benim bir de gün arkadaşım var, onu da genel müdür yardımcısı yaptım. evime temizliğe gelen kadını masa başında işe aldırdım. köyümde işsiz kimse kalmasın istedim, sağ olsun belediyemiz onu da çözdü.
biz buna eş dost kayırmacılığı demeyiz; dayanışma deriz, kadın istihdamı deriz, köy kalkınması deriz. eskişehir hepimizin ama kadrolar bizimdir. böyle gelmiş, böyle gitsin.
aynı mahallede büyüdüğümüz çok yakın bir arkadaşım var, onu kent konseyi başkanı yapalım. kardeşi de danışmanım zaten. diğer danışmanım da biliyorsunuz eskilere uzanan aile dostumuz. ben istiyorum ki aile dostlarım, mahalle arkadaşlarım falan etrafımda olsunlar, koltuklarda otursunlar, kamu kaynaklarından faydalansınlar. sorarlarsa liyakat deriz, seçildi deriz, burası küçük şehir herkes birbirinin akrabası taallukatı deriz.
kent konseyi ne demektir? paydaş demektir, katılım demektir, çoğulculuk demektir, şeffaflık demektir. ne güzel şehrimiz var, ne güzel konseyimiz, sen de gel cahit, aramıza katıl, bu elit ikliminde sana da yer açalım, ama mızıkçılık yapma ha, bizimle iyi geçin, böyle gelmiş böyle gitsin.
Eskişehir Kent Konseyi’nde seçime iki gün kalana kadar tek aday var.
Sonra bir anda İnci Alan Ülüğ aday oluyor ve başkan seçiliyor.
İnci Alan Ülüğ kim?
Ayşe Ünlüce’nin, Eskişehir’de bile yaşamayan danışmanı Ümit Alan’ın ablası.
Önceki başkan da Oğuzhan Özen’in akrabasıydı.
Kent Konseyi değil aile konseyi mübarek.
ERİAD Başkanı Rüştü Şentuna’nın sürekli birilerini işaret edip suçlaması, tepki görünce de “Ben kimseye bir şey demedim” özetinde basın açıklamaları yapması artık baydı.
Elinde iki kalkan var: Biri basın, diğeri ERİAD. Ne zaman sıkışsa çocuk gibi hemen onların arkasına saklanıyor.
Dede Korkut Parkı tarihi günlerinden birini yaşıyor.
AK Parti Eskişehir Aile Pikniği resmen şova dönüşmüş. Park çok iyi hazırlanmış, organizasyon çok iyi, millet hınca hınç doldurmuş.
İbrahim Arslan’ı şimdi daha iyi anladım.
İbrahim Bey, Dede Korkut Parkı’nın kamuya ait olduğunu hatırlatmış.
Doğrudur, kamuya aittir. Biz de milletin malını yine milletimizle birlikte kullanıyoruz. Dede Korkut’ta gerçekleştirdiğimiz bütün programlar halka açık, bütün işlemler usulüne uygundur. Her şey kayıtlıdır, belgelidir. Hiç merak etmesin.
Ramazan programları gerçekleştirdik, gönül sofraları kurduk. Âlemlere rahmet olarak gönderilen Peygamber Efendimizin dünyaya teşrifini Mevlid Kandili’nde hemşehrilerimizle birlikte idrak ettik. Zafer Bayramı’mızı ve Eskişehir’imizin kurtuluşunu kutluyoruz. Vatandaşlarımızla millî maçları izliyor, aile pikniklerinde buluşuyor, ücretsiz halk konserleri düzenliyoruz.
İbrahim Bey açıkça söylesin:
Bunların hangisi kendisini rahatsız etti?
Ramazan mı, Mevlid Kandili mi, millî bayramlarımız mı, Eskişehir’in kurtuluşu mu, yoksa vatandaşlarımızın ücretsiz programlarda bir araya gelmesi mi?
AKM DE KAMUYA AİT
Atatürk Kültür Merkezi de kamuya aittir.
Peki İbrahim Bey, partisi AKM’de siyasi programlar düzenlerken, kamuya ait bir alan üzerinden siyasi menfaat sağlarken, kovulmuş il başkanı Talat Yalaz’a hiç sormuş mu?
Tahsis belgesi nerede?
Kullanım bedeli ödendi mi?
Ödendiyse ödeme belgesi nerede?
Sormadıysa sorsun bakalım, ne cevap alacak?
Alacağı cevabı da biliyoruz:
“Ben oğlumun sünnet törenini mi yaptım?”
