Türkiye Yüzyılı Partisi Genel Başkanı
@muratsahin2023
Bir canımız vardır, bu canlarımız Devletimize bir değil bin defa feda olsun…
Anamızın duasıyla geldik hocamızın selasıyla gideriz…
Cenab-ı Allah Azze ve Celle bizlere Şehadet nasip eylesin.
Aşkı kıyametle görmek, şah damarını bir nefeste kesmek...
Varsın sevgili sevdayı silsin, ey Hayrünnisâ kader!
Zindanlardan çık gel Hak ile, Hak ile yan kavrul gel Aşk ile...
Amber Journal #altıüstüistanbul
Tekirdağ yanıyor...
Malkara’da 200 dekar buğday tarlası bir anda küle döndü. Alın teri, emek, umut... Hepsi gitti.
Çiftçilerimize geçmiş olsun.
Allah bir daha yaşatmasın.
Emekli İngiliz Albay Richard Kemp;
"Bir İngiliz subay olarak açıkça söylüyorum: Yahudiler, insanlığa ışık olmak için dünyaya gönderildi. Bugün İsrail, tam da bu görevi yerine getiriyor. Karanlığın ortasında adaletin ve ahlakın ışığını yakıyor."
Gazze'de on binlerce sivilin öldüğü, çocukların açlık ve bombardımanla mücadele ettiği bir tabloda bu sözler...
Adalet ve ahlak dediğimiz şey gerçekten nedir?
Anneler; merhametin, babalar; fedakârlığın timsalidir..
👉 Peki ya dedeler ve neneler?!
Dedeler; bir milletin hafızası, bir ailenin köküdür.. Yaşanmışlıklarıyla yol gösteren, tecrübeleriyle nesillere istikamet çizen, geçmişin hikmetini geleceğin umutlarına taşıyan çınarlardır..
Neneler ise; bir evin bereketi, bir ocağın duası, şefkatin ve merhametin en güzel tecellisidir.. Yorulan gönüllere huzur, kırılan kalplere teselli, daralan yüreklere sığınak olurlar.. Bir ömür boyunca karşılık beklemeden sever, dua eder ve kendilerinden verirler..
Dedeler ve neneler; torunlarına yalnızca sevgi bırakmazlar.. Onlar; ahlâkı, edebi, vatan sevgisini, inancı, sabrı ve hayatın en kıymetli derslerini sessizce miras bırakırlar.. Bugün ayakta duran nice aile, onların alın teri, duası ve fedakârlığı üzerinde yükselmektedir..
Bu sebeple düşünüyorum ki; anneler günü ve babalar günü varsa, ömrünün son yıllarını torunlarına adayan dedelerimiz ve nenelerimiz için de bir “Dedeler Günü” ve bir “Neneler Günü” ilan edilmelidir.. Çünkü onlar, sadece bir ailenin değil; milletimizin de en kıymetli hazineleridir..
Zira bazı insanlar vardır ki; hayatları boyunca konuşmadan sever, gösteriş yapmadan emek verir, karşılık beklemeden fedakârlık ederler.. Onların tek beklentisi ise unutulmamak, bir dua ile hatırlanmaktır..
Hayatta olan dedelerimize ve nenelerimize Cenab-ı Allah’tan sağlık, huzur ve bereketli ömürler diliyorum..
Ebediyete irtihal eden dedelerimizi ve nenelerimizi rahmet, minnet ve dualarla yâd ediyorum..
Mekânları cennet, makamları âli, kabirleri nurla dolsun.. 🤲
Yazık…!
Biz nasıl bu hale geldik?!
Daha da önemlisi; kimler tarafından bu hale getirildik?!
Bir millet düşünün ki, kurtuluş destanını yazan nenelerin tümünün başörtülü olduğunu unutsun..
Bir millet düşünün ki, cepheye mermi taşıyan kadınların torunlarına sırtını dönsün, hakaret etsin ve aşağılayıcı bir dil kullansın..
Oysa bu toprakların bağımsızlık destanı yazılırken, cephe gerisinde fedakârca çalışan kadınlarımızın tümü başörtülüydü..
Kara Fatma’lar, Şerife Bacı’lar, Gördesli Makbule’ler ve ismini tarih sayfalarına yazdıramamış binlerce Anadolu kadını başörtülüydü; sırtında cephane, yüreğinde iman, dilinde vatan sevgisiyle mücadele etti onlar..
