Basına yansıyan haberlerde; Cumhuriyet Halk Partisi yönetimine hukuken son derece tartışmalı bir ihtiyati tedbir kararıyla getirilen ve kamuoyunun geniş kesimlerinin tepkilerine rağmen bu görevi kabul eden Kemal Kılıçdaroğlu yönetimi tarafından gerçekleştirileceği belirtilen bazı satışlardan elde edilecek gelirin derneğimize bağışlanmasının planlandığı öğrenilmiştir.
Derneğimiz, kuruluşundan bu yana Atatürk ilke ve devrimleri doğrultusunda; hukukun üstünlüğünü, demokrasiyi ve hukuk devletini savunan, temel hak ve özgürlüklerin korunması için mücadele eden ve çalışmalarını partiler üstü sürdüren bir sivil toplum örgütüdür.
37 yıldır kararlılıkla savunduğumuz bu ilkeler gereği; demokratik hayatın vazgeçilmez unsurları olan siyasi partilerin, özellikle de ana muhalefet partisinin yönetimine, olağan demokratik süreçler ve kurultay iradesi dışında kayyum niteliğinde bir müdahaleyle getirilen bir yönetimden gelecek herhangi bir bağışın derneğimiz tarafından kabul edilmesi mümkün değildir.
Kamuoyuna saygıyla duyurulur.
Dünyaca ünlü piyanist Fazıl Say, Kılıçdaroğlu’na çok sert tepki gösterdi:
“Son iki günde Kılıçdaroğlu’nun herhangi bir sokağa çıkacak, miting yapacak gücü kalmamıştır. Tüm toplum ‘Mutlak butlan’ kararını ‘kayyum’ olarak benimsemiştir.
Bu topluma daha fazla yara açmadan… Hemen ayrılması gerekir.
Başka bir şey mümkün değil.
Mümkün değil!”
Ladies and gentlemen,
this is Turkey. This is Istanbul. This is Galatasaray — the biggest and most successful football club in Turkey.
Never in my life have I witnessed such a wild championship celebration for a football team. It is breathtaking. It gives you absolute goosebumps.
You won't find anything like this anywhere else in Europe. Not in Germany, not in France, and not even in the birthplace of football— England.
This is the Netflix series "Galatasaray." And we are now in Season 4. For Galatasaray has become the Turkish champion for the fourth consecutive time. All of Turkey is currently witnessing a football dynasty named Galatasaray.
No one seems capable of stopping this club.
This season, Galatasaray also defeated big names like Juventus FC and Liverpool F.C. in the Champions League. The atmosphere, the background music, and the entire production are simply elite.
If you ever travel to Istanbul as a tourist, you absolutely must attend a Galatasaray match at the stadium.
Afterward, however, you might want to visit an ear specialist — just as a precaution. For there is a high probability that you will suffer temporary hearing damage from this incredible atmosphere.
But it is worth it.
It is addictive. You want to experience it again and again.
#DOMİN4SYON
“TOBB’un üyelerinden topladığı 10 milyar doları var. Bu para ne işe yarıyor, kimse bilmiyor!”
Gazeteci Fatih Altaylı’dan Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ve Başkanı Rıfat Hisarcıklıoğlu hakkında dikkat çeken çıkış:
“TOBB’un üyelerinden topladığı milyarlarca dolarlık varlık nerede?
Tahminlere göre bankalarda 10 milyar dolar düzeyinde bir para var ama bu kaynak ne işe yarıyor, kimse bilmiyor.”
Altaylı, 26 yıldır başkanlık koltuğunda oturan Hisarcıklıoğlu’nun iş dünyasının en zor dönemlerinde çözüm üretmediğini vurgularken, “Aidat ödeyen üyeler zor durumdayken bu milyarlar neden devreye sokulmuyor?” diye sordu.
