Dayanışma, yan yana durmanın en güçlü hali.
Samandağ Belediyesi işbirliğiyle afetzede çocuklarımıza ayakkabı desteği ulaştırdık. Sürece omuz veren tüm gönüllülerimize ve belediye emekçilerine yürekten teşekkürler.
Hayatta inat edip dayanışmayı büyütmeye devam!
Yüksek Hızlı Tren
Bakan’ın propaganda ekranı mı?
Saatlerdir yüksek hızlı trendeyim.
Bilgi ekranlarında asla yolculuk bilgisi yok.
Varsa yoksa bakan Abdülkadir Ural beyin tanıtımı.
Yüzlerce kez bakanın adı ve görüntüsü dönüyor ekranda.
Yolculuk bilgisi asla yok.
Bu nasıl kamu hizmeti?
@UABakanligi@a_uraloglu
BABAMA...
“14 yaşında düştüm yola, gurbete, köyde anne yok, baba yok ne yapacaktım? Köyden Zara'ya yürüdük" der, anlatırdı babam.
"Kulaksız Çöpçüler Koğuşu’nun orada 20 kişi bir evde kalırdık. Gündüzcüler kalkar, gececiler yatardı ama yataklar hiç boş kalmazdı. Araba falan nerede, koşarak giderdik işe… Sonra, Maksim'de bulaşıkçılık yaptım, taksicilik yaptım, sonra askere gittim" derdi.
Askerlik anıları hem babam için hem Türkiye siyasi tarihi için bir tanıklıktı. Şöyle anlatırdı: “Deniz'i, Yusuf'u, Hüseyin'i idam eden mahkeme hakiminin şoförüydüm. Komutanı bırakır kapı arasından dinlerdim duruşmaları. Gelir giderken Deniz'i izlerdim. Koç yiğitti, boylu posluydu, aslan gibiydi. Annesiyle babası gelir tel örgülerin orada otururdu, izler üzülürdüm. Bir gün yanlarına gittim gizlice, ellerini öptüm, ‘Ben hakimin şoförüyüm’ dedim. Ana, 'Hakim ne diyor evladım bizim çocuklar için?' diye sordu. Ben de, ‘Bir şey der mi bana anacığım’ dedim ve boynum bükük ayrıldım yanlarından’ der, titreyen sesiyle anlatırdı o günleri.
Askerden gelip, Beyoğlu Belediyesi'nde şoför olarak işe girmiş babam. Çöp kamyonu kullanır, sokak sokak gezermiş Beyoğlu'nda. Her gün gittiği sokaklardan birinde çöpünü aldıkları evlerden birinde bir kız görmüş, sevmiş ve böyle evlenmişler annemle...
Üç kardeştik, çocuktuk, babamız evde olmazdı çoğunlukla, sabah 5'te kalkar belediye işine gider, öğleden sonra 3’te taksiye çıkar, gece 12’de eve gelir yatardı. Yatmadan teybe bir kaset koyar; ya Papur, ya Aşık Gülabi dinler, öyle yatardı. Belki de tek keyfiydi o.
Sadece Pazar günleri görürdük babamı. Öyle yoğun çalıştı yıllarca, ekmek aslanın ağzında derdi.
Ablam, abim, ben okuyalım diye her fedakarlığı yapardı, yemez yedirir, giymez giydirir derler ya, o fedakarlıkla, 'Yeter ki okusun çocuklar' derdi. Belki de yaşamadığı çocukluğunu, görmediği mevkileri, çalışarak geçen gençliğinin, yitip giden yıllarının, ezilmişliğinin bedeli olarak çocukları, bizler, güzel yerlerde olalım, okuyalım istiyordu.
Babam; artık büyüdük, evlendik, gelinlerin, damadın oldu, 7 torunun oldu.
Oğlun, o çöp kamyonunun direksiyonunda ter döktüğün, sokaklarını arşınladığın, Beyoğlu'na başkan oldu sayende. Her işçiye baktığımda sen aklıma geldin, seni gördüm gözlerinde, evlidirler, evlerinde onlar da evlat sahibidirler, belki de geleceğin başkanlarını yetiştiriyorlar diye düşünür, sana duyduğum saygıyı, sevgiyi gösterirdim tüm işçi kardeşlerime.
Senden öğrendim ben, “Emek en yüce değerdir” demeyi.
Başkan oldum, çok çalıştım baba, şimdi yolum düştü mahpusa. Cezaevine girdiğimde dimdik ayaktaydın, arabanı kullanır, Örnektepe’ye kahveye giderdin. Ama ilk açık görüşümde tekerlekli sandalyeyle getirdiler ya seni, o an dünya başıma yıkıldı. Sen bizim dağımızdın, kaç yaşında olursak olalım, mevkimiz ne olursa olsun gölgene sığındığımız çınardın.
