İlk defa yönetici görevlendirme sürecinde akademiye katılmaya hak kazanan adaylara ilişkin listeler bugün itibarıyla İl Millî Eğitim Müdürlüklerinin resmî internet sitelerinde yayımlanmaya başlamıştır.
Yayımlanan listelerde aday puanlarının yer almaması, kamuoyunda ve adaylarımız nezdinde dikkat çekmiştir.
Elbette akademi eğitiminin farklı illerde yapılacak olması nedeniyle eğitim merkezi esaslı açıklanan listelerde puanların yer almaması anlaşılabilir bir durumdur. Çünkü bu tür listelerde puanların yer alması; iller arası yanlış karşılaştırmalara, kafa karışıklığına ve bilgi kirliliğine neden olabilir.
Ancak burada asıl mesele başkadır.
Her İl Millî Eğitim Müdürlüğü, kendi ilinde ilk defa yöneticilik için başvuru yapan adayların akademiye giriş puanlarını ve il içi sıralamalarını ayrıca açıklamalıdır.
Çünkü adayın bilmek istediği şey sadece akademiye katılmaya hak kazananların hangi sıradan girdiği değildir.
Listeye giremeyen adaylar açısından da puanlar ve sıralama son derece önemlidir.
Bir aday; kaç puan aldığını, kendi ilinde kaçıncı sırada yer aldığını, akademiye katılmaya hak kazanan son adayla arasında ne kadar puan farkı bulunduğunu ve sürecin hangi ölçütlerle şekillendiğini açıkça görebilmelidir.
Bu, hem adayın kendi durumunu değerlendirebilmesi hem de sürece duyulan güvenin korunması açısından zorunlu bir ihtiyaçtır.
Yönetici görevlendirme süreci; adalet, liyakat, şeffaflık ve güven ilkeleriyle yürütülmelidir. Sadece sonucun açıklanması yeterli değildir. Sonuca hangi puanla ve hangi sıralamayla ulaşıldığının da adaylar tarafından görülebilmesi gerekir.
Bu nedenle İl Millî Eğitim Müdürlüklerini, kendi illerinde başvuru yapan adaylara ilişkin puanlı ve sıralı listeleri yayımlamaya davet ediyoruz.
Bizim talebimiz kimsenin aleyhine değil; sürecin, şeffaflığın ve adayların lehinedir.
Şeffaflık kimseye zarar vermez.
Aksine; sürece olan güveni artırır, söylentileri bitirir, bilgi kirliliğinin önüne geçer.
Eğitim yöneticiliği gibi önemli bir alanda en doğru yol; açık, anlaşılır ve denetlenebilir bir süreç işletmektir.
📣 Hürriyetçi Eğitim Sen Genel Başkanı Levent Kuruoğlu:
"Yusuf Tekin öğretmenlere beyaz önlük dağıtacaktı. Ben de dedim ki "Sayın Yusuf Tekin, bu beyaz önlük meslektaşlarmın can güvenliği sağlamaz, biz de öğretmenlere çelik yelek mi dağıtalım?"
‼️GELECEĞİN SAVUNMASI:
"TEMİZ EKRAN, AYDINLIK TÜRKİYE!"
⚠️Hürriyetçi Eğitim Sen İstanbul 3 Nolu Şube’den Tüm Markalara ve İş Dünyasına Çağrıdır!
👉Bir milletin geleceği, çocuklarının zihninde ve toplumun vicdanında şekillenir. Ancak bugün, "reyting" uğruna kadına, çocuğa ve doğaya şiddeti normalleştiren; aile bağlarını zayıflatan ve ahlaki erozyonu körükleyen içeriklerin, birer “kültürel zehir” gibi evlerimize sızdığına şahitlik ediyoruz.
🛑 Bu Bir Pedagojik Seferberliktir!
Sadece sınıflarda değil, ekran başında da eğitim devam ediyor. Şiddetin sıradanlaştığı her dizi, çocuklarımızın dünyasında onarılmaz yaralar açıyor. Biz eğitimciler olarak biliyoruz ki; şiddeti alkışlayan bir medya düzeni, vatanın geleceğini tehdit eden en büyük tehlikelerden biridir.
🏛️ Milli Değerler ve Vatan Savunması!
Vatanı sevmek, sadece toprağını değil, o toprak üzerinde yaşayan insanların ruh sağlığını ve ahlaki bütünlüğünü de korumaktır. Toplumsal çürümeye çanak tutan, şiddeti romantize eden her yapım, milli birliğimize vurulmuş bir darbedir. Gerçek milliyetçilik; bu toplumun evlatlarını yozlaşmadan korumak, onları adalet ve şefkatle büyütmektir.
