Tahliye kararı verilirse, üç harfli marketlerin önünden geçmeyeceğime söz veriyorum. Ancak, ‘SIĞINMACILARIN BU ÜLKEYE VERDİĞİ ZARARA SESSİZ KALIRIM, TERÖRİSTBAŞINI AFFETSİNLER, BEN SESİMİ ÇIKARMAM.’ diyemem.
➖“Kemal Bey bağış paraları ne oldu, açıkla!”
⭕️Fatih Altaylı, cumhurbaşkanlığı adaylığı döneminde milyonlarca lira bağış toplayan ve banka hesabına aktarılan Kılıçdaroğlu’na bu paraların akibetini sordu:
⭕️“Şimdi kamuoyu bir başka paranın akıbetini sormak istiyor.
⭕️Kılıçdaroğlu’nun cumhurbaşkanı adaylığı sırasında toplanan “Millet İttifakı Cumhurbaşkanı Adayı Kemal Kılıçdaroğlu Bağış Kampanyası”nda toplanan paranın akıbetini.
⭕️Biliyorsunuz, cumhurbaşkanlığı adaylığı sırasında adaylar bağış toplayabiliyorlar.
Muharrem İnce adayken farklı bankalarda açtığı hesaplarda bağış topladı.
⭕️İnce son derece şeffaf biçimde 143 bin vatandaştan 25,9 milyon TL bağış topladığını açıkladı.
⭕️Bu o günkü kurla 4 milyon 700 bin dolar ediyordu.
(Ali Tarakçı’nın araştırması)
⭕️Kemal Kılıçdaroğlu da bağış kampanyası yaptı.
⭕️İş Bankası, Ziraat Bankası ve Vakıfbank’ta açtığı hesaplarda bağış topladı.
⭕️Ancak Fizik Öğretmeni Muharrem İnce’nin aksine, maliye müfettişi Kemal Kılıçdaroğlu bu bağışların ne kadar olduğunu, nereye nasıl harcandığını, tamamının harcanıp harcanmadığını hiç ama hiç açıklamadı.
⭕️Muharrem İnce 4,7 milyon topladı ise Kılıçdaroğlu büyük ihtimalle bunun birkaç katı bağış toplamış olmalı. Ama biz bunu öğrenemedik.
🔴Her yerde arınmadan, temizlikten bahseden Kayyum Kemal Bey, bu halkın Cumhurbaşkanı seçilmesi için ona yaptığı bağışları hiç ama hiç açıklamadı.
⭕️Hesabını vermedi.
⭕️Büyük ihtimalle “tıpış tıpış” mantığı ile “Bana bağışladınız, size mi hesap vereceğim?” diye düşündü.
⭕️Tıpkı benim iki yıldır sorduğum, “Kemal Bey bunca ofis, bunca çalışan, bunca lüks araç, bunca masrafın finans kaynağı ne?
⭕️Emekli maaşınızla mı karşılıyorsunuz, birileri destek oluyorsa kim ve ne için destek oluyor?” sorularıma yanıt vermediği gibi.
⭕️Ve kim bilir belki de Kayyum Kemal Bey o bağışlarla gelen parayı cumhurbaşkanı seçilmek için değil, CHP’nin başına yeniden geçme yolunda kullanmayı tercih etti.
⭕️Ben yine de soruyorum, arınmadan bahseden Kayyum’a.
⭕️“Bağış paraları ne oldu? Açıklayın.”
İsterseniz Kurtuluş Savaşını, Vahdettin’in İngiliz gemisiyle kaçışını kitaplardan müfredattan çıkartın!
Geri koyarız.
Sonuçta filmin sonunda
Kurtuluş Savaşı yapıldı,
Vahdettin o gemiyle kaçtı!
Seçim sandığı geldiğinde de kararı halk verecek…
Vahdettin yaverini İstanbul'daki İşgal Orduları Başkomutanı İngiliz General Harington'a gönderip ülkeden kaçmak için yardım istedi. Harington "Onu zorla kaçırdığımın sanılmaması için talebini yazıyla bildirsin" diye cevapladı. Bunun üzerine Vahdettin'in Harington'a yazdığı mektup
✍️🏻Bugün Ankara'nın bir ziyaretçisi vardı, Ahmet Şara!
✍️🏻IŞİD militanı iken ABD politikalarının bizim de katkılarımızla gerçekleşmesiyle, Suriye'nin başına oturtulan sözde "Müslüman!"
