Murtaza ruh hasta derken inanmıyordunuz,
alın işte Adem bey @ademyarslan murtaza’nın mahkemede nasıl şekilden şekile girdiğini,
nasıl kompleler çevirdiğini anlatıyor..😀
HIRSIZ MIRTAZA
Tebrikler Adem bey ..
Allah (cc) Firdevs ile sevindirsin
Nezaketi hoşgörüyü ilimi kardeşliği insanlara kucak açmayı, sevgi dilini empatiyi, ümidi,cesareti,tevazuyu
miras bırakıp gittin güzel insan Allah senden razı olsun 🤲🏼🥀🪷
#FetullahGülen
Hayatını eğitim, diyalog ve insanlığa hizmete adamış Muhterem Fethullah Gülen Hocaefendi’yi vefatının ikinci yıl dönümünde rahmetle yad ediyoruz. Şefkat ve barış içinde bir arada yaşama çağrısı, insanlığa ilham kaynağı olmaya devam ediyor.
Açıklamamız: https://t.co/8NwBGp7wb9
17 Ekim’de The Gulen Documentary, YouTube’da tüm dünyadan izleyicilerle buluşuyor. Uzmanların, entelektüellerin ve hayatına tanıklık edenlerin katkılarıyla hazırlanan belgesel, 14 ülkeden 35 farklı sesi buluşturarak Fethullah Gülen Hocaefendi’nin hayatını, fikirlerini ve dünyadaki yankılarını 90 dakikada ele alıyor.
Vay vay vay, hele itirafa gelin:
Meğer vasiyet davası açılmadan 4-5 ay önce bu şahıs Mesih Gülen ile Adem adıyla görüşüyormuş. Bu görüşmeleri ve hazırlıkları gizli tutuyorlarmış. Ama vasiyet belgesinden Ahmet Dönmez yazdıktan sonra haberleri olmuş.
Şimdi sorular:
1) Vasiyet belgesinden Dönmez yazdıktan sonra haberdar olduysanız, daha önce Mesih Gülen ile gizli tutulmayı gerektirecek ne gibi bir iş içindeydiniz?
2) Konuşmanın akışından Mesih Gülen ile Adem’in bir dava hazırlığı içinde oldukları anlaşılıyor. Bu nedenle Saffet Adem’i araştırıyormuş. Eğer ortada vasiyet belgesi olmasaydı (ondan haberiniz yoktu ya) ne gibi bir dava hazırlığı içindeydiniz?
3) Eğer ikinci söylediğin doğruysa, demek ki vasiyet belgesi olmasa da yine dava açacakmışsınız.
4) O halde soru şu: Hani vasiyet davası Gülen’in **sarığına** leke sürdürmemek içindi? Vasiyet belgesi ortada yokken o hazırlıklar ne içindi?
Merak ettiğim soru şu: Muterizler kendi başlarına kaldıklarında Ahmet Dönmez'in olmayan bir toplantıyı yapılmış gibi uydurup bir de Teyyo Ağa destanı anlatması hakkında ne düşünüyorlar? Yani akşam yastığa başlarını koyduklarında "yahu tamam, kuyruğu dik tutmak için açık alanda @AhmettDonmez'i savunuyoruz ama adam da acayip bir yalan uydurmuş be kardeşim. Bu kadar da olmaz ki; hiç olmayan bir toplantı olmuş gibi anlatılmaz ki" diye düşünüyorlar mıdır? Yoksa açık alanda savundukları şeylere gerçekten inanıyorlar mıdır?
Yahu şu düştüğün duruma bak. Bir iddia attın ortaya. Fiziken olması mümkün değil. Halen inatla aynı yalanı savunmaya çalışıyorsun.
Eğer gerçekten bir YALAN üzerine cemaate operasyon yapmaya kalkmıyorsan, yani kendi kariyerini yakma pahasına bir suicide missiona çıkmadıysan, bu anlamsız iddianın aslında ne olduğunun farkında mısın?
Bu anlamsız savunma çabanın ve argümanının ne kadar saçma bir şey olduğunun farkında değil misin gerçekten?
Önce Yavuzlar ve Aymaz’ın, sonra da vereceğim 2 birimcinin, Kuran üzerine yemin ederek verecekleri cevapları olduğu gibi ses kayıtları ile paylaşmadığın müddetçe bu argümanların benim için bir anlamı yok.
Onların ağzından kayıtları koy ortaya, özür dilemekten asla yüksünmeyeceğimi söyledim.
Ben bir hakikat mücadelesi veriyorum.
Nefis ya da ego savaşı vermiyorum.
Baştan beri ne diyorum: Benim tek sermayem doğruluk.
Hakikatin beni yalanladığı yerde ben hakikate savaş açmam.
Hatamı kabul edip özür dilemekten de gocunmam.
Süren devam ediyor.
Ahmet Dönmez @AhmettDonmez ‘in yalanı böyle patladı. Bakalım kendisi ve ona iman derecesinde inanan Muterizler nasıl bir tavır alacak
A) Dönmez’i haklı bulmaya devam edecek B) Konuyu saptırıp “konu bu mu” argümanına sığınacaklar
C) Yalan’ı kabul edecek özür bekleyecekler
Hocaefendi, üç yıla yakın çok çile çekti Üç Şerefeli Caminin penceresinde. “Çok zeki bir adamdı, bana öyle geliyor ki; ne olduysa, ne mertebelere ulaştıysa o cami penceresinde oldu Hocaefendi.” diyor Hüseyin Top Hoca. Zira, II. Murad onu sabah namazına uyandırmak için+
Şu fotoğraf Cemaat’in suçsuzluğunun en büyük delilidir.
Darbeye kalkışmış (!) bir örgütün Tire ilçe yapılanmasından ele geçirilenler bunlar işte. Hepsi bu!
Hocaefendi’nin vefatının ikinci sene-i devriyesi: İnsanlığa adanmış bir ömür, tükenmeyen bir miras
Hakikate ve insanlığa adanmış uzun ve çileli bir yaşamın ardından 20 Ekim 2024 tarihinde, ABD’nin Pennsylvania eyaletinde yarı cebri yarı iradi bir hicret hayatı yaşarken ruhunun ufkuna yürüyen Fethullah Gülen Hocaefendi’nin vefatının üzerinden iki yıl geçti.
Fethullah Gülen Hocaefendi’nin vefatı bir dönemin sonu olsa da onun misyonunun, vizyonunun ve bıraktığı manevi mirasın sonu değildir.
Faniliğin bir neticesi olarak insanlar bu dünyadan giderler fakat arkada bıraktıkları kıymetli miraslarla yaşamaya devam ederler. Bu hakikatin ete kemiğe bürünmüş bir tecellisi olarak, onun düşünceleri ve hizmet anlayışı bugün dünyanın dört bir yanında yaşamaya devam etmektedir. Bu miras yalnızca eserlerinde değil, eğitim, diyalog, barış ve insani yardım ideallerine bağlı kalarak fedakârca çalışan milyonlarca insanın gayretlerinde hayat bulmaktadır.
https://t.co/CzzgB0CqLn
Bir toplumun başına gelebilecek büyük felaketlerden biri sadece kötülüğün çoğalması değildir. İyilikle kötülüğün yer değiştirmesidir. Hırsızlığın, yolsuzluğun, zulmün kanıksandığı; bunlara bulaşmayan insanların ise suçlu muamelesi gördüğü bir vasatta artık sadece hukuk yara almamıştır. Ahlâkî ölçüler de altüst olmuştur vicdan da!
https://t.co/6Ttst3pYJg