📢 MARKALARA VE FİRMALARA ÇAĞRIMIZDIR!
Reklam bütçeleriniz sadece birer ticaret aracı değildir; onlar aynı zamanda hangi geleceğe destek verdiğinizin birer beyanıdır. Sizi, sorumlu birer vatandaş ve duyarlı birer kurum olmaya davet ediyoruz:
• Şiddeti Meşrulaştırmayın: Kadına ve çocuğa yönelik şiddeti, zorbalığı ve her türlü gayriahlaki yapıyı besleyen dizilere reklam vermeyi durdurun.
• Geleceğe Yatırım Yapın: Sermayenizi, toplumun ruhunu karartan projeler yerine; sanata, bilime, kültüre ve etik değerlere sahip çıkan içeriklere yönlendirin.
• Halkın Yanında Saf Tutun: Reyting değil, "insan" odaklı bir yayıncılık anlayışının finansörü olun.
👉Kökü olmayan bir ağaç nasıl kurursa, ahlaki temelleri sarsılan bir millet de öyle çöker."
👉Bizler, Hürriyetçi Eğitim Sen İstanbul 3 Nolu Şube olarak; bu ülkenin öğretmenleri, velileri ve vatanseverleri olarak bu sürecin takipçisi olacağız. Toplumu zehirleyen yapılara destek vermeyen her markayı baş tacı edecek, geleceğimize sahip çıkan her adımı destekleyeceğiz.
‼️Gelin, bu sessiz istilaya ve kültürel yıkıma hep birlikte "DUR" diyelim!
#TemizEkranAydınlıkTürkiye #HürriyetçiEğitimSen
#VatanBizimGelecekBizim
#GeleceğineSahipÇık
#SorumluMarka
#MEBdeSorunlarBitmiyor
#VatanSavunması
@HurEgitimSen@leventkuruoglu@tcmeb@TC_istanbul@istanbulilmem@TRogretmen@ogretmenlersyfs@Ogretmenler_oda@gundemogretmen1@ogretmensitemiz@TK_TR@ucurbenipegasus@Halkbank@isbankasi@ziraatbankasi@VakifBank@YapiKredi@DenizBank@kocholding
Bugün, Siverek’te saldırının gerçekleştiği Ahmet Koyuncu Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nin önündeydik.
Okullarımızda alınmayan güvenlik önlemleri nedeniyle öğretmenlerimiz ve öğrencilerimiz artık açık hedef hâline gelmiştir. Eğitim kurumları, güvenli alanlar olmaktan çıkmış; her an risk barındıran mekânlara dönüşmüştür.
Sayın @Yusuf__Tekin ;
Mülakat süreçlerine harcadığınız mesaiyi, Milli Eğitim Akademisine gösterdiğiniz hassasiyeti okullarımızın güvenliğine ayırmış olsaydınız, bugün belki de bu acı olayları konuşuyor olmayacaktık.
Biz bu konuda defalarca uyarıda bulunduk.
“Okullara çelik yelekle mi gelelim?” diye sorduk.
Ama bugün geldiğimiz noktada görüyoruz ki; çelik yelek artık bir mecaz değil, neredeyse bir zorunluluk hâline gelmiştir.
Eğer gerekli tedbirleri alamayacaksanız, o hâlde öğretmenlere önlük yerine çelik yelek dağıtın!
@HurEgitimSen@tcmeb
#EgitimdeŞiddeteHayır
@leventkuruoglu Mobing insanlık suçudur. Hiçbir idareci hele de öğrencilerin gözü önünde öğretmeni aşağılayıcı muamele de bulunamaz. Buna hakkı yoktur. Bu idareci hakkında derhal işlem yapılmalıdır.
“YETKİYİ ALIP HAKKI SATAN SENDİKALARA ARTIK YETER!”
Toplu sözleşme masasında da, Hakem Heyeti’nde de ne yaptıklarını gördünüz.
“Yetki alacağız” diyenler, memurun hakkı Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne gitmesin diye susanlardır.
Açık konuşuyorum:
Bugün sahada konuşanlar, dün masada sustular.
Bugün umut satanlar, dün emeği pazarladılar.
Size yalan söyleyen bu anlayışa inanmadığınızı biliyoruz. Ama görevimiz bitmedi!
Tüm kamu çalışanlarını uyarmak ve bu düzeni teşhir etmek zorundayız.
