Bugünlere hiç kolay gelinmedi. Takımımızla gurur duyuyorum.Milletimizin sevgisini ve takdirini kazandılar.
Ama daha önemlisi zor şartlarda görev yaptıkları yerlerde milli takımı düşünüp şu videonun çekilmesinde emekleri olan mehmetçiklerimizdir. Aslansınız. Ayağınıza taş değmesin
9 mayis 2026’da dikili lodospor sezonu şampiyonlukla bitirince bu videoyu atıyor. Video voleybol dünyasında viral oluyorz 26 temmuz 2026’da a mili takım şanpiyon oluyor ve kızlar taklit ediyor.
Nuri Bilge Ceylan’ın “Mayıs Sıkıntısı” filminde çok anlamlı bir sahne vardır.
Çocuk oyuncu Ali, babasından müzikli bir saat ister. Babası ise saati düşürüp kıracağını düşünerek almaz.
Halası, Ali’ye bir yumurta verir ve şöyle der:
“Bu yumurtayı 40 gün boyunca kırmadan cebinde taşırsan, babanı sana saat almaya ikna edeceğim.”
Kasabada film çekimi için bulunan yönetmen ise Ali’ye küçük bir öneride bulunur:
“Ali, bunu kaynatıp taşırsan kırılmaz.”
Ali’nin cevabı ise çok şey anlatır:
“Olmaz, hilelik olur.”
İşte mesele tam da burada başlıyor…
Bir çocuğun istediği anda her şeye sahip olmasıyla, bir şeyi elde edebilmek için sorumluluk alması, sabretmesi, emek vermesi ve beklemesi arasında; dünyayı algılama ve zamanı kavrama açısından büyük bir fark vardır.
Peki biz bugün ne yapıyoruz?
Çocuklarımızın çoğu isteğini hemen yerine getiriyoruz. Aldığımız eşyadan kısa sürede sıkıldıklarında ya da eşya bozulduğunda çoğu zaman yenisini alıyoruz.
Böylece çocuklar yalnızca eşyanın kıymetini ve tasarrufu öğrenememekle kalmıyor; hayatın öğrettiği çok önemli bazı değerlerden de mahrum kalıyor:
Tutumlu olmak…
Yetinmeyi bilmek…
Çabalamak…
Sorumluluk almak…
Bir şeyi hak etmek…
Ve bir şeye ulaşabilmek için sabırla beklemek…
Belki de çocuklara verebileceğimiz en büyük şey, her istediklerini hemen almak değil; bazı şeylere emek vererek ulaşmanın değerini öğretmektir.
@ismailyildizm Çocukken parmağım kırıktı İstanbulda o zamanlar ağaçlar vardı parklarda ve vişne ağacı evimin dibindeydi, ben o kırık parmakla o devasa ağaca çıkıp midem ağrıyana kadar yerdim vişneyi :)