@AlswordR @basakjonsdottir Bre kardeşim cidden kafanız basmıyor mu? Karşımızda 20 yıldır her türle şeyi yapmış kötülüğün kendisi bir iktidar var. Bu adamlar her türlü kötülüğü yapabilir o 15 günlük arada. Suikast duyumları yapılıyor vs. Siz karşımızdakileri ADİL, kuralına uyacak adamlar mı sanıyorsunuz??
Evliya Çelebi’nin gezip gördüğü yerler Google Harita üzerinde işaretlenmiş.
İşaretli konumlara tıkladığınızda Evliya Çelebi’nin o yer hakkındaki notlarını da okuyabiliyorsunuz.
Bir erkek olarak kendinizi bir şeye adamadığınız her gün zarardasınız.
Çünkü bilinçli olarak seçtiğiniz bir gayeniz yoksa hayatınızdaki boşluğu başka şeyler doldurur.
Telefon.
Pornografi.
Kadınlar.
Uyuşturucu.
Gösteriş.
Boş eğlence.
Başkalarının sizin için yazdığı hedefler.
Siz hiçbir şeye hizmet etmediğinizi sanarken, dürtülerinize ve sizi yöneten sistemlere hizmet etmeye başlarsınız.
Bu dünyanın nesnel bir amacı var mı bilmiyoruz.
İster simülasyon deyin.
İster imtihan.
İster ruhun deneyim alanı.
Benim için asıl gerçek, insanın kendi aklını ve ruhunu fark ederek bilinçli biçimde yaşamasıdır.
Şimdi yaratılışın, Matrix’in ve perdenin arkasına girip kafanızı ütülemeyeceğim.
Onun için yan hesabım var. :D
Burada daha dünyevi meselelerden bahsediyorum.
ERKEĞİN BİR GAYEYE İHTİYACI VARDIR.
Bir şey inşa etmeye.
Bir sorunu çözmeye.
Bir aileyi korumaya.
Bir beceride ustalaşmaya.
Bir eser bırakmaya.
Kendisinden daha büyük bir şeye katkı sunmaya.
Adanmışlığı olmayan erkek günü kurtarmaya başlar.
Sabah kalkar.
İşe gider.
Akşam eve gelir.
Telefon kaydırır.
Biraz haz arar.
Uyur.
Sonra aynı günü başka tarihler altında tekrar tekrar yaşar.
Yaşamadığı hayatın buhranını ise:
“Neden içimde bir boşluk var?”
diye sorarak taşır.
Çünkü bedenin hayatta olabilir.
Fakat ruhun hiçbir yere yürümüyordur.
Erkek, bir duvar ustası gibi bir şeyler inşa etmeye ihtiyaç duyar.
Duvar ustası her gün bütün sarayı düşünmez.
Önündeki taşı doğru yere koyar.
Senin de görkemli fantezilere ihtiyacın yok.
Bir gecede holding kurmayacaksın.
Bir ayda milyoner olmayacaksın.
Altı ayda dünyayı fethetmeyeceksin.
Önce ulaşılabilir bir hedef belirleyeceksin.
Bedenini toparlayacaksın.
Borçlarını düzenleyeceksin.
Para kazandıracak bir beceri öğreneceksin.
Bir projeyi tamamlayacaksın.
Kendine verdiğin sözü uygulayacaksın.
Sonra bir taşın üzerine diğerini koyacaksın.
İnsan bu dünyaya tamamen özgür doğmuyor.
Bir bedene bağlısın.
Zamana bağlısın.
Paraya bağlısın.
İhtiyaçlarına bağlısın.
İçinde doğduğun şartlara bağlısın.
İstersen buna kulluk de.
İstersen zorunluluk.
Ama her insan bir şeye hizmet eder.
Sorulması gereken soru şudur:
SEN NEYE HİZMET EDİYORSUN?
Başkasının düzenine mi?
Kendi korkularına mı?
Hazlarına mı?
Yoksa bilinçli olarak inşa ettiğin hayata mı?
Çalışmaktan tamamen kaçamazsın.
Köleyken çıkmak için çalışırsın.
Güç kazanmak için çalışırsın.
Gücü korumak için çalışırsın.
Efendi olduğunda bile kurduğun yapının çökmemesi için çalışırsın.
Mesele çalışıp çalışmamak değildir.
EMEĞİNİN HANGİ MİMARİYİ YÜKSELTTİĞİDİR.
Hayatın boyunca yalnız başkalarının yapısını büyütürsen kendi hayatında kiracı kalırsın.
Ama kendi becerini, sermayeni, çevreni ve sistemini kurarsan emeğin zamanla sana alan açmaya başlar.
Para kazanmak bir meseledir.
Kazandığın parayı tutmak başka bir meseledir.
Gücü elde etmek bir meseledir.
Onu taşımak, yozlaşmadan kullanmak ve kaybetmemek başka bir meseledir.
Bu yüzden güçlü olacaksın.
Fakat “güçlü olmak” ile “herkese acımasız davranmak” aynı şey değildir.
Bahanelerine karşı acımasız ol.