Üye sayım sürecindeyiz: yine vaat, yine algı…
Uyanık olun! Emeğinizi pazarlayanlardan uzak durun.
Mesele ekmektir, onurdur.
Doğrunun yanında olun!
İKRAMİYEYİ İNEK İÇTİ, EK DERS DAĞA KAÇTI, ZAM AĞACA ÇIKTI, EK DERSE VERGİYİ BALTA KESTİ, VERİLEN SÖZLER SUYA DÜŞTÜ, UMUTLAR YANDI BİTTİ KÜL OLDU.
Tam 20 yıldır ek derse bir kuruş zam yapılmadı...
İkramiyeyi İnek İçti, Ek Ders Dağa Kaçtı, Dizüstü Bilgisayar Ağaca Çıktı, Verilen Sözler Suya Düştü, Ek Ödemeyi Balta Kesti, Umutlar Yandı Bitti Kül Oldu.
İkramiyeyi İnek İçti
1-5 Kasım 2010 tarihlerinde yapılan 18. Millî Eğitim Şurası Kararlarının "Öğretmenin Yetiştirilmesi, İstihdamı Ve Mesleki Gelişimi" başlıklı bölümü 27. maddesi; "27. Öğretmen ve yöneticilerin ekonomik durumlarının iyileştirilmesi amacıyla her yıl kasım ayında bir maaş tutarında ikramiye verilmeli, ek ders ücretleri 12 TL'ye çıkarılmalı, görev aldığı projeler için ek ders ücreti tahakkuk ettirilmeli, yöneticilere ek ders ücreti yerine makam tazminatı ödenmeli ve ek ders ücretinin maaşlara yansıtılmasına yönelik düzenlemeler yapılmalıdır." hükümlerinde her yıl Kasım ayında bir ikramiye ödenmesi ve ek derslerin 12 TL'ye çıkarılması kararı alınmasına rağmen enflasyon oranında artan ek ders dışında 2026 yılına kadar bir arpa boyu yol alınmadı.
Kısacası 18. Millî Eğitim Şurasında; ek ders 12 lira olacak kararı aldıydınız ne oldu, öğretmene bir ikramiye kararı aldıydınız ne oldu,
Cevap veriyorum; Ek Ders Dağa Kaçtı, Zam Ağaca Çıktı, Ek Derse Vergiyi Balta Kesti
Ek Ders Dağa Kaçtı
Devam edelim 28 Ekim 2005 tarihinde öğretmenler günü öncesinde gazetelerde; "Öğretmenlerin ek ders ücretleri 3 kat artacak" başlığıyla "Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), öğretmenlerin 3,510 lira olan bir saatlik ek ders ücretlerinin 10 liraya çıkarılmasını öngören bir kanun taslağı hazırlayarak Başbakanlık'a gönderdi." şeklinde gündeme gelen ek derse zam hikâyesi bir türlü sonuçlanmamış, Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik'in ek ders ücretlerini artırıyoruz açıklamasıyla beklentiye giren ve hükümetten gelen sinyaller doğrultusunda ümitleri sönen öğretmenler eylemlerde bulunmuşlardı.
24 Kasım 2005 Öğretmenler Günü'nde yapılacağı sözü verilen Öğretmen ek ders ücretini 3.510 TL'den 10 TL'ye yükseltme sözü veren Dönemin Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik ile "Fatura 3 milyar YTL tutuyor" diyerek ek ders ücretlerini kırpma yoluna giden ve "Maliye Bakanı Kemal Unakıtan arasındaki anlaşmazlık ve gecikmeden dolayı aradan aylar geçmesine rağmen açıklanmamıştı.
Başbakanın da devreye girmesiyle “Maliye çalışmalarını sürdürüyor. Ben istiyorum, Bakan Unakıtan istemiyor, bütçeye ek yük getiriyor" şeklinde beyanatlarda bulunan bakanlık 2006 yılında ek ders ücretlerine yapılan zam oranlarını açıklamıştı.
Çelik, ek ders ücretlerinin saatinin 3.52 TL´den 5 TL´ye çıkarıldığını, bu konuda Maliye Bakanlığı ile mutabakata varıldığını söylemiş, yapılan zamla birlikte ek ders ücretlerinde yüzde 40 artışa gidildiğini, Ek ders ücretlerine yapılan zammın mevcut ek ders ücretinin 8 kat artışı anlamına geldiğini ifade eden Çelik'in bu açıklaması anlaşılamamıştı.
