Fikrî Hür Vicdanı Hür İrfanı Hür eğitim çalışanlarının adresi olmaya namzet,Hürriyetçi Eğitim ve Bilim Çalışanları Sendikası (Hürriyetçi Eğitim Sen) kurulmuştur. Büyük Türk Milletine ve Millî Eğitim camiasına hayırlı olsun.Manifestomuzla başlıyoruz 👇
#HürriyetçiEğitimSenKuruldu
@emrahgultekin25 Türk Dil Kurumu güncel sözlüğüne göre namert kelimesi, mert olmayan, korkak, alçak, sözünde durmayan ve güvenilmez kimse anlamlarına gelir. Farsça kökenli bir sözcük olup, "adam" anlamına gelen mert kelimesine olumsuzluk ekli na- önekinin getirilmesiyle türetilmiştir. 😉
Bugün karşımıza çıkarılan engeller de, yürütülen algı operasyonları da, yapılan baskılar da gelip geçecektir.
Ancak hürriyet için verilen mücadele, adalet için yükselen ses, ve inandığı değerler uğruna dimdik duran irade kalacaktır✊🏿
📌 "Hürriyet" diyerek Makedonya dağlarına çıkan Enver Paşa'yı durduramadılar.
📌 "Hürriyet" diyerek Samsun'a ayak basan Mustafa Kemal'i durduramadılar.
📌 "Hürriyet" diyerek sendikacılığa yeni bir nefes, yeni bir irade getiren Hürriyetçi Eğitim Sen'i de durduramayacaklar.
Çünkü tarih göstermiştir ki; hürriyet sevdasını makamlarla, tehditlerle, iftiralarla ve baskılarla susturmak mümkün değildir.
Biz, koltukların değil davaların peşinden yürüyenlerin yolundayız.
Biz, susarak rahat etmeyi değil; konuşarak bedel ödemeyi tercih edenlerin safındayız.
Biz, şahsiyetini menfaate, iradesini makama, davasını konfora teslim etmeyenlerin tarafındayız.
Bugün karşımıza çıkarılan engeller de, yürütülen algı operasyonları da, yapılan baskılar da gelip geçecektir.
Ancak hürriyet için verilen mücadele, adalet için yükselen ses, ve inandığı değerler uğruna dimdik duran irade kalacaktır.
Çünkü biz biliriz ki;
"Her dem yeniden doğarız, bizden kim usanası..."
Yıkılmayız, yorulmayız, teslim olmayız.
Haksızlık karşısında susmayız, adaletsizlik karşısında eğilmeyiz, doğru bildiğimiz yoldan dönmeyiz.
Dün olduğu gibi bugün de, bugün olduğu gibi yarın da;
Hürriyet diyecek, mücadele edeceğiz.
Çünkü hürriyet bizim karakterimiz, mücadele ise kaderimizdir. ✍️
#HürriyetçiEğitimSen #HürriyetMücadelesi #ŞahsiyetliSendikacılık #TeslimOlmayacağız #HerDemYenidenDoğarız
VERGİ DİLİMİ DEĞİL, GELİR TUZAĞI
Son 25 yılda Gelir Vergisi'nin ilk dilimi, Yeniden Değerleme Oranı tam olarak uygulanmış olsaydı bugün 190.000 TL değil, 521.210 TL olacaktı.
Bu rakam tek başına bile çalışanların nasıl sessizce daha yüksek vergi yükü altına sokulduğunu göstermektedir.
▪️ 2000'li yılların başında gelir vergisinin ilk dilimi, brüt asgari ücretin yaklaşık 21 katına karşılık geliyordu. Bugün ise bu oran 5,8 kata kadar gerilemiştir.
▪️ Brüt ücreti 100.000 TL olan bir çalışan, yalnızca vergi tarifesindeki bu aşınma nedeniyle yıl boyunca yaklaşık 60.000 TL daha fazla vergi ödemektedir.
