaşının konaklamasına izin vermedi.
"İsrail pasaportuna sahip olduğun için paranla bile otelimde kalamazsın." 👏🏻
Coğrafyamızda insanlara yönelik bir saldırı olduğu gibi hakikate yönelikte bir saldırı var! Soykırımcılar, pedofil sapıklar, emperyalistler "barışla" anılıyorlar.
Sizinle gurur duyduk 🇵🇸🤲
Almanya'da, İsrail'in Gazze'de kullandığı silahların üretiminde görev aldığı belirtlen Alpit System şirketine ait yazılı devre dışı bırakmakla suçlanan 5 genç hakkında yargılama başladı.
Yalnız bırakmayalım
@en_germany@GermanyinPAK#GazzeÖlüyor
📢 BASINA VE KAMUOYUNA
İran’a Yönelik Saldırıları ve NATO Zirvesi’nde Verilen Desteği Kınıyoruz
🔴Amerika Birleşik Devletleri'nin İran'a yönelik yeni askeri saldırıları, Batı Asya'da zaten kırılgan olan barış ve güvenlik ortamını daha da tehlikeli bir noktaya taşımaktadır. Emperyalist ABD’nin ve onun katil başkanı Donald Trump’ın diplomasi yerine askeri güç kullanımını tercih etmesi, hukuk tanımazlığı bir norm haline getirmekte, bölgesel istikrarsızlığı derinleştirmekte ve milyonlarca insanın geleceğini yeni bir savaş tehdidiyle karşı karşıya bırakmaktadır.
🔴Daha da kaygı verici olanı şudur: Bu saldırılar NATO Zirvesi sırasında meşrulaştırılmaya çalışılmaktadır. NATO Genel Sekreteri Mark Rutte'nin ABD'nin İran'a yönelik saldırılarını "kesinlikle gerekli" olarak nitelendirmesi, zaten bildiğimiz bir gerçeği bir kez daha ifşa etmektedir: NATO savunma amacı taşıyan bir yapı/oluşum/ittifak değildir. O, bizatihi dünya kapitalist sisteminin zırhı ve saldırı vasıtasıdır. Bir askeri saldırının böylesine açık biçimde desteklenmesi, NATO'nun çatışmaları önleme iddiasının bir mit olduğunu bir kez daha göstermektedir. Bu saldırı örgütü, bizzat çatışmaları meşrulaştıran bir siyasi pozisyon sahibidir ve hep de bu pozisyonda olmuştur.
🔴Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın zirvede yaptığı konuşmada ise, İran krizinde "Sayın Trump'ın sergilediği kararlı tutumu takdirle karşıladığını" ifade etmesi ve Hürmüz Boğazı'na ilişkin askeri katkı vermeye hazır olunduğunu açıklaması, Türkiye'nin bugüne kadar savunduğunu söylediği diplomasi ve arabuluculuk söylemiyle bağdaşmamaktadır. Savaşın taraflarından birinin askeri tutumunu öven açıklamalar, Türkiye'nin barışçı arabulucu kimliğini zedelemekte ve ülkemizi emperyal askeri politikaların parçası hâline geldiği algısını her geçen gün güçlendirmektedir.
🔴Oysa bugün ihtiyaç duyulan şey, yeni bombardımanlar, yeni askeri operasyonlar ve yeni tehditler değildir. İhtiyaç duyulan; hukukun, barışın ve bölgesel istikrarın savunulması, devletlerin egemenlik haklarına saygı gösterilmesi ve bütün sorunların müzakere yoluyla çözülmesidir.
🔴Gazze soykırımının birinci derecede faillerinden olan emperyalist ABD Başkanı pedofil Donald Trump'ın, İran'la varılan mutabakatın artık "bittiğini" ilan etmesi ve askeri seçeneği yeniden öne çıkarması, bölgeyi yeni ve daha yıkıcı bir savaşın eşiğine sürüklemektedir. Bu yaklaşım yalnızca İran halkını değil, bütün Ortadoğu'yu ve dünya barışını tehdit etmektedir.
Bizler;
• ABD'nin İran'a yönelik askeri saldırılarını,
• Bu saldırılara siyasi meşruiyet kazandıran NATO yönetiminin açıklamalarını,
• Türkiye'nin bu saldırıları eleştirmek yerine olumlayan ve askeri katkı mesajı veren tutumunu
açık biçimde kınıyoruz.
Türkiye'nin görevi, emperyalist savaş politikalarına eklemlenmek değil; bölgesel barışın, uluslararası hukukun ve halkların kardeşliğinin yanında durmaktır.
🔴Ortadoğu'nun daha fazla bombaya, daha fazla askeri ittifaka ve daha fazla tehdide değil; adalete, diplomasiye ve kalıcı barışa ihtiyacı vardır.
🔴Bütün kamuoyunu, sivil toplum kuruluşlarını ve barıştan yanaolan herkesi bu tehlikeli savaş siyasetine karşı ortak ses yükseltmeye çağırıyoruz.
Savaşa hayır!
Emperyal saldırganlığa hayır!
NATO'nun savaş politikalarına hayır!
🔴İktidara Kocaeli’nden sesleniyoruz;
Geçtiğimiz gün evine baskın yapılarak hukuksuz şekilde gözaltına Filistin dostu arkadaşımız Murat Kurtuldu için emniyet müdürlüğü önündeydik. Filistin dostu arkadaşımızın avukata erişimi engelleniyor. Gözaltı süresi hukuksuz bir biçimde uzatılıyor.
İsrailin barbarlığını anlatmak, NATO’ya karşı olmak suç değildir. Suç İsrail ile işbirliğidir!
🔴İktidara Kocaeli’nden sesleniyoruz;
Geçtiğimiz gün evine baskın yapılarak hukuksuz şekilde gözaltına Filistin dostu arkadaşımız Murat Kurtuldu için emniyet müdürlüğü önündeydik. Filistin dostu arkadaşımızın avukata erişimi engelleniyor. Gözaltı süresi hukuksuz bir biçimde uzatılıyor.
İsrailin barbarlığını anlatmak, NATO’ya karşı olmak suç değildir. Suç İsrail ile işbirliğidir!