📣Gazeteci Timur Soykan:
⭕Biliyorsunuz Deniz Göktaş’ı gerici İhsan Şenocak hedef göstermişti.
⭕Savcılık dedi ki ‘ne tehditi canım?’
⭕Yani yobaz diyor ki ‘ben salonda olsaydım sahneye çıkacaktım, Deniz Göktaş’ı öldürecektim.’
⭕Yani bu kadar net ifade ediyor İhsan Şenocak değil mi?
⭕Canı pahasına, canı pahasına bunu yapacakmış. Yani bu kadar ifade ediyor.
⭕Yetmiyor. Bir seri paylaşımda daha bulunuyor. Orada ne diyor? Küfür domuzu diyor, domuz diyor, deyyus diyor. Aklınıza gelebilecek her türlü hakareti söylüyor.
⭕Şimdi bu kişi, halkı kin vs düşmanlığa sürüklemiyor öyle mi?
⭕Bu kişi bu tehditlerle, bu küfürlerle, bu hakaretlerle herhangi bir suç işlemiyormuş savcılığa göre.
⭕Bakın ne demiş savcı: ‘Bahse konu paylaşımların eleştiri ve kaba söz mahiyetinde olduğu…’
⭕Bir de işin kötü yanı sanki Deniz Göktaş insanların dini inançlarına hakaret etmiş gibi, Kur’an-ı Kerim’e hakaret etmiş gibi bir yalanı da söylüyor.
⭕Yani halkı yanıltıcı bilgiyi de yayıyor bu şahıs ama yok problem yok.
‼️99 Depreminde Nasuh Mahruki ve arkadaşları günler geceler boyunca her yerde Türk Milletinin yanındaydı. O'nun devletine ve Türk Milletine bir tek yanlışı olmadı, ama bugün isnat edilip ceza alsa dahi yatarı olmayan suçtan 6⃣ gündür tutuklu.
#NasuhMahrukiYalnızDeğildir#Adalet
AKP, Akkuyu Nükleer Güç Santrali
İşi’nde; Cumhuriyet tarihinin en büyük peşkeşine imza attı.
AKP’nin bugüne kadar Akkuyu’da;
Rusya’ya verdiği teşviklerin, yaptığı vergi indirimlerinin dolar tutarı karşılığı;
9 Milyar 819 Milyon Dolar!
AKP, şimdi de Rusya’ya 2045 yılına kadar yeni imtiyazlar vermenin peşinde.
Mecliste görüşülen kanun teklifine göre⬇️
🔴Akkuyu’da damga vergisi kalkıyor
🔴İnşaat, malzeme, teçhizata KDV istisnası geliyor
🔴Rusya az sermaye koysun çok borçlanma yapsın diye, %25’lik bir avantaj mekanizması kuruluyor.
Peki bu teşviklerin Türkiye’ye faturası ne olacak?
Bizim hesaplamalarımıza göre:
Yaklaşık 5 Milyar Dolar!
Sonuç⬇️
Rusya 5 Milyar Dolar az para, az vergi ödesin diye;
AKP, vatandaşımızın sırtına ekstra 5 Milyar Dolar daha vergi yükü bindiriyor!
Akkuyu Nükleer Güç Santralinin ömrü;
işletme süresi, uzatma süresi, sökümü dahil toplam 100 yıl!
Bu sözleşme Türkiye’yi 2125 yılına kadar, Rusya’ya göbeğinden bağımlı hale getiren
berbat bir sözleşme.
Kozmik bir belge olan Akkuyu Nükleer A.Ş.’nin Yeminli mali müşavir raporuna ulaştık.
Bu rapora göre;
Rusya’nın, Akkuyu Nükleer Güç Santralinin işletme ömrü boyunca
elde etmeyi planladığı toplam gelir:
478 Milyar Dolar!
Yani vatandaşın her yıl cebinden çıkacak,
Rusya’nın kasasına girecek yıllık tutar:
7 Milyar Dolar!
Bunun adı, kendi vatandaşına değil, Rusya’ya çıkarlarına hizmet etmektir!
‼️Kıyılar Halkındır...
İşte Yargıtaydan Güzel bir Haber.
📌Plajları parselleyip vatandaşları içeri sokmayanlara, plajlardaki vatandaşları yerinden kaldıranlara, vatandaşın plaja geçiş ve girişine izin vermeyenlere 5 yıla kadar hapis cezası.
