İdarecilerimiz tarafından yok sayılmak istemiyoruz, adil olmayan ödemeler istemiyoruz, mobbinge maruz kalmak istemiyoruz, alkışlanmak istemiyoruz hakettiğimiz değeri görüp, mesleki saygınlığımızın konuşulduğu bir gün olsun istiyoruz
Benim bildiğim kahramanlar cezalandırılmaz fakat biz hemşireler olarak kendi bakanlığımızca cezalandırılıyoruz. Eksik elemanla çalıştırılıyoruz, mali olanaklarımız deseniz yoksulluk sınırına bile erişmiyor, üstelik hakkımızı savunmak istediğimizde de baskı ile susturuluyoruz
“Ebe ve hemşireler, sağlığın korunmasından tedavi ve bakım süreçlerinin yönetilmesine kadar fedakârca çalışan kahramanlarımızdır.”
Sağlık Bakanımız Prof. Dr. Kemal Memişoğlu, Ebe ve Hemşireler Günü Programı’nda katılımcılara hitap etti.
📍Sağlık Bakanlığı Bilkent Yerleşkesi
Bütün meslektaşlarımın Hemşireler günü kutlu olsun. Umarım daha az yorulduğumuz, hakkımızı tam anlamıyla alabildiğimiz, torpilsiz yöneticilerin olduğu, huzurlu hastanelerde mesleğimizin hakkını verir mutlu çalışırız.
CAN GÜVENLİĞİ YOKSA HİÇBİR HAKKIN ANLAMI YOKTUR
Son zamanlarda sağlıkta ve eğitimde artarak devam eden şiddet olayları, özellikle son iki günde yaşanan ve artık “şiddet” kelimesiyle dahi ifade edilemeyecek kadar ağır hadiseler, bize acı bir gerçeği bir kez daha göstermiştir:
En temel hakkımız olan can güvenliğimiz tehdit altındadır.
Sosyal, ekonomik ve mesleki haklarımızın hiçbirinin anlamı, can güvenliğimiz yoksa kalmamaktadır.
Bugün en öncelikli talebimiz;
öğretmenlerimizin, öğrencilerimizin, sağlık çalışanlarımızın, kamu çalışanlarımızın ve millete hizmet eden tüm kamu personelinin can güvenliğinin eksiksiz şekilde sağlanmasıdır.
Bir insan, hayat kurtarmak için görev yaparken kendi canından oluyorsa…
Bir öğretmen, bir öğrenciyi geleceğe hazırlarken hayattan koparılıyorsa…
Bu, sıradan bir olay değildir.
Bu, birkaç cümleyle geçiştirilecek bir mesele hiç değildir.
Bu tablo; özellikle sağlık ve eğitim alanında, kamuda şiddetin artık tahammül sınırlarını aştığını açıkça ortaya koymaktadır.
Bugün;
duyarlı her kesimin, samimi her sivil toplum yapısının ve emeğin yanında duran her anlayışın ortak ve en acil talebi şudur:
Kamuda, başta sağlık ve eğitim kurumları olmak üzere, şiddet derhâl önlenmeli ve çalışanların can güvenliği mutlak surette sağlanmalıdır.
Bizler yıllardır aynı gerçeği dile getiriyoruz:
Can güvenliği yoksa;
çalışma barışından söz edilemez.
Verimlilikten söz edilemez.
Hiçbir haktan söz edilemez.
Bu nedenle bugün bizim için ertelenemez, ötelenemez, görmezden gelinemez tek bir öncelik vardır:
Can güvenliğimizin sağlanması.
Devletimizin bu konuda atacağı her somut ve kararlı adımda sorumluluk almaya, katkı sunmaya ve üzerimize düşeni yapmaya hazırız.
Çünkü bu mesele yalnızca çalışanların değil, toplumun ve insanlığın meselesidir.
Artık herkes şunu açıkça görmelidir:
Kamuda şiddet sona ermeden huzur olmaz.
Can güvenliği sağlanmadan adalet olmaz.
İnsan korunmadan hizmet sürdürülemez.
İnsanın korunmadığı bir düzende ne hukuk ayakta kalır ne de vicdan.
Sayın Bakan ( @drmemisoglu ), yıllardır bir gece nöbet tutmayan hemşireler var. Yıllardır masa başında çalışanlar var.
Bayram gelince, tatil gelince 24 saat gün aşırı nöbet tutan hemşireler var. Hukuk size iş barışı diyor. 657/36 emsal ve eşitlikten söz ediyor.
2018 yılında Sağlık Bakanlığı, personelini planlarken nöbet tutamaz mazereti olanlar 08 - 17 yazılsın dedi. Yöneticiler buna uymuyor. Figen,songül,derya,yeşim, hetun hemşire hanımlar, Yıllardır hangi gerekçe ile nöbetten muaf. Bir hemşire 24 saat gün aşırı bayramda çalışıyor diğer 12 yıldır 1 gece nöbet tutmamışsa tüm baskı nöbet tutana ise. 1 gece nöbet tutmadan emekli olan varsa .
Yöneticinin takdiri hukuktan üstün değil! Hukuk iş barışı diyorsa buna uymak zorundalar.