İstikamet, en büyük keramettir!
İşte size bunu ispatlayan bir görsel.
Çin ve Osmanlı hanedanlıkları!
Yakın zamana kadar iki büyük imparatorluk ve iki büyük medeniyet idi.
Bunların,
ekonomik bağımsızlıklarını kaybetme sürecine verdikleri farklı tepkiler,
onları farklı noktalara taşıdı!
Adım adım
yapay zeka yardımı ile görselleştirdiğim bu istikamet mecrasını anlatmaya çalışayım.
Bir devlet askeri olarak yenilmeden önce ekonomik ve mali olarak zayıflar ya da zayıflatılır.
Qing Çin'i ve
Osmanlı İmparatorluğu farklı coğrafyalarda bulunmalarına rağmen son 200 yıllık süreçte şaşırtıcı derecede benzer bir kader yaşamıştır.
Her iki devlet de bir zamanlar kendi bölgelerinin süper gücüydü.
Çin kendisini "Orta Krallık",
Osmanlı ise "Devlet-i Aliyye" olarak görüyordu.
Her ikisi de dünyanın merkezinde olduklarına inanıyordu.
Ancak 18. yüzyılın sonlarından itibaren Avrupa'da ortaya çıkan Sanayi Devrimi, modern finans sistemi ve deniz gücü
dengeleri değiştirmeye başladı.
Süreç önce ekonomik alanda başladı.
Çin'in, İngiltere ile ticaret dengesi bozuldu.
Osmanlı'da ise kapitülasyonlar ve ithalat bağımlılığı ile dış ticaret dengesi bozuldu.
Ardından
her iki ülkeden de para çıkışı başladı.
Çin'den gümüş,
Osmanlı'dan altın ve döviz çıkıyordu.
Mali yapı giderek zayıfladı.
Ekonomik zayıflamanın ardından askeri yenilgiler geldi.
Çin için Afyon Savaşları,
Osmanlı için Küçük Kaynarca sonrasında başlayan yenilgiler zinciri dönüm noktası oldu.
Bu yenilgiler yalnızca toprak kaybına yol açmadı;
aynı zamanda ağır savaş tazminatlarını beraberinde getirdi.
Tazminatlar ödenemeyince iki devlet de dış borçlanmaya yöneldi.
Tabi borç verenler yalnızca para vermekle yetinmediler;
alacaklarını garanti altına almak için devletlerin gelir kaynaklarına el koydular.
Osmanlı'da bunun adı “Düyun-u Umumiye” idi
Çin'de ise “Imperial Maritime Customs Service” oldu. Gümrük gelirleri yabancıların denetimine girdi.
Böylelikle mali bağımsızlık, aşınmaya başladı.
Yabancılar,
Ekonomiden İstiklale şu süreci yürüttüler;
Ticaret açığı → Bağımlılık → Para çıkışı → Savaşlar → Tazminatlar → Dış borçlar → Mali kontrol → Egemenlik kaybı.
Bu zincir
hem Qing Çin'inde
hem de Osmanlı'da farklı biçimlerde gerçekleşti.
AMMA VE LAKİN
çöküşten sonra her iki devlet, farklı yollar seçti.
Çin,
özellikle Deng Xiaoping döneminden sonra şu sonuca vardı:
"Bir daha mali bağımsızlığımızı kaybetmeyeceğiz."
Bu nedenle:
üretim ekonomisine, sanayiye, teknolojiye, ihracat fazlasına, devlet kontrollü finans sistemine
ağırlık verdi.
Bugün Xi Jinping döneminde:
dijital yuan, yarı iletken bağımsızlığı, Kuşak ve Yol Projesi, dolar bağımlılığını azaltma çabaları
bu tarihsel hafızanın ürünüdür.
Türkiye Cumhuriyeti ise şöyle bir yol izledi.
Cumhuriyet'in ilk döneminde “devletçi kalkınma modeli” uyguladı. Birçok alanda başarılı adımlar attı.
1980 sonrasında ise:
neo-liberal politikalar benimsedi,
küresel finans sistemine eklemlendi,
yabancı sermaye kullanmaya başladı.
Çin'in temel tercihi:
"Bir daha Afyon Savaşları dönemine benzer bir mali bağımlılık yaşamamak"
iken
Türkiye'nin temel tercihi:
"Küresel sistemle entegrasyon içinde büyümek"
oldu.
Neticede;
Çin,
dünyanın süper gücü haline geldi.
Türkiye ise
bir yandan ekonomik kırılganlıklarla mücadele ederken
diğer yandan İstiklalini koruma kaygısını azaltmaya çalışıyor.
İşte
iki ayrı istikamet seçimi
ve
iki ayrı sonuç!
Güçlü ordu, güçlü diplomasi ve güçlü devlet mi istiyorsunuz?
O zaman bunları “var ve daim” kılacak olan şey;
üretim gücü ve finansal egemenliktir.
Mevcut yol, buraya çıkmaz!
İstikametinizi düzeltin.
Zeki Bey,
150 vekil düşürülmesi ile 2-2,5 milyar TL 5 yılda tasarruf yapar.
Ancak;
Hazine Finansman Programı: Hazine ve Maliye Bakanlığı'nın stratejisine göre, Nisan ayında toplam 492,9 milyar TL'lik bir iç borç servisi (ana para + faiz) programlanmıştı. Bu rakamın yaklaşık yarısını faiz yükümlülükleri oluşturmaktadır.
Ersan bey avukatlıktan iyi faizler alıyor yüreği varsa biraz da buraya dokunsun.
Faizin aleyhinde konuşsun da görelim.
@mtgundogan@ProfDrErsanSen
Emeğin Değeri Takvimlere Sığmaz
Üretimin her aşamasında, zihniyle ve bileğiyle değer yaratan tüm yol arkadaşlarımızın yanındayız. Bizim için emek; sadece bir günün konusu değil, sürdürülebilir bir geleceğin en güçlü teminatıdır.
Hedefimiz; alın terinin karşılığını tam bulduğu, her çalışanın kendini güvende ve değerli hissettiği bir iş kültürü inşa etmektir. Ülkemizi daha ileriye taşıyan tüm emekçilerimizin 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü kutlu olsun. 🤝🇹🇷
#1Mayıs #İşçiBayramı #GelecekİçinEmek #DeğerYaratmak
@mtgundogan@adnanturkkan@ulusalkanal Hocam sizi siyasetin içinde görmek istiyoruz
Gerçek müslümanca siyaset / kuranı kerim ahlaklı siyaset bizi bundan mahrum etme ..