3,5 TL´yi 5 TL yapar iken zam yapılmış gibi gösterilmiş idarecilerin derse girmeleri, Yüksek lisans yapanların yüzde 25 ve Doktora yapanların yüzde 40 ek derslerinin kesilmesi, bazı öğretmenlerin ders dışı hazırlık ücretlerinin iptal edilmesi, ek ders hesabında haftalık hesaba geçilmesi nedenleriyle aslında toplamda zam yapılmamıştı.
28 Ekim 2005 tarihinde öğretmenler gününden önce ek dersler 10 TL olacak diyenler, 2006 yılında ancak 5 TL yapabilmişlerdir.
Zam Ağaca Çıktı
2010 yılı öğretmenler gününden önce ek dersler 15 TL olacak diyenler şimdi kaç TL yapabilecekler?
Her öğretmenler günü öncesinde verilen sözler tutulsaydı, 2005 yılında ek dersler 10 TL 2010 yılında ek dersler 15 TL olacaktı. Ek ders ücretleri aradan geçen 20 yıla rağmen ve enflasyon oranında zam alan 2026 yılında 160 TL civarındadır.
Kısacası 2025 yılında yapılan zam haricinde bugüne kadar ek derse sıfır zam yapılmış sadece enflasyon zammı eklenmiştir.
Ek Derse Vergiyi Balta Kesti
Yetkili sendikanın 2021 yılında MEB Müsteşar Yardımcısı Salih Çelik'e sunduğu öneriyle, öğretmenlere ödenen ek ders ücretlerinin vergiden muaf tutularak, vergi matrahına dâhil edilmemesi Bakanlıkça değerlendirmeye aldığı öneri uygun görülür ve ek ders vergiden muaf tutulursa, öğretmen maaşına yaklaşık 100 TL zam gelmesi söz konusu olacaktı.
Verilen Sözler Suya Düştü
2003 de dönemin başbakanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan "Sayın Başbakan, Türkiye'nin kaynakları yeterli değil. Biraz, bekleyin, 3 yıl sonra rahata kavuşacaksınız" demişti.
Umutlar Yandı Bitti Kül Oldu
Yukarıda hep verilen sözleri hatırlattık. 26 yıldır umutla yönetildik. Ama Umutlar Yandı Bitti Kül Oldu. 26 yıldır bekliyoruz.
Dolayısıyla 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 176. maddesindeki gösterge rakamları yükseltilerek, ek ders ücretleri günün şartlarına uygun hale getirilmeli ve ek ders gösterge rakamları iki katına çıkarılmalıdır.
Bu nedenle hafta içi saat 18.00’den önceki ek dersler için 140 olan gösterge rakamı 280; hafta sonu ve hafta içi saat 18.00’den sonraki ek dersler için 150 olan gösterge rakamı 300 olarak belirlenmeli ve ek ders ücretleri iki katına çıkarılmalıdır..
🟥☑️📢MEMUR ADALET PAKETİ
➡️MEMUR VE EMEKLİLERİMİZİN MAAŞLARI EŞEL MOBİL SİSTEMİ İLE ÖDENMELİ, EK ZAM VE REFAH PAYI BİR AN ÖNCE VERİLMELİDİR!
Memur ve diğer kamu görevlilerimiz ile emeklilerimizin maaşları her geçen gün erimektedir. Çünkü ekonomideki anlık değişimler hızlı şekilde fiyatlara yansıtılırken, milyonlarca memur ve diğer kamu görevlisinin maaşlarına 6 ayda bir zam yapılmaktadır.
Enflasyon, toplu sözleşmede imzalanan zam oranını aştığında ise oluşan kayıplar ancak 6 ayın sonunda “enflasyon farkı” adı altında ödenmektedir.
Hiçbir zaman toplu sözleşmede imzalanan zam oranı enflasyonun üstünde değildir. Bu nedenle hiçbir zaman memurlara gerçek bir zam ve refah payı yapılmamıştır. Dolayısıyla “enflasyona ezdirmiyoruz” söylemleri sadece lafta kalmaktadır. Zaman zaman memurlarımıza ve emeklilerimize seyyanen yapılmak zorunda kalınan zamlar, enflasyon altında ezildiğimizin en büyük göstergesidir.
Market, kasap ve manavdaki fiyatlar anlık artarken, memur ve emeklilerimizin maaşlarının aylar boyunca sabit kalması, alım güçlerinin düşmesiyle sonuçlanmaktadır.
