Ankara İl Başkanlığımızda, İl Başkanımız Sn. Fahri Yıldırım’ın öncülüğünde ilçe başkanlarımız ve il yöneticilerimizle örgüt toplantımızı gerçekleştirdik.
Tüm ilçe örgütlerimizle sahada, halkımızla omuz omuza olacağız.
CHP Polatlı İlçe Başkanlığı
Partimizin önceki dönem Genel Başkan Yardımcılarından,önceki dönem Eskişehir Milletvekilimiz Cevdet Selvi’yi kaybetmenin üzüntüsünü yaşıyoruz.
Kendisine Allah’tan rahmet, ailesine ve örgütümüze başsağlığı diliyoruz.
Geçmişte iki kez kanser tedavisi görmüş, bugün zorlu cezaevi koşullarında mücadelesini sürdüren hemşehrim, Beylikdüzü Belediye Başkanımız Mehmet Murat Çalık’ın yanındayım.
Halkın oylarıyla seçilmiş bir belediye başkanının sağlık ve yaşam hakkının her koşulda gözetilmesi, hukuk devletinin gereğidir.
Ata ocağımız Cumhuriyet Halk Partisi çatısı altında mücadelesini sürdürme iradesini ortaya koyan Murat Başkanımızla dayanışmamız da, yol arkadaşlığımız da sürecektir.
Mehmet Murat Çalık yalnız değildir.
Bugün yaşananlar, birkaç puanın yeniden hesaplanmasından ibaret değildir. Asıl mesele; liyakat, denetim ve hesap verebilirlik mekanizmalarının aşındığı bir eğitim sisteminin, artık kendi teknik süreçlerini dahi sağlıklı biçimde yürütememesidir.
Gençlerin aylarını, gecelerini ve umutlarını emanet ettiği bir sınav sisteminde yapılan hata, “teknik bir sorun” denilerek geçiştirilemez. Çünkü her hata, gençlerin geleceğini etkiliyorsa aynı zamanda ciddi bir kamu sorumluluğudur.
Elemeyi, mülakatı ve hak gaspını sistemin olağan parçası hâline getirenler; gençlerin kaderini belirleyen bir katsayıyı dahi doğru hesaplayamıyorsa burada yalnızca bir hesaplama hatasından söz edemeyiz. Ortada, doğrudan doğruya kurumsal bir güven krizi vardır.
CHP Gençlik Kolları olarak açıkça ilan ediyoruz:
Mağdur edilen tek bir öğretmen adayımızı dahi yalnız bırakmayacağız. Hak kaybına uğrayan gençlerimizin yanında hem hukuken hem de sahada mücadelemizi sürdürecek, bu sorumluluğun hesabının verilmesi için gereken her adımı atacağız.
ÖSYM Başkanı, binlerce gençten derhal ve açıkça özür dilemelidir.
Çünkü mesele birkaç puan değildir.
Mesele, gençlerin emeğine, geleceğine ve alın terine duyulan saygıdır.
Sevgili Beylikdüzülü Komşularım, Değerli Yol Arkadaşlarım,
Devam eden yargılama sürecinde bugüne kadar tüm dikkatimi, şahsıma yöneltilen isnatlara cevap vermeye ve hakkımda beyanda bulunan kişilere sorularımı mahkeme huzurunda yöneltmeye verdim. Ancak son günlerde siyasi duruşum hakkında yapılan değerlendirmeler nedeniyle, bazı hususları kamuoyuyla açık ve samimi bir şekilde paylaşma ihtiyacı duydum.
Ben hayatım boyunca makamların, unvanların ya da içinde bulunulan şartların değil; inandığım değerlerin ve ilkelerin yol göstericisi olduğuna inandım. Bugün de aynı yerde duruyorum.
