Ruhi Çenet, ABD'deki gizemli Hasidik Yahudi topluluğunun belgeselini çekti.
• Kendi polis, ambulans ve mahkemelerine sahipler.
• İnternet, telefon ve bilgisayar "şeytan icadı" olarak görülüyor.
• Aileler ortalama 10 çocuğa sahip.
• Ahlak devriyeleri bulunuyor.
• Çocuk yapmayı bırakmak için hahamlardan izin almak zorundalar.
• Erkekler, regl olan eşleriyle ayda 2 hafta temas edemiyor.
• Kadınlar saçlarını kazıtıyor, peruk veya başörtüsü kullanıyor.
• Cinsel ilişki sırasında ışık açık olamıyor.
• 10 çocuklu bir aile, yıllık ortalama 100 bin dolar yardım alıyor.
Hayatın anlamı büyük başarılarda değil, 'ipe dizilmiş boncuklar gibi' biriktirdiğimiz küçük yoğunluk anlarında saklıdır : Sabah ışığının mutfak masasına düşüşü, bir dostla paylaşılan sessizlik, denizin kokusu.
Yani 'verimsiz' ama hayatı yaşanmaya değer kılan asıl anlarda.
Depresyon durduk yere gökten düşmez. Bazen de kişinin kendi ihtiyaçlarını, düşüncelerini, hele de öfkesini bastırmasının bedelidir. Niçin? Bir ilişkiyi ayakta tutmak için. İnsan, bağını korumak için sesini kısar. Kısılan ses zamanla koca bir benlik kaybına dönüşür. Dışarıya uyumlu, kibar, fedakâr bir yüz gösterirken içeride bambaşka biri birikir. Kırgın, görünmez, hiç konuşamamış bir gerçek benlik. Hiç itiraz edememiş. Kendi hikayesini anlatamamış. Yani dışarıdan gördüğümüz o sakinlik çoğu zaman sağlığın değil, sorunun ta kendisidir. Üstelik bu hep kişisel bir tercih de değildir. Çoğu zaman “iyi insan, özverili insan, herkesi memnun eden insan” olmamız beklenir ve sessizlik bize bu rolün sessizce ödettiği faturadır.
Bu sessizlik bir kader değil. Çoğu zaman bir kişilik özelliği bile değil, sadece hayatta kalmak için bulunmuş bir yol. Küçükken sevgiyi kaybetmemek, incinmemek için gerçek duygularımızı bastırmayı öğreniriz; uysal bir cephe kurarız. Sorun şu ki o cephe bir süre sonra bizim kendimiz sanılır ve canlılığımız, kendiliğindenliğimiz de o maskenin ardında kalır. İyileşmek susturulmuş o sesi yeniden konuşabilir kılmaktır. Çünkü sessizlik aslında insanı korumaz, sadece onu yalnızlaştırır. Asıl mesele, kişinin kendi hayatının yazarlığını geri kazanması, başkalarının onun üstüne yazdığı, onu tanımlayan o baskın hikâyenin yerine yavaş yavaş kendi sesini, kendi hikâyesini koyabilmesidir.
Suskunluğun yükü ağırdır. Herkes, olabildiğince kendi sesini bulmalı ve hayata cevap vermeli.
Bugün kimseye zararı olmayan, tedavi altındaki hatta kendisi zorbalığa uğrayan hastam özel bir okulda velilerin tepkisi üzerine okuldan atılmak istiyor.. Bakın bu sapla samanı karıştırmak olur.. Özel eğitimde kaynaştırma elzemdir.. Bir çocuğun emniyetçi babasının tedavi direnci diğer çocukları kötü etkileyemez.. Lütfen aklıselim, lütfen sağduyu.. Çok üzgün ve şaşkınım.. Fatura bu çocuklara mı çıktı?
500 öğrenciye bir rehber öğretmen düşüyor!
▪️Okullardaki rehber öğretmenler isyan etti. Rehber öğretmenler, herkesin her şeyin farkında olduğunu ama kimsenin sorumluluk almadığını dile getirdi.
https://t.co/wj1TtozDEY
Okullardaki rehberlik hizmetleri güçlendirilmelidir.
Bir diğer önemli husus ise okullardaki rehberlik hizmetlerinin güçlendirilmesidir. Her 100 öğrenciye en az bir rehber öğretmen düşecek şekilde norm düzenlemesi yapılmalıdır. Mevcut durumda yaklaşık 400 öğrenciye bir rehber öğretmen düşmektedir ve bu kesinlikle yetersizdir. ‘Suça sürüklenen çocuklar’ kavramı hepimizin bildiği bir gerçektir. Bu çocukların erken dönemde tespit edilmesi ve gerekli önlemlerin alınabilmesi için rehberlik hizmetleri etkin şekilde çalışmalıdır. Ailelerin de rehberlik servisleriyle sağlıklı bir iletişim kurması büyük önem taşımaktadır. Unutulmamalıdır ki, testi kırıldıktan sonra önlem almanın bir anlamı yoktur.”
📌 Rehber Öğretmenlerimizle İstişare
• Rehber öğretmenlerimizle bir araya gelip sadece sorunları değil, gençlerimizin kalbine dokunan yolları konuştuk. Her birini dikkatle dinledik. Çünkü çözüm, önce anlamaktan geçer.
