Tam içimden “yine kaderin beni savuracağı bir rüzgar bekliyorum” dedim ve kitap önerisi geldi. Beşiktaş’a geçip kitabımı arıcam. Sonra da yakama döner ikinci bir rüzgar beklerim. Benim zaten heves problemim var, hedeflerimi de yutan dünya kursağında kalsın emi.
kalbimde korumaya çalıştığım herkesi serbest bıraktım. kalbim ve ruhum ferahladı. kendi kendine mana atfedip kimseyi taşımaya lüzum yok. hayatında olmak isteyeni zaten korumaya çalışman da gerekmez, o kendi iradesiyle ordadır.
şarkı ve şiirlere kanmakla büyük hata ettik.
@amaanhalledicez Kız kardeşim doktor kontrolünde iğneyle zayıflıyor. Çok mutlu ve sağlıklı. Egzersizi de ihmal etmezseniz vücudunuz güzelce toparlıyor. Burda herkesin yargısı çok bunaltıcı. Tercih edecekseniz şimdiden şifa olsun, mutlu ve sağlıklı olmanız her şeyden önemli. Sevgiler💗
fresh diye bir film izliyorum. flört uygulaması çağında kadınların kelimenin düz anlamıyla sağ kalabilmesi için ne olursa olsun endişelenen merak eden akıllı kadın arkadaşlara ihtiyacı var diyor film. mesaj bu kadar. birbirimize sahip çıkalım.
Biz neden Elon Musk X’indeyiz hala?
Bence X’te hâlâ kalanların büyük bölümü, bunu takipçi sayıları ve muhabbet nedeniyle yapıyor. Yıllar içinde kurdukları dostlukları koparmak istemiyorlar. “Sanal da olsan dönmem sözümden, gün ola bağlana yollarım dostum”
Muhabbete gelince, mekan tam bir öfke boşaltma ve ahlam kesme mekanı oldu. Aslında herkes birbirine irili ufaklı “sen benim kim olduğumu biliyor musun” çekiyor.
Orayı hâlâ yaptıkları işleri duyurabilecekleri, yazılarını, kitaplarını, etkinliklerini paylaşabilecekleri bir pano olarak görenler de var. Benim gibi.
Amaaa… X’in yeni algoritmik düzeninde bir şey paylaşmanız, onun insanlara ulaşacağı anlamına gelmiyor. Yeni çıkan kitabınızı duyurmanız da, yazdığınız bir yazıyı paylaşmanız da “büyük ölçüde” algoritmanın keyfine kalmış durumda.
Bu düzen hepimize, sanki dünyanın gerçekten böyle olduğuna inandırmaya çalışıyor. Oysa gördüğümüz şey dünya değil; algoritmanın seçtiği dünya. İlgi alanlarımızı, öfkelerimizi, hatta gündemimizi giderek daha dar bir koridora sıkıştıran bir kurgu izliyoruz.
Zoka ağzımızda, çırpınıp duruyoruz.
Çocuğu masaya rahatça çıkabilsin diye sosluğu yere ayağının dibine koyan bir aile kahvaltısına gözüm çarptı. Böyle böyle yalnızlığıma aşık oldum işte. İkilikte ümit bırakmadınız.
Kart ekstremle mücadele etmeyi bıraktım. Yalnız hissediyorum ve sadece kalabalıkta yemek yediğimde hafifliyor. Zaten tadı b.k gibi bir hayat benimki. Napıyım kilo alacaksam da alayım. Pişi yiyip hayat gürültüsü dinlicem.