Sahabe, vahyin inişine bizzat şahit olmuş, Resulullah’tan (sav) doğrudan eğitim almış ve Kur’an’ın kendisiyle indiği dili en iyi bilen kimselerdi. Bu vb. sebeplerden ötürü Kur’an’ı anlamada sahabenin anlayışını esas almamız gerekir.
Bu dersimizde sahabenin Kur'ân-ı Kerim tefsirindeki dayanaklarını işlemeye devam ettik ve sahabe tefsirinin Kur'ân'ın anlaşılmasındaki önemli rolünü ele aldık.
Tefsir Kaideleri 23. Dersimiz Yayında
https://t.co/vXmRsA9o7t
Velhasıl kelam; hangi gaye ile olursa olsun, sonu İslam’ın esaslarına dayanmayan her şey kişiye ve topluma zarar olarak geri dönüyor.
Demokrasi safsatasını benimseyen kişilerden de insanlık adına bir hayır ortaya çıkmıyor.
Ve sistem, sadece kendi sınırlarını gözetene “eşit” muamelede bulunuyor.
Her köşe başında zihinleri bulandıran fikirlerin savrulduğu bu modern şüphe çağında, kişi kalbini ve inancını nasıl muhafaza edebilir?
Kelime-i Tevhid'in şartlarından biri olan "Bu Kelimeyi Şek ve Şüpheye Kapılmadan Yakin Üzere Söylemek" konusunu işlediğimiz 10. dersimiz YouTube kanalımızda yayında!
https://t.co/AZhDU4Ifw0
“ Buradan kesin olarak anlaşılmalıdır ki; İslam adına bu sistemi destekleyenler İslam'a değil, sisteme hizmet ediyorlar. Ne yaparsanız ve hangi niyetle yaparsanız yapın, günün sonunda İslam değil; sistem ve sistemin batıl değerleri güçleniyor.”
Fethullah Gülen:
Demokrasi Allah'ın bir nimetidir!
Laik-demokratik bir düzende İslam adına atıldığı iddia edilen adımlar, günün sonunda sadece o sistemin çarklarını döndürür.
İslami kavramlarla sokağa dökülenlerin fedakarlıkları bile trajik bir şekilde "Demokrasi Bayramı" olarak sisteme can suyu yapıldı. Oysa, bugün "demokrasi" diye kutlanan değerler, dün bizzat Gülen tarafından kutsanıyordu.
Erdoğan'ı destekleyen seçmeni ikiye ayırabiliriz:
Bir tarafta Erdoğan'ı demokrat gören, laik ve demokratik düzene gönül vermiş azınlık; diğer tarafta ise şeriat için oy veren çoğunluk bulunmaktadır. 15 Temmuz gecesi Erdoğan'ın çağrısıyla sokağa çıkanlar, demokrasi isteyen azınlık değil, şeriat hayaliyle sandığa giden o çoğunluktu. Darbeyi engelleyen halkın dilinde demokrasi, laiklik veya Mustafa Kemal yoktu; tekbir, tehlil ve şehadet vardı. Yani insanları sokağa döken İslam ve İslami kavramlardı. Fakat trajik bir şekilde, o gece canlarını siper eden bu insanların eylemi, şeriat isteyenlerin hanesine değil, demokrasi isteyen azınlığın hanesine yazıldı ve 15 Temmuz "Demokrasi Bayramı" ilan edildi.
Buradan kesin olarak anlaşılmalıdır ki; İslam adına bu sistemi destekleyenler İslam'a değil, sisteme hizmet ediyorlar. Ne yaparsanız ve hangi niyetle yaparsanız yapın, günün sonunda İslam değil; sistem ve sistemin batıl değerleri güçleniyor.
Bir diğer dikkat çekici husus ise şudur: Darbeyi, Türkiye'de demokrasi ve dinler arası diyalog söylemini en çok savunan, demokratik değerlerle barışmayı önemseyen bir yapı gerçekleştirmesine rağmen, sanki demokrasi darbe üretmiyormuş veya darbelerin karşıtıymış gibi, 15 Temmuz'da yaşananlar demokrasinin hanesine yazıldı.