Kamu malının siyasi amaçlarla kullanılması hakkında sorulan ciddi bir soruya verilen cevap bu. Böyle çiğ, böyle cahilce ve böyle fütursuz bir ifadeyle ne kamu malı kullanımı açıklanabilir ne de siyasi sorumluluktan kaçılabilir.
Kentpark da kamuya aittir.
Peki İbrahim Bey, aynı kamu hassasiyetiyle partisinin Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce’ye hiç sormuş mu?
Kentpark özel bir organizasyona hangi şartlarla tahsis edildi?
Halka ücretli konser düzenlenirken ne kadar tahsis bedeli ödendi?
Kamuya ait bu alan üzerinden kimler ticari kazanç sağladı?
Dede Korkut’ta halka açık ve ücretsiz programları sorgularken, Kentpark’taki ücretli ve ticari organizasyonlar karşısında kamucu bakış açınız neredeydi?
Bırakacaksınız bu işleri, İbrahim Bey.
Dede Korkut’ta milletimizle gerçekleştirdiğimiz halka açık programlara saldırıp AKM’deki siyasi kullanıma, Kentpark’taki ticari organizasyonlara karşı üç maymunu oynayamazsınız.
Kamu hassasiyeti, işinize geldiğinde hatırlayacağınız bir siyasi malzeme değildir.
Kim milletle birlikte yürüyor, kim milletin malını kendi siyasi menfaati için kullanıyor, kim kamuya ait alanlar üzerinden ticari fayda sağlıyor; her şey ortada.
Eskişehirliler de bunların tamamını gayet iyi görüyor.
İnsan biraz aynaya bakar.
Kovulmuş il başkanı Talat Yalaz’a AKM’nin tahsis ve ödeme belgelerini, Ayşe Ünlüce’ye de Kentpark’taki ticari organizasyonların hesabını hiç sormayanlar, dönüp bize kamu malı ve kamu ahlakı dersi vermeye kalkmasın.
İbrahim Arslan’a söyleyin;
27 yıldır Eskişehir’e doğru düzgün bir meydan, büyük organizasyonların yapılabileceği bir etkinlik alanı kazandıramayan kendi belediye başkanlarına dönüp bir çift söz söylesin.
Dede Korkut Parkı bugün şehrin önemli bir ihtiyacını bir nebze olsun karşılıyor. Üstelik burada yapılan etkinlikler de halka açık.
Kamu hassasiyetiniz bu kadar yüksekse, önce İl Başkanınız Talat Yalaz’a söyleyin; AKM’de yaptıkları siyasi programların parasını ödesin.
Karşıtlık kalıbıyla yazılan yapay zekâ metinlerinden gına geldi.
“Mesele X değil, Y.”
“Bu sadece X değil, aynı zamanda Y.”
“Artık X’i değil, Y’yi konuşmalıyız.”<
Pff…
Otur. Sıfır.
Yeni bilgiler var.
Ayşe Ünlüce
Oğuzhan Özen (eski genel müdür)
Çağrı Özeçoğlu (meclis üyesi - neden istifa ettiği belli oldu)
Atilay Dalgıç (meclis üyesi)
Elvan Kıdan (daire başkanı)
ve şube müdürlerinin de aralarında bulunduğu toplam 11 kişi hakkında soruşturma izni verilmiş.
Bakalım ne zaman gündem olacak...
ESKİ’deki sahte evrak skandalını aylar önce ilk kez buradan gündeme getirmiştim.
Şimdi de Ayşe Ünlüce hakkında soruşturma izni verildiğine dair bilgiler alıyorum.
Bunu da ilk kez buradan duyun.
2 Eylül Çarşamba günü Porsuk Festivali başlıyor.
Ama şu haliyle Porsuk’ta festivalden önce sinekler sahne almış durumda.
Sineklerden yürümek zor, ağzını açsan sinek giriyor.
Festival başlayana kadar buna bir çözüm bulunmazsa, Porsuk Festivali değil sinek festivali izleyeceğiz.
Erdoğan ve Bahçeli'nin iradesi; Akın Gürlek'in mücadelesi destansı sonuçlar veriyor.
Toplanan hainler, istismarcılar, hırsızlar Cumhuriyet tarihinin en önemli temizliği yapılıyor. İçeri temizlendiğinde ve savunma sanayi araçları tam hazır olduğunda, savaş kaçınılmaz.
Bunu gören İtrail provakasyonla, biz tam hazır olmadan savaşın içüne çekmek istiyor.
Ama kadim devlet aklı bunu yemez.
Zaman ve mekanı biz seçeceğiz.
Bir gece ansızın geleceğiz. Bekleyin.
Boşuna söylemedik 'Bir sabah gelecek, kardan aydınlık' diye...
İntikam alınacak.
Başka yolu yok.