O an sen beni mahpus, ben seni hasta görünce ağladık, sarıldık ya gitmiyor aklımdan. Erkekler ağlamaz derler, oysa bal gibi ağlarmış işte...
Bu Babalar Günü kapını çalamayacağım, elini öpüp sarılamayacağım ama biliyorum ki yol arkadaşlarım, dostlarım, eşim ve kızlarım çalacak kapını, onlarca İnan Güney öpecek elini.
Üzülme dayan babam, elbet bu günler geçecek ve ben kapını çalıp elini öpeceğim, gölgene sığınacak, sarılacağım ve mutluluk gözyaşları dökeceğiz.
O güne kadar, özgür günlerde kucaklaşana kadar kal sağlıcakla babam. Hani bir türkü dinlerdin ya hep; "Ben yanarım yavrum sana, yavrum yanar yavrusuna" derdi; biliyorum sen bana, ben yavrularıma yanarım hücrede.
Bu Babalar Günü sen evladından, ben evlatlarımdan ayrıyım baba…
Ne sana ne bana kutlu olmayacak ama kutlayacağımız, güleceğimiz, sarılacağımız daha nice Babalar Günü’ne olan inancım tam. Ellerinden öpüyorum, elbet bugünler geçer, zulüm son bulur, yeter ki sen sağlıklı ol, var ol babam.
Sağlıcakla kal… Oğlun İnan Güney Silivri Zindanı
Gün geçmiyor ki para ve iktidar hayatı mahvetsin!:((.
Yaşam alanları daraltılan, ormanları parçalanan yaban hayvanları bir de “av turizmi” adı altında hedef haline getiriliyor. Bir canlının yaşam hakkı, hiçbir ekonomik gerekçenin ya da eğlence anlayışının konusu olamaz.
Kızıl geyik av ihalesinin iptal edilmesini talep ediyor, tüm doğa ve yaban hayatı dostlarını basın açıklamamıza çağırıyoruz.
📍 İnegöl Orman İşletme Müdürlüğü önü
📅 23 Haziran Salı
🕧 12:30
#KızılGeyiklereDokunma #AvİhalesiİptalEdilsin #DOĞADER #YaşamıSavunuyoruz
Dilovası'nda Ravive Kozmetik fabrika yangınında 3'ü çocuk 7 işçi katledildi ancak başta kamu görevlileri olmak üzere tüm sorumlular adalet önüne çıkarılmadı. Bu hukuksuzluğa karşı adalet nöbeti başlatan Dilovası İşçi Katliamı Aileleri'nin yanındayız.
🗓 21 Haziran Pazar - 16.00
📍Gebze Kent Meydanı
#DilovasıİçinAdalet
meclis'teki güvenliğin hepsi polis tarafından sağlanıyor. dikmen kapısındaki ziyaretçi girişlerinde zaten bir sürü gelişmiş x-ray vs cihazları var. dolayısıyla vücut bütünlüğüne dönük fiziki bir arama çok nadir olmakla birlikte tamamen keyfi, hele ki bir kadının bluzunu kaldırıp iç çamaşırlarına kadar bakılması suçtur. polisin potansiyel şüpheli görme tutumunun ve keyfi saldırganlığının altında da kadın gazetecinin çantasındaki kürtçe sözlerin varlığı yatıyor. genel kurulunda “bilinmeyen dil” muamelesi yapılan kürtçenin meclis güvenliği tarafından suç unsuru olabileceği yaklaşımına maruz kalması, bütünlüklü bir inkar ve yok saymanın sonucudur.
🟥 Para için kaçırıldığını söyledi
🟥 İBB Kültür A.Ş.'nin hizmet alımı yaptığı taşeron şirket incelemeye alındı
🗒️ Erhan Karaal'ın kaçırılmasındaki detaylar ortaya çıktı
✒️ Haber: Umut Taştan (@umuttastangzt)
https://t.co/qUMPHjuc2E
İstanbul’da tutuklanan SES üyesi Çiğdem Yıldırım’a dair açıklama yapan SES İstanbul Bakırköy Şubesi, “Yöneltilen suçlamalar, demokratik ve sendikal faaliyetlerin suç sayıldığı bir anlayışın ürünüdür” dedi
https://t.co/H7EFET8NmB
Suudi Arabistan’la yapılan 5.000 MW’lık enerji anlaşmasının oylanması sırasında kürsüye 79 pusula gönderildi. İsim yoklamasında ise salonda sadece 4 AK Parti milletvekilinin bulunduğu görüldü.
İlk oylamada katılım 165’te kaldı, ikinci oylamada da toplantı yeter sayısı sağlanamadı. Sözleşme oylaması geçersiz sayıldı, Genel Kurul kapandı.
Milletin Meclisi’nde cevap bekleyen soru açık:
79 pusulayı kim verdi, kim sahte imza attı,milletvekilleri neredeydi?
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına delilli, belgeli ihbarda bulunuyorum ve soruyorum!
