Patili Annesi Meselesi
Türkiye'de belirli bir seküler kesimin anlamadığı daha doğrusu anlamamakta ısrar ettiği bir mesele var: Mütedeyyin kesimin kutsallarına saygı gösterilmesi gerektiği.
Özellikle altını çiziyorum. Mütedeyyin hayat tarzı olmayan herkesi kapsayan bir tespit değil bu. Ancak bir grup seküler (azgın azınlık) kutsala saygı konusunda hayli sıkıntılı.
Geçen sene cadılar bayramı partisine imam cübbesini köstüm olarak giyip giden bir saygısız gözaltına alınmıştı.
Bu topraklarda cübbe, başörtüsü ya da sarık mütedeyyin kesim için bir anlam ifade eder. Kutsalla doğrudan ilişkisi olan şeylere saygı gösterilmesi şarttır, kanunen zorunludur. Yani imam cübbesiyle, başörtüsüyle ya da ilahiyle dalga geçemezsiniz.
Gelelim patili annesi meselesine. Annelik mütedeyyin kesim için çok mühim bir kavramdır. Anne ve babaya üf bile denilmemesi ayetle sabittir. Anne hakkı kavramı mütedeyyin kesimin hayatında belirleyicidir.
Sırf bu yüzden annesi çok huysuz ya da yatalak bile olsa bakımevine bırakmaktan çekinir. Onun rızasını almayı Cennetin anahtarı kabul eder.
Şiirimize, şarkımıza ya da atasözlerimize kadar anneliğe gösterilen saygı yansır.
Bununla birlikte köpek mütedeyyin kesimin evine almadığı bir hayvandır. Bazı mezheplerde köpeğe dokunulmasını abdesti bozar.
Ezcümle annelik gibi ulvi bir kavramı köpekle yan yana getirdiğiniz zaman cadılar bayramında imam cübbesi giyip içkili partiye giden saygısızın durumuna düşersiniz.
Ayet ve hadisle sabit ehemmiyetten bihaber olmak ağır bir cehalet meselesidir. Haberdar olmaya rağmen inatlaşmak ise ciddi bir saygısızlıktır.
Bununla birlikte kapitalist sistemin kadını iş hayatından koparan bebek yerine onu iş hayatında tutan köpeği koyması işin diğer tarafı. Kapitalizm için daha ucuz iş gücü daha fazla kişinin çalışmasıyla oluyor. Kadının iş hayatına bu kadar itilmesi kapitalist ağaların daha fazla kar elde etmesiyle ilgili. Tabii ki bu kadını anneliğinden, ev hanımlığından, mahreminden yani fıtratından koparan delilik hali kadının özgürlüğü diye çok güzel pazarlanıp yutturuldu.
Bütün bedeni ve ruhuyla çocuk özlemi çeken kadınların kapitalist sistemden kopmaması için bebekle köpek yer değiştirdi.
Dikkat ederseniz torun sevemeyen kadınlar için de aynı durum söz konusu. 18 yaşında evden ayrılan çocuğu belki 35 yaşında torunla gelecek diye beklemek yerine güzel bir fino alıp 'köpek nenesi' olmayı tercih eden kadın da kapitalist sistemin parçaladığı aile yapısının içimizi acıtan bir sonucudur.
▪️Zülfü Livaneli… 79 yaşında…
“Kaplanın Sırtında” adını verdiği
Sultan Abdülhamid’i anlattığı bir kltabı var…
▪️Azılı bir Abdülhamit düşmanı… Aynı Livaneli bugün diyor ki…
▪️Abdülhamid kitabını yazdığımda ona çok hücum etmemi istediler.
▪️Oysa II. Abdülhamid, 34 yıllık imparatorluk döneminde sadece 11 idam kararı imzalamış; onların da biri hariç hepsi adi suçlardan.
▪️Aynı dönemde Belçika Kralı Leopold, kauçuk işçisi çocukların kollarını kestirip saraya getiriyor ki tatmin olsun diye. Bir milyondan fazla insanın kolu kesiliyor.
▪️Ama biri ‘Kızıl Sultan’, diğeri ise gelişmiş, uygar bir Batılı…
▪️Batılı tarihçileri okudukça hayal kırıklığına uğruyorum. Tarihi nasıl çarpıttıklarını gördükçe şaşırıyorum.
▪️’Avrupa değerleri’ dedikleri şeyler… İnsan hakları, evrensel bildirgeler falan. Avrupa’nın bunlarla uzaktan yakından ilgisi yok. Gazze’de yaptıklarını görmüyor musunuz? Tarihleri baştan sona soykırımlarla dolu.
▪️Ben Batı’yı okudukça ve anladıkça Batı’dan hoşlanmamaya başladım.
📌(Kocaman bir günaydın Zülfü Bey deyip geçilebilecek bir özeleştiri değil bu…Bu milleti kim, kimler üzerinden kendi tarihine yabancılaşırtırdı?
📌Avrupanın sahte demokrasisini bu topluma örnek , rol model olarak dayattı? Livaneli’nin 80 yaşında yaşadığı aydınlanma, Türkiye’nin 80 yıllık kandırılmışlığının hikayesi değil de nedir?