Oysa yüksek enflasyon dönemlerinde bu uygulama, memur ve emeklilerimizin alım gücünün her ay biraz daha erimesine yol açmaktadır. Bu nedenle memur ve emeklilerimizin maaşları “Eşel Mobil Sistemi” ile ödenerek, enflasyondaki aylık değişimler doğrudan ve gecikmeden maaşlara yansıtılmalı, ek zam ve refah payı bir an önce verilmelidir!
➡️MEMURLARA İKRAMİYE VERİLMELİDİR
Bilindiği üzere kamuda çalışan işçilere, 6772 sayılı Devlet ve Ona Bağlı Müesseselerde Çalışan İşçilere İlave Tediye Yapılması ve 6452 sayılı Kanunla 6212 sayılı Kanunun 2’nci maddesinin kaldırılması hakkında Kanun uyarınca, 1956 tarihinden beri Cumhurbaşkanlığı kararları ile her yıl yarım maaş tutarında 4 adet ilave tediye (ikramiye) ödenmektedir.
5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nda yapılan değişiklikle de 2018 yılından itibaren emeklilere bayram ikramiyesi ödenmektedir.
Dolayısıyla işçiler ve emekliler bayram ikramiyesi alırken, kamuda memurlar ve diğer kamu görevlilerine bayram ikramiyesi ödenmemektedir.
Memurlar ve diğer kamu görevlilerimiz de işçiler ve emekliler gibi bir maaş tutarında bayram ikramiyesinden yararlandırılmalı, emeklilerimizin kuşa dönen bayram ikramiyeleri de bir maaş tutarına yükseltilmelidir.
➡️STAJ SÜRELERİ EMEKLİLİK HESABINA DAHİL EDİLMELİDİR
Meslek liseleri ve üniversite öğrencilerinin işletmelerde yapmış oldukları mesleki eğitim ve stajlarının sigortalılıktan sayılarak, bu sürelerin sigortalılık başlangıç süresi sayılmasının önündeki engeller kaldırılmalıdır.
➡️VERGİ DİLİMİ ADALETSİZLİĞİ GİDERİLMELİDİR
Kümülatif vergi sistemi nedeniyle eğitim çalışanları yıl içinde hızla üst vergi dilimine geçmekte, çoğu durumda yılın ilerleyen aylarında %20’lik dilime girerek net gelir kaybı yaşamaktadır.
Vergi dilimleri her yıl artırılsa da bu artışlar enflasyon karşısında yetersiz kalmakta, çalışanlar daha yıl bitmeden daha yüksek vergi ödemek zorunda bırakılmaktadır.
Bu adaletsizliğin giderilmesi için %15’lik vergi dilimine esas gelir matrahı en az iki katına çıkarılmalı, kamu görevlileri üzerindeki vergi yükü acilen hafifletilmelidir.
➡️MEMURLARA İLAVE BİR DERECE VERİLMELİDİR
2016 yılından önce göreve başladığı hâlde, kanunun yürürlük tarihinde çeşitli nedenlerle bu haktan faydalanamayan personele ilave bir derece verilmesi konusu yapılacak düzenleme ile hayata geçirilmeli; bütün memurların işe giriş derecelerinin 1 derece düşürülerek gelecekte ortaya çıkacak ilave derece talepleri karşılanmalıdır.
➡️MEMURLARA DİSİPLİN AFFI GETİRİLMELİDİR
657 sayılı Kanun’da gerekli değişiklikler yapılarak, şartları (yüz kızartıcı fiiller ile devlete karşı işlenmiş suçların istisna tutulması gibi) belirlenmek kaydıyla kamu görevlilerinin disiplin cezaları bir defaya mahsus olarak affedilmelidir.
➡️TÜM EK ÖDEMELER EMEKLİ MAAŞI HESABINA KATILMALIDIR
Kamu görevlileri emekli olduklarında maaşlarında ortaya çıkan düşüş nedeniyle mağdur olmakta, bu nedenle emekli olmaktan kaçınmaktadırlar. Kamu görevlilerinin emekliliklerinde de mevcut ekonomik statülerini korumak için maaşlarının, ek ödemelerinin, ek derslerinin, uzman ve başöğretmenlik tazminatlarının, fazla çalışma ücretlerinin tamamının emekli keseneği matrahına dahil edilerek emekli maaşı hesaplamasına katılması için gerekli yasal düzenlemeler yapılmalıdır.
Uzman ve başöğretmenlik tazminatı, askerlikteki unvanlarda olduğu gibi emeklilikte de alınmaya devam edilmelidir.