📌Sahilleri parselleyen Hırtlar "Hürriyeti Engelleme" suçu ile yargılanacaklar, ayrıca bu hırtlara dava açılması için vatandaşın şikayet etmesi gerekmiyor, cumhuriyet savcılıkları resen soruşturma başlatmak zorundalar.
Bir olalım, birlik olalım, sahillerimizi, kıyılarımızı şezlong mafyalarından, hırtlardan temizleyelim.
Devlet kanunu uygulamak zorunda arkadaşlar.
#KıyılarHalkındır #plajlarhalkındır #yeniparti #hırtsorununuçözün #şezlongmafyası #hırttehciri
Latmos Beşparmak Dağları'ndan güzel haber geldi. Latmos Beşparmak Dağları'na yapılmak istenen kül depolama tesisi projesinde şirket geri adım attı ve ÇED süreci sonlandırıldı. Bu videoyu iki hafta önce çekmiştim ama bu şekilde bir haber beklediğim için bekletiyordum. ÇED raporu o kadar çürüktü ki proje alanı için Bursa Yenişehir'i anlatan yazıyı kopya yapıştır yapmışlar. Köylüler, yerelde yaşayanlar topraklarına, kimliğine, suyuna sahip çıkıp başardılar. Videoyu yayınlama sebebim şirket Söke'nin her yanına bu zehri döküyor, ovaya, sulak alana, zeytinlerin yanına her yere. Kağıt fabrikası bölgeyi zehirlerken suyu da yok ediyor. Bölge halkı daha güçlü şekilde kağıt fabrikasının kapatılmasını talep etmeli. Zehir solutuyorlar.
Sessiz afet kentsel ısı adaları: Kentlere beton yığdıkça halk sağlığını kaybediyor.
Asfalt ve betonla kapladığımız kentler, "Isı Adası" etkisi yüzünden geceleri bile soğuyamayan dev fırınlara dönüşmüş durumda. Beton ve asfaltın ısıyı hapsedip kentin doğal hava dolaşımını kesmesi, yeşil alanlar azaldıkça kentleri kendi sıcağında kavuruyor.
Bu durum hem bir iklim sorunu, hem de kalp, tansiyon ve solunum yolu rahatsızlıklarını tetikleyen, özellikle açık alanda çalışan işçilerimizi ve yaşlılarımızı doğrudan tehdit eden ciddi bir halk sağlığı krizi.
Kuzey Ormanları, Marmara Bölgesi’nin ve mega kentlerin sadece oksijen kaynağı değil, en büyük doğal kliması rolünü üstlenir. Kentin kuzeyinden esen rüzgarları serinleten, nem dengesini koruyan ve bu yıkıcı ısı birikimini engelleyen yegâne güç, bu orman ekosistemidir. Kentin asıl kliması olan ormanları ve ağaçları yok ettiğimiz sürece ne kadar klima takarsak takalım serinlememiz mümkün değildir.
Kuzey Ormanları’nı madenlerle, imar projeleriyle ve betonlaşmayla tahrip etmek, kent içindeki ısı krizini kendi ellerimizle büyütmek demektir. Halk sağlığını korumak istiyorsak, orman varlıklarımızı ve kent içi yeşil koridorları kayıtsız şartsız korumak zorundayız. Kuzey Ormanları’ndaki tüm tahribat acilen durdurulmalıdır!
https://t.co/egPWhRSSWi
Timur Soykan: Deniz Göktaş’ı politik mizah yaptığı için tutuklayan yargı, Deniz Göktaş’ı ölümle tehdit eden gerici İhsan Şenocak hakkında jet hızıyla dava açılmasına gerek yok kararı verdi.
Savcılık hakaretler için ‘eleştiri, kaba söz’ yorumu yaparken ölüm tehdidi için ‘korkutucu değil’ dedi.
Kazdağları’nın altı da üstü de talan
Kazdağları bir yandan maden, enerji ve ekoturizm projeleriyle talan edilirken, diğer yandan kamuya ait kamp ve orman parkları özel işletmelere devrediliyor. Halk “Kazdağları’nın altı da üstü de sermayeye teslim ediliyor” dedi
https://t.co/Ilb8osmJuW
25 yaşındaki Murat Can Pekeroğlu, sadece ekmeğinin peşindeydi. Üniversite mezunuydu. Kendi alanında iş bulamayınca @Trendyol Go’da motokurye olarak çalışmaya başladı.