“The genocide we are witnessing today, is something that I recognize from my own experience as a Holocaust survivor… What is happening today in Gaza is an extreme form of repeat genocide, a holocaust in our own time, in front of our eyes.” — Stephen Kapos
ABD'li gazeteci Abby Martin, İsrail'in propagandalarının artık işe yaramadığını ve uluslararası alanda İsrail'in izole edilmesi gerektiğini söyledi
→ Abby Martin:
— Siyonizm son demlerini yaşıyor. Sadece propagandasının ağırlığıyla varlığını sürdürüyor ve bu propaganda tamamen çöktü
— Tam anlamıyla faşist bir toplum ve bu yüzden de tam bir dokunulmazlıkla hareket ediyorlar, çünkü insanlıkları kalmadı
— İsrail Parlamentosu Knesset, Filistinli mahkumların idamına izin veren ancak İsraillilerin idamına izin vermeyen bir yasayı kabul etti. Bu apartheid İsrail'in gerçek yüzüdür
— Ama bu yeni bir şey değil. Bunu 2016'da İsrail'deyken ilk elden görmüştüm
— İsraillilerin ne kadar içgüdüsel, grotesk bir şekilde soykırımcı olduklarını, herkese karşı ne kadar açık bir şekilde faşist olduklarını fark etmemiştim
https://t.co/hGrpS8muBn
🇮🇱 İsrail Pasaportunu Yakan Norveçli Aktivist Mia Sol Stoelen:
“Ölümle tehdit edildim”
"Asıl Batı Kendi İnsanlığını Sorgulamalı"
"İsrail’de gördüklerim Karşısında Şok Oldum"
"Filistinliler Onurlarını ve İnançlarını Korudu"
"Aramızdaki En İnsan Olanlar Filistinliler"
➖ Bunu bir işgal olarak görmüyordum.
➖ Her şeyin yolunda olduğunu, hepimizin bir nevi bir arada yaşadığımızı sanıyordum.
➖ O zamanlar Batı Şeria ve Gazze hakkında çok bilgisizdim.
➖ Bu konular hakkında giderek daha fazla şey öğrendikçe, gidip kendi gözlerimle şahit etmek, Batı Şeria'ya gidip orada gerçekten bir işgal olup olmadığını görmek istediğime karar verdim.
➖ Ve öyleydi. Gördüklerim karşısında oldukça şok oldum.
➖ (Şuheda Caddesi) Bu cadde tüm yabancılar ve İsrailliler için açık, ama bir Filistinli orada yürürse İsrail ordusu tarafından vuruluyor.
➖ Bu durum, siyah ve beyaz kadar belirgindi yani bu bir apartheid.
➖ Bunu onların üzerinde, sokak gibi küçük bir ölçekte görmek gözlerimin açılmasına yol açan bir deneyim oldu.
➖ Pasaportumu yaktığım videodan sonra çok sayıda mesaj aldım, çoğu oldukça hoştu. Bazıları, pek de öyle değildi.
➖ Bunlardan biri, Oslo’dan bir adamın gönderdiği, elinde silahlı bir fotoğrafın olduğu bir tehdit mesajıydı.
➖ Mesajda, kendisinin ve diğer bazı 'Chabad üyelerinin' gelip beni parçalara ayıracaklarını söyledi.
➖ İnsanların Filistinlileri 'insan gibi göstermemiz gerektiğini' söylediğini çok duyuyorum ya da okuyorum.
➖ Ama bence onların böyle bir şeye ihtiyacı yok.
➖ 80 yıllık bu ağır işgal boyunca, aslında aramızdaki en insan olanın onlar olduğunu fazlasıyla gösterdiler.
➖ Onurlarını, inançlarını, haysiyetlerini korudular.
➖ Bu yüzden bence asıl kendini sorgulayıp, kendi insanlığını sorgulayıp, tüm bunların yaşanmasına nasıl izin verdiğini düşünmesi gereken Batı'dır.