Kendi tembelliğine karşı acımasız ol.
Seni tekrar aşağı çeken alışkanlıklara karşı acımasız ol.
Ama güçsüze karşı vicdansız olmayı güç sanma.
Bu yalnızca karakter bozukluğunu sertlik diye pazarlamaktır.
Sevgi ve şefkat erkeği ılıklaştırmaz.
SINIRSIZLIK ılıklaştırır.
Merhametli olabilirsin.
Ama kullanılmayacaksın.
Affedebilirsin.
Ama yeniden erişim vermek zorunda değilsin.
Sevebilirsin.
Ama kendini kaybetmeyeceksin.
İçindeki karanlık tarafı da inkâr etme.
Öfkeni.
Rekabetini.
Saldırgan gücünü.
Mücadele arzunu.
Fakat bunların komutan koltuğuna oturmasına izin verme.
Şeytanlığın seni yönetmesin.
SEN ONU YÖNET.
Kontrol edilmeyen karanlık insanı suçlu, bağımlı ve yıkıcı yapar.
Kontrol edilen saldırganlık ise sınır, cesaret ve mücadele gücüne dönüşebilir.
Tommy Shelby gibi karakterleri bu yüzden ilgi çekici buluyoruz.
Soğukkanlıdır.
Stratejiktir.
Yıkıldığı yerden kalkar.
Üst sınıfların oyununu okumaya çalışır.
Fakat unutmayın:
O, travması, suçları ve şiddetiyle yazılmış kurgusal bir gangsterdir.
İradesini örnek alabilirsiniz.
Suçlarını hayat kılavuzu yapmayın.
Yukarı çıkmak için her zaman ahlakınızı ve etiğinizi yok etmeniz gerekmez.
Bazen yıkmanız gereken kurallar kanunlar değil;
ailenizden kalan korkular,
çevrenizin vasat standartları,
“Sen yapamazsın.” diyen sesler
ve fakirliği kader gibi kabul ettiren zihinsel kalıplardır.
Kuralları sorgula.
Haksız düzene boyun eğme.
Oyunun nasıl oynandığını öğren.
Fakat yukarı çıkarken insanlığını aşağıda bırakma.
Çünkü her şeyi kazanıp kendini kaybettiysen zafer sandığın şey başka bir köleliktir.
Bir hedefiniz olsun.
Ama yalnızca kafanızda taşıdığınız bir fantezi olmasın.
Bir bedeli olsun.
Bir takvimi olsun.
Her hafta üreteceğiniz somut bir çıktısı olsun.
Her gün uygulayacağınız minimum bir hareketi olsun.
Vazgeçeceğiniz konforlar belli olsun.
Örneğin:
Önümüzdeki 90 gün içinde bir beceriden ilk gelirimi kazanacağım.
Haftada beş gün çalışacağım.
Her gün en az bir saat üreteceğim.
Telefonu çalışırken başka odada tutacağım.
Her pazar sonucumu ölçeceğim.
İşte adanmışlık budur.
Kendini gaza getirip:
“Dünyayı fethedeceğim.”
demek değildir.
Canın istemediğinde de önündeki taşı yerine koymaktır.
Çünkü boş geçen günler yalnızca takvimden eksilmez.
Karakterinden de eksilir.
Bir şey inşa etmezsen konfor seni içeriden çürütür.
Risk almazsan korkuların hayatının sınırlarını çizer.
Kendi amacını seçmezsen sistem sana tüketmekten ibaret bir amaç verir.
Bu yüzden kendine sor:
Ben neyi inşa ediyorum?
Hangi değere hizmet ediyorum?
Bugün yaptığım şey beni nasıl bir erkeğe dönüştürüyor?
Uğruna konforumdan vazgeçebileceğim gayem ne?
Cevabın yoksa hemen görkemli bir kader uydurma.
Önündeki ilk anlamlı taşı seç.
Onu yerine koy.
Sonra diğerini.
Çünkü kendini bir gayeye adamayan erkek özgür kalmaz.
BOŞLUĞUNU DOLDURAN İLK DÜRTÜNÜN KÖLESİ OLUR.
Bunu istemezsin değil mi?
En kralı yaşandı. Ders alındı. O zırhlar çıkarıldı, güçsüz erkek kabul edinildi sonra o açık kalp bir tarafa buruşturulup atıldı. Sen kardeşim, ruhunun en ücra köşesini bu dünyada bir tek ona açtın, zannettin ki ruhun onun ruhuyla kucaklaştı. Ama yanıldın be kardeşim yanıldın…
@0mer6s Böyle deccaller insanların hayatını mahveder toplumda güven algısını bitirir biz de başımızı gömeriz sevgilimiz karımız için hayatımızı ona adarız sonra terk edilen yine biz oluruz.
Yüz binlerce dolar maaş alan Claude mühendisi, doğru şekilde nasıl prompt yazılır mala anlatır gibi anlatmış.
İlk 10 dakikada anlatılanları 300 dolar verip izlediğim kurslarda bile görmedim :D
Tamamen ücretsiz ve Türkçe altyazılı
Bi bakın derim