Deprem çalışmalarımızı diline dolayan ana muhalefet partisinin genel başkanı, İstanbul’un yolunu ancak 5 gün sonra hatırlayabildi.
İstanbul’a da dayanışma için değil, yolsuzluk soruşturmasında ortaya saçılan yeni skandalların üzerine bant çekmek için geldi.
İstanbullular depremin şokunu atlatmaya çalışırken Sayın Genel Başkan miting yaptı, daha önce açılan eserleri bir kez daha açtı ama İstanbul’un derdiyle dertlendiğini gösterecek hiçbir adım atmadı.
Görüyoruz ki tüm dostane uyarılarımıza rağmen 6 Şubat depremlerinde milletimizi rencide eden hatalardan ders alınmıyor.
Bundan ülkemiz adına üzüntü duyduğumuzu söylemek isterim.
Bütün bunları milletimizin de gördüğüne ve not ettiğine inanıyorum.
Bugün bir kez daha herkese elimizi uzatıyoruz.
Gelin hep beraber omuz omuza verelim; yapı stokumuzu yenilemek, kentlerimizi depreme dirençli hale getirmek için beraberce çalışalım.
Doğal afetlere hazırlıkla ilgili konuları gündelik siyasetin tartışmalarının dışında tutalım.
İstanbul’un ihmali, gevşekliği, umursamazlığı, bilhassa kentsel dönüşüm projelerinde marjinal çevrelerin kaprislerini kaldıracak lüksü yoktur.
Artık bahane değil, çözüm üretme vaktidir.
Hangi konumda olursak olalım, bizim vazifemiz, afet kapımızı çalmadan şehrimizi bir an önce depreme hazır hale getirmektir.
Bunun için el ele vermek, birlikte hareket etmek zorundayız.
Enerjimizi birbirimizi yıpratmak için değil, eksiklerimizi süratle gidermek için kullanmalıyız.
Muhalefetten de aklıselimle, basiretle; ülkenin, milletin ve İstanbulluların çıkarlarını önceleyen bir anlayışla davranmasını bekliyoruz.
Sözüm ona bu kadar medeni ve kültürlü olarak kendini görenlerin yaptığı bu eylemlerde , itirazlarda kimse kusura bakmasın polise saldıramazlar, camilere, kabirlere zarar veremezler.
Haksızlıktan, insanlıktan bahsederken bu yapılanları savunamazlar.
Ne yaptıkları eylem, ne yaptıkları boykot hiç biri kendilerince savundukları, inandıkları görüşlere destek olmak amacıyla yapıldığı kabul edilemez. Aydınlık olan geleceğimize, gençlerimize; kini, nefreti, manevi değerlere saygısızlığı öğreten bu zihniyete yazıklar olsun.
Eylem yapıyoruz diyerek camilere saygısızlık edenler,
Kabirleri, tarihi eserleri tahrip edenler,
Vandallık yapıp insanlara, binalara saldıranlar,
Hak arıyoruz diyerek hukuksuzluğu ve haksızlığı sergileyenler,
Protesto yapıyoruz diyerek insanlara, ölmüşlere küfredenler,
bir kez daha nadir olanın “insan”değil “insanlık”olduğunu gösterdiler.
Unutmayın içinizdeki millet, tarih, değer düşmanlığını besleyerek büyüttüğünüz kin deniziniz sizi boğacak.
Ama bu millet;
Edepten yoksun olanları,
Saygıdan bi haber olanları,
Ağzından nefret salyası akıtanları,
Kötülüğü yol edinenleri,
Ataya saygı göstermeyenleri,
İnanca değer vermeyenleri,
Milletin arasına nifak sokmaya çalışanları,
Sokağı terörize etmeye çalışanları,
Milletin emanetine ihanet edenleri,
Nifak tohumu ekenleri,
Bu toprakların mayası olan değerlere saldıranları,
basiretiyle, ferasetiyle, duruşuyla cesaretiyle, kardeşliğiyle yendi, bundan sonra da yenecek.