Bu araç tahsisi yasal mı? ⬇️
Plaka: 34 BGC 830
Marka: Volkswagen Passat
Motor no: DFG478828
Şase no: WVWZZZ3CZJE156024
Tahsis başlangıç: 14.05.2018
Tahsis bitiş: 06.03.2019
Tahsis süresi: 295 gün
Tahsisi yapan: AKP dönemi İBB
Tahsis yapılan: AKP İstanbul İl Başkanlığı
Yasadışı tahsise ait aracın;
🔴Plaka
🔴Marka
🔴Model
🔴Tahsis tarihi
🔴Teslim tarihi
🔴Aracı teslim edenin
🔴Aracı teslim alanın
Bilgilerini gösteren resmi belgeyi paylaşıyorum.
Hatta motor ve şase numaralarını da paylaşıyorum.
Daha başka hangi delili sunayım?
Siyasi partiler kanununa göre;
Bu araç tahsisi, açık ve net yasa dışıdır❗️
Tümüyle kamu zararıdır❗️
Derhal gereğini yapınız!
İşte delil⬇️
Herkese ahlak satmaya, gelenek görenek hikayesi anlatıp gençlerin konserine , eğlencesine , kılık kıyafetine, yaşam biçimine saldıranların ahlak durumu ..
İşçilerin gözden çıkarıldığı itiraf edildi!
Tarih 16 Mart 2021, Hendek Havai Fişek davası 2. Duruşma.
Müşteki sanık Ahmet Çağırıcı: "Sanık Hasan Ali Velioğlu'na 'Bu kadar malzemeyi Çin Mahallesi'ne yüklemeyelim.' dedim, o da ' Bir şey olmaz, patlama olacaksa Çin Mahallesi'nde olsun, yukarıda daha fazla işçi çalışıyor.' dedi."
Katiller dışarda.
Hendek İşçi Katliamının 6. Yılına 14 Gün.
#HendekİçinAdalet
Ankara İl Emniyet Müdürlüğü, NATO Zirvesi için kamu kurumlarına gönderdiği yazıda zirve güzergâhında, havalimanlarında ve konaklama yerlerinde yaşayan köpeklerin toplatılmasını talep ediyor.
Savaş örgütü NATO’nun yeni katliam ve işgallerini planlayacağı zirve için kamusal yaşamı askıya alan, sınavları hukuksuzca erteleyen ve gençlerin barınma hakkını gasp eden Saray Rejimi, şimdi de zirve bahanesiyle Katliam Yasası’nı uygulamaya ve sokakta yaşayan hayvanların can güvenliğini ortadan kaldırmaya çalışıyor.
Emperyalist haydutların ülkemizde toplanıp dünyayı nasıl kana bulayacaklarını konuşacakları NATO Zirvesi’nin ve zirve hazırlığı adı altında gençlerin ve emekçilerin temel haklarını yok sayan, sırtını Katliam Yasası’na dayayarak sokakta yaşayan hayvanların özgürlüğünü tehdit eden işbirlikçi Saray Rejimi’nin karşısındayız.
Ankara İl Emniyet Müdürlüğü’nün hukuksuz talimatına karşı dayanışmayı büyütecek, hayvanları sokak sokak, mahalle mahalle savunmak için mücadeleyi sürdüreceğiz.
Dünyanın dört bir yanında savaşları körükleyen, halkları, hayvanları ve doğayı yıkıma sürükleyen politikaların baş faili NATO ve işbirlikçilerine karşı, insanların ve hayvanların eşitlik ve özgürlüğü için hep birlikte direneceğiz.
NATO Zirvesi için hayvanlar toplatılamaz!
Ankara Emniyeti, hayvanlardan elini çek!
TİP Hayvan Hakları Komisyonu
Sizin paranız o işçilerin bir damla alınterini, ailelerin gözyaşını ya da katledilen çocukların yaşayamayacağı yılları satın almaya yetmez.
Dilovası ailelerinin yanındayız, bizde satılık can yok.
#DilovasıİçinAdalet
Avukatım, dostum, yoldaşım…
O İzmir Barosu Başkanı, ben İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkanıyken tanıştık Özkan Yücel ile. Birlikte çalışma fırsatı buldukça sevgim, hayranlığım her gün çoğaldı.
Nihayet bir senedir süren tutukluluğumda yaptığı gönüllü avukatlık her duruşmada genç avukatlara bir ders oldu. Onunla hep gurur duydum, iftihar ettim.
Yaşam hakkının, mazlumların, doğanın, toplumsal mücadelenin yılmaz savunucusu, eğilmez bayrak direği…
İzmir, Türkiye mükemmel bir hukukçuyu, mükemmel bir insanı kaybetti.
Çok ama çok üzgünüm.
Ondan ilham alan dostları, yoldaşları bizler asla unutmayacağız; bıraktığı izlerin takipçisi olup, mutlaka yaşatacağız.