23 Kasım akşamı, kendi şeridinde ilerlerken bir aracın çarpmasıyla 12,5 metre sürüklendi ve yaşamını yitirdi. Bilirkişi raporunda sürücünün %100 kusurlu olduğu tespit edildi. Tanık ifadeleri; hız yaptığını, sinyal vermediğini ve çarptıktan sonra durmadığını ortaya koydu.
Daha da acısı, direksiyon başındaki kişi bir acil servis doktoruydu. Hayat kurtarması gereken biri, yerde yaşam mücadelesi veren Murat Can’a müdahale etmedi.
Sadece 12 saat gözaltında kaldı. Serbest bırakıldı. Ve bugün hala hayatına da görevine de hiçbir şey olmamış gibi devam ediyor.
Bir tarafta 25 yaşında toprağa verilen bir genç, diğer tarafta %100 kusurlu olduğu belirlenen failin özgürlüğü…
Lütfen bu paylaşımı yayarak Murat Can’ın sesinin daha fazla insana ulaşmasına destek olur musunuz?
#MuratCanPekeroğluİçinAdalet
#muratcanasesol
Akkuyu Nükleer Santrali ne kadar yerli, ne kadar milli?
Akkuyu Nükleer A.Ş.’nin yönetim kurulundaki⬇️
🔵Rus üye sayısı: 4
🔵Fransız üye sayısı: 1
🔴Peki Türk üye sayısı kaç? SIFIR ❗️
Türkiye’nin Akkuyu’daki ortaklık payı ne kadar: yüzde SIFIR ❗️
Yani Akkuyu Nükleer Santrali’nin %100’ü Rusya’ya ait!
Peki bu santral nerede? Moskova’da mı
Hayır!
Türkiye’de, Mersin’de!
Bu ticaretin adı⬇️
Türkiye’nin içindeki bir nükleer santralden 100 yıl boyunca İthalat yapmaktır!
⚠️ “Sahte diploma cenneti!”
Nefes yazarı Nuray Babacan, artan sahte diploma skandallarını köşesine taşıdı:
• Siyasi rakiplere tuzak kurmak için YÖK onaylı yatay geçiş hakkı üzerinden ‘sahte diploma’ algısı yaratılırken, 2016’dan beri devletin gözünün içine baka baka değişik versiyonlarda sahte diploma düzenlendiği ortaya çıkmıştı. Hem de kaç versiyon?
• Yurt dışına gitmeden yurt içinden sahte lise diploması, yurt dışına gitmeden dershaneden sahte üniversite diploması ve tabi devletin gizli şifrelerini çalarak yurtiçi diploma sahtekarlığı…
• Konunun yeniden radarımıza takılması, geçen hafta TBMM’de yapılan YÖK yasa değişikliği görüşmeleri nedeniyle oldu.
• Bir kişinin diplomasıyla uğraşırken, yüzlerce kişinin sahte diploma aldığı anlatıldı.
• Bir yandan Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın üst düzey kamu kurumları yöneticilerinin e-imzaları kopyalanarak sahte diploma düzenleyenler hakkında geçen yıl başlattığı soruşturma sürerken diğer sahtekarlıklar birer birer gündeme düştü.
• Üç ayrı yöntemle yapılan ve yıllarca süren sahte diploma olayında, kaç kamu görevlisinin, ilgili kurumun veya bakanlık yetkilisinin sorumlu tutulduğunu hiç konuşmadık.
• İktidar, gelişmiş bir ülkede bakanları, üst düzey kamu yöneticilerini yerinden edecek böylesine büyük sahtekarlığı sanki başka bir ülkenin hikayesi gibi izledi.
• Şöyle olaylarla karşılaştık; Bir dershane, İngiltere’de ünlü bir üniversiteyle anlaşmış. Dershane üniversite adına kayıt yapıyor. Yurt dışına gitmeden üniversite adına hazırlık sınıfı düzenliyor.
• Yetmiyor; birinci sınıfı dershanede okutturuyorlar. İkinci sınıfın ortasına kadar devam ediyor. Sonra diyorlar ki: “İngiltere’ye gelirse böyle bir diploma veririm, Türkiye’de bitirirsen böyle bir diploma veririm.”
• Adı sanı iyi bilinen üniversiteler bunlar. Dershaneyle temas ediyorlar, dershane üzerinden öğrenci toplayıp eğitim yaptırıyor. Sonra da onlara İngiltere’de geçerli olmayan, diğer ülkelerde kullanabilecekleri diploma veriyor.
• Daha çarpıcı bir örnek; 3 sene önce Barbaros Bulvarı’ndan aşağı inerken belediye otobüsünün reklam kuşağında benzerini reklam olarak gördüm.