Milletimizin emaneti olan belediye kaynaklarını şahsi servetine dönüştüren, ihalelere fesat karıştıran ve kamu görevini kötüye kullananlar hakkında hukuki süreç işlemiş, halkın iradesine gölge düşürmek isteyenler adalet önünde hesap vermeye başlamıştır.
Yargı sürecini provoke ederek sokak çağrıları yapmak, hukuka karşı telaşa kapılmak ve toplumu kaosa sürükleme girişimleri, demokratik toplum düzenine zarar vermektedir.
İstanbul son 6 yıldır projelerle değil maalesef polemiklerle gündeme gelmektedir. İstanbulluların huzurunu bozmak, kaos ve provokasyon çıkararak hukuki süreci gölgelemek isteyen çevrelere karşı sağduyu çağrımızı yineliyoruz.
İstanbul halkı polemiklerle değil, projelerin konuşulduğu bir yönetim anlayışı beklemektedir. Gün, sokak çağrılarına prim vermeden, şehrimizin geleceğini sağduyu ve hizmet anlayışıyla şekillendirme günüdür.
Ramazan’ın 22’nci iftarını İstanbul İl Başkanlığımızın kıymetli neferleriyle, değerli dava ve yol arkadaşlarımla birlikte yaptık.
İftar soframızı teşrif eden her bir kardeşime yürekten teşekkür ediyorum.
AK Parti olarak her zaman Ramazan ayını layıkı veçhile geçirmeye gayret ettik.
Genel Merkeziyle, Kadın ve Gençlik Kollarıyla, il, ilçe, belde teşkilatlarıyla ve elbette belediyeleriyle Türkiye genelinde hepimiz sahadayız.
Kalan günleri de en verimli şekilde değerlendirerek inşallah bu Ramazan’ı hakkını vermiş olarak tamamlayacağız.
Bayramda da yine milletimizle beraber olacak, gönüllere dokunacağız.
Bizler millete sevdalanmış bir kadroyuz.
Her birimiz aziz milletimizin hizmetkârıyız.
Allah ömür ve imkân verdikçe hepimiz bu görevimizi en iyi şekilde yerine getirmenin çabasında olacağız.
Kırarak, dökerek, dışlayarak değil; gönüller kazanarak ilerleyeceğiz.
Kamplaşmayı körükleyen, kutuplaşmayı derinleştiren değil; kucaklaşmayı, muhabbeti, konuşmayı ve kardeşliği yücelten tarafta yer alacağız.
Muhalefet ne yaparsa yapsın biz sağduyuyu, sabrı ve sükûneti hiçbir zaman terk etmeyeceğiz.
Bizi terörsüz Türkiye hedefimize biraz daha yaklaştıracak, 40 yıllık meseleye son noktayı koyacak yeni bir sürecin içindeyiz.
Son adım, Kürt kardeşlerimizle birlikte vatandaşlarımızın tamamının canına, huzuruna, refahına ket vuran bölücü örgütün feshi ve silahlarının teslimidir.
Şayet bu gerçekleşirse Türkiye 40 yıllık bir musibetten suhuletle kurtulma imkânına kavuşacaktır.
Aksi olursa biz zaten önemli mesafe katettiğimiz terörü kaynağında yok etme stratejimizi kısa sürede nihayete erdirmeye bakarız.
Temennimiz hem örgütün hem de ona müzahir kesimlerin geçmişte olduğu gibi akıl ve izan dışı tavırlara yönelip bu tarihî fırsatı heba etmemeleridir.
Bu gelişme, ülkemizle birlikte Irak ve Suriye başta olmak üzere bölgemizin tamamında bir rahatlamaya, istikrarın güçlenmesine vesile olacaktır.
Terörün karanlık gölgesi siyasetin üzerinden çekildikçe inşallah sözün gücü artacak, siyasetin demokratik alanı daha da genişleyecektir.
Biz iktidar ve ittifak olarak Türkiye’yi 40 yıllık kamburundan kurtarma noktasında hem kararlıyız hem de samimiyiz.