Yahudi İzleyici: (ağlayarak) Konuşmanız sırasında Yahudilere yönelik birçok kez Nazi benzetmesi yaptınız. Bu son derece incitici. Bu, Nazi rejimi altında gerçekten acı çekmiş olan insanlar için çok aşağılayıcı.
Norman Finkelstein cevap veriyor:
— Bu tavra artık saygı duymuyorum. Gerçekten duymuyorum. Bu timsah gözyaşlarından hoşlanmıyorum ve onlara saygı da duymuyorum. (Dinleyicilerden alkışlar ve yuhalamalar yükselir)
— Yabancı bir dinleyici kitlesi önünde "Holokost kartını" oynamaktan hoşlanmıyorum ama şu an kendimi buna mecbur hissediyorum. Rahmetli babam Auschwitz'deydi. Rahmetli annem Majdanek toplama kampındaydı. Ailemin her iki taraftan da tüm üyeleri katledildi. Annem ve babam Varşova Gettosu Ayaklanması'na katıldılar.
— İşte tam da annem ve babamın bana ve iki kardeşime öğrettikleri dersler nedeniyle, İsrail'in Filistinlilere karşı işlediği suçlar karşısında sessiz kalmayacağım! Onların acılarını ve ölümlerini kullanarak; İsrail'in her gün Filistinlilere karşı işlediği işkence, vahşet ve ev yıkma suçlarını meşru göstermeye çalışmaktan daha aşağılık bir şey düşünemiyorum!
— Bu yüzden artık bu gözyaşlarıyla sindirilmeyi veya baskılanmayı reddediyorum. Eğer zerre vicdanın olsaydı, burada döktüğün o gözyaşlarını Filistinliler için döküyor olurdun!
Murat Bardakçı:
"Sultan Abdülhamid darbe ile tahta çıkmıştır. Tahtı kaybetmemek için, Fransızlara iltica eden Mithat Paşa'yı Fransızlardan teslim almak için Tunus'u Fransızlar'a vermiştir."
🚨🚨NETANYAHU'S POLICE INTERROGATION TAPES JUST LEAKED AND THEY REVEAL HE PERSONALLY FUNDED HAMAS. THIS CHANGES EVERYTHING.🚨🚨
1,000 hours of secret police interrogation footage of Benjamin Netanyahu.
Now public. Banned in Israel. Going viral globally.
Here's what's on those tapes:
💀 Netanyahu personally arranged for Hamas to receive $35,000,000 EVERY MONTH from Qatar
💀 This was done IN SUITCASES OF CASH — because even banks refused to cooperate
💀 He personally begged Qatar, a country with no ties to Israel, to give money to his "enemy"
💀 He was doing this while ACTIVELY under corruption investigation
💀 His own words: "under the request of Benjamin Netanyahu personally"
💀 Total transferred to Hamas with his blessing: OVER $1,000,000,000
Let that sink in.
The same man who stood up after October 7 and declared "Hamas is a monster, we will annihilate them" was the one keeping Hamas alive with suitcases of Qatari cash.
⚠️ His strategy, from his own transcript: keep Hamas in Gaza, keep Fatah in the West Bank, PREVENT them from uniting — so there would NEVER be a Palestinian state
⚠️ Without a Palestinian state, Netanyahu stays in power — no peace deal means endless war means he stays "Mr. Security"
⚠️ He needed Hamas to survive so he could keep winning elections by being the only man who could "handle" them
Now watch what this means:
→ Netanyahu funds Hamas for years → Hamas grows stronger → October 7 happens → Netanyahu declares war → 46,000+ Palestinians die → War delays his criminal trial → He seeks a pardon
→ The monster he fed attacked his own people
→ And he's using that attack to escape justice
The corruption trial? 3 charges. Bribery. Fraud. Breach of trust.
His court just REJECTED his request to delay hearings — TWICE in one day.
The ICC issued an arrest warrant for him for war crimes in Gaza.
His own aide was arrested for taking Qatari money.
And now his police interrogation tapes show he was the one sending Qatari money to Hamas.