• Yani bu dershane diyor ki: “Falanca üniversitede okumak istiyorsanız gelin bize müracaat edin…”
• Bunun bir de lise ayağı var. 2016-2020 yılları arası hiç çıkmadıkları yurt dışından sahte “uzaktan lise diploması” alarak Milli Eğitim Bakanlığı ve Yükseköğretim Kurumu’nu dolandıran 419 kişi saptanmıştı.
• Yurt dışına gitmeden, yurt dışı lise diploması alan ve Türkiye’deki üniversitelere denklik belgesiyle yerleştirilenler ortaya çıkmıştı.
• Yani, kamu görevlilerin şifresini çalarak sahte diploma düzenleyen, yurt dışına gitmeden liseyi yurt dışında okumuş belgesi alan, yurt dışına gitmeden dershaneler üzerinden yurt dışından üniversite diploması alan gibi vahim olaylar konuşuluyor.
• Yüzlerce sahte diploma, onlarca sorumlu ortada.
Biz, siyasi rakiplerimizin YÖK onaylı diplomasını konuşuyoruz...”
Tarım Bakanlığı= Olası büyük bir depremde, gıda ve tarıma yönelik hiç bir çalışması olmayan bakanlık. Diyelim ki var, kimsenin haberi yok=boşa yapılmış , anlamsız.
Yurttaşlar, Eskişehir ormanlarımızı tahrip edecek Altın Gümüş Maden Ocağı projesi için düzenlenmek istenen ÇED “katılım” toplantısını protesto etti ve yapılmasına izin vermedi.
Ülkemizde kadın sünneti yaptığını ilan eden bir hekimin varlığı kabul edilemez.
Sağlık Bakanlığı derhal konuya el atmalıdır.
Kadın sünneti, Dünya Sağlık Örgütü tarafından, çocuk istismarı ve kadına yönelik şiddet olarak kabul edilir, Türkiye'de yasalara göre suçtur.
@saglikbakanligi
Ticaret Bakanlığı, Tarım Bakanlığı’na adeta kayyum atanmış. Geçen sene soğanlar tarlada kaldı, uyardım yapmayın seneye bunun acısı çıkar dedim ve nurtopu gibi bir soğan krizini kucağımızda bulduk. İyi seyirler
#DiloavasıİçinAdalet
7 kişinin yanarak hayatını kaybettiği Dilovası Ravive Kozmetik'in sahipleri Altay Ali Oransal ve İsmail Oransal'ın telefon ve bilgisayar şifrelerini özel hayat gerekçesiyle vermemeleri aileri İSYAN ettirdi:
"Diri diri yaktınız! Doğum günü öyle mi! Kömür olarak aldık biz evlatlarımızı!"
🔺️15 yaşında yanarak hayatını kaybeden Nisanur Taşdemir'in babası Vedat Taşdemir:
"Benim evladımı kömür olarak verdiler, ben evladımı kömür olarak gömdüm... Her gece ağlıyorum. Kanser hastasıyım, kemoterapi görüyorum. Geçen duruşmada tahliye olanı alkışlarla karşıladılar; ben buraya tekerlekli sandalyede geldim.
Benim evladım nasıl yandıysa onlar da öyle yansınlar...
Sen evladımı yakıp kül ettin! 'Şifremi vermiyorum' diyorsun! Ben yarım kaldım, adalet bu mu? En ağır cezayı almalarını istiyorum."
🔺️Nisa Taşdemir'in annesi Altun Taşdemir:
"Çocuklarımız ateşin içinde yandı; diri diri yandılar... Onlar yaşamak için çığlıklar attı, yardım istedi; kimse müdahale etmedi. Kömür oldu çocuğum.
'Orası paketleme yeri' dediler; SSK yok, yemek yok... Gece 12'ye kadar çalıştırdılar 8 bin lira için, onu da vermediler.
Çocuğuma 1 gün SSK yaptılar, o da öldüğü gün! Yaşamak istedi benim evladım."
🔺️17 yaşında yanarak hayatını kaybeden Tuğba Taşdemir'in annesi Saliha Taşdemir:
"Her gün acı çekiyorum. Kefensiz mezara koydum evladımı... Adalet istiyorum. Bayramda herkes evladına sarıldı, ben mezar taşına sarıldım."
🔺️Şengül Yılmaz'ın kardeşi Emine Bulut:
"Burada tiyatro oynamasınlar. 'Bizim alakamız yok' diyorlar! Yalan söylemesinler. Aç susuz çalıştılar, SSK yapmadılar. Her gün yanıyoruz biz, onlar da yansınlar. Adalet istiyoruz."
