🎁 Ramazan Çekilişi-3
📚 Siyer-i Nebî | Peygamberimizin (s.a.v.) Hayatı (2 Cilt Kutulu Takım)
Mustafa Darir Efendi
RT yapan 3 takipçimize hediye! 🎁
🗓 Çekiliş: 8 Mart’ta açıklanacaktır.
📖 Eser hakkında:
Hz. Peygamber (s.a.v.) Efendimiz’in mübarek hayatını, tatlı ve akıcı bir üslûbla anlatan Erzurumlu Mustafa Darir Efendi’nin eseri, “Türkçe Yazılan İlk Siyer” olma özelliğini XIV. Yüzyılda elde etmiştir.
Osmanlı saray çevresinde ve halk arasında yüzyıllarca okunmuş, daha sonraki siyerlere örneklik ve kaynaklık ederek Anadolu irfanı üzerinde kuvvetli tesirler bırakmıştır.
Peygamberimiz (s.a.v.)’in hayatı sade bir dille, samimi ve içli duygularla anlatılırken bazen manzum halde de devam edilmiş; bu yönüyle Türk edebiyatında mütemadi öncüsü olmuş ve bu alanda da çığır açmıştır.
Tasavvufî kültürün izlerini taşıyan bu kitabın okuyucuda; Efendimiz (s.a.v.)’e, ehl-i beytin ve dört halife başta olmak üzere tüm sahabenin sevgisini zirveye çıkaracağında şüphe yoktur.
#ramazan #siyer #çekiliş #kitap
Gazze’de bir kız çocuğu, hasta babasının tedavi amacıyla yurt dışına çıkabilmesi için İsrail’e baskı yapılması çağrısında bulunuyor. Biz de sosyal medyada bu küçük kızın sesi olalım.
Allah kulunu sevince;
- Onu iyiliğe yaklaştırır.
- İyiliği de ona yaklaştırır.
- Onu kötülükten uzaklaştırır.
- Kötülüğü de ondan uzaklaştırır.
Yani bütün mesele kendimizi Rabbimize sevdirmekte. Bunun da yolu Onun emir ve yasaklarına uymaktadır.
Bir ay çalışıp da maaşınızın sizin değil başkasının hesabına yatırılmasından daha kötüsü bu dünyada bir ömür boyu iyilikler yapıp da sevabının başkasının amel defterine kaydedildiğini görmektir.
Kul hakkı, bedelini sevaplarımızla ödeyeceğimiz en pahalı yemektir.
Zulüm bitti mi sanıyorsunuz?
İsrailli işgalciler Batı Şeria'nın Bidya kasabasında bir camiyi ateşe verdi.
Müslümanlar sustukça bunlar daha çok hadlerini aşacak!
Vallahi bu rehavetimizin ve vurdumduymazlığımızın hesabı çok çetin olacak !
🔴(HASSAS)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın kuzeyinde, teslim olan silahsız iki Filistinli genç, İsrail askerleri tarafından infaz edildi.
O anlar saniye saniye kameralara yansıdı.
Unutmadık, Unutmayacağız !
Geçen sene akli dengesi yerinde olmayan çırılçıplak bir çocuk Gazze’den Mısır tarafına birkaç metre geçtiği için kurşunlanarak infaz edilmişti.
“Filistin’de Kanlı İnfaz” başlığı ve
🔴 #BloodyExecutionInPalestine
Yaşlılar Evde Bir Fazlalık Mı?
Hayatın bir cilvesi var: gençlikte güçlü olan insan, yaşlandığında elden ayaktan düşer. Nice babalar vardı ki evlatlarını sırtında taşıdı, çalıştı, kazandı, çocuğu için gecesini gündüzüne kattı. Ama gün geldiğinde aynı babalar, evin köşesinde unutulmuş bir “fazlalık” gibi görülüyor.
Anne ise ömrünü evladının üzerine adadı; bir kaşık çorbayı evladına yedirmek için nice açlıklara katlandı kimbilir. Ne var ki, ihtiyarlık gelip çattığında onun varlığı, modern evlerde yük olarak görülüverdi artık.
Bugünün insanı, anne-babasına hizmet etmeyi büyük bir minnetmiş gibi takdim ediyor. Oysa evladın, anne-babaya yaptığı hiçbir hizmet onların hakkını ödemeye yetmez.
Şu hâdise ne kadar da ibretliktir:
Bir adam cihada katılmak için izin isteyince Efendimiz -aleyhissalâtü vesselâm- ona:
"Anne baban hayatta mı?" diye sorar. Adam "Evet" deyince şöyle buyurur:
"Öyleyse cihadını onlara hizmetle yap." [Buhari, 3004]
Bakınız, Allah yolunda savaşmak için gelen bir sahâbîye bile “anne babana hizmet” emredildi. Çünkü onların gönlünü hoş etmek, onlara hürmet etmek, İslam’da bizzat bir cihat kapısıdır.
Onlara bakmayan damat, onlara hizmeti kendine yakıştıramayan gelin, yahut bu sorumluluğu yük olarak gören evlat; bilsin ki hayat, dönen bir çark gibidir.
Bugün köşede oturttuğun babanın yerine yarın sen oturacaksın. Bugün bakmaktan imtina ettiğin annenin yerine bir gün senin gözlerin bakıma muhtaç olacak. Etme, bulma dünyasıdır bu.
Unutma! Yaşlıların varlığı evde berekettir. Onların bir duasıyla rızkın genişler, yolun açılır, belalar defedilir.
Kapıdan çıkarken arkanızdan "Allah’a emanet ol" diyen bir babanın duası, nice korumalardan daha güçlüdür. Sofranın başında "Rabbim size hayırlı ömürler versin" diyen bir annenin dudakları, evin en kıymetli servetidir.
Onlar gittiklerinde sadece bir insanı kaybetmiyoruz; dua kapımız kapanıyor, bereket pınarımız çekiliyor büsbütün...
Öyleyse evin köşesinde bir yük gibi görülen anne-baba, aslında bir rahmet vesilesidir. Onlara hizmet etmek, İslam’ın nazarında yeri geldiğinde cihattan geri kalacak kadar büyük bir cihattır.
Bunu anlayan, dünyasını da ahiretini de kazanır. Anlamayan ise kendi ihtiyarlığında yapayalnız kalmaya mahkûmdur.