✍️🏻Şu anda Doğu Akdeniz'de deniz yetki alanlarıyla ilgili, Türkiye'nin aleyhine GKRY, Yunanistan ve İsrail'in politikaları doğrultusunda hareket eden,
✍️🏻"İsrail'le ortak düşmanlarımız var ve bölgesel güvenlikte önemli rol oynayabiliriz" diyen,
✍️🏻Geçtiğimiz aylarda Wasington'da Suriyeli Haham Yosef Hamra'nın duasını alıp kutsanan, bizdeki bazıları tarafından pek makbul kabul edilen kişi!👇
✍️🏻✍️🏻Lafım, ayrıntıyı görmemezlikten gelip karşıtlık üzerine konumlanan kesin inançlılara değil, Allah'ın verdiği aklı kullanıp sorgulayanlara...
İşte Padişah Vahdettin’in İstanbul’u İngiliz Komutana teslim ettiği an…! Sen müfredattan kaldırsan bile biz bu ihanet görüntülerini gündemden düşürmeyeceğiz..! @Yusuf__Tekin
Türkiye S-400 almasaydı…
• F-35 programından çıkarılmayacaktı.
• İlk F-35’ler 2019’da envantere girecekti.
• 100 adet F-35 teslim alınacaktı.
• Türk savunma sanayii, F-35 programındaki yaklaşık 9 milyar dolarlık üretim iş payını kaybetmeyecekti.
• CAATSA yaptırımları uygulanmayacaktı.
• KAAN’ın F110 motorlarının tedariki yıllarca siyasi pazarlığın konusu olmayacaktı.
• S-400 için yaklaşık 2,5 milyar dolar ödendi.
• Teslim edilmeyen F-35’ler için ABD’ye yaklaşık 1,4 milyar dolar ödendi.
Şimdi ise Trump’ın “F-35’leri vereceğiz”, “CAATSA yaptırımlarını kaldıracağız” açıklamaları başarı hikâyesi olarak sunuluyor.
Oysa bunlar, Türkiye’nin S-400 öncesinde zaten sahip olduğu haklardı.
Siyasi iktidarın hatalı dış politika tercihleri nedeniyle ortaya çıkan sonuçların giderilmeye çalışılması, ne zamandan beri bir zafer olarak sunuluyor?
Osmanlı Devleti’nin 36’ncı padişahı Vahdettin’in İngiliz gemisiyle kaçışı ders programından çıkarılıyormuş.
-İngiliz, Fransız, Almanya, ABD belgelerini ne yapacaksınız?
-İngiliz yetkililerinin anılarını ne yapacaksınız?
-Diğer anıları ne yapacaksınız?
-Ders programından çıkarmakla, İngiliz gemisiyle kaçtığını bilmeyen insanlar da böylece öğrenmiş olacak. Tarih, bu adımları tarihi tahrif eden ve toplumun hafızasına zarar veren çabalar olarak kaydedecek…
70 km’de 3 radar ile trafik cezası kesilen ülkemizde Fransız başbakanı koşabilsin diye sokakları kapatmak, NATO’ya halkın yiyemediğini yedirmek, gecekondular,boyasız evler görünmesin diye perdeleme yapmak bizi büyütür mü?
Ne yüzyılıydı?
"Kurtuluş Savaşı" demeyecekmişiz!
Neyden kurtuluyormuşuz?
Önce Osmanlı varmış!
Millî Eğitim Bakanımız böyle diyor!
Evet... Sayın Bakan, Mustafa Kemal Atatürk Samsun'dan Kurtuluş Savaşı'nı başlatmadan önce bir Osmanlı vardı. Ama hangi Osmanlı?
Viyana kapılarına dayanan Osmanlı mı, Sevr'e imza atan Osmanlı mı?
Cevap çok açık: Sevr'e imza atan Osmanlı!
Payitahtı işgal altında olan bir Osmanlı!
Kurucusu Osman Gazi'nin sandukası Yunan askeri tarafından tekmelenen Osmanlı!
Ortada bal gibi bir Kurtuluş Savaşı vardır, ortada destansı bir Millî Mücadele vardır.
Bu destansı Millî Mücadele'nin adı Kurtuluş Savaşı'dır.
Neyden kurtulduğumuzu size söyleyeyim:
Sevr'den kurtulduk!
İstanbul'daki İngiliz işgalinden kurtulduk.
Gaziantep'teki Fransız zulmünden, Ege'deki Yunan zulmünden, Doğu'daki Ermeni zulmünden kurtulduk.
Asırlık Türk yurdunun Haçlı çizmeleriyle çiğnenmesinden kurtulduk.
Tekrarlayalım: Atatürk, yüce Türk milletiyle bir Millî Mücadele vermiştir ve bu mücadelenin adı Kurtuluş Savaşı'dır.
Unutmayın; altında Atatürk'ün imzası olmayan son zafer olmasaydı, önceki hiçbir zaferimizi kutlayamayacaktık!
Örneğin, bugün İstanbul'un fethini kutlayabiliyorsak bunu Atatürk'ün İstanbul'u İngiliz işgalinden kurtarmasına borçluyuz.