• Gördük ki hiçbir mesele tek başına çözülemez. Aile, okul ve öğrenci… Bu üçü aynı yürekte buluşmadan gerçek bir iyileşme mümkün değil.
• Gençlere sadece nasihat eden değil; yürüdüğünde iz bırakan insanlar olmak zorundayız. Söylediğimizle yaşadığımız aynı olmadıkça sözün bir kıymeti kalmıyor.
• Evlatlarımızı yargılamadan dinlemek… İşte bütün kapıları açan anahtar bu. Gönüllerine girmeden hiçbir meseleye çözüm bulunamıyor.
• Tüm zorluklara rağmen öğretmenlerimizin gayreti bize umut veriyor. Bu ülkenin yarınları, o gayretin içinde büyüyor.
• Gençlerimiz için emek veren, dertlenen, çabalayan tüm eğitimcilerimize gönülden teşekkür ediyorum.
#erzincan #istişare #birlikte
Saldırganla ilgili veriler geldikçe bir bütün halinde bir şeylerin yanlış yürütüldüğü görülüyor.
Anlatılara bakılırsa çocukta çok ciddi intihar ve kendine zarar verme öyküsü ve girişimleri olmuş ama olay bir türlü adli vaka haline gelmemiş. Ayrıca böylesi bir vakayı psikologun psikiyatriste yönelendirmemiş olması da başlı başına bir suç.
Sağlık meslekleri düzenlemesi ile iyi bir adım atılmış olsa da Ruh sağlığı meslek yasasının olmaması nedeniyle hala isteyen istediği yere danışmanlık merkezi adı altında psikoloji merkezi açabiliyor. Bunu bir türlü durduramadık.
Bunlar da not edilmeli
Popüler kültür ve medya şiddeti metalaştırıyor, bu da gençlerin çatışma çözme becerilerini azaltıyor. Konuşmak, dinlemek veya anlamaya çalışmak yerine bilgisayar oyunu oynar gibi şiddete yöneliyor dürtü kontrol sorunu olan gençler.
Şiddet vakalarının çoğunun arkasında, fark edilmeyen veya kaynak yetersizliği nedeniyle müdahale edilemeyen ruh sağlığı sorunları var. Öğrencilerimize öfke yönetimi ve empati eğitiminin müfredatın bir parçası olarak verilmesi şart. Ayrıca sosyal hizmeti yaygınlaştırmalıyız, sorunlu gençleri tek tek tespit eden ve aileleri ile yakın iş birliği içinde çalışan sosyal hizmet sistemini okula entegre edebilmeliyiz.
‘Gücü gücü yetene’ dünyasında kimse güvende değildir.
Okul öncesi eğitimden başlayarak tüm eğitim kademelerinde psikolojik danışman (rehber öğretmen) istihdamının sağlanmaması önemli bir eksikliktir ve öğrencilerin çok yönlü gelişimi açısından kritik bir risk oluşturmaktadır.
Bu nedenle, norm kadro düzenlemesinin ivedilikle ve bilimsel gereklilikler doğrultusunda yeniden yapılandırılarak, öğrenci sayısına bakılmaksızın tüm okullara psikolojik danışman/rehber öğretmen ataması yapılmalıdır.
Massimo Dutti, Zara, Pull&Bear, Bershka, Stradivarius, Oysho, Zara Home ve Lefties gibi markalar yani İnditex grubu İsrail’e gidip doğrudan Netanyahu’ya destek verdiklerini açıkladılar.
Almayın.
Ayrıca o fiyata ipek kaşmir bir şey de yok o markalarda, eski kullanıcı olarak söylüyorum :)
New York’lu psikiyatrist Rami Kaminski, yeni bir kişilik yapısını tanıttı:
"Otrovert" adını verdiği kişilik dışarıdan sosyal görünen ama tekrar normal hissetmek için çok fazla yalnız kalmaya ihtiyacı olan biri. Gerektiğinde konuşabilirler, gülebilirler ve etkileşime geçebilirler ama çok fazla etkileşimde bulunmaları onları tüketir.
Antisosyal değiller sadece farklı şekilde şarj olurlar. İnsanlarla birlikte olmak ile kendi enerjilerini korumak arasında sessiz bir denge kurarlar.
12 temel özellikleri: 🧵
Herhangi bir kuruma başörtülü girmeyi denememiş insanların sürekli şurda yasak yoktu burda yasak yoktu ahkamı kesmesi... Aklınıza gelebilecek her yerde yasak vardı, buna hastanaler, üniversite yurtları dahil. Anlatınca mağdur söylemine başladınız lafı duymaktan sıkıldığımız için artık anlatmıyoruz ama vardı. Bu arada, artık yasal olarak sorun yaşamıyor olmamız, sosyal olarak tamamen kabul edildiğimiz anlamına da gelmiyor. Taboos are here.
Terapi dili sosyal medyanın etkisiyle yaygınlaşıyor, insanlar arkadaşlarına veya aile bireylerine tanı koyuyor. Narsist, borderline, toksik sözcükleri havada uçuşuyor. Halbuki dil genişledikçe derinlik kaybolabilir. Terapi dili kamusallaştıkça bir yandan psikolojik farkındalık artabilir (olumlu) ancak beri yandan etiketleme, kendini masumlaştırırken ötekini patolojikleştirme eğilimi güçlenir (sorunlu).
Acının hızla adlandırılması, bazen onunla gerçekten yüzleşmenin önüne geçer.