▪️ Aynı çalışanın Ocak ayında eline geçen net ücret 75.953 TL iken, vergi dilimlerinin etkisiyle Haziran ayında net ücreti 65.753 TL'ye düşmektedir. Yani çalışanın alım gücü yıl içerisinde yaklaşık %13,4 erimektedir.
Üstelik bu kayıp sadece vergi dilimlerinden kaynaklanmaktadır.
Bugün Türkiye'de ücretlilerin ödediği gelir vergisinin toplam vergi gelirleri içindeki payı her geçen yıl artarken, dolaylı vergilerin (KDV, ÖTV vb.) yükü de vatandaşın omuzlarındadır. Çalışan önce maaşından gelir vergisi kesintisiyle karşılaşmakta, ardından kalan geliriyle yaptığı her harcamada yeniden vergi ödemektedir.
Sonuç olarak;
Enflasyon karşısında ücretler erimekte,
Vergi dilimleri nedeniyle maaşlar yıl içinde düşmekte,
Dolaylı vergiler nedeniyle satın alma gücü azalmakta,
Refahtan alınan pay giderek küçülmektedir.
Bu tablo, "çok kazanandan çok vergi alınması" değil; ücretlilerin enflasyon nedeniyle oluşan nominal gelir artışlarının gerçek gelir artışı gibi vergilendirilmesi anlamına gelmektedir.
Çalışan zenginleştiği için değil, enflasyon nedeniyle maaşı yükseldiği için daha yüksek vergi dilimlerine girmektedir.
Vergide adalet; aynı ücretle çalışanların yılın ilerleyen aylarında daha fazla cezalandırılması değil, vatandaşın alım gücünü koruyan adil bir tarife sisteminin kurulmasıdır.
Milyonlarca bordrolu çalışan için mesele vergi kaçırmak değil, emeğinin karşılığını koruyabilmektir.
HAKİKATİN YANINDA SAF TUTACAĞIZ
Bazılarının bizden beklediği tavır aşağıdaki görselde ifade edilmiştir. Ancak bizim ölçümüz, kişilerin beklentileri değil; Hz. Peygamber Efendimizin (sav) emrettiği duruştur.
“Kim bir kötülük görürse onu eliyle değiştirsin. Buna gücü yetmezse diliyle değiştirsin. Buna da gücü yetmezse kalbiyle buğz etsin. Bu ise imanın en zayıf derecesidir.”
Haksızlık karşısında susmayı, yanlışları görmezden gelmeyi ve menfaat uğruna eğilip bükülmeyi marifet sayanlardan olmadık, olmayacağız.
Doğru bildiğimizi söylemekten, yanlış gördüğümüzü dile getirmekten çekinmeyiz. Çünkü sessiz kalmanın erdem değil, çoğu zaman yanlışa ortak olmak anlamına geldiğini biliriz.
Herkes kendi karakterinin, vicdanının ve ahlâkının gereğini yapar. Biz kimseyi değiştirme iddiasında değiliz. Ancak hiç kimse de bizi inandığımız değerlerden, doğrularımızdan ve duruşumuzdan vazgeçiremez.
Gün gelir söz unutulur, makamlar değişir, hesaplar bozulur; fakat şahsiyet, duruş ve hakikatin yanında saf tutmak baki kalır.
Cenab-ı Allah bizleri doğru yoldan, adaletten ve hakikatten ayırmasın.
Hürriyetçi Eğitim Sen ,
gücünü ve aksiyonunu üyelerinden alır. Kavgamız hak kavgasıdır ve herkesle bu kavga yapılır.
Gafiller bu kurumu ve yapıyı kendi kayıkları gibi kullanmaya çalışırsa gereği yine yapılır hesapları sorulur.
Hürriyetçiler bir aşiretin, bir topluluğun boyunduruğuna sokulmaya çalışılamaz, hesap sorulur.
Üye yapmaya , büyümeye , yetkili ve etkili olmak için çalışmaya devam edeceğiz. Kahrolsun istibdat yaşasın HÜRRİYET !