O yüzden tarihi tarihçilere bırakıp temelinde farklı hesaplar olan ucuz işlerle uğraşmamalıyız.
Hele de bu konulara eğitimi asla karıştırmamalıyız!
Unutmayalım: Osmanlı da bizim, Türkiye de bizim, hatta daha önceki Selçuklu da bizim!
Bir takım siyasi hesaplar uğruna tarihimizi birbiriyle çarpıştırmaya kalkmak akıl kârı değildir.
👉NATO için Atatürk’süz hatıra parası basmışlar.
➖Araştırdım, NATO zirvelerinde hatıra pulu bastıran ülkeler var ama para basana rastlamadım.
💡Para bizimkilerin işi tabi, çok severler.
➖Yabancı heyet üyeleri dönüşte havaalanında bir kahve içmek istese 5 liralık hatıra parasından tam 60 tane vermeleri gerekecek,
➖Bence zirvede bu hatıra paralarını kilo ile dağıtsınlar…
Karatepe Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’ndan herkese selamlar. Merak eden varsa içten bir şekilde söylüyorum, keyfim yerinde. İlerleyen günlerde façayı bozmamak için iyi hissetmiyorken “iyiyim” diyebilirim. O durumda bir yerlere göz kırpma emojisi koyarım.
Birçok açıdan nostaljik bir deneyim oluyor. Yıllar sonra televizyon izliyorum ve alaturka tuvalet kullanıyorum. Üstüne bir de Dünya Kupası eklenince 2002 yılında maça yetişmek için okuldan eve koşan Çocuk Deniz’e döndüm ama şişman Ronaldo’suz aynı keyfi vermiyor. Bu arada reklamlar iyice sıkıntı olmuş. Kantinden AdBlock istemek için dilekçe yazmayı düşündürdü. Sürekli meşrubat içen Boran Kuzum ve Feyyaz’ı görüyorum. Umarım müstakil bir ev alacak kadar iyi bir kaşeye anlaşmışlardır. Yoksa çekilecek çile değil. Nihat Kahveci’ninkini ev de kurtarmaz. “Kuşkaş ne topçuydu be!” Bir de yağcılık gibi olacak ama TRT 2 çok iyiymiş. İlaçlarıma henüz ulaşamamışken Kiarostami’nin Kirazın Tadı antidepresan gibi imdadıma yetişti yine. Yemekler ODTÜ yemekhanesiyle aynı. Dışarıdayken günde 1,5 öğün yiyordum, burada 3 öğün yiyorum vakit geçsin diye. Diş fırçalama işini de günde ikiye çıkardım, yine vakit geçsin diye. Alaturka tuvalet de daha sağlıklı diye duymuştum. Öyle değilse bile buradan çıkana kadar söylemeyin, motive kakalarımın tadı kaçmasın.
Bildiğiniz gibi kendi isteğimle dönüp teslim olmama rağmen ters kelepçe yapmak istediler. Rızam olmadığını söyledim. Zor kullanarak yaptılar. Şanlı direnişim yaklaşık 4 saniye sürdü. Polisler 2 katım n’apayım? Sonra emniyette birisi, “ya aslında sosyal medyaya içerik üretmek için” demiş olmalı ki; restoranda tam yemek yiyecekken “arkadaşlar bir saniye bozmayın” deyip masanın fotoğrafını çeken influencer tatsızlığında, ters kelepçeli videolarım çekildi; önden, arkadan, yandan. Hepsinde bir şekilde kameramanı bulup sırıttığım için uzak-arka açıyı yayınlayabilmişler.
Yapıcı bir eleştiri: Vatan Emniyet binası dökülüyor. Çalışanlar sıcaktan baygınlık geçiriyordu. Osmanlı’dan kalma klimalar var ve onlar da çalıştırılmıyor. Sadece amirlerin odasında son model klima var. Bu memurlar sırf siz istiyorsunuz diye kendilerine hiçbir zararı olmayan ve hatta belki sempati duydukları insanlara kötü polis rolü yapıyorlar. Duygusal yükü ağır olmalı; müstakil ev verseler yapmam. Bari bir klima alın. Yeri gelmişken söylemeden geçemeyeceğim, bu iki günlük kısa mesaim gösterdi ki Behzat Ç. ve Bir Zamanlar Anadolu’da kurmaca değil belgeselmiş, bütün diyaloglar ve karakterler birebir gerçekmiş.
Uçağa binmeden önce internetteki son dakikalarımda gördüğüm son şey “ailesinin gözüne girmek için kendini yakıyor, yazık!” tarzı yüzeysel psikolojik analizlerdi. Annemin Airbnb’de biblo kırdığı için ağıt yakması ve babamın gerçekten iyi bir baba olması dışında bütün anlattıklarım kurmacadır. Şaka yazabilmek için uydurduğum hayali çatışmalardır. Kişi ve kurumlar gerçek değildir. Mizahi bir yaklaşımdır. Pardon, mahkeme diline alıştım; siz bari şaka açıklattırmayın.
