📍Altındağ / Ankara
Bugün, İçişleri Bakanlığımız ve Sosyal Politika Araştırma ve Uygulama Derneği iş birliğiyle yürütülen “Dijital Dünyada Bilinçli Çocuklar, Umutlu Yarınlar” projesi kapsamında Altındağ Şehit Onur Doğan İlkokulu’nu ziyaret ettik.
Çocuklarımızın dijital dünyanın olumsuz etkilerinden korunarak gerçek hayatla, değerleriyle ve sosyal çevreleriyle güçlü bağlar kurmaları için yürütülen çalışmaları son derece kıymetli buluyoruz.
Geleceğimizin teminatı olan çocuklarımızın daha bilinçli, daha güçlü ve daha umutlu yarınlara hazırlanması için emek veren her bir gönüllümüze teşekkür ediyor; çocuklarımızın geleceği için durmak yok, çalışmaya devam…
@TC_icisleri@TBMMresmi
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanımız Sayın Numan Kurtulmuş Beyefendi’ye “Dijital Mecralarda Çocuklarımızı Bekleyen Tehdit ve Riskler” başlıklı Alt Komisyon raporumuzun sunuşunu gerçekleştirdik.
Geleceğimizin teminatı olan evlatlarımızın korunmasına yönelik atılacak her adımın milletimiz için hayırlı sonuçlar doğurmasını diliyor, raporumuzun ülkemize ve tüm çocuklarımıza hayırlı olmasını yürekten niyaz ediyorum.
@RTErdogan@TBMMresmi@NumanKurtulmus
Bugün 23 Nisan🇹🇷
Hep Neşeyle doluyor İnsan 🎈
Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin 106. kuruluş yıl dönümünde Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü ve tüm şehit ve gazilerimizi rahmet ve minnetle yâd ediyorum.
#23Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramımız Kutlu Olsun.
GELECEĞİMİZ İÇİN...
TBMM Çocuk Hakları Alt Komisyonu Başkanı Radiye Sezer Katırcıoğlu:
▫️Sosyal medya kullanımına yaş temelli düzenlemeler kaçınılmazdır.
▫️Dijital platformlara daha güçlü sorumluluklar yüklenmelidir.
▫️Aileler, okullar ve kamu kurumları arasında etkin bir iş birliği sağlanmalıdır.
▫️Televizyon program, haber ve içeriklerine mutlaka “çocuğun üstün yararı” ilkesine uygun düzenlemeler yapılmalıdır.
▫️Çocukları şiddete özendirici, şiddeti normalleştirici ve akran zorbalığına yönlendirici dijital oyunların denetimi ve engellenmesi ivedilikle sağlanmalıdır.
▫️Dijital içeriklerde özendirici, normalleştirici ve yaygınlaştırıcı dile asla müsamaha gösterilmemelidir.
▪️ İçerik üreticisi Myron Gaines ile İsrailli bir kadın arasında geçen diyalog sosyal medyada gündem oldu.
▪️ Gaines’e Holokost’a inanıp inanmadığı sorulurken, Gaines karşılık olarak Gazze’de yaşananlara ilişkin bir soru yöneltti. Karşılıklı diyalog, sosyal medyada geniş yankı buldu.
Merhum Muhsin Yazıcıoğlu, ömrünü inandığı değerler uğruna adayan, gönüllerde derin iz bırakan büyük bir liderdi.
Dik duruşu, cesareti ve vatan sevdasıyla her zaman hatırlanacak.
Ruhu şad, mekânı cennet olsun.
1965’te Mülkiye’ye girdim; üçüncü sınıfta derslerimize girdi. Dersleri gerçekten ilginçti ve sınıf dolardı. Hararetli bir biçimde ders anlatırdı. Koridorda yürümüyordu, sanki patenle kayıyordu. Birimize bir şey yap dediği zaman genellikle ısmarladığı işi kendi tamamlardı. Belli ki “Koşuşmak benim karakterimdir” diyen biriydi. Derse geç gireni sınıfa almayan oydu, talebeyi haşlayan da. Ama mesela yurt ilaçlanınca birinin kafesteki kuşuna günlerce bakan da oydu ve öğrenci ile dostça ilişkide hassastı.
Nermin hanım değişikti. Kimi nerede azarlayacağını tahmin edebilirdiniz. Önyargılara ve ezbere tahammülü az olan zümredendi. Aynı özelliği sınıf arkadaşı, kadim dostu ve Mülkiye’den sonra gittiğim ODTÜ’de hocam olan Mübeccel Kıray’da da gördüm. Çakma fikir ve sözde gözlemlere tahammülleri yoktu, iyi de yapıyorlardı. Bu sayede bir nesil daha ciddi ve namuslu düşünmeye alıştı. Nermin Abadan Unat sonuna kadar sadakatle dostlarına bağlıydı. Birisini bir işe yolladı mı hep izler, talebenin biri burs aldı mı günü gününe destekler ve gözler. Viyana Üniversitesi’ne bursla gittiğimde ardımdan en az bir düzine kişiye tavsiye mektubu yazdı.