Bugün özgürce yaşayabiliyorsak,
Türk bayrağı bu semalarda dalgalanıyorsa,
Yabancı devletlerin boyunduruğu altında değilsek,
Bunda o kahraman anaların ve ninelerin büyük payı vardır..
Başörtüsü; bu milletin tarihinde bir ayrışmanın değil, fedakârlığın, iffetin, alın terinin ve vatan sevgisinin sembollerinden biri olmuştur..
Tarihine ve inancına yabancılaşan milletler geleceğini asla inşa edemezler..
Türkiye Cumhuriyeti Devleti özgür ve bağımsız bir devlettir, ister başörtülü ister açık gezersin, buna kimse karışmaz karışamaz; lakin bir kadını sırf başında başörtüsü olduğu için aşağılar ve hakaret edersen buna herkes itiraz eder ve gözünü önce emniyette sonra da hukukun önünde açarsın..
Unutmayalım ki;
Bu vatan sadece cephede savaşanların değil, cepheye evladını gönderen, cephane taşıyan, dua eden ve gerektiğinde canını ortaya koyan kahraman Anadolu kadınlarının emanetidir..
Ruhları şad, mekânları cennet olsun..🤲🇹🇷
Sayın Hulusi Akar’ın da ifade ettiği gibi; artık eski Türkiye yok..
Bugün söz dinleyen değil, sözü dinlenen bir Türkiye vardır.. Bundan rahatsız olanlar ise milletin geleceği için proje üretmek yerine, gençleri sokaklara sürmeyi siyaset zannetmektedir..
Dikkat edin; kendi evlatlarını değil, garibanın, emekçinin, alın teriyle geçinen vatandaşın çocuklarını ateşe atan bir siyaset anlayışıyla karşı karşıyayız..
Kendi çocukları güvenli salonlarda, konforlu hayatlarında geleceğe hazırlanırken; milletin evlatlarını öfkenin, kargaşanın ve provokasyonun içine sürüklemek ne demokratik bir tavırdır ne de vicdanla bağdaşır..
Yolsuzluk iddiası varsa yargı gereğini yapar.. Hukuk devletinde hesap soracak makam sokaklar değil, bağımsız mahkemelerdir..
Gazze’de on binlerce çocuk katledilirken sessiz kalanların, bugün hukuk ve vicdan dersi vermeye kalkması da ayrıca ibretlik bir tablodur..
Büyük Türk Milleti artık kimin samimi, kimin siyasi çıkar peşinde olduğunu görmektedir..
Milletimizin çocukları siyasi hesapların malzemesi değildir.. Hiç kimsenin, kendi koltuğunu korumak uğruna bu ülkenin gençlerini ateşe atmaya hakkı yoktur..
Başörtüsü; Şehit analarının sabrı ve Anadolu irfanının sessiz ama güçlü nişanesidir.. Ona bakarken yalnızca bir örtü değil; asırların birikimini, inancı, edebi ve haysiyeti görmek gerekir.. 🇹🇷🤲🏻
Başörtüsüne düşmanlık; Anadolu irfanına ve Anadolunun Analarına düşmanlıktır..
Kelkit Belediye Başkanı Sayın Ünal Yılmaz, belediyenin parasıyla alınan 7 milyon TL’lik lüks makam aracına biniyor, araç için; g… b… bir araba diye bahsediyor ve memnuniyetsizliğini ifade ediyor..
Kadim ilçemiz Kelkit’te gençlerimiz barınma sorunuyla mücadele ederken, emeklilerimiz ve emekçilerimiz ay sonunu nasıl getireceğini düşünürken, esnaflar ekonomik zorluklar nedeniyle can çekişirken, milletin yöneticilik makamında bulunan bir kişinin hem lüks makam aracına binmesi, hem de ‘millet cefa çekerken’ sefadan (lüksten) şikayet etmesi milli vicdanları derinden yaralamaktadır..
Ayrca kamuoyuna yansıyan çok ciddi “duyarsız kalınamayacak” iddialar da bulunmaktadır..
(İDDİA 1) Kentsel dönüşüme harcanmak üzere satışı yapılan belediye taşınmazlarından elde edilen gelirin bir bölümünün belediye kasasına aktarıldığı.
