Bizi bu sene şampiyon yapmayacaklar diye sacma sapan ağlamaya gerek yok sen rakiplerin güçlenip hırslanırken hiç bir transfer yapmazsan olacağı bu yazık tarihi fırsatı göz göre göre kaçırıyoruz bu sene bu takım çok extrem transfer yapamazsa şampiyonluk imkansız
Sevgili Mauro,
Bugün ayrılıktan değil, mirastan söz ediyoruz.
Artık Galatasaray formasını giymiyor olman, kalbimizdeki yerini değiştirmeyecek. Çünkü sen, 7’den 70’e her Galatasaraylının gönlünde taht kurdun.
Attığın goller, yaşadığın gol krallıkları, kırdığın rekorlar ve kaldırdığın kupalar bir yana; Galatasaray tutkusunu yaşadın ve milyonlara yaşattın.
Sen artık yalnızca kulüp tarihine adını altın harflerle yazdıran değil, Galatasaray’ın unutulmaz efsaneleri arasında sonsuza dek yaşayacak bir değersin.
Bir nesli Galatasaraylı yapan sevgili kaptan, bugün çocuklar “Galatasaraylıyım.” demekten gurur duyuyorsa bunda senin de büyük payın var.
Tüm Galatasaraylılar biliyor…
Böyle bir aşk unutulmaz.
Oğlum sonra Allah-Fenerbahçe gerginliği diye ağlıyorsunuz. Sizin yaptıklarınızın bi tık altını yapıp helak olan kavim var amk, yine merhametli davranıyor size.
OYUN BOZULDU, SİSTEM PATLADI
Araştırmalara, verilere falan bakmaya gerek yok; sokağa inip iki dakika etrafı izleyen zaten mevzuyu çözüyor.
Her 10 gençten 7’si hala ailesiyle yaşıyor, maaşlı çalışan bile babasından harçlık ister hale gelmiş.
Genç adam oturup bir hesap yapıyor.
"Abi" diyor, "Sabahın köründe kalkıp, günde 10 saat, günlük 700-800 liraya başkasının kahrını çekeceğim.
Ay sonunda elime geçen parayla ne ev alabilirim, ne altına bir araba çekebilirim, ne de hayalimdeki o kadının karşısına dikilip bir gelecek sunabilirim."
Haklı.
Eskiden "çalışırsan olur" denirdi.
Artık o denklem çalışmıyor.
Köle gibi çalışsan da günün sonunda elinde kalan tek şey yorgunluk ve stres.
Havuç sopanın ucundan alındı. Ödül yoksa, kimse oynamak istemez.
"Millette Para Yoksa Kafeler Neden Dolu?"
Dayıların, teyzelerin anlamadığı, anlayamadığı yer burası.
O kafeler zenginlikten değil, umutsuzluktan dolu.
İnsanlar artık paralarını "bir şeye sahip olmak" için biriktirmiyor, çünkü biriktirse de bir şeye sahip olamayacağını biliyor.
Ev fiyatı olmuş 100 birim, senin birikimin 1 birim.
Gençler de diyor ki; "Bari bugünümü kurtarayım, şu kahvemi içeyim, şu yemeğimi yiyeyim de dopamin alayım."
Bu bir keyif değil, bu bir narkoz. Acıyı hissetmemek için anlık yaşıyorlar.
Küreselcilerin o meşhur lafı vardı ya; "Hiçbir şeye sahip olmayacaksınız ve mutlu olacaksınız."
İlk kısmı tutturdular, kimsenin bir dikili ağacı yok.
Ama ikinci kısım patladı; kimse mutlu değil. Herkesin içi barut fıçısı gibi.
ŞİMDİ GELELİM SANA...
Bu çarpık düzene, bu kölelik şartlarına başkaldırıp "Ben başkasına 20 bin liraya amelelik yapmam" demene sonuna kadar saygı duyuyorum.
Sistem tıkandıysa, dişlilerin arasında ezilmek zorunda değilsin.
FAKAT...
"Sisteme çalışmıyorum" diyip, kendine de çalışmıyorsan, işte orada sana saygı duymuyorum.
Başkasına çalışmamanın bahanesi, evde yatıp bütün gün Reels kaydırmak olamaz.
Eğer bir patronun yoksa, patron sensin.
Ve sen, kendine karşı en acımasız patron olmak zorundasın.
Bu devirde diplomaya, etikete değil; "Ben bu işi çözerim" diyecek yeteneğe ihtiyaç var.
Şimdi hemen; "Abi ülkenin kayırcılığından ötürü torpil gerekli, dayın yoksa iş yok" diyen kardeşlerim çıkacaktır.
HAYIR.
Hayatta her zaman, her sektörde ve her yerde aranan nadir insanlar vardır:
İş bitirici.
İşini hakkıyla yapan, liderlik özelliklerine sahip, kriz anında soğukkanlı kalan, bahane değil çözüm üreten pratik insanlar...
Hangi tarihte, hangi rejimde olursak olalım bu özellikler asla göz ardı edilemez.
Sistem ne kadar yozlaşırsa yozlaşsın, işlerin yürümesi için bu adamlara muhtaçtırlar.
Böyle bir adam, cehennemde su satar gene yolunu bulur.
Sen o adam mısın? Yoksa torpil bahanesinin arkasına sığınan korkak mısın?
Elinin altında İNTERNET diye bir nükleer güç var.
Bu aleti sadece karı kız kovalamak veya komik video izlemek için kullanıyorsan, sen de o "sahip olamayanlar" kervanına katılırsın.
Şartlar zor, oyunun kuralları bozuk, kabul ediyorum.
Ama durum böyle diye köşene çekilip kaderine razı mı geleceksin?
