Kulübümüzden Açıklama
Corendon Alanyaspor’la oynadığımız maçta hakemlerin sergilemiş olduğu yönetim, Türk hakemliği için bir utanç vesikası olarak tarihteki yerini almıştır.
Geçtiğimiz yıl Ziraat Türkiye Kupası yarı finalindeki skandal kararları hafızalardaki tazeliğini koruyan Merkez Hakem Kurulu başkanının prensi Adnan Deniz Kayatepe, adeta “Nerede kalmıştık” diyerek rezil yönetimlerine bir yenisini eklemiştir.
Rakip oyuncu, dünyanın gözü önünde Trossard’a tokat attı. Hakem Adnan Deniz Kayatepe pozisyonu göremedi. VAR’daki Bülent Birincioğlu ise sessiz kaldı.
Oh, karşılıklı mücadele içinde olduğu rakibinden sıyrılıp gol attı. Rakip oyuncu kendini süslü şekilde yere bıraktı diye Adnan Deniz Kayatepe golümüzü iptal etti.
Vlahovic ceza sahasına girmek isterken yaka paça düşürüldü. Hakem Kayatepe yine yaşananları görmezden geldi.
Adnan Deniz Kayatepe ve Bülent Birincioğlu gibi art niyetli hakemleri bir daha maçlarımızda görmek istemiyoruz.
Ne avantaj ne imtiyaz istiyoruz. Sadece adil ve eşit yönetim istiyoruz. Bu adaletsiz düzen değişene dek haklı mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz.
Beşiktaş JK
KIRMIZI KARTI VERMİYOR
GOLÜ VERMİYOR
PENALTIYI VERMİYOR
BU HAKEME BU GECE DÜDÜK ASTIRMAYAN YÖNETİM KENDİ BAVULUNU DA HAZIRLASIN!
10 TANE VLAHOVİC ALSAN BUNLARA ENGEL OLMADIKTAN SONRA ŞAMPİYON OLAMAZSIN.
"Sahada futbol yerine şiddet üretenleri, oyuncumuza atılan o tokatı sakın unutma! Adaletin sustuğu yerde Beşiktaş taraftarının sesi ve hafızası asla susmaz. Takipçisiyiz!" #Beşiktaş
Tek başına ölüm!
Yapayalnız, hasta, bitirilmiş...
Rutubetli, dökük, tek kişilik bir hücrede...
KHKlı eski polis Mustafa Kabakçıoğlu Gümüşhane cezaevinde bu dünyaya böyle veda etti
4 ayı kalmıştı tahliyeye ama o tükenmişti
İhmal doluydu ölümü, hiç duydun mu @abdulhamitgul ?
@Federic0Guinti Gio geldiğinde de bu tarz olumlu hava esmişti ama kadro yetersizliği ilerleyen süreçte çok net ortaya çıkmıştı.Şu an da benzer durum var. Minimum 4 tane ilk 11 oyuncusu almamız gerekiyor. Yoksa bu kadroyla çok zor.
@KartalRecord Van bronchorst geldiğinde de bu şekilde olumlu bir hava esmişti. Daha sonra kadro kalitesizliğimiz haftalar ilerledikçe ortaya çıktı. Kesinlikle 4 tane(santrafor, sağ açık,ofansif orta saha, oyun kurucu stoper) net 11 oyuncusu gerekiyor. Ayrıca 1-2 tane de hamle oyuncusu gerekyor
@ertansuzgun Van bronchorst geldiğinde de bu şekilde bir hava esmişti. Daha sonra kadro kalitesizliğimiz haftalar ilerledikçe ortaya çıktı. Kesinlikle 4 tane(santrafor, sağ açık,ofansif orta saha, oyun kurucu stoper) net 11 oyuncusu gerekiyor. Ayrıca 1-2 tane de hamle oyuncusu gerekiyor.
@kartalhatti 6 bin TL herkes veremeybilir. 1bin TL dolaylarında bir logolu isim yazılı tişört çıksa LC Waikiki tarzı tüm şehirlerde olan mağaza zincirlerinde satılsa birkaç milyon satar büyük bir gelir getirir.
Müsavat Dervişoğlu: "15 Temmuz olunca 'Kandırıldık', ekonomi bozulunca 'dış güçler', enflasyon artınca 'Fırsatçılar', depremde binalar yıkılınca 'kader' diyorlar.
Hatırlatırım: Karar sizin, yetki sizin, imza sizin, devlet kadroları sizin. Ama sorumluluk daima başkasının, fatura ise daima milletin.
Bu nasıl bir sistemdir Allah aşkına. Kârı bir avuç insan alıyor, zararı 86 milyon ödüyor."
Yeni bir Müslümanlık türedi. Düşman olmadan ibadetin anlamı yok gibi davranıyorlar.
Oruç tuttum laikler kudursun. Namaz kıldım kahrolsun Kemalizm. Sanki ibadet Allah'a değil de sekülerlere nispet aracı .
Türkiye S-400 almasaydı…
• F-35 programından çıkarılmayacaktı.
• İlk F-35’ler 2019’da envantere girecekti.
• 100 adet F-35 teslim alınacaktı.
• Türk savunma sanayii, F-35 programındaki yaklaşık 9 milyar dolarlık üretim iş payını kaybetmeyecekti.
• CAATSA yaptırımları uygulanmayacaktı.
• KAAN’ın F110 motorlarının tedariki yıllarca siyasi pazarlığın konusu olmayacaktı.
• S-400 için yaklaşık 2,5 milyar dolar ödendi.
• Teslim edilmeyen F-35’ler için ABD’ye yaklaşık 1,4 milyar dolar ödendi.
Şimdi ise Trump’ın “F-35’leri vereceğiz”, “CAATSA yaptırımlarını kaldıracağız” açıklamaları başarı hikâyesi olarak sunuluyor.
Oysa bunlar, Türkiye’nin S-400 öncesinde zaten sahip olduğu haklardı.
Siyasi iktidarın hatalı dış politika tercihleri nedeniyle ortaya çıkan sonuçların giderilmeye çalışılması, ne zamandan beri bir zafer olarak sunuluyor?
Terörle, terörizmle ve terör örgütü ile hiçbir ilgisi bulunmayan bir insanı hiçbir somut delile dayanmaksızın, soyut bir şekilde terör örgütü mensubu olarak suçlamak ve bu ”sebeple” hürriyetinden yoksun bırakmak, neticesi sebebiyle ağırlaşmış iftira suçunu (TCK, m. 267) oluşturur!