(İDDİA 2) 60 milyon TL harcanarak yapılan bir parka ağabeyinin adının verildiği..
Türk Milleti adına sayın belediye yönetimine soruyoruz:
▪️ 7 milyon TL değerindeki makam aracı hangi usul ve gerekçeyle temin edilmiştir?!
▪️ Belediyenin taşınmazlarından elde edilen gelirler belediye hesaplarına aktarılmış mıdır?! Aktarıldıysa bunun hukuki dayanağı nedir ve söz konusu kaynaklar nerelerde kullanılmıştır?!
▪️ 60 milyon TL harcandığı iddia edilen park projesinin ihale süreci, maliyet kalemleri ve ödeme detayları kamuoyuyla paylaşılmış mıdır?!
Demokrasilerde makamlar sorgulanamaz değildir.. Kamu görevi yürüten herkes, kullandığı her kuruşun hesabını millete vermekle mükelleftir..
Milletin alın teriyle oluşan bütçe; gösterişin, israfın ve kişisel itibar arayışlarının değil, vatandaşın hizmetine sunulmak için vardır..
Şeffaflık bir tercih değil, kamu yönetiminin milli namusudur..
Türk Milleti bu sorulara ivedilikle cevap beklemektedir..
Hz. Peygamberimiz (S.A.V.)’in “Komşusu açken tok yatan bizden değildir” ikazı; aç bir gönle uzanan elin ibadet, paylaşılmayan nimetin ise ağır bir vebal olduğunu hatırlatan merhamet çağrısıdır.. 🤲🌹
@tcbestepe@adalet_bakanlik@TC_icisleri@Ghanevalilik@kelkitkaymakam
TBMM Dilekçe Komisyonu’na iletilen talepler dikkat çekti.
Komisyona gönderilen başvurular arasında; 20 yaşına gelen kadınlara zorunlu askerlik getirilmesi, cinsiyet değişikliğinin yasaklanması, sigara ve alkol kullananların sağlık giderlerinin devlet tarafından karşılanmaması ve her vatandaşa ücretsiz internet kotası verilmesi yönündeki talepler yer aldı.
Öncelikle Şehidlerimizin ve Rahmani Rahmana kavuşmuş tüm Babaların gününü Kutlarız.
Baba hayattayken bol bol sarılalım,zira toprak aldığını geri vermiyor.
@muratsahin2023#TürkiyeYüzyılıPartisi#TYP
Gazetecilik, bir kartvizite unvan yazdırmakla değil; hakikatin peşinde koşmakla, ilkelere bağlı kalmakla ve olaylara aynı mesafeden bakabilmekle yapılır..
Demokratik hukuk devletlerinde esas olan; kişilerin kanaatleri değil, hukukun verdiği kararlardır.. Türkiye Cumhuriyeti de anayasal düzeni ve kurumlarıyla bir hukuk devletidir.. Yargı kararları, kişilerin hoşuna gidip gitmemesine göre değil, Türk Milleti adına ve yürürlükteki hukuk kuralları çerçevesinde verilir..
Yargı karar vermiş ve genel başkanlık yetkisi Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’na gençmiştir..
Sözcü TV kimin sözcüsü??
Özgür’ün mü?? Yoksa Ekrem’in mi??
Siyasette arınma bir tercih değil, artık bir mecburiyettir..
Milletin emanet ettiği kaynakları şahsi menfaatleri için kullanan, öksüzün ve yetimin hakkına göz diken, emeklinin alın terini, emekçinin emeğini heba eden anlayış; ne demokrasiye ne de vicdana sığar..
Devlet, adaletle yükselir; siyaset ise ahlakla anlam kazanır.. Bu nedenle kamu malını kutsal bir emanet bilen, milletin her kuruşunu kendi namusu gibi koruyan bir siyaset anlayışını hâkim kılmak zorundayız..
Türkiye’nin ihtiyacı; rantın değil liyakatin, çıkarın değil hizmetin, şahsi hesapların değil millet menfaatlerinin konuşulduğu temiz bir siyaset iklimidir..
Milletin kasasına uzanan elleri durduracak, kamu hakkını koruyacak ve siyaseti yeniden ahlak, adalet ve vicdan zeminine oturtacağız.. Çünkü güçlü devletin temeli, temiz siyaset ve adil yönetimdir.. 🇹🇷