@gazetegunebakis@Vildan_6134 ‘Zaman gösterecek’ demiş adam, doğru demiş ne var bunda!
Yerel medya siz varken İstanbul medyasına veya başkasına gerek yok düşman için!!! Bırakın şu takımın yakasını rahat
Türk futbolunda yıllardır değişmeyen tuhaf bir alışkanlık var!
Para İstanbul’da harcanınca adına “vizyon” deniyor. Gayrimenkul İstanbul’da geliştirilince “mali bağımsızlık projesi” oluyor. Dünya yıldızı İstanbul’a gelince “Türkiye’nin marka değerine katkı” diye alkışlanıyor. Aynı şey Trabzon’da yaşanınca birileri hemen hesap makinesini çıkarıyor:
“Bu para nereden geldi?”
Asıl konuşmamız gereken biraz da bu ikiyüzlü ölçü. Çünkü rakamlar ortada. Galatasaray, Victor Osimhen için Napoli’ye 75 milyon Euro bonservis açıkladı. Wilfried Singo için 30 milyon 769 bin Euro ödedi.
Fenerbahçe, Temmuz 2026’da Mason Greenwood için 39 milyon Euro bonservis açıkladı. Bir önceki dönemde Youssef En-Nesyri’ye 19,5 milyon Euro bonservis ödemişti. N’Golo Kanté anlaşmasında 14,4 milyon Euro imza parası ardından milyonlarca Euro’luk sezonluk ücretler KAP’a bildirildi. Ederson’un yıllık garanti ücreti ise 11 milyon Euro.
Beşiktaş, Orkun Kökçü için şartların gerçekleşmesi halinde 25 milyon Euro bonservis ve beş sezon boyunca toplam 25 milyon Euro garanti ücret içeren bir sözleşme yaptı.
Bunları eleştirmek için yazmıyorum. Parayı üretebilen kulüp harcar. Gelirini büyüten yatırım yapar. Markasını genişleten dünya yıldızını getirir. Futbol ekonomisinin doğası budur. Fakat aynı ekonomik mantığı Trabzonspor uyguladığında ortaya çıkan şu kuşku dili artık sorgulanmalı! İstanbul’un parası ticaret de Trabzon’un parası neden siyaset?
Spor kulüpleri artık haftada bir maç oynayıp bilet parası toplayarak yaşayamaz. Gayrimenkul geliştirir, mağazacılık yapar, sponsorluk üretir, marka haklarını pazarlar, dijital gelir yaratır ve tesislerini ekonomik değere dönüştürür.
Galatasaray yapınca gayrimenkul yönetimi… Fenerbahçe yapınca finansal bağımsızlık… Trabzonspor yapınca “devlet desteği”.
Bu hesabın matematiğinde bir sorun var. Aynı devletin kurumları, aynı mevzuat, aynı ekonomik modeller, aynı futbol endüstrisi…Kulübün adı değişince kavramların anlamı da değişmemeli!
Trabzonspor son yıllarda ciddi bir ekonomik dönüşüm geçirdi. Bankalar Birliği olarak bilinen yapılandırmadaki kredi anapara ve faizlerinin tamamı kapatıldı. 2025’te gerçekleştirilen sermaye artırımı sürecinde 6,4 milyar TL’nin üzerinde fon girişi sağlandı. Kulübün finansal raporlarında mali disiplin, gelir artırıcı projeler, sponsorluk faaliyetleri ve futbolcu transferlerinden kazanılan bonservis bedelleri açık biçimde yer alıyor.
Bu yapının başında da Ertuğrul Doğan var.
Fakat ortaya çıkan ekonomik dönüşümü görmezden gelerek Mohamed Salah transferini birkaç telefon görüşmesine, birkaç siyasi isme veya Ankara’dan geldiği varsayılan görünmez bir paraya bağlayarak salya sümük ağlayan gazetecilik tiplemesiyle sözüm ona ekonomik analiz sayılmaz.
Mohamed Salah satın alınan bir futbolcudan daha büyük ekonomik ölçeğe sahip bir marka. Onu Trabzon’a getirdiğiniz anda forma satarsınız. TS Club’ın müşteri kitlesini büyütürsünüz. Kombine talebini yükseltirsiniz. Locaların değerini artırırsınız. Yeni sponsorların kapısını açarsınız.