Diğer mesele ise şudur: 15 Temmuz sonrasında Fethullah Gülen grubuna dair rapor yayımlayan Diyanet, bu yapının ilhamcı, keşifçi ve ebcedci bir yapı olduğunu, liderlerinin Allah ve peygamberle direkt temasta olduğu için asla yanlış yapmayacağına inanıldığını delilleriyle ortaya koydu. Fakat ne ilginçtir ki; aynı söylemlere sahip olan, aynı düşünceyle hareket eden, liderlerinin Allah ve peygamberle ilişkili olduğuna ve asla hata yapmayacağına inanılan yüzlerce irili ufaklı grup olmasına rağmen, Fethullah Gülen grubu bu zihniyeti ve itikadıyla mahkûm edilirken diğer gruplar el üstünde tutuluyor. Sistem için mesele kimin neye inandığı değil, o inancın işine gelip gelmediği meselesidir.
Aynı şeyi komedyen meselesinde de yaşadık; sistem için "zararsız" olan komedyenler istedikleri şeyle dalga geçme özgürlüğüne sahipken, sistem için "zararlı" olanlar cezalandırılıyor. Oysa her iki zümrenin yaptığı da alçaklıktır ve İslam nezdinde şirk ve küfürle mahkûm edilmiştir.
"İnsan, elini duaya açmayıp lisan-ı hâliyle 'ben bana yeterim' dediğinde, kelepçelerini kendi elleriyle hazırlar."
Bu dersimizde, küfür yolunu seçenlerin karşılaşacağı zilleti ve dünya yorgunluğu üzerine kimlerin pınarlardan sular içeceklerini konu edindik. Kâfur karışımlı kadehten içmek isteyen bizlerin hedefinde olması gereken hasletleri ele aldık.
İnsan Suresi Tefsiri 4. Dersimizin YouTube Kanalımızda
Kemalist medyanın ne denli ahlaksız olduğunu anlamak için Haluk Levent dosyasını takip edebiliriz. Şayet bu iddia bir İslami kuruluş hakkında olsaydı; şu anda Cumhuriyet, Sözcü ve Halk TV program üstüne program yapar, sınırları sistem tarafından çizilmiş muhalif gazeteciler ellerinde belge sallar, yer yerinden oynardı. Söz konusu yolsuzluk iddiası onlardan biri için olunca ise havaya bakıp ıslık çalıyor, 'dostlar alışverişte görsün' kabilinden haber paylaşıyorlar.
Bizim açımızdan durum nettir: Kim olursa olsun, Haluk Levent gibi Kemalist bir kâfir de olsa, medya ve iddianamelerin diliyle insan suçlanmaz. Daha yeni ülke olarak Narin Güran dosyası krizini yaşamadık mı? Yusuf Ziya Gümüşel dosyasının dumanı üstünde...
Unutmayın; bu ülkede en güvenilmez iki belge medya ve iddianamelerdir. Her şey açığa çıkmadan, deliller paylaşılmadan, savunmalar dinlenmeden susmak en hayırlı olanıdır.
Önce bir cana kıyıldı; geride kalanların üzerine 'fail' damgası vuruldu. Anne en ağır ithamlarla itibarsızlaştırdı; sağcısıyla solcusuyla koca bir toplum, vicdanını susturup aileyi el birliğiyle linç etti.
Kimse babanın yüreğindeki yangını hissetmeye çalışmadı. Adamı kendi evlatlarının, kendi ailesinin onurunu korumak için tek başına bir orduyla savaşmaya mecbur bıraktı.
İlk Karadeniz Ezgimiz Yayında!
"Rabbim Birdur Şuphesuz"
Rabbim birdur şuphesuz
Kalma yolda çaresuz
O’ndan gayri kapi yok
Geçme ömri gayesuz
Tevhid O'ni birlemek
Tağutlari reddetmek
Şirkten ve izmlerden
Ondan teberri etmek
🔴 Özgür-Der Diyarbakır’ın Hesabına NATO Sansürü!
Özgür-Der Diyarbakır’ın resmi hesabından yapılan ve emperyalist güçlerin bölgedeki varlığına dikkat çekilen paylaşımlar, küresel güç odaklarının tahammülsüzlüğünü bir kez daha gözler önüne serdi.