The same Qatar he "hates." The same Hamas he "fights."
⚠️ He publicly called Hamas the enemy
⚠️ He privately funded them for years
⚠️ His bombing of Gaza kills tens of thousands
⚠️ His war delays his own criminal conviction
This isn't a war on terror.
This is a man running out the clock on his own criminal case using 46,000 Palestinian lives as cover.
And the world is just starting to understand it.
Widzicie przed sobą zdjęcie płaczącego człowieka?
To izraelski generał „Jair Wolanski”, nadzorca systemu bezpieczeństwa.
Generał „Wolanski” był wcześniej dowódcą „Stalowej” Dywizji 162, która brała udział w operacjach „Rydwany Gedeona 2”, mających na celu militarne wtargnięcia i wjazdy czołgów do miast i ulic naszych braci w Strefie Gazy.
Dowodził także brygadą „401” i kierował operacjami polowymi w Gazie. Jego karta jest splamiona krwią tysięcy ludzi.
Do najbardziej znanych zbrodni przypisywanych jego nazwisku należy rozmieszczenie sił 52. Dywizji Pancernej, znanych jako „Brygada Wampirów”, z brygady 401 — tych samych sił, które były zamieszane w zabicie dziewczynki Hind Rajab, jej rodziny, a nawet ratowników Czerwonego Półksiężyca, którzy próbowali ją uratować.
Historia zaczęła się 29 stycznia 2024 roku, kiedy matka Hind wysłała ją z ciotką i jej małymi dziećmi podczas ucieczki z domu narażonego na bombardowanie.
Ostrzał był wtedy niezwykle intensywny. Ze strachu o swoją czteroletnią córkę, wyczerpaną trudami ucieczki, matka wysłała ją z ciotką samochodem rodziny.
Hind pożegnała się z matką i ojcem — nie wiedząc, że to ostatnie pożegnanie.
Wsiadła do samochodu i zaczęli oddalać się od zagrożenia. Ciotka uspokajała dzieci, mówiąc, że są już bezpieczni i nie ma się czego bać.
Podczas jazdy skrócili drogę przez dzielnicę Tel al-Hawa. Niestety, na ich nieszczęście, kilka metrów dalej znajdowały się te same siły. Gdy tylko ich zobaczyli, otworzyli bezpośredni ogień do samochodu, bez żadnej litości.
Ciotka i większość rodziny zginęli na miejscu. Hind i córka jej ciotki cudem przeżyły i przez pewien czas pozostawały żywe w samochodzie.
Auto stało na jednej z ulic Tel al-Hawa, ale przez kilka dni nikt nie mógł do nich dotrzeć z powodu intensywnych bombardowań. Nawet karetki, które próbowały pomóc, zostały ostrzelane.
Mieszkańcy Gazy uczą swoje dzieci, że w niebezpieczeństwie mają dzwonić do Czerwonego Półksiężyca — dzieci znają ten numer na pamięć.
Córka ciotki przypomniała sobie o tym i zadzwoniła po pomoc.
Gdy żołnierze zobaczyli słabe światło i usłyszeli cichy dźwięk dochodzący z samochodu, otworzyli ogień, uznając to za zagrożenie — mimo że były to dosłownie dzieci.
Dziewczynka zginęła, ale połączenie pozostało aktywne. Hind wzięła telefon i nagrała jedną z najbardziej wstrząsających rozmów w historii Palestyny. Błagała ratowniczkę: „Przyjdź szybko, ratuj mnie, czołg się zbliża…”. Nie zdążyła dokończyć — rozmowa urwała się wśród jej krzyku, gdy została ostrzelana setkami kul.
Hind zginęła, a kilka dni później nagranie zostało opublikowane w mediach społecznościowych i uznane za jedną z najbardziej krwawych i wstrząsających tragedii, jakie widział świat.
Wczoraj generał „Jair Wolanski”, odpowiedzialny za to wszystko, stracił swojego syna w walkach na południu Libanu.