Devlet memurlarının maaşını oluşturan bütün kalemler ile özel hizmet tazminatı, ek ödeme, ek ders, döner sermaye, fazla çalışma ücreti, ikramiye, sosyal denge tazminatı, uzman ve başöğretmenlik tazminatları ve diğer ödemeler de emekli keseneğine dahil edilmeli; buna bağlı olarak emekli maaşlarının yükselmesi sağlanmalıdır.
➡️MEMURA VERİLEN KİRA YARDIMI SÖZÜ YERİNE GETİRİLMELİDİR
Özellikle büyükşehirlerde oturan memurların sıkça karşılaştığı sorunlardan biri olan yüksek kira hususuna değinen Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, 19 Mayıs 2023 tarihinde “Büyükşehirlerde memurlara il ve ilçe bazında kira katkısı vereceğiz.” açıklamasında bulunmuştu.
Bu sözün yerine getirilmesi, günün koşulları göz önünde bulundurularak il bazlı kira yardımı yapılması gerekmektedir.
➡️SAĞLIKTA KATKI PAYI VE FARK ÜCRETİ KALDIRILMALIDIR
Çalışanlardan alınan %20’lik ilaç katkı payı kaldırılmalıdır. Sosyal Güvenlik Kurumu Sağlık Uygulama Tebliği’ne göre ikinci ve üçüncü basamak resmî sağlık hizmeti sunucularında katılım payı alınması uygulamasına son verilmelidir.
Özel sağlık kuruluşlarında yaptırılan tetkiklerden fark parası alınmayacak şekilde düzenleme yapılmalıdır.
Manisa’nın Turgutlu ilçesinde bir lisede görev yapan bir felsefe öğretmeninin, ders sırasında Ulu Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk hakkında kabul edilemez ve alçakça söylemlerde bulunduğuna dair öğrencilerin şikâyetleri basına yansımıştır.
Bu iddialar vakit kaybedilmeden titizlikle araştırılmalıdır. Eğer doğruysa, söz konusu kişinin bir daha öğretmenlik yapmasına kesinlikle müsaade edilmemeli; hakkında gerekli idari ve adli işlemler derhal başlatılmalıdır.
2023 yılında atanan sözleşmeli öğretmenlerimizin yaz tatilindeki mazeret atamalarına başvurmaları sağlanırsa kıyamet kopmaz.
Millî Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, 2023 yılında atanan ve 3 yıllık zorunlu hizmet süresini henüz tamamlayamayan öğretmenlerin bu yaz yapılacak eş durumu atamalarına dâhil edilmesinin mevcut yasal düzenleme çerçevesinde mümkün olmadığını açıkladıktan sonra “Kanuna aykırı olmamak koşuluyla bir şey yapabilir miyiz, bakacağız.” diyerek konuyu değerlendireceklerini söyledi.
Peki uygulamada durum nedir?
Söz konusu bu talepler, güvenlik soruşturmaları vs. sebeplerle öğretmenlerin kendilerinden kaynaklanmayan nedenlerle 30 Eylül tarihinden sonra göreve başlamaları nedeniyle her yıl sürekli olarak gündeme gelmiş ve bugüne kadar Bakanlığımız mevzuata aykırı olarak bu talepleri olumlu karşılamıştır.
Örneklendirecek olursak,
2025 YAZ TATİLİ ÖĞRETMENLERİN İLLER ARASI MAZERETE BAĞLI YER DEĞİŞTİRME DUYURUSU’nun “A. GENEL AÇIKLAMALAR” başlıklı bölümünün 1. maddesindeki, “Bakanlığımız kadrolarında görev yapan öğretmenler bu duyuru kapsamında başvuruda bulunabilecektir. Sözleşmeli öğretmen olarak görev yapmakta iken kadrolu öğretmenliğe atananlar 31 Aralık 2025 tarihi itibarıyla sözleşmeli ve kadrolu toplam üç yıllık çalışma süresini tamamlamaları hâlinde bu duyuru kapsamında başvuruda bulunabileceklerdir.” açıklamasıyla Millî Eğitim Bakanlığına Bağlı Öğretmenlerin Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliğinin ilgili maddelerinde “Çalışma sürelerinin hesabında yer değiştirme yapılacak yılın 30 Eylül tarihi esas alınır.” şeklindeki hükümlerine göre çalışma sürelerinin hesabında 30 Eylül tarihi esas alınır kuralına aykırı olarak bu duyuruda 31 Aralık tarihinin baz alınacağını açıklamıştır.