6-Tüzük yok sayılıyor. 2025'in 2. 6 ayında yapılan Denetleme Raporu Tüzüge rağmen MYK'ya getirilmiyor. Aynısı Konfederasyonda oluyor, Yönetime getirilmesi gereken Denetleme Kurulu raporunu başka kaynaklardan bularak öğrenmeye çalışıyoruz.
Değerli delegelerimiz bir konfederasyonun gelen giden evrak defteri bile yoksa, gerisini siz düşünün! Bu durumu da verdiğim dilekçeye kayıt numarası istediğimde, tesadüfen öğrendim maalesef. Yönetimi şeklen oluşmuş bir konfederasyon tek kişi ile yönetilmeye çalışılınca sonuç bu.
Hayalimiz böyle bir yönetim anlayışı ise, böyle devam etmekte yarar var! Bir kişi düşünür, bir kişi karar alır, bir kişi uygular. Diğerleri de seyreder bir hale gelmişsek, nasıl bir geleceğimiz olabilir, sorusunu sizler cevaplayın lütfen.
1 Mayıs Emek ve Dayanışma Gününü bile kutlayamadık. Sendikamıza kuruluşundan bu yana destek olmuş, büyüklerimizi, dostlarımızı bile küstürdük. Ne için, ne adına?
Şu konuyu bilhassa vurgulamak istiyorum. Israrla istediğim ama Konfederasyon Yönetmine getirilmeyen hatta bunu getirmemek için toplantı yapmayanlar, 2026 banka ekstrelerini yayınlasınlar. Hür-Sen birilerinin babasının çiftliğimidir ki, hesap vermez, kafasına göre harcar bir güç bahsedilmiş olsun. Kimse layüsel değildir. Aksini iddia edenler, nasıl bir yapının içinde olduklarını önce kendi vicdanlarına açıklamak zorundadır. Aksi takdirde, kimse dürüstüm, ahlaklıyım diyemez. Kimse benden tüm bu kirliliğin üzerine oturmamı, bilhassa susmamı bekleyemez.
30 BİN ÜYEMİZ ADINA CEVAP BEKLİYORUM!
Değerli arkadaşlarım, ben dedikodu yapmam. Genel Kuruldan önce yazılı olarak sordum, dikekçeme cevap verme tenezzülünde bile bulunmadılar.
Bu yaklaşım üzerine, Genel Kurul'da tüm delegelerin huzurunda sordum, cevap vermek yerine salonu terk eden bir Genel Başkan gördük.
Biz bu sendikanın adını neden Hürriyetçi Eğitim Sen koyduk?
-Kapalı kapılar ardında, tek kişilik kararlar alınmasın diye!
-Her yöneticimiz, her üyemiz kanaatlerini göğsünü gere gere açıklasın, hiç bir tepkiden çekinmesin diye!
-Kimseden emir ve talimat almadan, korkmadan, yüreklice fikirlerimizi söylemek, gerekirse eleştirebilelim diye!
Hür olmayı yanlış anlayanlar var, anlaşılan. Kamuoyu önünde tartışmaktan da korkmayacağız. Eksik, kusur, suistimal yoksa kimden, neden korkacağız? Şeffaf bir sendika, kamuoyuna karşı şeffaf değilse, kime karşı şeffaf olacak? İşte farkımız budur, diyeceğimiz her değeri ayaklar altına alarak nasıl şeffaf, nasıl hür olacağız? Köleleşmiş, sarı sendikalardan farkımız nedir? Geçin bu marazlı yaklaşımları, bir şey yapmak istiyorsanız hesap soran insanların yanında olun, doğruyu arayın, ahlakı yükseltin lütfen.
Genel Kurulda delegelerimizin huzurunda sorduğum soruları yeniliyor ve tek tek cevap bekliyorum. Sırtında kambur ile yaşamak isteyen, bu şekilde başarı geleceğine inananlarla benim işim olmaz.