Başladığım da tamamlayamadığım, hayal ettiğim fakat cesaret edemediğim şeyler için en çok kendime mahcubum. En büyük yüküm kendimim, biliyorum. Beni kendi ıssızlığımda yalnız, kendi karmaşamda paramparça bırakma Ya Rabbi.
Ey Rahmetin Sultanı,
Savrulduğum tüm çıkmazlarla, dü��tüğüm hatalarla, taşıdığım bütün pişmanlıklarla, besleyemediğim umutlarımla ve kaybettiğim tüm değerlerimle kapındayım.
Sen beni kendi boşluğumda hapsetme Allah'ım; kendi hüzünlerimde boğulmuş, kendi yorgunluğumda tükenmiş bırakma. Allah'ım beni kendi korkularımda esir, kendi sığlığımda perişan etme. Beni kendi sessizliğimde yitik, kendi sınırlarımda tutsak etme.
Ey varlıkla sınırları çizen Hakîm,
Yarım bıraktığım her cümleyi lütfunla tamama erdir; beni Senden başka hiçbir şeyle avutma, hiçbir şeyle ürkütme. Bana, sustuğu halde ses çıkaran sabır, konuştuğu halde yaralamayan bir hakikat lisanı ver.
Eksik kalan her niyetimi rahmetinle tamamla, tamamlayamadığım her duamı kereminle kabul eyle. Yarım kalan her gayretimi himmetinle sonuca ulaştır Allah'ım.
Ey yolları gösteren Hâdi,
Yarıda kalan her adımımı hidayetinle devam ettir; ruhumu Senden gayrı hiçbir şeyle teskin etme, hiçbir varlıkla telaşlandırma. Bana, durgunlukta bile akıp giden sabır, fırtınada bile sakinleşen bir gönül huzuru ihsan et.
"Sesim yetmez" dediğim yakarışlarda sesim ol Allah'ım "Elim varmaz" dediğim kapılarda anahtar; "Unutuldum" dediğim köşelerde hatırlayan, "Kayıptayım" dediğim anlarda bulanım ol Allah'ım.
Beni bana bırakma...
Ezgi Akgül
25 Haziran 2025
Az laf, çok iş! 🇹🇷
Yılın 365 günü en zor şartlarda görev yapan Mehmetçiğimizi sosyal medyadan da desteklemeyi eksik etmeyen asil Türk milletine teşekkür eder, Türk Silahlı Kuvvetlerimizin fotoğraflara yansıyan 2024 yılını beğenilerinize sunarız.
#MillîSavunmaBakanlığı
Haluk görgün ; Bugün, savunma sanayiindeki tarihi adımlarımızdan birine daha şahitlik etmenin gururunu yaşıyoruz. NATO’daki kadim müttefikimiz İspanya ile Jet Eğitim Uçağı Projesi’ne yönelik iş birliğimizin temelini oluşturacak Mutabakat Zaptı, Savunma Sanayii Başkanlığımız ile İspanya Savunma Bakanlığı arasında imzalandı. ✈️
Selçuk Bayraktar:
“Çivisi çıkmış olan dünyanın yeniden inşası, bu toprakların çocuklarına düşüyor. Bir gün gelecek dünyadaki bu adaletsiz düzene dur diyeceğiz.”
🔴 Selçuk Bayraktar Kızılelma’nın artık sesli komutlarla çalışacağını açıkladı:
▪️ “Diyeceğiz ki 'şartlar uygunsa motorunu çalıştır ve kuleden gerekli izinleri alarak intikali başlat.' O da bütün bu dili çözüp kuleyle de konuşup oradan gelen talimatlara göre de bu gelişmiş fonksiyonu icra edecek.”
Erdoğan siyasi hayatını riske ederek “Suriyeliler bize Allahın emaneti. Onları katillerin eline ve kucağına atmayacağız” dedi.
Aynı dönemde karşısındakilerin tamamı ilkel bir yaklaşımla Suriyeliler üzerinden ırkçılığı körüklüyor ve oy avcılığı yapıyordu.
Kazanan insanlık oldu.
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan:
➖"Türkiye, Rusya ve İran'ı Esad'ı desteklememeye ikna etti."
➖"Rejim desteklenseydi, çok kanlı olabilirdi. Ruslar ve İranlılar buna devam etmenin bir anlamı olmadığını gördüler."
Arka planda böyle bir anlaşmanın olduğu aşikardı. Cumhurbaşkanı Erdoğan "yeni ve çok iyi planlanmış adım" derken bunu kastediyordu.
Kendi ülkesindeki vatandaşına depremde gaza gelip smsle attığı 10 lirayı haram eden, keşke geberseydiniz diye kin kusan, çürümüş, leş, aşağılık bir güruha Suriye vahşeti anlatmaya çalışıyoruz. Bizim eşekliğimiz.
Ve
Tekrar test edildi ki
Bu ülkede tek bir mülteci de kalmasa
Enflasyon %1 olsa
85 milyonun evinin musluğundan
24 saat yağ bal süt aksa
Asgari ücret 50 bin lira olsa
Şu makam aracı..
Cuma günleri cami avlusunda görüldüğü sürece..
Erdoğan'dan
nefret etmeye devam edecekler.