"İşgalci ve eli kanlı ABD Başkanı Trump ve NATO Türkiye'ye hoş gelmedi! Savaş suçlularını topraklarımızda istemiyoruz!" ifadelerinin yer aldığı ve "Kahrolsun ABD, Kahrolsun NATO" paylaşımların ardından, hesap erişime kapatıldı.
Cuma günü tüm ihtiyaçlarınızı Allah'a (cc) arz edin. Zira bugün içinde icabet saati vardır. Kimin duası o saate denk gelirse duasına icabet edilir.
Allah Resûlü (sav) şöyle buyurmuştur:
“Cuma Gününde kısa bir zaman dilimi vardır ki, Müslim bir kul o âna rast gelecek şekilde namaz kılmaya ve dua etmeye muvaffak olur da Allah’tan bir şey dilerse, Yüce Allah ona dilediği şeyi verir.”
YÖK'ten Yeditepe Üniversitesi'ne Soruşturma
Yükseköğretim Kurulu (YÖK), Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezuniyet töreninde yaşanan olaylara ilişkin soruşturma başlattığını duyurdu.
Tercüme edilen kitabın ilmi açıdan pek de isabetli olmadığını ele alan ve aynı zamanda er-Redd alel-Cehmiyye kitabının İmam Ahmed'e nispetini savunan bir çalışma için bu dersi dinleyebilirsiniz:
https://t.co/P2uWmskzzS
Tercüme edilen kitapla ilgili söylenebilecek en açık şey şu: Yazarlar, kitabın İmam Ahmed'e nispetini tartışmaya açsalar da; eser içinde yer alan inanç, bu inancın delilleri ve akli gerekçelerinin, başta İmam Ahmed'in oğlu olmak üzere öğrencileri ve bütün bir Ehl-i Hadis tarafından savunulmasına rağmen, kitabın yazarları bu konuya hiç değinmemişlerdir.
İletişim başkanlığı büyük bir hukuksuzluğun kapısını araladı.
Hukuksuz engellemeler, bir kurumun "iletişim" yöntemi olamaz, olmamalı!
NATO meselesinde ortaya konan tahammülsüzlüğün ise hiçbir iler tutar yanı yok, tam bir rezalet!
Fikirlere kurşun işlemediğini, keyfî sansür ile bir kez daha göreceksiniz.
Vazgeçin!
@iletisim
Her ne kadar bu ayet öncelikle Allah Resûlü ﷺ'e hitap etmiş ve Efendimiz ﷺ de onun ağırlığını ifade ederek, "Beni Hûd Sûresi ihtiyarlattı." buyurmuş olsa da, ayetin sorumluluğu sadece O'na mahsus değildir. Bu ilahî hitap; yöneticiden eğitimciye, aile reisinden devlet idarecisine, öğrenciden her bir mümine kadar vahye karşı sorumluluk taşıyan herkesi kuşatır.
Bugün bu hakikat hayatlarda yaşanmadığı için, vahyin uyarılarını sansür etmeye çalışan, hakikatten rahatsız olan ve vahye yabancı anlayışlar ortaya çıkmaktadır. Sorun ayette değil; ayetin yüklediği istikameti taşımak istemeyen zihinlerdedir.
"Emrolunduğun gibi dosdoğru ol!" (Hûd, 11:112) sadece okunacak bir ayet değil, hayatı inşa edecek bir ilahî emirdir.
#Hud112
Hesap kapatma uygulamasının yalnızca tevhid ehline yönelik olduğunu sanıp suskun kalanlar, meselenin hakikatini yavaş yavaş kavramaya başladılar.
Zira birkaç gündür; Siyonist hesapları ifşa eden, Siyonizm'in mallarını boykot etmeye davet eden, Siyonizm ile ticaret yapan firmaları protesto eden ve Siyonizm'e karşı mücadele eden liderleri roman ve hikâyeleriyle kitaplaştıran yazarların hesapları da birer birer kapatılmaya, erişim engelleriyle karşı karşıya kalmaya başladı.
Anlıyoruz ki mesele, NATO'cu kâfirlerin ve Siyonizm'in, Gazze sürecinde mücadele edenlere karşı aldığı bir karar ve bu kararın uygulamaya konulmasıdır.