Yani Bakanlık bu konuda yıllardır kuralsızlığı kural hâline getirmiştir.
Şimdi ise getirmeyeceğim demektedir.
Fakat 2023 yılı Mayıs ayında sözleşmeli öğretmen olarak atanan ancak kendi iradeleri dışında göreve 2023 Eylül ayında başlayan öğretmenlerimiz bulunmaktadır.
Bu öğretmenlerimiz göreve başladıkları gün itibarıyla kadrolu öğretmenliğe atanacaklardır.
Dolayısıyla bu öğretmenlerimiz kendi iradeleri dışında gerçekleşen çok kısa bir süre nedeniyle 2026 Yılı Yaz Tatili Öğretmenlerin Mazerete bağlı Yer Değiştirmelerinde başvuruda bulunmayacaklardır.
Yani bu öğretmenlerimiz sağlık veya eş durumu nedeniyle yer değiştiremeyeceklerdir. Aile kutsaldır. Sağlığımız çok önemlidir. Dolayısıyla bu öğretmenlerimizin haklı ve yerinde olan bu talepleri dikkate alınırsa kıyamet kopmaz.
Bu nedenlerle, mazeret durumuna bağlı yer değiştirmelere ilişkin 2026 Yılı Yaz Tatili Öğretmenlerin İller ve İlçe Grupları Arası Mazerete Bağlı Yer Değiştirme Duyurusu’nda 2023 Eylül ayında göreve başlatılan sözleşmeli öğretmenlerimizin durumunun dikkate alınarak mazeret başvurularında bulunulmasının sağlanması ve bu tür taleplerin sürekli olarak gündeme gelmesi ve bu talepleri Bakanlığımızın olumlu karşılaması yerine tüm personelin her türlü atama ve yer değiştirme işlemlerinde çalışma sürelerinin hesabında; yani mazeret, il içi-il dışı yer değiştirme, yönetici atama, çeşitli okul ve kurumlara atama, sınavlara başvurma vb. işlemlerde 31 Aralık tarihi esas alınarak hesaplama yapılması gerekmektedir.
Hürriyetçi Eğitim Sen Merkez Yönetim Kurulu Üyelerimiz Ali İhsan Hasanpaşaoğlu, Erol Usta, Ömer Özyavuz ve AR-GE Başkanımız Onur Babaç’la birlikte Millî Eğitim Bakanı Sayın Yusuf Tekin’i makamında ziyaret ettik.
Ziyaret kapsamında “Eğitim Çalışanlarının Bekleyen Acil Sorunları ve Çözüm Önerilerimiz” başlığı altında hazırladığımız kapsamlı dosyayı Sayın Bakan’a sunduk.
Sayın Bakan ilettiğimiz konuların incelenmesi için ilgili birimlere talimat vermiştir.
Dosyada; eğitim çalışanlarına yönelik artan şiddet olayları, okullarda güvenlik önlemlerinin güçlendirilmesi ve şiddetin kaynaklarının ortadan kaldırılmasına yönelik önerilerimiz başta olmak üzere, CİMER başvuruları nedeniyle artan soruşturmalar ve idare-öğretmen iletişiminde yaşanan sorunlar da gündeme getirilmiştir.
Ayrıca norm kadro yazılımının öğretmen normu belirlenmesinde hatalı ve adaletsiz şekilde çalıştırılması, ilçe gruplarının Öğretmenlik Meslek Kanunu’na aykırı biçimde belirlenmesi, eğitim çalışanlarının görev tanımlarının netleştirilmesi, proje okulları uygulaması ve YEĞİTEK tarafından yürütülen mevzuata aykırı “okul sorumlusu” görevlendirmesi gibi idari sorunlar da tarafımızca dile getirilmiştir.
Eğitim çalışanlarının özlük ve mali haklarına ilişkin olarak; memurlara kira yardımı verilmesi, disiplin affı getirilmesi, kadro ve derece yükselmelerinin yapılması, ilave bir derece verilmesi, vergi dilimi adaletsizliğinin giderilmesi, ek ders ücretlerinin vergiden muaf tutulması ve tüm ek ödemelerin emekli maaşına yansıtılması gerektiği ifade edilmiştir. Bunun yanı sıra eğitim-öğretime hazırlık ödeneğinin tüm eğitim çalışanlarına ödenmesi, zorunlu hizmet tazminatı verilmesi, öğretmene verilen ikramiye ve ek ders zammı sözlerinin yerine getirilmesi, öğretmenlere yıpranma payı verilmesi ve birden fazla nöbet görevine ek ders ücreti ödenmesi gerektiği de dile getirilmiştir.
