lise 2’den beri kestiğim her tırnağı bir kutuda sakladım. hala 2 gün bi yere gidecek olsam asla onsuz gitmiyorum ki geri dönemezsem deney bozulmasın. bi kere biri bunu neden yaptığımı sorunca dedim ki “çünkü ne olacağını merak ediyorum”. o da dedi ki: ne olacak sanki ak, içinden yeni bir şey mi çıkacak. bunu hiç böyle düşünmemiştim. hala da hiç böyle düşünmedim. aksine, şimdi o koleksiyon o kadar harika bir boyuta ulaştı ki kutuyu her gördüğümde gayet nadir ulaşılabilen şeyler hissediyorum. bir yandan da hayatı böyle episotlar halinde yaşayarak hızlandırıyor muyum acaba diye endişeleniyorum. küçükken kendimi çok özgür ve orijinal sanarken lafına güvendiğim biri demişti ki gelenek hayatı yaşamaya değer kılan şeydir. babam keşke müslüman olsaydı
Yıllar boyunca normal olmak, normal görünmek için harcadağım çabayı başka bir şeye yöneltebilseydim çoktan normal olmuştum, üzerine de bişiler koymuş olurduk. Boşa geçen bi ömür gerçekten.
Ali İsmail Korkmaz’ın anısını ve hayallerini yaşatacak bir açılış için Antakya’daydık. Emel Anne ve tüm gönüllüleri çabası ile Antakya harika bir gençlik merkezi kazandı. Vlog’u aşağıdaki linkten izleyebilirsiniz. https://t.co/76kZgHdDXT