Az önce modern köleliğin "ütopya" ambalajıyla pazarlandığı bir paralel evrene düştüm.
İş-yaşam dengesini tamamen rafa kaldırıp, haftanın yedi günü 18 saatlik mesaiyi gururla "adanmışlık" olarak sunan bir zihniyetle karşı karşıyayız. Özel hayatı, sağlığı ve aileyi unutup sadece başkasının hayali uğruna ömür çürütmek vizyonerlik değil, düpedüz plaza prangasıdır.
Emeğinizi sömürmeyi "büyük bir tutkuyla dünyayı değiştiriyoruz" masalıyla meşrulaştıran bu tarz toksik çalışma kültürlerinden arkanıza bile bakmadan koşarak uzaklaşın.
Andımız bir frekans içeryordu,
bir bilinç kodluyordu çocuklara
Küçük yaştan doğru yeminler ederek,sabah eğitime başlıyorlardı
Ne kadar basit bir şey olarak görülse de aslında ciddi bir bilinç kodlaması vardı andımızda
Zaman makinesine binebilsem Gazi Paşa'ya telgraf çekeceğim; ‘Paşam, dört Türk kadını ihtiyar moruk profesörü kurtardı. İnkılaplar hedefine varmıştır.'"
Sınırları net bir auraya sahip olup aslında son derece tatlı biri olmayı, yumuşaklık ile derinlik arasında mükemmel bir denge kurmayı ama aynı zamanda sizinle oyun oynanmaması gerektiğini de belli etmeyi normalleştirmek.
Bugüne kadar gittiğim konserler artık Tarkan ve diğerleri diye ayrılacak… Bir hafta oldu gideli hala etkisindeyim, gidenleri gördükçe bu deneyimi yaşadıkları için onlar adına mutlu oluyorum 😇
Bir konser, bir sürpriz… Özlediğimiz Türkiye’nin hâlâ nefes aldığını gördük! Kaybettiğimiz neşe hâlâ bu topraklarda… Çok yaşa #Tarkan#cemyılmaz@tarkan@CMYLMZ