Karşımızdakilerden de aynı hasbi, harbi ve yapıcı yaklaşımı bekliyoruz.
Bugüne kadar büyük bir onurla yürüttüğüm Ak Parti İstanbul İnsan Hakları Başkanlığı görevimi kıymetli büyüğüm, dava arkadaşım @BirdalMuammer ‘a devretmiş bulunuyorum. Nice kutlanacak başarılara imza atmalarını temenni ediyorum. Yolunuz açık olsun Başkanım.
Ana muhalefettekiler bir ara kırmızı kartla bazı şeyler yapmayı denediler ama onu da her işleri gibi ellerine yüzlerine bulaştırdılar.
Daha sonra anladık ki aslında kartları birbirlerine gösteriyorlarmış.
A şehrinin belediye başkanı b şehrinin belediye başkanına, eski genel başkan yeni genel başkana, bunların holiganları ise medyada ve sosyal medyada birbirlerine sürekli kart gösteriyorlar.
Şimdi de elinde askerin, polisin, bir sürü milliyetperver vatan evladının kanı olan marjinal sol örgütlerin sloganlarıyla kendilerini avutuyorlar.
Gazi Mustafa Kemal’in kurduğu partiyi, döndüler, dolaştılar, marjinal sol yapıların maskotu, oyuncağı, payandası haline getirdiler.
23 Nisan müsameresi gibi Meclis kürsüsünden slogan atıyor, kart devrimciler misali birbirleriyle sloganla konuşuyorlar.
Öyle bir siyasi parti ki ortalıkta ne kadar başıboş gezen küfürbaz, marjinal ve tembel varsa hepsini âdeta paratoner gibi kendisine çekiyor.
Varsın onlar sol terör örgütlerinin jargonuyla konuşmayı sürdürsünler.
Varsın onlar siyasi kariyerleri dışında her şeye gözlerini kapatsınlar.
Biz çalışacak, koşturacak, ülkemizi her gün bir seviye daha yukarı çıkarmanın derdinde olacağız.
Turizm sektörümüzün tamahkârlıkla mücadele konusunda artık elini değil, tüm vücudunu taşın altına koyması gerekiyor.
Her yıl daha çok turist ağırlayıp daha fazla para kazanırken güvenliğe, konfora ve hizmete daha az yatırım yapamazsınız.
Geçen sene 62 milyon 232 bin kişiyi ülkemizde ağırladık. Turizm gelirimiz ise 61 milyar 103 milyon dolarla rekor kırdı. 2024 yılı için açıkladığımız hedeflerin de ötesine geçmiş olduk.
Turizmde 2025 yılı için hedefimiz 65 milyon ziyaretçi, 64 milyar dolar gelir.
İnşallah yakın vadede 100 milyar dolar seviyesine ulaşmayı ümit ediyoruz.
Şayet bu lige yükselmek istiyorsak zihniyet değişikliğine gitmemiz şart.
İnsan hayatına ve onuruna gerekli değeri vermeyen bir anlayışın bilhassa turizm sektöründe asla başarı şansı yoktur.
Sektörün, sağlıklı büyüyebilmesi için çürükleri ayıklaması, tercihten öte zaruret halini almıştır.
Hepimizin yüreğini dağlayan Bolu Kartalkaya faciasından turizmcilerimizin de gereken dersi çıkaracağına inanıyorum.
Kırsalda Bereket, Hayvancılığa Destek Projesi’yle TİGEM işletmelerimizdeki gebe büyükbaş hayvanları uygun maliyetle üreticimize vereceğiz.
Projeyle aile işletmelerimizi güçlendirmeyi, gençlerimizin ve kadınların tarım sektöründe daha fazla yer almasını amaçlıyoruz.
Üreticilerimiz, Ziraat Bankası’ndan 2 yıla kadar ödemesiz, 3 veya 5 yıl geri ödemeli olarak sübvansiyonlu kredi kullanabilecek.