Yoksa bu kaosun içinde bir fırsat yaratıp kendi yolunu mu çizeceksin?
Durumu kabullenme. Sızlanma.
Bir yetenek edin, bir beceri geliştir ve bu bozuk düzenin içinde kendine bir hayat kur.
Hayatın bir anlamı yok.
Anlamı sen yarat.
Sorularına cevap arama.
Sorularının cevabını sen yarat.
Trio programı 15 haftalık detaylı analizimi tamamladım.
Yine belirtiyorum, Trio’yu seçiyorum çünkü Acun Ilıcalı sürekli bu programdan örnek vermişti. Bakalım Fenerbahçelilerin en çok örnek gösterdiği program bize ne gösteriyor.
Trio'ya göre hakemlerin yanlış karar verdiği her pozisyon tablolara aktarılmıştır. Benim hiçbir kişisel görüşüm bu tablolara dahil değildir.
Önemli noktalar:
Galatasaray'a verilmeyen kırmızı kart ve 2. sarıdan kırmızı kart sayısı toplamda 1. Rakiplerine ise verilmeyen tam 6 kırmızı kart var.
Fenerbahçe'ye ve rakiplerine verilmeyen kırmızı kart sayısı eşit; 1.
Galatasaray bu istatistikte rakiplerine göre -5 dezavantajlı.
Galatasaray'a 2 penaltı verilmiş, hepsi doğru. Fenerbahçe'ye 4 penaltı verilmiş 3’ü doğru 1’i yanlış.
Fenerbahçe’nin rakiplerinin 2 temiz golü iptal ediliyor. İkisi de çok kritik maçlarda ve anlarda. (Trabzonspor, Samsunspor maçları)
Bazı kritik Fenerbahçe maçlardan önemli pozisyonlar:
Burada maçın skoruna net etki eden maçın ilk tartışmalı pozisyonlarını ekliyorum. Çünkü maçın devamı verilen ilk pozisyonlara göre her zaman değişiklik gösterir. Maçların ilk büyük hataları en önemli pozisyonlardır.
Göztepe - Fenerbahçe (0-0)
Dakika 3: Göztepe’nin penaltısı verilmiyor.
Dakika 42: Duran kırmızı kart görmeli.
Bunlar yetmiyor 0-0 devam eden maçta Fenerbahçe’ye yanlış VAR müdahalesi ile 90. Dakikada penaltı veriliyor. Talisca kaçırıyor.
Fenerbahçe - Trabzonspor (1-0)
Dakika 10: Onuancu’nun gol�� yine yanlış VAR müdahalesi ile iptal ediliyor. VAR müdahale etmese Trabzonspor 1-0 öne geçecekti.
Samsunspor - Fenerbahçe (0-0)
Dakika 33: Samsunspor’un temiz golü iptal ediliyor. Samsunspor 1-0 öne geçecekti.
Fenerbahçe - Galatasaray (1-1)
Belki bir kırmızı kart, bir penaltı gibi majör bir hata yok ama maçın hakem yönetimi Türk futbolu tarihine büyük bir kara leke olarak geçti. Tarihin en taraflı maç yönetimi yapıldı.
Şimdi sadece majör hatalara değil yorumlanan bütün yanlış kararların durumuna bakalım,
15 haftada;
Galatasaray lehine 58 yanlış karar.
Aleyhine ise 80 yanlış karar verildi
Galatasaray -22
Fenerbahçe lehine 81 yanlış karar.
Aleyhine ise 61 yanlış karar.
Fenerbahçe: +20
Bu kısım bence inanılmaz. Bu durum Galatasaray ile Fenerbahçe arasındaki farkı Fenebahçe lehine +42 olarak tanımlıyor. Geçen sezon bile bu kadar bir fark yoktu, bu sene maç içinde ince doğrama kısmı iyice abartıldı.
Tablolar sadece majör hataları içerir. Spesifik bir maç ile ilgili bilgi almak isterseniz altta devam eden gönderilerde tüm detayları görebilirsiniz.
Galatasaray’a verilmeyen sarı kartlar da yine tabloda görüldüğü gibi kocaman bir algı. Galatasaray’a verilmeyen sarı kart 32, rakiplerine 33. Durum: -1
Fenerbahçe��ye verilmeyen sarı kart sayısı ise 41, rakiplerine 33. Durum: +8
Not: Trio programlarını tek tek izledim, Fenerbahçe lehine bir tutum sergilemelerine rağmen durum böyle. Katılmadığım çok karar var, kendi düşüncelerimle tablo Fenerbahçe adına daha da vahim olur ama Trio’ya göre bile durum bu.
Göztepe, Trabzonspor, Samsunspor maçlarından net şekilde 5 puan fazlası var Fenerbahçe’nin. Bu kadar bariz bir ayrıcalık yapılmasa Fenerbahçe şu anda ilk 3’te yer alamazdı.
Fenerbahçe 2. Başkanı’nın devamlı referans gösterdiği Trio programına göre
Galatasaray’ın rakiplerine verilmeyen 6 tane kırmızı var.
Kırmızı Kartlar ve Penaltılar
Galatasaray Açısından
•Verilmeyen kırmızı kart (rakiplere): 6
•Galatasaray’a verilmeyen kırmızı: 1
•→ Galatasaray toplamda -5 dezavantajlı.
Fenerbahçe Açısından
•Fenerbahçe’ye verilmeyen kırmızı: 1
•Rakiplerine verilmeyen k��rmızı: 1
•→ Nötr durum.
Penaltılar
•Galatasaray’a verilen 2 penaltı → hepsi doğru.
•Fenerbahçe’ye verilen 4 penaltı → 1’i yanlış.
Kaynak @balabanmert