524 gündür özgürlüğümden mahrum olduğum bu zorlu süreçte, yalnızca hukuki ve siyasi açıdan değil, sağlık açısından da ağır sınavlardan geçtim. Ancak bütün bu yaşadıklarıma rağmen umudumu, mücadele azmimi ve adalete olan inancımı hiçbir zaman kaybetmedim. Çünkü insanın en zor zamanlarda sahip çıktığı değerler, aslında onun gerçek karakterini ortaya koyar. Dolayısıyla ben yine aynı Mehmet olacağım. Aynı değerleri, aynı insani ve ahlaki erdemleri savunmaya devam edeceğim. Yıllardır yürüdüğüm yolda, inandığım değerlerle yürümeye devam ediyorum. Benim için mesele kişiler değil, ilkelerdir; günlük siyasi hesaplar değil, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün bizlere emanet ettiği Cumhuriyet değerleridir.
Cumhuriyet Halk Partisi benim için yalnızca bir siyasi parti değildir. Cumhuriyet Halk Partisi ile bağım, ailemden gelen köklü bir siyasi aidiyete dayanmaktadır. Bu bağ, kişisel beklentilerin çok ötesindedir. Cumhuriyet Halk Partisi; Cumhuriyetimizin kurucu değerlerinin, demokrasinin, özgürlüğün, eşitliğin, adaletin ve halkın iradesinin taşıyıcısıdır.
Atatürk’ün iki büyük eserinden biri olarak gördüğü Cumhuriyet Halk Partisi’nde mücadele etmenin ve bu büyük kurumun bir parçası olmanın benim için ayrı bir anlamı vardır.
Bu nedenle açıkça ifade etmek isterim ki;
Yoluma, bugün bulunduğum yerde, Cumhuriyet Halk Partisi’nde devam edeceğim.
Cumhuriyet Halk Partisi, tarihi boyunca çok sesli, çoğulcu ve demokratik bir kongreler partisi oldu. İçerisinde farklı düşünceler farklı değerlendirmeler ve farklı görüşleri barındırdı. Herkesin kendi hür iradesiyle aldığı ve alacağı kararlara saygılıyım. Bunu demokrasinin doğal bir parçası olarak görüyorum. Çünkü benim için siyaset; bir makam sahibi olmak değil, inandığın değerlere sahip çıkabilmektir.
Sevgili komşularım, değerli yol arkadaşlarım,
Bugün hakkımdaki iddialar mahkeme huzurunda ve hukuk zemininde tartışılmaktadır. İddianamede şahsıma yöneltilen tüm hususlara eksiksiz cevap verdim; savunmamı yaptım. Dayandığım somut belgeleri tek tek ortaya koydum, gerekli gördüğüm noktalarda sorularımı doğrudan yönelttim. Hakkımdaki iddiaların hukuk içerisinde ve delilleriyle değerlendirilmesini bekliyor, adaletin ve gerçeğin sonunda yerini bulacağına inanıyorum. Bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da adaletin, özgürlüğün, demokrasinin ve Cumhuriyetimizin temel değerlerinin yanında durmaya devam edeceğim.
Bütün bu zorlukların içerisinde siyasi görüşü ne olursa olsun yanımda duran, sağlığım için kaygılanan, aileme destek olan ve duasını esirgemeyen herkese gönülden teşekkür ediyorum. Gösterdiğiniz dayanışmayı hayatım boyunca hiçbir zaman unutmayacağım.
Hepinizi saygı, sevgi ve umutla selamlıyorum.
Allah’a emanet olun.
Saygılarımla.
Mehmet Murat Çalık
Malazgirt Zaferi’nin 955. yıl dönümünde; Anadolu’nun kapılarını açan Sultan Alparslan’ı ve Malazgirt’in tüm kahramanlarını rahmet, minnet ve saygıyla anıyoruz.
Tarihimiz, milletimizin ortak hafızasıdır.
İlk zafer de bizimdir, son zafer de.
Suriye’de kalıcı barış ve istikrar yolunda atılan adımları memnuniyetle karşılıyorum.
SDG’nin silahlı yapılarının Suriye devletine entegrasyonu yönündeki gelişmeler, yalnızca Suriye’nin geleceği açısından değil, bölgemizin huzuru ve güvenliği açısından da büyük önem taşımaktadır.