Kendimi bildim bileli hiçbir konuda baskı yapmamış, bana dair beklentiye girmemiş, çöp adam bile çizsem duvara asmış can dostlarımdır ikisi de. Her anne-baba kadar korumacı ve kaygılıdırlar. 2023’teki ilk Harbiye gösterimden sonra bile “Psikolog olsan keşke, boş vakitlerinde stand-up yaparsın” seviyesinde klişe; “yurtdışında İngilizce yapsan olmuyor mu?” diyecek kadar oğullarını gözlerinde büyütmüş insanlardır. Hemfikir olmasalar da bütün saçma kararlarımın arkasında durdular, bu gösteride de öyle olduğunu biliyorum, huzurlarınızda ikisini de öpüyorum.
Bu gösteriyi ne bir karşılık umarak ne de bir an bile cesur hissederek yayınladım. 7 yıl boyunca muhteşem bir hayat yaşadım. 25 yaşıma kadar içedönük, ölümüne karamsar, her şeyden şikâyet eden bir insan olarak; hobi seviyesinde yirmi seyirciye stand-up yapsam yeterince mutlu olacakken yüzlerce gösteride binlerce insanla beraber güldüm, yüzlerce yeni arkadaşım oldu, çok kalabalık ve sevgi dolu hissettim. Üstüne ihtiyacımın çok üstünde para kazandım.
Gencecik insanlar üniversiteleri korumak için, birçok konuda aynı düşünmedikleri belediye başkanlarına haksızlık yapıldı diye başlarına bu kadar bela alırken, “politik mizah” yaptığını iddia eden biri olarak en zararsız cümleleri bile ‘ama bunu yanlış anlarlar mı?’, ‘burayı manipüle edip sana saldırırlar mı?’ kaygılarıyla silmekten, etrafından dolanmaktan sıkıldım. O kadar sıkıldım ki, sıkıntım hayli yüksek olan korkumu aştı.
Gözaltı gecesi uyuşturucu testi sonrası götürüldüğüm hastanede beni görünce heyecanla el sallayan yetmiş yaşında teyze ise, kişisel sıkıntımı hayalimin ötesinde bir memnuniyete dönüştürdü. “Halk beni anlamadı ve başıma işler geldi” diye beklerken, “Halk beni anladı ve başıma işler geldi” oldu. WIN-WIN.
Temel seviyede Türkçe bilen, gösteriyi sahiplenen ve dayanışma gösteren herkese sevgiler. Gündemi salıyorum, kararlıyım bu sefer Moby Dick’i bitireceğim. Size dışarıda kolaylıklar.
Hiçbir başarı cezasız kalmaz. Türkiye'nin yüz akı bir tarım sevdalısını cezalandırmak istiyorlar. Seni Tarım bakanı yapacağız @sencer_s ... İthalat rantiyecileri, et baronları kaybedecek; Türk çiftçisi kazanacak.
Ülkemiz ekonomik buhranın pençesinde inliyor;
Emekliler açlıkla mücadele ediyor;
Esnaf yıkılıyor;
Sanayici iflas ediyor;
Çiftçi üretimden vazgeçiyor.
Dış politikada NATO zirvesinin sahte ışıkları altında tam bir geri çekilme yaşıyoruz.
Kıbrıs’ta yeni bir Annan planının hazırlığı yapılıyor;
Doğu Akdeniz’de geri çekilme yaşanıyor;
1 milyar dolar ödenerek alınan sondaj gemileri 4 yıldır limanlarda yatıyor.
Suriye’yi fethettik diyorlardı:
Yeni Suriye yönetimi Doğu Akdeniz’de Kıbrıs Rum kesimi ile anlaşıyor;
Bütün bunlar yaşanırken PKK’ya ve Öcalan’a af geliyor;
PKK kendisini tasfiye etmedi silah bırakmadı yine de PKK önünde adeta diz çökülüyor!
Ve nihayet milyonlarca Suriyeli sığınmacının ülkelerine dönmeyeceğini Şam büyükelçimiz ilan etti!
Gayri Milli Eğitimsizlik bakanı İstiklal Harbi ve Kurtuluş Savaşı kavramlarını ders kitaplarında yasakladı!
Eşsiz vatanımızın güzel insanları, Büyük Türk Milleti,
Vatanına ve halkına yapılan bu saldırılara dur demek için seçimlere kadar sabret, öfkeni içinde büyüt ve sandığa taşı! @zaferpartisi@zpgencresmi