🔺️Emine Gikan'ın eşi Aytekin Gikan:
"Üç çocuğum; 9, 12 ve 14 yaşlarında annesiz kaldı.
Ali Osman Akat geçen gün 'Torunumun doğum günü vardı' dedi. Benim oğlumun da doğum günü vardı, yanında annesi yoktu!
Ben buraya gelirken 3 evladımı evde bıraktım, geldim. Üzerlerine kapıyı kilitledim de geldim. Çocuklarıma bir ekmek veren yok, anlayabiliyor musunuz?
Utanın, utanın! Diri diri yaktınız. Sizde vicdan yok mu?
Bunları nasıl savunuyorsunuz?
Dün benim eşimin doğum günüydü. Ali Osman Akat, duyuyor musun? Çocuklarımı alıp mezarlığa gittim.
Çocuklarıma annelerinin yanarak öldüğünü söyleyemedim ben. 'Dumandan zehirlendi' dedim. 'Kömür oldu anneniz, yıkamadan gömdük' diyemedim."
🔺️Şengül Yılmaz'ın kızı Eminenur Aldeniz:
"7 tane insan yakmışlar, özel hayattan bahsediyorlar.
Sizin özel hayatınız önemli mi sanıyorsunuz? Kimsenin umurunda değil.
Yazılı kayıtları bile inkâr eden sanıklara soruyorum: Utanmıyor musunuz?
Ben çocuğumu erken doğurdum, şu an çocuğuma hasretim. Aleyna Oransal suçlu ama çocuğunun yanında. Benim kız kardeşim 13 yaşında, annem yanında yok... Benim çocuğum yanımda değil, 25 gün yoğun bakımda yattı. Ben çocuğuma hasretim. Ben niye yarım kaldım? Fabrikadan geçinen herkesin ceza almasını istiyorum."
🔺️Ayten Aras:
"Bağıra bağıra öldüler... Aç susuz öldüler... En ağır cezayı alsınlar."
🔺️Tuncay Yıldız'ın eşi İlknur Yıldız:
"Acımız azalmadı, her gün büyüyor... Eşimin ciğerinin içi yanmış; burada sırıtarak gülüyorlar, insan utanır ya! Bizim gözyaşlarımız ancak adalet gelirse diner."
🔺️15 yaşında yanarak hayatını kaybeden Cansu Esatoğlu'nun babası İbrahim Esatoğlu:
"Çocuğumu bir çöp torbasında aldım. Bir tek dişi kalmıştı evladımın. Utanmadan tatilden bahsediyorlar... Cami hocası, 'Nasıl yaktınız bu çocukları?' diyerek duasını okudu.
Biz ölmüşüz...
Siz bu insanları canlı canlı yaktınız! Kamu görevlileri, belediye yetkilileri, SGK nerede? Adalet istiyorum. Siz çocuğunuzu çöp torbasında aldınız mı? Çocuklarımızı diri diri yaktınız... Aç gitti çocuklarımız."
🔺️Hanım Gülek'in kızı Tuğba Gülek:
"Annemi son kez görme umudumuzu aldınız! 'En son nasıl gördüyseniz öyle hatırlayın' dediler. Diri diri yandı benim annem..."
Bu nasıl iş?
Sami Kervancıoğlu ve Mustafa Pekel, Ezgi Apartmanında 35 kişinin ölümüne neden olmakla suçlanıyor. Bu yüzden 876'şar yıla kadar ceza isteniyor ve tutuklular.
Ancak Sağlık Bakanlığı, AKP’li belediyeler ve polisevleri bu iki sanığın şirketinden dondurma alıyor.
Hatta Çorum Belediyesi onların şirketinden aldığı dondurmayı 23 Nisan'da çocuklara dağıtmış👇
Bu videoda eşi tarafından şiddete uğradığını gördüğünüz kişinin ismi “Derin Deniz”. Kendisi 2,5 yıldır eşi tarafından düzenli olarak dövülüyor. Hamileliği boyunca dahi bu şiddet devam ediyor. Küçücük kız çocuğu, babası annesini döverken kanlı ellerine ve yüzlerine şahit oluyor…Ankara'da yaşayan Derin'in tek isteği sesini duyurabilmek..El birliğiyle, Derin hayattayken hep birlikte sesi olalım, kardeşimizi yalnız bırakmayalım.