Suriye Kürtlerinin kimliklerinin, temel hak ve özgürlüklerinin güvence altında olduğu; bütün etnik ve inanç gruplarının eşit yurttaşlık temelinde bir arada yaşayabildiği, demokratik ve toprak bütünlüğünü koruyan bir Suriye hem Türkiye’nin hem de bölge halklarının çıkarınadır.
Bu gelişmeler Türkiye açısından da önemli bir fırsat sunmaktadır.
Kürt meselesini silahın ve çatışmanın gölgesinden tamamen çıkararak demokratik siyasetin, hukukun ve Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin çatısı altında çözmek zorundayız.
Türkiye’de yürütülen sürecin silahların tamamen bırakılması, terörün sona ermesi, demokrasimizin güçlenmesi ve Türklerle Kürtler arasındaki tarihsel kardeşliğin daha da sağlamlaşmasıyla sonuçlanmasını yürekten diliyorum.
Türkiye’nin kendi iç barışını güçlendirmesi, yalnızca ülkemiz için değil, Orta Doğu’nun barış ve istikrarı açısından da çok önemli bir güvence olacaktır.
Yıllar önce bu anlayışla Ortadoğu Barış ve İş birliği Teşkilatı’nı, yani OBİT’i, önermiştim.
Türkiye, İran, Irak ve Suriye’nin öncülüğünde kurulacak, zaman içerisinde bölgenin diğer ülkelerini de kapsayacak bir barış ve iş birliği yapılanmasının Orta Doğu’nun geleceği açısından tarihî bir ihtiyaç olduğunu bugün de düşünüyorum.
Çünkü Orta Doğu’nun kaderini başka ülkelerin çıkar hesapları değil, bu coğrafyada yaşayan halkların ortak iradesi belirlemelidir.
Türkiye kendi içinde barışı, demokrasiyi ve kardeşliği güçlendirdiği ölçüde bölgesinde de barışın öncüsü olabilir.
Suriye’de kalıcı istikrarın sağlanması, Filistin’de kanın ve gözyaşının dinmesi, İran’a yönelik saldırıların sona ermesi ve bölgemizin yeni savaşların değil, diplomasinin, iş birliğinin ve ortak refahın coğrafyası hâline gelmesi mümkündür.
Bunun yolu daha fazla çatışmadan değil, daha fazla diyalogdan, diplomasiden ve bölgesel iş birliğinden geçmektedir.
Vakit kaybetmemeliyiz.
Türkiye, Orta Doğu’da savaşların tarafı değil, barışın kurucu gücü olmalıdır.
Türklerin, Kürtlerin ve Arapların ortak geleceği barıştadır.
Yaşasın halkların kardeşliği!
Bijî biratiya gelan!
عاشت أخوّة الشعوب!
Bizlere Anadolu'nun kapılarını açan, büyük komutan Sultan Alparslan'ın mimarı olduğu Malazgirt Zaferi'nin yıl dönümü kutlu olsun.
CHP Polatlı İlçe Başkanlığı
104 yıl önce aziz milletimizin zafere yürüyüşünün simgesi olan Büyük Taarruz’un yıl dönümünde, Kurucu Önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü ve kahraman silah arkadaşlarını saygı, minnet ve rahmetle anıyoruz.
CHP Polatlı İlçe Başkanlığı
#BüyükTaarruz#26Ağustos🇹🇷
Genel Başkanımız Kemal Kılıçdaroğlu:
"Siyaset zenginleşme aracı değildir.
Siyaseti zenginleşme aracı kabul ederseniz, yolsuzluk yaparsanız, cebinizi doldurursanız, milletin fakirliğini görmezseniz tarihin çöp sepetine vatandaş gönderir."
Polatlı Belediyesi Sami Çay Konağı’nda meydana gelen yangın nedeniyle Polatlı Belediyemize ve tüm hemşehrilerimize geçmiş olsun diliyoruz.