Pojawił się publicznie, płacząc i skarżąc się, mówiąc, że jego syn bardzo go kochał, że to, co ich spotyka, jest wielką niesprawiedliwością i pytając: „Co my takiego zrobiliśmy, żeby na to zasłużyć?”
Imagine you’re a Palestinian, sitting outside your home, trying to find a moment of peace in a place your family has lived for generations.
Suddenly, Israeli settlers appear, assaulting you, backed by the army.
A scene that is hard to put into words.
It's now unarguable that the war on Iran is one of the most blatant crimes of aggression in history.
You now have not 1 but 2 external participants of the US-Iran talks (Oman’s foreign minister and the UK's National Security Advisor) who confirm that the US and Israel attacked despite Iran effectively meeting US conditions for a deal - ensuring it could never build a nuclear weapon, permanently.
As per The Guardian article (https://t.co/1cQk0tPiX9), Jonathan Powell "believed the path remained open to a negotiated solution to the long-running issue of how Iran could reassure the US that it was not seeking a nuclear weapon," and "UK officials [...] were impressed that Iran was prepared for the deal to be permanent."
Concretely, this means the war wasn't a failure of diplomacy but a deliberate destruction of it.
And it also means that the US and Israel have irresponsibly plunged the entire world in an unprecedented energy crisis, affecting the livelihoods of billions of people worldwide, when it was completely avoidable.
It's beyond me how you can look at this and not conclude that the real threat all along wasn't Iran but the US-Israeli axis - they're the only parties at the table who wanted war and are making every person on the planet pay the price for it.
Extraordinarily, even the UK National Security Advisor is now basically saying this.
İsrail bugün ABD onayı olmadan İran ve Katar’ın ortak işlettiği Pars doğal gaz sahasını vurdu. Pars (South Pars / North Dome) dünyanın en büyük doğal gaz sahasıdır. Klasik bir petrol sahası değildir, ancak büyük miktarda çok hafif petrol benzeri sıvı hidrokarbon (kondensat) içerir. Bu nedenle saldırının yıkıcı etkisi sadece gazla sınırlı kalmaz. Pars-3 gibi sahalar doğrudan petrol üretimi değil, gaz üretim ve işleme altyapısıdır. Bu saha aynı zamanda İran ve Irak'a da giden iç tüketim kaynağıdır. Bu sahayı vurmak sadece petrolü değil, küresel LNG ve gaz sisteminin kalbini hedef almaktır.
Bu hamleyle birlikte enerji piyasasında yaşanan şok, yalnızca fiyat değil, fiziksel arz ve lojistik krizine dönüşmektedir.
İşte bugün ABD’nin 1920 tarihli Jones Act (kabotaj) yasasını 60 günlüğüne askıya alması onaylandı. Bu karar teknik bir karar gibi görünse de gerçekte çok daha derin bir kırılmanın göstergesidir.
Jones Act, ABD içinde taşınan yüklerin Amerikan bayraklı, Amerikan yapımı ve Amerikan mürettebatlı gemilerle taşınmasını zorunlu kılar. Yani söz konusu kabotaj yasası sadece ticareti değil, aynı zamanda deniz gücü, savaş lojistiğini kısacası egemenliği de ilgilendirir.
Ancak bugün ABD ticaret filosu ve tersaneleri yasanın çıktığı 1920 tarihine oranla dahi geridedir. Örneğin Çin'in kendi bayrağını taşıyan 5000 ticaret gemisi varken bu sayı ABD için 150'yi geçmiyor.
ABD, İran krizi ve Hürmüz kaynaklı şok nedeniyle kendi enerjisini bile kendi filosuyla ülke içinde ve Pasifik ile Atlantik 'teki kabotaj koruması altındaki sömürgelerine dağıtamamaktadır. Petrol, LNG, kömür ve gübre taşımacılığında darboğaz oluşmuş, çözüm olarak yabancı bayraklı gemilere kapı açılmıştır.
