Nedir bu öğretmenlerden istediğiniz?
Yıllardır doğru düzgün atama yok.
Yer gök eğitim fakültesi…
Devlet üniversitelere adeta şunu söyledi:
“Dört yılda bir iş beceremiyorsunuz, öğretmen yetiştiremiyorsunuz. Siz de bizim kurumumuzsunuz ama bunu yapamıyorsunuz. O hâlde biz iki yıl daha eğitim vereceğiz.”
Öğretmeni artık 6 yılda yetiştireceğiz.
Ama 6 yılın sonunda, neredeyse düz memur maaşı vereceğiz.
“Sınav sistemi saçma.” denildi.
AGS 2025 geldi.
Aradan daha çok kısa bir süre geçti.
“Sınav sistemi eski hâline dönsün.” denildi.
Ama dönemedi…
“Biz saçma dedik, yine adı AGS olsun ama soru sayıları değişsin.” denildi.
Adaylar yarım dönem boyunca başka bir sisteme göre çalıştı.
Biliyoruz.
Emek verdiniz.
Plan yaptınız.
Gecenizi gündüzünüze kattınız.
Ama kusura bakmayın…
Hop! Sınav değişsin.
İçerik değişsin.
Soru dağılımı değişsin.
Öğretmen adayları denek mi?
Binlerce yıllık tarihe çalışsın adaylar; sonra biz bu koca alanı 6 soruyla ölçelim.
Çünkü bizim harika bir ölçme ve değerlendirme mekanizmamız var, değil mi?
Amannnn… Daha neler neler yazılır da…
Kime, niye?
Bugün de yıllarca emek verdiğimiz sınavı yanlış okuyalım.
Sonra da…
“Üzgünüz.”
Gerçi bir özür dileme de yok. ;)
Peki gerçekten bu kadar değersiz mi öğretmen adaylarının emeği?
Bir insanın aylarca, yıllarca verdiği emek; bir karar değişikliğiyle bu kadar kolay gözden çıkarılabilir mi?
Bir sınava hazırlanmak yalnızca kitap açıp soru çözmek değildir.
Uykusuz gecelerdir.
Ertelenen hayallerdir.
Aileden, arkadaşlardan, hayattan çalınan zamandır.
“Bu kez olacak.” diyerek yeniden başlamaktır.
Ve bütün bunların sonunda insanın tek istediği şey, emeğinin ciddiye alınmasıdır.
Çünkü mesele artık yalnızca bir sınav değil.
Mesele, yıllarını bu mesleğe adayan öğretmen adaylarının emeğinin, sürekli değişen sistemler ve kararlar arasında yok sayılması.
Öğretmen adayları denek değildir.
Üzgünüm.
Üzgünüz.
Hem de çok…
#ags #ags26 #ags2026 #agshatalı #Agsye50BinMüjdesi