"Ağustos böceği ile karınca yer değiştirdi. Ciddi, düzenli çalışmak gibi değerler artık saygı görmüyor. Gençler sabahtan akşama didinip refaha kavuşamayan anne babalarına acıyor. Pekçok mahallede en çok saygı gören güzel arabalı çete lideri. Gençler anne babaları yerine kaçakçılara ve çete liderlerine özeniyor. Bol kazançlı işlere toplumsal açıdan faydalı işlerden daha çok değer veriliyor. Anne babalar artık model değil." Kanlı okul baskınlarına ışık tutar belki diye, Amin Maalouf'la söyleşimizi hatırlayalım. #gelecekfikirler
Müsaadenizle 10 yıllık meslek tecrübemle iki kelam edeyim.
X-ray, güvenlik vs. boş öneriler. Kapıda sıkar kafasına koyan. Çocuklar yersiz, yönsüz, hedefsiz. Değerleri yok. Bir yere aidiyetleri yok. Her istedikleri yapılmış ama gerçekle yüzleşmeye başladıklarında patlıyorlar.
Nejat İşler: "Hayattan zevk alma işi bitti.
Bildiğin karıncaya döndük. İşe git, işten gel. Hayat karşına çıkan ilanlar ve rakamlar oldu.
Herkes hayatında konfor istemeye başladı. Hep mutlu olalım, hiç üzülmeyelim. Biz bir dekorda yaşıyoruz."
Biz avukatlara normal gelen fakat vatandaşın garipsediği şeyler:
- İcra ödeme emrinde yazan miktarın ödenecek tutar olmaması,
- Tutukluluk itirazının reddedilmesinin normalleşmesi,
- Özel hukuk yargılamarında duruşmada bazen hiçbir tarafın tek kelime söylemesine bile gerek olmaması,
- Dosyanın karşı tarafıyla normal konuşulabilmesi,
- Yazılı olmayan çoğu şeyin önemsiz görülmesi,
- Taleplerin hemen karara bağlanmaması,
- Hedef yargılama süresinin gerçeklikle örtüşmemesi….. uzar gider
Avcılar sabah uyandığında hedef talimi için kullandıkları sahte bir geyiğin yanında kıvrılmış bir geyik yavrusu görürler.
Beyler bir daha yazıyoruz;“Avcılık bir spor değil cinayettir”..
Doğru sıralama
1. Avukat
“ Öyle bir meslek seçtiniz ki, asla kapınızı mutlu insanlar çalmayacak. Kimse size gelip de 'Bugün çok mutluyum, bunun belgelenmesini istiyorum.' demeyecek.”
Prof. Dr. Erdal Onar
Yani mutsuzluğun sirayeti üzerine bir sıralama daha gerçekçi…
Çocukların öldürülmeyeceklerine dair aldıkları habere sevinmelerini izlediğimiz bu tiksinilesi çağda yaşamak da bizim kaderimize düştü. Bakalım mahşerde bunun hesabını nasıl vereceğiz...
cahit zarifoğlunun yaşamak kitabında anlattığı bir duygu var: “şimdi kıldığın tüm namazları yeniden kılmak istiyorsun” duygusu, sevinci. böyle bir sevince, şükre, yıllardır üstümüzde duran karanlığın kara bulutun gitmesine çok ihtiyacımız var