@ArielBurakKapln Tarihsel süreçte önemli her metin bir zahiri bir de batıni tarafı vardır. Hatta belki hayatın denge unsurunun bir esprisidir bu. Hangisinden hangi dozda aldığın önemli.
“Camiye gittim, cemaatten birinin pantolonu çok hoşuma gitti. Dayanamadım, namaz çıkışı utana sıkıla ‘Hocam nereden aldınız?’ dedim. Adamın öyle bir hoşuna gitti ki… ‘Bulalım beraber’ dedi. İnternette 15 dakika aradık, sonunda bulduk 😄 En son ayrılırken de, ‘Hocam haftaya nasip olursa giy de gel, ben de giyip geleyim’ dedi. O an anladım ki…Güzellik, hâlâ insanın içinde saklı.”
@enkijust Bu bir farkındalık metni... Çok güzel olmuş. Bilinen bir mevzu. Meseleye bir de diğer açıdan bakalım. Bir rica... Bunun anti tezini yazar mısın ? Bir de o açıdan bakalım.
Türkiye'de sosyal bilimler tam liste:
Mülkiye -> Otoriter rejimde yaşarken hâlâ devletin o kutsal ceberrut ruhunu arayıp modernleşme sancılarını Tanzimat'tan kalma reçetelerle çözmeye çalışıyorlar.
ODTÜ -> Devrim Stadyumu'nda otururken Türkiye'nin neoliberal bir sistem ile yönetildiğini zannederek endeksleri sallamadan ağlıyorlar.
Galatasaray -> Beyoğlu'nun arka sokaklarındaki kaosu flâneur edasıyla izleyip bunu Foucault sosuyla servis etmeyi entelektüellik olarak görüyorlar.
Koç & Bilgi -> Senin toplumsal acılarını data sete dönüştürüp yurt dışındaki konferanslarda egzotik Ortadoğu tecrübesi diye sunuyorlar.
Boğaziçi -> Aşiyan yamaçlarından Türkiye'ye bakarken memleketin temel sorunlarını post-kolonyal söylem ve toplumsal cinsiyet performativitesi olarak yorumluyorlar.
İstanbul Üni -> Fotokopicilerde çoğaltılan sararmış ders notları ve emekliliği gelmiş hocaların "Bizim zamanımızda akademi başkaydı yaw." melankolisi eşliğinde 1950'lerin sosyoloji ekollerini kutsal metin gibi ezberliyorlar.
Gibi gibi...
Many such cases.
Akordiyon virtüözü usta sanatçı Ciguli Bulgaristan'dan buraya gelmek yerine Berlin, Londra veya Paris’e gitseydi şimdi dünya sanatçısı olmuştu. Ülkemizde değeri anlaşılamayan sanatçıların başında gelir. Ciguli hakkında yapılmış belgesel filmi izlemenizi öneririm.
https://t.co/Hxnu34xw7T
🔴Engin Tuncer (Eyüp Sabri Tuncer Yön. Kur. Bşk.) Bir insanın on beş tane, yirmi tane, yüz tane dairesi varsa bu kul hakkına girer. Gayrimenkul biriktirmek insanların barınma hakkını elinden almaktır.
✔️Ailemizde kimsenin ikinci dairesi yoktur. Ne şirketimizin ne de ailemizden hiç kimsenin bir tane kirada gayrimenkulü yoktur.
Ankara'daki trafik sorununa dair çok başarılı bir analiz. Kısaca şişmanladıkça daha bol kıyafetler alırsanız kilo probleminizi çözemezsiniz diyor. @TEPAV
https://t.co/HXZuRBnPeF
Modern ekonomiyi anlamak isteyen herkesin iki kavramı bilmesi gerekir: Keynes’in fundamental belirsizliği ve Minsky’nin finansal istikrarsızlık hipotezi. Çünkü bu iki yaklaşım, krizlerin istisna değil; sistemin kendi iç mantığının doğal sonucu olduğunu gösterir.
Bir süredir İngiltere tarihi okuyorum. Bizim tarihimizle hiç bir alakası yok. Biz neden böyleyiz de onlar neden böyle çok net algılayabiliyorsun. Bizim tarih genelde savaşlar fetihler padişahlar falan.
Adamlarda tarih bi kere nakış gibi işlenmiş inanılmaz detaylı bir de hayatlar var abi adamların tarihinde. Olaylar yaşanmışlıklar var. Her birinden ayrı ders çıkarmışlar. Falanca yerdeki sıradan bir adamın yaptıkları bile tarihe geçebiliyor. Bizde sıradan adam hiç yok. Tarihte hiç anılmıyor. Alpaslan Malazgirt’e girdi de ordaki insanlar kimlerdi halk kimdi gelen kimdi karşılayan kimdi? Bilmiyoruz. Sonra da tarihten ders çıkarmıyoruz diye hayıflanıyoruz. Nasıl çıkaracaksın ki bu tarihten ders? Ders çıkarılacak yerleri ya örtülü ya bilinmiyor ya kaydedilmemiş.
Bi kere her şeyi en ilk İngilizler yaşamış abi. Sömürgeyi de onlar yapmış bundan hiç bir yarar da göremediklerini de ilk onlar fark etmiş işçi partisi kavramı da ilk onlardan çıkmış… Daha bizim yaşamadığımız şeyleri 150 sene önce onlar yaşamış ve biz yaşamayı hala bekliyoruz…
Herkese tavsiye ederim. Mutlaka ingiliz tarihi öğrenin. Böyle lezzetli bi tarih yok. Derya deniz.