Avrupa dillerindeki neşriyatı takip edebiliyor, gittiği yerleri gözlüyordu. Tartışmaya lüzum yok, bizim fakültenin sadece adı “siyasal bilgiler”di. Çağdaş siyasal bilimi eğitim programına sokmak için bir hayli didindi. “Kamuoyu”, “çağdaş siyasal partiler” gibi konularda uluslararası düzeydeki birtakım modern görüşler onun derslerinde duyuldu.
1921’de dağılan Avusturya-Macaristan’ın başkenti Viyana’da doğdu. Babası İzmir’in Bosna asıllı zengin ihracatçılarından Mustafa Süleymanoviç (Suley’di). Yoğun iş ilişkileri olan Viyana’da annesiyle tanıştı, bir Macar baronesi olan Elfriede Karwinsky... Nermin Viyana, Budapeşte ve hatta İstanbul’u da içeren çocukluk hayatı içinde oradan oraya gezindi. O devirde hali vakti yerinde olan bazıları çocuğu okula yollamaz, evde eğitirlerdi. Babanın ölümü ve ardından gelen mali çöküntü ile eğitimi de aksamıştı.
Bu dönemde kendisini yetiştiren Alman hocasına bütün hayatı bağlı kaldı. Türktü ama Türkçe öğrenememişti. Galiba Alman öğretmen Hilde Wiblishavser ona Türklüğünü de ısrarla hatırlattı.
14 yaşında anne, kız kardeş ve Nermin Budapeşte’de sıkıntıyla yaşarken genç kızın aklına geldi, Türk büyükelçiliğine gitti, ünlü büyükelçi Behiç Erkin’den kanuni hakkını istedi. Türkiye’ye gitmek istiyordu. Büyükelçi küçük kızın talebini babacan bir tutumla derhal karşıladı. Polis müdürlerine, gemi kaptanlarına kadar yazılan mektuplarla İzmir’e ulaştı. Akrabalarının yanında zor bir yıl daha geçirdi ve onu İzmir Kız Lisesi bağrına bastı.
Cumhuriyetin kurumları eğitimi veriyordu ve lisedeki arkadaşları da aradığı sıcaklığı gösterdiler. Bütün hayatı boyunca tekrarladığı bir söz vardı: “Hepiniz Türklüğün içine doğdunuz, ben onu seçtim.” Bu yolu seçen nadir tanıdıklarım vardır. Nermin hoca başta gelir ve de seçtiği yolun sadık yolcusu olmuştur. Bildiği diller içinde 14 yaşına kadar Türkçe yok, benim bildiğim kadarıyla bütün hayatı onu ısrarla ve dikkatle öğrendi. Çok iyi bildiği dört-beş Avrupa dili ile de dünyayı kavradı ve tezlerini her yerde yazılı ve sözlü olarak savundu.
Türkiye ve öğrencileri tarafından hiç unutulmayacak bir büyük hoca hayatımızdan kaydı. Kendisini her zaman sevgi ve saygı ile anacağız. Haftaya daha detaylı yazacağım. #ilberortaylı
İlber Ortaylı: "Avrupa'ya giderim ve kurtulurum, kurtulamazsın. Gençler o çok bilmedikleri dünyaya aşıklar, bu çok kötü.
Dış örgütlerin çok büyük payı var. Türkiye’den nefret edilmesini teşvik ediyorlar. Sanal medyanın arkasında Alman istihbarat örgütleri var."
NE GÜNLERE KALDIK: 'ŞEHİDLİK, MEHMEDÇİK, VATAN VE TÜRK ORDUSU' HAKKINDAKİ HUTBEDEN RAHATSIZ OLANLAR VAR
Türkiye vatan uğruna hizmet ederken şehid düşen 20 kahraman evladına ağlıyor. Dün Cuma Namazı'nı müteakip ülkemizin dört bir tarafında şehidlerimizin cenaze namazlarını kıldık. Diyanet İşleri Başkanlığımız da Türk milletinin hislerine tercüman olarak hutbeyi 'Mehmedçik, Şehidlik ve Vatan' kavramlarına ayırmıştı. Ancak anlayamadığım birşey oldu. Sosyal medyada dünkü hutbeyi küçümseyeyip, manasızca eleştirenlere rastladım. Vatan, Mehmedçik ve şehadet konulu hutbeden niye rahatsız olurlar bir türlü anlayamadım!
Birkaç kişi ise Yahya Kemal'in
'Şu kopan fırtına Türk ordusudur yâ Rabbi!
Senin uğrunda ölen ordu budur yâ Rabbi!
Tâ ki yükselsin ezanlarla müeyyed nâmın,
Galib et, çünkü bu son ordusudur İslâm'ın mısralarından rahatsız olmuş.
1000 yıldır Haçlı seferlerinden, Rus, Fransız, İngiliz emperyalizmine göğsünü siper edip, milyonlarca şehid veren Türk ordusu değil mi? Günümüzde de kahraman ordumuz Türkiye'nin istikbali ve istiklali için kahramanca mücadele etmiyor mu? Türk ordusunun adını anmak için müsaade mi alacağız?
Bu hafta okunan hutbe, dinlediğim en samimi ve en güzel hutbelerden biriydi. Hazırlayanların eline sağlık.