Üreticilerimizin, 1 yıl boyunca aylık 1 asgari ücret tutarı kadar, yani toplamda 270 bin liralık bakım ve besleme giderini biz karşılayacağız.
Ayrıca üreticilerimiz hayvanlarını TARSİM’den 1 yıl sigortalı olarak alacak, bunun da bedeli devletimiz tarafından ödenecek.
Projede 15 olan hayvan sayısını veteriner hekim, ziraat mühendisi, gıda mühendisi gibi meslek gruplarından gençlerimizin yapacağı başvurularda 30 olarak uygulayacağız.
Bunda da gayemiz, bu mesleklerden mezun olmuş gençlerimizin kendi işlerini kurması ve kendi memleketlerine fayda sağlamasıdır.
Deprem bölgesindeki üreticilerimize bu projede de öncelik vereceğiz.
Hayvancılıkta yerli ve yeterli üretime ciddi katkı sunacak projenin hayırlı olmasını diliyorum.
Seçim döneminde depremzedelerimize bedava ev vadedip 2 yıldır ortalıkta görünmeyenler elbette bizim gayretimizi ve mücadelemizi anlayamazlar.
Hep söylediğim gibi, siyasi tercihi ne olursa olsun depremzedelerimizi deprem turistlerinin insafına bırakmayacağız.
Başkalarının gündemi ne olursa olsun depremzedelerimizin durumu ve ihtiyaçları her zaman bizim gündemimizin ilk sırasında yer aldı.
Yapılan çalışmaları bizzat takip ettik, nerede tıkanıklık varsa açılması için müdahale ettik.
Her fırsatta deprem bölgesini ziyaret ederek depremzede kardeşlerimizle kucaklaştık, dertleştik, inşa ve ihya çalışmalarını yerinde gördük.
Depremin üzerinden 2 yıl bile geçmeden 201 bin 431 bağımsız birimi hak sahiplerine teslim etmenin bahtiyarlığını yaşadık.
Sırf sandıktan istediği sonuç çıkmadı diye depremzede kardeşlerimize hakaret edenler bizim samimiyetimizi idrak edemez.
Türkiye merkezli düşüncenin öncülerinden olan, ülkemizin son asırda yetiştirdiği en üretken, en cesur, en hakikatperver kadın münevverlerimizden Alev Alatlı’yı vefatının yıl dönümünde rahmetle ve şükranla yâd ediyorum.
Sosyal medya gazıyla, bindirilmiş kıtaların tezahüratları eşliğinde koltuk rüyası görenleri uyandırmak için en etkili ilaç sandıktır.
Bunun için AK Parti olarak 2028 cumhurbaşkanlığı ve 2029 mahallî idareler seçimlerine çok sıkı hazırlanmak mecburiyetindeyiz.
Yurt dışıyla birlikte 65 milyonu bulan seçmenlerimizin her birinin gönlünü kazanmak, desteğini almak için çok yönlü bir çalışma yürüteceğiz.
Küresel ve bölgesel etkinliğimizi artırırken bir yandan da insanımızın bizar olduğu hepimizin malumu sorunların çözümünü hızlandıracağız.
Buna paralel olarak yapacağımız, güçlü bir vizyonu, kapsamlı bir programı, iddialı projeleri içeren iyi bir hazırlıkla milletimizin karşısına çıkacağız.
Böylece eser ve hizmet siyasetimizin çıtasını çok daha yükseğe taşıyacağız.
Niyet hayır, akıbet hayır diyerek yeni dönemimizin ve yürüteceğimiz bilinçli, planlı, programlı, kuşatıcı, hasbi, harbi çalışmaların şimdiden hayırlara tebdil olmasını diliyorum.
Ey muhalefet…
8 gündür ekranlarda, gazete köşelerinde, sosyal medya mecralarında ona buna siyasi ahlak dersi vermeye kalkıyorsunuz.
Daha bir sene önce Beşiktaş Gayrettepe’de 29 işçimiz can verdi, zerre kadar umursamadınız.