Yangına hızlı ve özverili şekilde müdahale eden itfaiye ekiplerimize teşekkür ediyoruz. 🙏🚒
CHP Polatlı İlçe Başkanlığı
Haymana’da meydana gelen yangından etkilenen tüm vatandaşlarımıza geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz. Yangının bir an önce kontrol altına alınmasını, can ve mal kaybı yaşanmamasını diliyoruz. 🇹🇷🤝
CHP Polatlı İlçe Başkanlığı
Tüm İslam âleminin Mevlid Kandili mübarek olsun.
Bu mübarek gecenin ülkemize ve milletimize sağlık, huzur, barış ve kardeşlik getirmesini diliyoruz.
CHP Polatlı İlçe Başkanlığı
Sakarya Meydan Muharebesi’nin 105. yıl dönümünde, şanlı zaferin mimarı Kurucu Önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü, silah arkadaşlarını ve tüm kahraman şehitlerimizi rahmet, minnet ve saygıyla anıyoruz.
🇹🇷 CHP Polatlı İlçe Başkanlığı
Belediye Meclis Üyelerimiz ve Önceki Dönem İlçe Başkanlarımızla birlikte katılım sağladık.
Batuhan ve kıymetli eşine bir ömür boyu mutluluk, sağlık ve huzur diliyor; Bulat ailesini tebrik ediyoruz.
Polatlı Belediyesi Meclis Üyemiz Sn. Hüsamettin Bulat’ın oğlu, Gençlik Kolları Genel Başkan Yardımcımız Sn. Yiğithan Bulat'ın Ağabeyi Batuhan Bulat’ın düğün merasimine; İl yöneticilerimiz, Sincan İlçe yöneticilerimiz, Polatlı İlçe yöneticilerimiz,
Nallıhan Çayırhan Kömür İşletmeleri’nde meydana gelen göçükte hayatını kaybeden maden emekçimize Allah’tan rahmet; ailesine, yakınlarına ve tüm mesai arkadaşlarına sabır ve başsağlığı diliyoruz yaralılara acil şifalar diliyoruz.
CHP Polatlı İlçe Başkanlığı
İsrail’in Ebu Zuhur Askeri Havaalanı’na düzenlediği saldırı ve Başbakan Netanyahu’nun “Türkiye’ye mesaj verdik, daha iyi anlamalarını sağladık” sözleri, Türkiye Cumhuriyeti’nin egemenliğine karşı açık bir tahrik, kaba bir saygısızlık ve bölgesel barışa yönelik doğrudan bir tehdittir.
Hiçbir devlet, hele ki İsrail, Türkiye Cumhuriyeti’ni “hizaya çekmek” ya da “ayar vermek” gibi bir dil kullanamaz. Bu üslup, egemen bir devlete yönelik kabul edilemez bir kibir ve küstahlıktır. Türkiye, tarih boyunca bağımsızlığını ve onurunu korumuş bir millettir; kimse bu topraklara “mesaj” vermeye kalkışamaz.
Bu kışkırtıcı dil ve fiilî saldırı, Suriye’deki hassas dengeyi bilinçli biçimde bozma, gerilimi tehlikeli noktalara taşıma ve bölgeyi istikrarsızlaştırma niyetini açıkça ortaya koymaktadır.
Millî çıkarlarımız ve bölgesel istikrar, bu tür küstahlıklara karşı kararlı, soğukkanlı ve net bir tutum gerektirir. Türkiye Cumhuriyeti, egemenliğine ve uluslararası hukuka dayalı duruşunu asla taviz vermeksizin sürdürecektir.
İsrail’in bu pervasız tutumu, yalnızca Türkiye’ye değil, tüm bölgeye yönelik bir tehdittir.
Bu, tarihe kara bir leke olarak geçecek basit bir hareket değil; engel olunmazsa bütün coğrafyayı cehenneme çevirme kastını ilan etmiş bir ülkenin aktif saldırısıdır.