Lükslerin aslında lüks olduğunu unutuyoruz:
1. Ağrısız uyanmak.
2. Kesintisiz, sakin bir uyku gecesi.
3. Sizi gerçekten merak eden birinin olması.
4. İstediğiniz zaman temiz içme suyu.
5. Korkusuzca hareket etme özgürlüğü.
6. Temiz bir vicdan.
7. İnternete ve bilgiye erişim.
8. Yürüyebilmek, koşabilmek ve derin nefes alabilmek.
9. Bir hatadan sonra ikinci bir şans.
10. Yeniden başlama yeteneği.
11.Hâlâ hayatta olan ebeveynler.
12. Yemekler buzdolabında strese girmeden.
13.Çalışır durumda bir telefon.
14. Zaman.
15. İç huzur.
16. İşe yakın mesafede oturmak
17. Sağlık
Başka ne eklemek istersiniz?
"Artık kimse çalışmak istemiyor" ifadesi çok komik...
Yani, hayır dostum, insanlar bunu istemiyor:
- Günlük 2 saatlik yolculuk
- Çocuklarının büyümesini özlüyorlar.
- Tüm hayatlarını kira karşılığında takas ediyorlar.
- Hiçbir uyarı yapılmadan işten çıkarılmak
- 50 saat çalış, 40 saatlik ücret al.
Sistemi düzeltin, işçileri değil.
Yüksek mühendisim, aylık 65 bin TL maaş alıyorum. Rakamı duyan köydeki akrabalarım beni istanbul'da "beyler gibi" yaşıyor sanıyor. Ama gerçek şu ki; kiram 28 bin, faturalar, kredi kartı asgari ödemeleri derken ayın 15'inde cebimde yemek parası kalmıyor.
Geçen hafta, lisede okumayıp sanayiye giren ve bizim "serseri" gözüyle baktığımız arkadaşımla karşılaştım. Altında 4 milyonluk araba, 2 tane dairesini kiraya vermiş, bana "Kanka işler bu ara durgun, ayda 150-200 anca kalıyor" diye dert yandı. Ben o sırada kahve içerken hangi kredi kartımda limit kaldı diye hesap yapıyordum.
Yıllarca dirsek çürüttüm,
dereceyle mezun oldum ama şimdi o arkadaşımın yanında hesap öderken elim titriyor. Bize
"Okuyun, hayatınız kurtulur" diyenler, devrin değiştiğini ve diplomanın bir kağıt parçasından ibaret kaldığını söylemeyi unuttular galiba. Şık kıyafetler içinde, modern bir açlık yaşıyorum.
Evet sizin düşünceleriniz nedir ?
Şimdi bu hafta herkes 23. Bölüm için iyi olacak reyting yükselecek dizi değişecek umutlarla herkesi yükseltti. Peki halef ne yapıyor. İşte izleyiciye kanal değiştireceği sahne veriyor. Serhatın meleğe sarılması değil olay. Serhatın meleğe teselli verirken başka bir kadının peşinde koşması bu da bu toplumda görülmek istenecek en son şey. İzleyici kendi kafasında artık şunu yorumluyor ne yaptığı ne ettiği belli olmayan birini boşamasına rağmen psikopatça kimseye yar etmeyen diğerinide yanından asla göndermeyen bu adamın gerçekten istediği ne bu sorunun cevabını herkesin kendi yorumuna bırakan halef tüm kitlesini kaybetmeyi başarıyor
#Yılser
#HalefKöklerinÇağrısı
- İnsanların koca bir ayı maaşını bilmeden çalışması normalleşti.
- Vergi dilimleri çalışanların aleyhine işliyor. Çalışanların çoğu erkenden vergi dilimine giriyor ve daha az maaş almaya başlıyor.
- Çalışma saatleri çok uzun. Üstüne ek mesai yapıyor insanlar. Ve piyasanın durumundan ötürü itiraz edemiyorlar. Kimse ne kendisine ne sevdiklerine vakit ayıramıyor.