İzmir’in göbeğinde 2 gencimiz ihmalkârlığınızdan dolayı elektrik akımına kapılarak hem de çok feci bir şekilde hayatını kaybetti, görmezden geldiniz.
İstanbul’da bir parkta belediyenin açıp kapatmadığı su dolu çukura düşen 5 yaşındaki bir yavrumuz göz göre göre gitti, yüzsüzce ailesini suçladınız.
Antalya’daki teleferik ayıbının sorumlularını bırakın eleştirmeyi, demokrasi kahramanı ilan etmediğiniz kaldı.
Sizin iş bilmezliğinizden ötürü her gün büyükşehirlerin göbeğinde otobüsler yanıyor, çıkıp bir nedamet cümlesi kurmayı dahi kibrinize yediremiyorsunuz.
Daha saymaya kalksak saatler alacak bir sürü skandalın mücrimi olduğunuz halde bir de utanmadan ahlaktan, etikten, liyakatten, sorumluluk almaktan bahsediyorsunuz.
Kusura bakmayın ama biz bu fırsatçılığa, bu yüzsüzlüğe pabuç bırakmayız.
Milletimizin acılarının üzerinde arsızca tepinilmesine eyvallah demeyiz.
Sorumluların hepsinin adalete hesap vermesi için gereken ne ise yaparken hadsizlikler karşısında da boyun eğmeyiz.
Henüz acılar tazeyken bunları konuşmaktan son derece rahatsızız.
Böyle büyük bir trajediden sonra bunları konuşmak mecburiyetinde bırakıldığımız için gerçekten üzüntülüyüz.
Biz gözyaşımızı içimize akıtma pahasına vakur davrandıkça muhalefetin bunu farklı yönlere çekmeye çalışması tam olarak bir vicdan tutulmasıdır.
Bunun değerlendirmesini aziz milletimizin irfanına havale ediyorum.
İstanbul, medeniyetimizin kalbi, umudumuzun ve hizmet aşkımızın en güçlü ilham kaynağıdır. İstanbul teşkilatımız bu kutlu şehirde milletimiz için çalışmaya, hayalleri gerçeğe dönüştürmeye ve geleceğin Türkiye’sini inşa etmeye yeni dönemde de kararlılıkla devam edecektir.
Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın teşrifleriyle gerçekleşecek AK Parti İstanbul 8. Olağan Kongremize tüm hemşehrilerimizi davet ediyorum.
İstanbul’umuzun yeni hedeflerine hep birlikte yürümek için bu büyük buluşmada sizleri de aramızda görmekten mutluluk duyarız.
🗓 7 Şubat 2025 / Cuma
🕒 15:00
📍 Basketbol Gelişim Merkezi / Zeytinburnu
Konya’da yaşanan bina çökmesi nedeniyle etkilenen tüm vatandaşlarımıza geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum.
Enkaz altında kalan vatandaşlarımıza bir an önce sağ salim ulaşılmasını yürekten diliyorum.
Rabbim ülkemizi her türlü afet, felaket ve kazadan muhafaza etsin.
Söz verdiğimiz üzere 2024 yılı sonu itibarıyla deprem bölgemizdeki konutlarımızın %45’ini tamamladık.
Bugün 201 bininci yuvamızın anahtarını teslim ettik.
11 ilimizde, 174 ayrı alanda, 1.900 şantiyede; 182 bin mimar, mühendis ve işçi kardeşimizle inşa çalışmaları sürüyor.
2025 yılında, deprem bölgemizde 452 bin 983 bağımsız bölümü vatandaşlarımıza teslim etmiş olacağız.
İnşallah yıl bitmeden deprem bölgesindeki 11 ilimizde tüm vatandaşlarımız huzurlu, güvenli, yeni yuvalarına kavuşacak.
İş yerini açmayan tek bir depremzede kardeşimiz kalmayacak.
Şehirlerimizi eskisinden daha dayanıklı, daha güvenli hale getirinceye dek durmadan, dinlenmeden çalışmayı sürdüreceğiz.