Trabzonspor armasını Kahire’den Londra’ya, Afrika’dan Orta Doğu’ya kadar milyonlarca insanın ekranına taşırsınız. Saha içinde sağ kanattan içeri kat eden Mohamed Salah’ı alırsınız saha dışında küresel bir dağıtım ağı kazanırsınız.
Asıl mesele şu! İstanbul’un üç kulübüne tanınan ekonomik aklı Trabzonspor’a çok görmek!. Onlar arazi geliştirince proje, Trabzonspor geliştirince iltimas demeyin. Onlar 30, 40, 75 milyon Euro’luk transferler yapınca vizyon yazıp, Trabzonspor Salah’ı getirince Ankara’da para aramayın.
Galatasaray’a sormadığınız soruyu Trabzonspor’a soruyorsanız. Fenerbahçe’de alkışladığınız ekonomik modeli Trabzon’da kriminal bir şüpheye dönüştürüyorsanız. Beşiktaş’ın tahsis edilmiş arazisini tarihsel hak sayıp Trabzonspor’un tahsisini siyasi imtiyaz diye sunuyorsanız… Orada ekonomi tartışmıyorsunuz.
Orada Trabzonspor’a biçtiğiniz sınırı tartışıyorsunuz. Aslında hepinizi iyi tanıyoruz. Sizi gidi maskeli süvariler sizi :)
Ömer Üründül: Drogba, Kante, Falcao, Osimhen, Icardi gibi yıldızlar Türkiye’ye geldiğinde son dakika manşetleriyle transferleri duyuran, maddi konuları gündeme getirmeyen ve 7/24 haber yapan Türk basını; Türkiye’nin gelmiş geçmiş en büyük yıldız transferi Salah’ı futbol açısından konuşmak yerine sürekli maddiyat üzerinden tartışıyorsa burada ciddi bir ikiyüzlülük ve ayrımcılık vardır.
İstanbul takımları yıldız transfer ettiğinde sorun olmayan şey, Trabzonspor yaptığında neden bir anda “muhasebe” meselesine dönüşüyor?
Bu gazetecilik değil, çifte standarttır. Trabzonspor’un yaptığı bu tarihi transferi futbol konuşarak değerlendirmek yerine sürekli maliyet üzerinden tartışmaya açmak, gazetecilik mesleğine ihanettir.
Bu büyük transfer için Trabzonspor yönetimini tebrik ediyor, Türk futboluna hayırlı olmasını diliyorum.
Rakamlar bazen algıdan daha çok şey anlatır.
Trossard 👇🏻
💰 3 yıllık garanti maliyet: 39,5 milyon € (20 milyon € bonservis + 19,5 milyon € garanti maaş)
Mohamed Salah👇🏻
💰 2 yıllık garanti maliyet: 34 milyon € (Bonservis yok)
Buna ek olarak Salah ürünlerinin %20 geliri de yine Mısırlı yıldızın olacak.
Her iki isimde de menajer payı olduğu için yazmadım.
Şimdi durup düşünün...
Bir tarafta iyi bir Premier League oyuncusu.
Diğer tarafta ise;
🏆 Ballon d'Or sıralamasında zirveye oynamış ve ilk 5'te yer almış
🏆 Premier League tarihine adını altın harflerle yazdırmış ve kırılmadık rekor bırakmamış dünyanın en büyük yıldızlarından
🏆 Dünya futbolunun popülerlik anlamında en tanınan isimlerinden
🏆 Sadece sahaya değil; forma satışına, sponsorlara ve kulübün küresel değerine etki eden bir marka.
Kısacası beşiktaşlılar aradaki fark sadece futbol kalitesi değil. Biri güçlü bir transfer, diğeri ise dünya futbolunda ses getiren bir hamle. Böyle isimler sadece kadroyu değil, kulübün algısını da başka bir seviyeye taşır. Umarım anlarsınız ve bu yangınınızı biraz daha körükler. 😎
@yescoontextjk Heee unuttum 😂
Nwaiwu, Batagov, Pina, Cabral, Bouchouari, Folcarelli, Muci, Aral, Saviolo, Mitongo, Thierry Karadeniz gibi katma değerli genç futbolcular ile de yaklaşık 200m€'luk bir gelir potansiyeline sahip.