1-Konfederasyonumuz Hür-Sen'in Genel Mali Sekreteri Sayın Harun Gül istifa etmiştir. Bir Mali Sekreterin istifa etmesi manidardır.
Bir kişi Mali Sekreter olarak seçilmişse, her türlü harcama, Yönetim Kurulu kararıyla, Mali Sekreter tarafından yapılır. Yapılan harcamalar söz konusu olduğunda, Mali Sekreter "Benim bilgim yok." diyorsa, orda öncelikle mevzuat ve usul dışı bir uygulama akla gelir. Mesela, bir para, Mali Sekreter adına çıkarılıp, sonrasında başkaları tarafından harcanıyor ve bundan Mali Sekreterin, hatta Yönetim Kurulunun bilgisi olmuyorsa, Mali Sekreterin bundan rahatsızlık duyarak istifası elbette normal karşılanır.
2-Konfederasyon Yönetimi toplanamıyor. 2026 yılında yapılan harcamalarla ilgili Yönetim Kurulu onayı, Tüzüğümüzün amir hükmüne rağmen, alınamıyor. Harcamalarla ilgili, tek kişi yetkili, maalesef o da Konfederasyon Mali Sekreteri değil! Sayın Genel Başkan! Toplantı yapılmadığı için, bir dilekçe vererek banka ekstrelerini istedim. Şu ana kadar bir resmi cevap verilmiş değil, maalesef. Gizlenmeye çalışılan nedir? Hür-Sen Yönetim Kurulunu bile toplamayarak bu bilgiyi hangi maksatla saklıyorlar, bilmiyorum. Yönetim Kurulundan gizlenen nedir?
3-Hür-Sen'e gelen para, Hürriyetçi Eğitim Sen'e aittir ama bu para sadece Konfederasyon için harcanabilir. Yani bu para, Konfederasyon ihtiyaçları için, Yönetim Kurulu kararıyla harcanır, hangi il temsilcisine ne kadar para gönderildiği de Yönetim tarafından bilinir. Başka amaçla bu para harcanamaz. Ancak nasıl harcadığını biz bilmiyoruz. Sadece bir kişi biliyor.
Hani ortak akılla yönetecektik? Paranın dahi nasıl harcandığını bilmediğimiz gibi, bilgisini de alamıyoruz.
Biz tek adam yönetimi için mi, ya da bir tek aklın karar verip uygulaması için mi, bu demokratik mücadelenin içine girdik?
4-Bizzat Genel Başkan tarafından bir şube başkanımız ile ilgili, dedikodu mahiyetindeki bilgiler, velevki doğru olsun, WhatsApp grubumuzda ifşa edilir mi? Biz birbirimiz ile ilgili dedikodular üzerinden mi, birbirimizi değerlendireceğiz? Ondan sonra, açıp ilgili şube başkanına ağza alınmayacak küfürleri etme hakkını nereden buluyoruz? Kim olursanız olun, bırakın şube başkanına, bir üyemize, hatta üyemiz olmayan birine dahi küfür edemezsiniz. Siz iddiaları olan, bir sendikanın temsilcisi iseniz, sabrı bilecek asgari ahlak ve erdeme sahip olacaksınız. Aksi her tavır sahibi bu teşkilata yüktür. Bunun başka bir açıklaması da olamaz.
5-MYK'nın bilgisi dışında profesyonellik kararı alınıyor, işe alımlar yapılıyor. Biz bu MYK'yı süs olsun, tek adam, tek akıl yönetsin diye mi kurup, görevlendirdiniz, değerli arkadaşlar?
+++
@ahasanpasaoglu Mücadelenin onurlu olabilmesi için insanın onurlu olması gerekir. Haksızlık karşısında susmayıp yol açtığın için teşekkür ederim. Dava arkadaşlarının onurunu gururunu haysiyetini önceleyen @ahasanpasaoglu gönüllerimizde her zaman liderdir✊🏿