Öğretmenlerin kariyer ve çalışma hayatına ilişkin olarak ise; öğretmenlikte en az beş yıl hizmeti olanlara uzman öğretmen, uzman öğretmenlikte en az beş yıl hizmeti olanlara başöğretmen unvanı verilmesi, öğretmenlerin emekli olmalarını özendirici yeni düzenlemelerin yapılması ve tüm öğretmenlerin maaş karşılığı ders yükünün 15 saatte eşitlenmesi gerektiği ifade edilmiştir.
Atama ve yer değiştirme süreçlerine ilişkin olarak; her türlü atama ve yer değiştirmede 31 Aralık tarihinin esas alınması, alan değişikliğinin yapılması, ataması yapılmayan öğretmenlerin acilen atanması, Mülakat mağduru 1611 öğretmene ek atama hakkı verilmesi, köy okullarını öğretmensiz bırakacak uygulamalardan vazgeçilmesi ve norm kadro fazlası öğretmenlerin isteğe bağlı olarak MEB’e bağlı kurumlarda veya diğer kamu kurumlarında değerlendirilmesinin yollarının aranması gerektiği belirtilmiştir. Ayrıca MEB dışındaki kamu kurumlarına geçmek isteyen öğretmenlerin taleplerinin diğer bakanlıklarla koordineli şekilde değerlendirilmesi gerektiği de ifade edilmiştir.
Bunların yanı sıra banka promosyon anlaşmalarının merkezi olarak yapılması, hizmet içi eğitim, kurs ve seminerler nedeniyle görevlendirilen öğretmenlere okulda kalmaları hâlinde alacakları tüm ek ders ücretlerinin ödenmesi, devlet memurlarına refakat izninin kolaylaştırılması, geçici yönetici görevlendirme genelgesinin çıkarılması, mazeret atamalarında Sağlık Bakanlığında uygulanan sıraya alma sisteminin örnek alınması ve okul yöneticilerine verilen muhakkiklik görevi karşılığında ücret ödenmesi gerektiği de görüşmede dile getirilmiştir.
Ayrıca burada yer almayan daha birçok konu başlığı da yazılı ve sözlü olarak tarafımızca ilgili makamlara iletilmiş ve görüşülmüştür.
TÜRKMENELİ TÜRKTÜR, TÜRK KALACAK!
Kerkük programımız kapsamında Irak Türkmen Cephesi (ITC) Başkanı Mehmet Seman Ağa’yı ziyaret ederek istişarelerde bulunduk.
Irak’taki Türk varlığının teminatı olan ITC, soydaşlarımızın dili ve kimliğiyle yaşamını sürdürmesi ve Türkmenlerin Irak’ın ayrılmaz ve asli unsuru olarak yönetimde ve karar alma süreçlerinde yer alması için takdire şayan bir faaliyet yürütüyor.
Bu bağlamda 11 Kasım’da yapılacak seçimlere yönelik de yoğun bir gayret içerisindeler.
İnanıyorum ki, soydaşlarımız, birlik ve beraberlik içerisinde parlamentoda hak ettikleri temsiliyete kavuşacaklardır.
HERKES HADDİNİ BİLECEK!
Van Başkale’de meslektaşımızın müfredata uygun şekilde yürüttüğü eğitim faaliyetini bölücü ideolojik sanrılarıyla linç etmeye kalkışanlara sözümüz: HADİ ORADAN!
Siz kimsiniz ki, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ile güvence altına alınmış hakları ihtiva eden ve @tcmeb müfredatına uygun şekilde işlenen ders içeriği üzerinden öğretmenimize racon kesiyorsunuz?
Haddinizi bilin!
MEB, İçişleri Bakanlığı ve Adalet Bakanlığı’na çağrıda bulunuyorum: Meslektaşımızı hedef gösteren bu cüretkarlık kabul edilemez.
Sendikal kamuflaj altında yürütülen bölücü heves ve saldırılara müsaade etmeyin.
Van valiliği ve il milli eğitim müdürlüğünden de beklentimiz; Anayasamız ve 1739 Sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu’nda ifadesini bulan amaçlar doğrultusunda çocuklarımıza eğitim hizmeti veren bu öğretmenimizi ödüllendirin. Ki, bundan sonra böylesi hadsizliklere kimse cüret edemesin.
@tcbestepe@tcmeb@TC_icisleri@adalet_bakanlik@tcvanvaliligi@VanilMem