Sen çok dert etme yani 😂😂
@yescoontextjk Lovik: 2.5 milyon Euro
Arif Boşluk : 550 bin Euro
Serdar Saatçi : 500 bin Euro
Toplam (Bonuslar Dahil): 65 milyon 61 bin Euro
Uğurcan Çakır bonservisini de ekle 33 Milyon Euro
Yani 1 tane daha 34 Milyon Euro yıldız transferi hakkımızı elimizde saklı bulunduruyoruz 🤣
Trabzonspor'un en büyük suçu, İstanbul'un dışında da bir futbol aklının, bir futbol kültürünün ve sarsılmaz bir iradenin var olduğunu herkese göstermesiydi. Çünkü bu ülkede bazı hikayeler yazılabilir, ama bazı hikayelerin yazılması istenmez. Trabzonspor işte o istenmeyen hikayedir. Bizi yıllarca "sempatik Anadolu takımı" diye anlattılar. Çünkü düzeni bozmadığımız sürece alkışlamak kolaydı. Mücadele edelim ama hükmetmeyelim. Yarışalım ama kazanmayalım. Varlığımız kabul edilsin ama ağırlığımız hissedilmesin. Ne zaman ayağa kalktık, aynı cümleler dolaşıma girdi. "Bu transferi nasıl yaptılar?" "Bu parayı nereden buldular?" "Kesin başka bir iş vardır." Kimsenin ilk refleksi "Demek ki doğru plan yaptılar." olmadı. Çünkü mesele hiçbir zaman transfer değildi. Mesele, Trabzonspor'un yeniden güçlü olma ihtimaliydi.
Bunların rahatsız olduğu şey bir futbolcu değil. Bir şehrin yeniden kendine inanması. Bir kulübün yeniden omuzlarını dikleştirmesi. Yıllardır kendi emeğiyle oyuncu yetiştiren, oyuncu satan, bütçesini oluşturmaya çalışan bir kulübün, günü geldiğinde büyük bir hamle yapabilmesidir. Çünkü insanlar başarıyı sever ama başarı kendi ezberlerini bozuyorsa onu sorgular. Trabzonspor'un tarihi bunun sayısız örneğiyle doludur. Bu kulüp, kendisine ayrılan sınırların içinde yaşamayı hiçbir zaman kabul etmedi. "Buraya kadar" dediler. Bir adım daha attı. "Eski gücü kalmadı" dediler. Her seferinde başka bir nesil çıktı ve aynı formayı yeniden omuzladı.
Çünkü Trabzonspor bir kulüpten önce bir karakterdir. Bu karakterin adı ise inattır. Kimseye boyun eğmemektir. Kolay olanı değil, doğru bildiği yolu yürümektir. Bugün bir transfer konuşuluyor. Yarın başka bir konu konuşulacak. Ama değişmeyecek tek şey şudur. Trabzonspor'un büyüklüğü, aldığı futbolcularda değil, kendisine çizilen kaderi kabul etmemesinde yatıyor. Ve tarih, kendisine biçilen role razı olmayanların yazdığı bir kitaptır. Trabzonspor da o kitabın en inatçı sayfasıdır.
“Trabzonspor'un büyüklüğü, aldığı futbolcularda değil, kendisine çizilen kaderi kabul etmemesinde yatıyor. Ve tarih, kendisine biçilen role razı olmayanların yazdığı bir kitaptır.”
