İş yerinde, okulda veya sosyal çevrede bir grup insan sizin aleyhinize ittifak kurup size mobbing ya da baskı yapmaya kalktığında sakın depresyona girmeyin. Aksine dönüp şöyle söyleyin: “bu kadar aptalı aynı amaç için bir araya getirebildiğime göre, demek fena biri değilmişim.”
Bu hayatta size değer vermeyen insanları kaybetmekten korkmamanız gerekiyor. Hayatta geçtiğiniz her yeni frekans (bilişsel ya da duygusal) sizi tam da o halinizle gören, seven ve kabul eden insanlara yol açıyor. Dünyada insan bol. Önemli olan saygı, ilgi ve empatiyi korumak.
Mobbing olaylarının arkasında çoğu kez karmaşık teoriler yok. Çirkin olan güzel olanı, başarısız olan başarılı olanı, özgüvensiz ve baskıyla yaşayan özgür ve cesurca yaşayanı kıskanıyor. Bununla başa çıkamadığı için baskı, yalan, dedikodu ve iftira gibi her yolu kullanıyor.
Bir büyüğüm kısaca bana şöyle demişti; biri senin tavuğunu keserse sen de onun ineğini keseceksin ki sana kimse bulaşmaya kalkmasın. Ben de öyleyim, durduk yere kimseye zarar vermem, efelenmem, zarar görene kadar..
"Ben artık kimsenin karanlığıyla savaşmıyorum. Kimsenin değişmesini beklemiyorum. İnsanların gerçek yüzünü gördüğümde öfkeye değil, mesafeye sarılıyorum. Çünkü ruhunu korumanın en derin yolu bazen gitmektir. Sessizce uzaklaşmak, bağırarak kalmaktan daha huzurludur."
Bir insan sizi degersiz ve kotu hissettiriyorsa uzaklasin ondan, onu duzeltmeye calismayin. Zamana da birakmayin, o zaman icinde daha cok yipranacaksiniz, cunku asla duzelmeyecek. Empati kurmayi bilmeyen, kendini dusunen insanlar bunlar. Onlar sadece kendi mutlulugunu dusunurler, sizi umursamazlar. O yuzden her zaman onunuze bakin, hep daha iyileri var. Sadece onda takili kaldiginiz icin en mukemmeli o saniyorsunuz, ama oyle degil. Insanlari hayatinizdan cikarmayi ogrenin ve korkmayin.
"Değerinizi bilmeyen insanlar için boşa mücadele etmeyin" diyor Can Yücel ve ekliyor: "Onları layık oldukları insanlara bırakın ve sakın arkanıza bakmayın."
Yaşama gücümü ve sabrımı karşılaştığım her insan için ziyan etmiyorum artık. Peşinden gittiğim şey de, beni mahveden şey de kesinlikle buna değmeli çünkü... Böyle olduğunda, kaybettiğim hiçbir şey zerre kadar incitmiyor beni.
Hayatın en büyük sırrı şudur: Kendini her an da yeniden inşa edebileceğini fark etmek. Yeni bir düşünce biçimi, yeni alışkanlıklar, yeni bir çevre, hatta bambaşka bir yol… Hiçbir şey seni hiç hep aynı insan olarak kalmaya zorlamaz. Bu halim eskidi, kendimi yeniden yaratıyorum.
Kimin gidip kimin kaldığını düşünecek yaşı çoktan geçtin; kendine gel. İnsanlar eylemlerinin sonucunu göze almalı. Eğer sonuç senin gibi birini yitirmekse, zaten kaybedeceği bir seçim yapmış demektir. Birinin hayatında bulunabilecek en nadir şeyi, yani seni elinin tersiyle itti. Bunu kendini yeterince iyi birine layık görmüyor olarak yorumladım. Hadi, yola devam.
“Eğer bile bile gücünüzün yettiğinden daha az olmayı planlıyorsanız sizi uyarıyorum: Hayatınızın geri kalanında mutsuz olacaksınız. Çünkü kendi yeteneklerinizden ve imkanlarınızdan kaçıyor olacaksınız.”
— Abraham Maslow
Ben geçimli bir insanım. Birisi benimle geçinemiyorsa muhtemelen sorun ondadır. Çünkü ben her daim, insanları anlamaya çalışan, empati yapan, dinleyen bir insan oldum. Kimsenin sözünü kesmeden dinledim. Hemen yargılamadım. Birinin içi doluysa, konuşsun istedim. Kırıldıysa, nedenini sordum. Hep bir adım geri çekilip karşımdakini anlamaya çalıştım. Sorunları çözmeye gayret ettim.
Ama sorun bende değil. Herkes senin kadar çaba göstermiyor. Sen alttan aldıkça üste çıkmaya çalışanlar oluyor. Sen anlamaya çalıştıkça kendini anlatma zahmetine girmeyenler oluyor. İşte orada duruyorum artık. Çünkü geçimli olmak, her şeyi sineye çekmek demek değil. Empati yapmak, kendini yok saymak demek hiç değil. Ben elimden geleni yaparım. Dinlerim, anlarım, düzeltmeye çalışırım. Ama hâlâ bir şey yürümüyor, hâlâ bir uyum yoksa, o zaman gerçekten sorun bende değildir. Herkes herkesle olmaz. Bu bir eksiklik değil, sadece bir uyumsuzluktur.
Kendimi biliyorum. Kalbimi de niyetimi de. Ben zor biri değilim. Sadece karşımdakinden de aynı özeni bekliyorum. Bu kadar.
Kendi olamayan birine üzülmüyorum, açıkçası acıyorum. Çünkü insanın kendisi olamaması en büyük eksikliktir. Taklit etmek çok acınası bir durumdur. Her dönemin beyinsizi gibi mutlaka vardırlar.
Başkasının hakkını yiyen sizinkini yemiyorsa, sizi sevdiğinden değil; sadece zamanı gelmediği içindir.
Başkasına zorbalık yapan size yapmıyorsa; insanlığından değil, sadece size gücü henüz yetmediği içindir.
Başkasına yapılan haksızlığı sessizce izleyen, istikbalini izler.
Ayşegül Aldinç diyince aklıma ilk gelen şey zarafet oluyor. Böyle bir zariflik, böyle bir asalet olamaz. Güzelliğine hiç girmiyorum bile. 10 yıl ara verdiği müziğe, 2010 yılında yanına Sezen Aksu’yu ve Ozan Çolakoğlu’nu alarak ‘O Kız’ ile dönmüştü. İyi ki dönmüştü.