BİLGİLENDİRME
Trabzon’da, Amedspor forması giyen bir yurttaşımızın, yalnızca üzerindeki forma nedeniyle sözlü tepkilere ve saldırıya maruz kaldığına ilişkin görüntüleri üzüntüyle takip ettik.
Bir spor kulübünün formasını giymek; aidiyetin, sevginin ve sportif bağlılığın ifadesidir. Hiç kimse, hangi şehirde olursa olsun, desteklediği takımın formasını taşıdığı için baskı altında hissetmemeli; formasını çıkarmak ya da gizlemek zorunda bırakılmamalıdır.
Çirkin saldırıyı kınıyor, olayın sorumluları hakkında gerekli hukuki süreçlerin başlatılması için adli mercileri göreve davet ediyoruz. Kulübümüz tarafından da gerekli hukuki başvuruların yapılacağını kamuoyuna bildiriyoruz.
Amedspor olarak biliyoruz ki münferit davranışlar bir şehre, bir kulübe veya bütün bir taraftar topluluğuna mal edilemez. Tam da bu nedenle, yaklaşan Amedspor–Trabzonspor karşılaşmasının gerilimlerin değil; futbolun birleştirici gücünün ve karşılıklı saygının öne çıktığı bir buluşma olmasını arzu ediyoruz.
Taraftarlarımızdan her türlü provokasyona karşı sağduyuyu korumalarını özellikle rica ediyoruz.
Amedspor olarak ayrıştıran değil birleştiren, gerilimi büyüten değil sağduyuyu güçlendiren bir futbol ikliminden yana olmaya devam edeceğiz.
@Subutay589443@mormikrofonn Hayatında belki urfaya yolu düşmemiş bomboş konuşuyor. En az yüzde 75 i kürt olan bir şehir. Neredeyse tüm partilerdeki vekiller de kürt .
Irkçılık bir hastalık değildir. Irkçılık barbarların, insanlıktan çıkmış olanların içlerindeki canavarı dışa vurumudur. Irkçılık bir tercihtir.
Irkçılık bir nefret suçudur...
@bpthaber İşte akıllı bir kardeşimiz daha. Çocuklarınızı meslek liselerine yönlendirin artık.Ben mühendisim şuanki aklım olsa meslek lisesine gider üni bile okumazdım
Çocuk bakılmıyordu. Çocuk kendi kendine büyüyen bir şeydi. Çocuğa çocuk emanet ediliyordu. Benim dayım emekleme çağındayken teyzeme bırakılıyor. Teyzem de ondan birkaç yaş büyük. Anneannem dediğiniz gibi iş peşinde. Teyzemi biri çağırıyor gidiyor çocuk. Dayım emekleyerek çıkıp dışarıdaki su oluğunun içine giriyor. Mevsim kı��, su buz gibi . Ne kadar kaldı belli değil. Bir adam görüp çıkarıyor. Sonra ateşli hastalık geçiriyor dayım. O günden beri işitme engelli. Şimdi karın işe dalıp çocuğunun başına bir iş getirse naparsın? Eski analar gibi yaptı oysa.
Anlatır köydeki yaşlı kadınlar, bulamaç deriz un şeker su karışımından mama yapıyorlarmış. Beşiğin üstüne tülbentin içine asıyorlar. Çocuk akşama kadar emiyor oradan. O çocuk ağlar, ağlamayı geçtim mesela boğazına kaçıp ölebilir. Şimdi farkediyorlar bunu. Ne yapacaksın kızım iş vardı, gitmezsen ne yiyeceksin diyorlar. Hiçbir anne memnun değil bundan.
Eskiden köyde çocukluk mu var? 5-6 yaşında hayvan peşine koşuluyor. Çocuklar geçimin devamı için araç.
Eskiden çocuk değeri yok. İnsan değeri yok. Ölmüşsün kalmışsın, sakat kalmışsın yok. Benim babam 12 yaşında İstanbul'a gelip çalışmaya başlıyor. Göndersene oğlunu 12 yaşında başka şehre? Babannem çok doğurmuş ama böyle doğrulur. 12 yaşında büyüyor çocuk. Doğrulur yani ne var.
Akşam işten geldiğinde 2 yaşında çocuğunu sokakta yalnız gör bakalım eşine ne diyorsun? 6 yaşında kızına iş yaptırsın kızarak bakalım ne tepki veriyorsun?
Şimdi çocuklar çok önemli. Kırk tane endişeyle yaşıyoruz. İyi bir hayat yaşasın istiyoruz. Anne babasını iyi bilsin istiyoruz. Bu yüzden kaygılarımız var ve işimiz zorlaşıyor. Bir komşumuz vardı. Bir sürü çocuğu vardı. Hiçbirini 3.sınıftsn sonra okutmamış. Hepsi girmiş işe para getiriyor. Adam 40 yaşında emekli etmişti kendini, boş boş geziyordu. Çocuklar çalışıp getiriyor nasılsa. Bu rahatlıkta olsak herkes doğurur.
İyi anne olalım, çocuğa iyi bakalım, yara açmayalım, iyi çocukluğu iyi geleceği olsun diye düşünüyoruz. Bu kadar düşününce de zor bazı şeyler.
Bir de eklemek isterim ki kadınların seçme hakkı yoktu. Korunma vs yoktu. Beşiği sırtıma bağlar tarlaya giderdim diyor. Durup dinlenme yok. Kendi canının değeri de yok. Hangisi seçerdi bunu?
Şimdi siz hiç eski anaları dinlemediğiniz için sevgili Musa atıp tutmak kolay. O analar hep kızlarına dert yandı ve travmalarının acısını daha çok kızları çekti. Bizler hem yaralarımızı sarmak, hem çocukta yara açmamak hem de içimizdeki yetersizlik hissiyle boğuşmak zorunda kalıyoruz. Bu da tüketiyor. O çocuğu hiç bırakamamak tüketiyor.
Eleştirilecek şeyler vardır ama eskilerin anneliğini överek değil.
@ajansmuhbir1923 Ablacım duyuyorsan saçı boşver de lütfen o balkona çocuk için bir güvenlik önlemi al . Çocukların hareketlerini çok hafife alıyorsunuz ya