Trabzonspor'un en büyük suçu, İstanbul'un dışında da bir futbol aklının, bir futbol kültürünün ve sarsılmaz bir iradenin var olduğunu herkese göstermesiydi. Çünkü bu ülkede bazı hikayeler yazılabilir, ama bazı hikayelerin yazılması istenmez. Trabzonspor işte o istenmeyen hikayedir. Bizi yıllarca "sempatik Anadolu takımı" diye anlattılar. Çünkü düzeni bozmadığımız sürece alkışlamak kolaydı. Mücadele edelim ama hükmetmeyelim. Yarışalım ama kazanmayalım. Varlığımız kabul edilsin ama ağırlığımız hissedilmesin. Ne zaman ayağa kalktık, aynı cümleler dolaşıma girdi. "Bu transferi nasıl yaptılar?" "Bu parayı nereden buldular?" "Kesin başka bir iş vardır." Kimsenin ilk refleksi "Demek ki doğru plan yaptılar." olmadı. Çünkü mesele hiçbir zaman transfer değildi. Mesele, Trabzonspor'un yeniden güçlü olma ihtimaliydi.
Bunların rahatsız olduğu şey bir futbolcu değil. Bir şehrin yeniden kendine inanması. Bir kulübün yeniden omuzlarını dikleştirmesi. Yıllardır kendi emeğiyle oyuncu yetiştiren, oyuncu satan, bütçesini oluşturmaya çalışan bir kulübün, günü geldiğinde büyük bir hamle yapabilmesidir. Çünkü insanlar başarıyı sever ama başarı kendi ezberlerini bozuyorsa onu sorgular. Trabzonspor'un tarihi bunun sayısız örneğiyle doludur. Bu kulüp, kendisine ayrılan sınırların içinde yaşamayı hiçbir zaman kabul etmedi. "Buraya kadar" dediler. Bir adım daha attı. "Eski gücü kalmadı" dediler. Her seferinde başka bir nesil çıktı ve aynı formayı yeniden omuzladı.
Çünkü Trabzonspor bir kulüpten önce bir karakterdir. Bu karakterin adı ise inattır. Kimseye boyun eğmemektir. Kolay olanı değil, doğru bildiği yolu yürümektir. Bugün bir transfer konuşuluyor. Yarın başka bir konu konuşulacak. Ama değişmeyecek tek şey şudur. Trabzonspor'un büyüklüğü, aldığı futbolcularda değil, kendisine çizilen kaderi kabul etmemesinde yatıyor. Ve tarih, kendisine biçilen role razı olmayanların yazdığı bir kitaptır. Trabzonspor da o kitabın en inatçı sayfasıdır.
Neyse. Salah’ı yaşından vurup “kaç gol atacak” seviyesine indirgemek, Trabzon’u küçümsemek, “arabistan” yaftası yapıştırmak falan çok saygısızca ve meseleyi anlamamak bence.
70 milyon Instagram takipçisi olan, dünyanın en büyük futbolcularından biri Türkiye’ye geliyor. Bu başlı başına Türk futbolu ve ülkemiz için küresel bir PR. Ayrıca Müslüman oluşu da benim için ayrı bir gurur.
TS’mize sahada ne vereceğini zaman gösterir bilemeyiz. Ama adam daha gelmeden Türkiye’yi dünya futbol gündemine soktu. Reuters’ın bile dün akşam Trabzon’dan canlı yayınladığı bi olaydan bahsediyoruz.
Araplar ülkeleri yıllardır futbola milyarlar harcayarak böyle bir görünürlük yaratmaya çalışırken, Trabzon’un tek bir transferle yakaladığı bu sükseyi hor görmek, küçümsemeye çalışmak gerçekten komik.
Bazen yapılan iyi bir işin tadını çıkarmayı da bilelim. Salah Trabzon’a geldi ve tüm Türkiye’de top oynayacak. Türkiye’ye, Trabzon’a ve TS’mize hayırlı olsun. 🙏🏻
@yahyayilik Salah bize maliyeti 2 yıl için 34 Milyon Euro,
Bu demek oluyor ki 1 tane daha Salah gibi dünya yıldızı alma hakkımızı elimizde gizli tutuyoruz 🤣🤣🤣
@yahyayilik Oleksandr Zubkov: 4 milyon Euro
Lovik: 2.5 milyon Euro
Arif Boşluk : 550 bin Euro
Serdar Saatçi : 500 bin Euro
Toplam (Bonuslar Dahil): 65 milyon 61 bin Euro
Uğurcan Çakır Bonservis eklersen 33 Milyon Euro daha Toplamda 98 Milyon Euro bonservis gelirimiz oldu.