- "Türkiye mutsuz" söylemi boşuna değil. İnsanların bu kadar mutsuz olmasının temel sebebi çalışma saatlerinin uzunluğu. Güneş göremeyen, sevdikleriyle vakit geçiremeyen, hobisi olmayan, ayağını uzatıp dinlenemeyen insan elbette mutsuz olacak.
- Çalışanların maaş pazarlığı hakkı elinden çoktan alındı. "Piyasa kötü" 10 senedir dillere pelesenk olmuş bir bahane artık. 1 ayı maaşını bilmeden geçiren çalışanın pazarlık edebilmesi zaten olanaksız.
- Asgari ücrete verilen zam oranı bir norm haline geldi. Nispeten yüksek maaş alan çalışanlar, asgariye verilen zam kadar bile zam alamıyor ve bu normal karşılanıyor.
- Çalışanlar artık ya asgari ücret ya da asgarinin bir tık üstü maaşa tamah etmek zorunda kalıyor.
- Maaş zamları yıllardır enflasyonu yakalayamıyor, insanlar çalıştığı halde fakirleşiyor.
- Sermayesi güçlenen, her geçen gün daha çok kâr eden, devletten sınırsızca teşvik alan firmalar bile "piyasa kötü" bahanesinin arkasına sığınıyor. Firmalar için, işçi maliyetlerinin yüzdesi sürekli düşüyor.
- Talep baskılandığı için KOBİ'lerin satışı hızla azalıyor. Nakit gücü olmayan firmalar ya batıyor ya işçi çıkarıyor. İstihdam sürekli azalıyor.
Çalışanlar için bitmeyen kabuslar bunlar. Ve bu kısır döngünün kendiliğinden biteceği yok.
- Vergi dilimleri acilen güncellenmeli
- Asgari ücret sadece vasıfsız kişilere verilecek, geçici bir maaş statüsü olmalı. Meslek odaları ve sendikalar bu konuda gereken aksiyonları almalı.
- Hiç kimse, maaşını bilmeden çalışmak zorunda bırakılmamalı. Maaş zam konuşmaları, eskiden olduğu gibi zamlar netleşmeden başlamalı. Çalışanların söz hakkı geri verilmeli.
- Çalışma saatleri kısaltılmalı, ücretsiz mesai ortadan kalkmalı
- Talebin baskılanmasına yönelik kararlar geri çekilmeli ve talep değil arz üzerinde düzenlemeler yapılmalı, üretim arttırılmalı
- Verilen destekler ve teşvikler doğru şekilde kontrol edilmeli. Etkileri ölçülmeli. Etkisiz teşvikler kaldırılmalı. Verimsiz bir firmaya 20 birim teşvik vermektense, verimli 10 firmaya 2 birim teşvik verilmeli.
- Sosyal medya ve mobil uygulama gelirlerinde olduğu gibi, hizmet ihracatı gibi düşük operasyonlu işlerde de şirket kurma zorunluluğu ortadan kalkmalı. Bağkur zorunluluğu ortadan kalkmalı. İşbaşı yapmak ve vergi ödemek kolaylaştırılmalı.
BONUS:
- "Ev genci" kavramı ortadan kalkmalı. Gençlere "her ay $100 ihracat" gibi somut bir yön gösterilmeli. Şirket kurmadan yurt dışına iş yapabilmelerinin önü açılmalı. Bizim gencolarımızın USA gencinden bir eksiği yok. Hedefleri yok ve hareket alanları dar sadece. Ayda $100 kolaylıkla $1000'e de çıkar bir süre sonra.
@mahfiegilmez Evet magfi hocam çok doğru söylüyorsunuz bende her kış 4 veya 5 defa Ayva tatlısı yapardım bu sene hiç yapmadım 200 TL ue ayvami olur diyorum protesto ediyorum saygilar
Bugün marketten bir adet ayvayı 35 liraya aldım. Ben çocukken kötü bir şey olduğunda "ayvayı yedik" derlerdi. Ayvayı yemek deyimi; “kötü duruma düşmek, işi bozulmak” anlamına gelirdi. Bence bugün ayvayı yemek iyi duruma geçmiş olmayı ifade ediyor olmalı.