Bu tek başına bile çarpıcıdır. ABD dünyanın en güçlü donanmasına sahip olabilir ancak ekonomik damarlarını taşıyan deniz ticaret filosunda zayıftır.
Üstelik bu hamle ilk değildir. Jones Act bugüne kadar onlarca kez askıya alındı. Her kriz anında aynı tablo ortaya çıktı. ABD kendi sistemine güvenemiyor ve dış kapasiteye başvuruyor. Dolayısı ile bu yaşaan da artık bir istisna değil, kronik bir zafiyetin göstergesidir.
Bugün İsrail’in ABD onayı dışında Pars sahasına saldırısı küresel gaz sistemini sarsarken, ABD kendi iç enerji akışını bile güvence altına alamamaktadır. Enerji üretmek başka, onu ülke içinde sürdürülebilir şekilde dağıtmak başka bir şeydir.
Bu aynı zamanda finans kapital ağırlıklı modelin sonucudur. Tersaneler, gemi inşası ve deniz ticareti ihmal edilirken finansal güç ön plana çıkarılmıştır. Oysa kriz anında sistemi bankalar değil, gemiler taşır.
Sonuç olarak Jones Act’in askıya alınması basit bir idari karar değildir. Donanma ile güç intikali yapabilen bir ülkenin kendi limanları arasında yük taşıyamaması stratejik bir çelişkidir. Pars sahasına yapılan saldırı ile başlayan enerji şoku bu çelişkiyi görünür hale getirmiştir.
Diğer yandan İsrail saldırısından sadece İran değil Katar'ın da etkilenmesi savaş bitse dahi Avrupa'nın doğal gaz akışının uzun süre kesileceği anlamına gelir. Zira bu sistemlerin tamiratı ve normal işletmeye açılması kolay değildir.
Eğer İsrail nihilist bir stratejiyle yakıp yıkmaya devam ederse, İran da Körfez’i yakmaya devam edecektir. Bu, artık üç ülke arasındaki bir savaş değil, enerji hatları, deniz ticareti ve küresel ekonomi üzerinden tüm dünyayı içine çeken bir sistem krizidir. Hürmüz’ün fiilen riske girmesi, petrolün ve LNG’nin akışını kesintiye uğratmıştır. Bunun sonucu sadece fiyat artışı değil, kaçınılmaz fiziksel arz daralmasıdır.
Bugün bunun ilk sinyalleri gelmeye başladı. Avustralya’da bazı bölgelerde benzin istasyonlarının kapanması, sorunun finansal değil lojistik ve tedarik krizi olduğunu gösteriyor. Yani artık sorun pahalı enerji değil, bulunamayan enerji olacaktır.
Bu süreç kontrol altına alınmazsa zincirleme etki kaçınılmazdır. Üretim düşmektedir. Taşımacılık aksamaktadır. Gıda ve sanayi maliyetleri sıçramaktadır. Küresel ticaret daralmakta ve denizlerde başlayan kriz, karada hayatı durdurmaya hazır hale gelmektedir.
ABD bu savaşı başlatmasına rağmen bu noktada belirleyici aktördür. İsrail’i dizginlemezse, sadece bölgesel bir savaşı değil, küresel bir yangını da yönetemez hale gelir. Bu artık bir tercih değil, zorunluluktur. Aksi halde ortaya çıkacak tablo, sadece Ortadoğu’nun değil, tüm dünyanın ağır bedel ödeyeceği bir kırılma olacaktır. Bu bedelin altından ABD zor kalkacaktır.
After much reflection, I have decided to resign from my position as Director of the National Counterterrorism Center, effective today.
I cannot in good conscience support the ongoing war in Iran. Iran posed no imminent threat to our nation, and it is clear that we started this war due to pressure from Israel and its powerful American lobby.
It has been an honor serving under @POTUS and @DNIGabbard and leading the professionals at NCTC.
May God bless America.