PROJE OKULLARI PROJESİNDEN VAZGEÇİLMELİDİR; ÇÜNKÜ PROJE OKULLARI BU HALİYLE TÜRKİYE’NİN MİLLÎ GÜVENLİK SORUNUDUR...
Millî Eğitim Bakanlığına bağlı "2026 Yılı Özel Program ve Proje Uygulayan Eğitim Kurumlarına Yönetici Görevlendirme" sonuçları açıklandı.
Proje okullarında, Erzurum Bölge İdare Mahkemesi (BİM) ile Kamu Denetçiliği Kurumunun (KDK/ Ombudsmanlık) kararlarında "proje okullarına atamada kriter yok" denilmesine rağmen, MEB bu kararlara uyarak Proje Okulları Yönetmeliğini düzeltmemiştir.
Adı üzerinde olduğu gibi proje okulları bal gibi bir projedir.
Çünkü, Türkiye'nin en zeki, en çalışkan öğrencilerinin sınavla yerleştirildiği okullara...
Hiçbir kriter, hatta meşhur mülakat bile yapılmadan; kariyer, liyakat ve hizmet puanı dahi gözetilmeden, keyfî biçimde öğretmen ve yöneticilerin seçilerek atandığı bir sistemdir...
Amaç, en zeki, en çalışkan öğrencilere hükmetmektir...
Onları eğip bükmektir...
Dolayısıyla proje okulları bal gibi birilerinin babasının çiftliğidir...
Proje Okulları Projesinden Vazgeçilmelidir. Çünkü Proje Okulları Türkiye’nin Millî Güvenlik Sorunudur...
AÇIKLAMANIN TAMAMI
🔽🔽🔽🔽🔽🔽🔽
https://t.co/gDmcmHdrDV
2 Temmuz 1993’te Sivas Madımak Oteli’nde hayatını kaybeden canlarımızı rahmetle anıyor, bu vahşete zemin hazırlayan karanlık zihniyeti ve canileri lanetliyorum.
Aynı acıların bir daha yaşanmaması için; kardeşliğe, birliğe ve adalete sarılacağız.
Hep birlikte Türk Milleti’yiz.
Sayın @Yusuf__Tekin “Kurtuluş Savaşı” ifadesini müfredattan çıkarıp yerine “Millî Mücadele” kavramını getirirken kullandığınız, “Neyden kurtuluyoruz? Ondan önce koskoca Osmanlı İmparatorluğu vardı.” sözleri, milletimizin bağımsızlık mücadelesini küçümseyen ve tarihi gerçeklerle bağdaşmayan bir yaklaşımdır.
Biz; işgalden, esaretten ve emperyalist güçlerin boyunduruğundan kurtulduk. İstiklal Harbi’ni sadece Anadolu’yu işgal eden ordulara karşı değil, onlarla iş birliği yapanlara karşı da verdik. Bu mücadele, bir milletin yeniden ayağa kalkışının ve bağımsızlığını tüm dünyaya kabul ettirişinin adıdır.
“Kurtuluş Savaşı” bu milletin ortak hafızasıdır. Müfredattan bir kavramı çıkarmakla ne tarih değişir ne de milletimizin verdiği destansı mücadele unutulur.
Tarih, ideolojik yorumlarla değil; gerçeklerle öğretilmelidir. Kurtuluş Savaşı bu milletin onurudur ve sonsuza kadar öyle kalacaktır.
@HurEgitimSen@tcmeb
BİRLİKTE HÜRRİYETİZ
İlkenin, Ülkünün, Emeğin, Vefanın ve Geleceğin Büyük Yürüyüşü
Tarihte bazı yürüyüşler vardır; başladığı günle değil, taşıdığı ruhla anlam kazanır. Bazı kurumlar vardır; tabelasıyla değil, ona emek veren insanların inancı, fedakârlığı ve ahlakıyla ayakta kalır. Bazı mücadeleler de vardır ki ilk bakışta yalnızca bir sendikal hareket gibi görünür; zamanla anlaşılır ki o mücadele, aslında bir haysiyet iddiasıdır.
Hürriyetçi Eğitim Sen’in hikâyesi de tam olarak böyledir.
Bu hikâye yalnızca bir sendikanın kuruluş hikâyesi değildir. Bu hikâye, "Ben varım; emeğim var, hakkım var, iradem var, haysiyetim var." diyen eğitim çalışanlarının ortak vicdanından doğmuş bir yürüyüştür.
13 Aralık 2021’de atılan adım, sıradan bir teşkilatlanma hamlesi değildi. O gün; eğitim çalışanının iradesinin kimsenin arka bahçesi olmayacağı, emeğinin pazarlık konusu yapılamayacağı, onurunun hiçbir makamın, hiçbir siyasi hesabın ve hiçbir dar kadro çıkarının gölgesine terk edilmeyeceği ilan edildi.
Biz bu yolu kolay olduğu için seçmedik.
Kolay olan susmaktı. Kolay olan beklemekti. Kolay olan güçlü görünenlerin yanında yer alıp haklı olanların yalnızlığına sırt çevirmekti. Kolay olan, haksızlık karşısında "böyle gelmiş, böyle gider" diyerek günü kurtarmaktı.
Biz zor olanı seçtik.
Çünkü hürriyet, kolay insanların omzunda taşınacak bir emanet değildir.
Bugün geldiğimiz noktayı anlamak isteyen herkes, önce nereden geldiğimizi hatırlamalıdır. Bizim kökümüzde yokluk vardır; fakat o yokluğun içinde asalet vardır. Kuruluş hikâyemizde imkânsızlık vardır; fakat o imkânsızlığı mazeret değil mücadele sebebi yapan bir karakter vardır.
Hürriyetçi Eğitim Sen, şahısların kurumu değildir.
Bu yapı; kişisel kariyerlerin basamağı, geçici makamların sığınağı ya da dar kadro hesaplarının sahnesi olamaz. Hürriyetçi Eğitim Sen; ilkenin, emeğin, alın terinin, ortak aklın ve hür iradenin kurumsallaşmış adıdır.
Kişiler değerlidir; fakat hiçbir kişi ilkeden büyük değildir. Makamlar önemlidir; fakat hiçbir makam kurumun ahlaki omurgasından üstün değildir. Unvanlar ve görevler değişir; emek, vefa, ilke ve kurucu ruh kalır.
Bizim milliyetçiliğimiz hamaset değil; adalet, emek, liyakat ve sorumluluk ahlakıdır. Türk milletini sevmek, bu milletin çocuklarını yetiştiren öğretmenin hakkını savunmaktan ayrı düşünülemez. Devleti sevmek, kamu düzeninde liyakat ve adalet istemekten ayrı düşünülemez. Cumhuriyet’e bağlılık; eğitimin niteliğini, öğretmenin itibarını ve kamu çalışanının onurunu savunmaktan bağımsız görülemez.
Çünkü eğitim meselesi yalnızca bir meslek grubunun meselesi değildir; milletin geleceğidir. Öğretmen itibarsızlaştırılırsa devletin yarınları zayıflar. Liyakat terk edilirse kurumlar çürür. Adalet susarsa emek sahipsiz kalır. Eğitim çalışanının emeği görülmezse, milletin istikbalini taşıyan omurga incinir.
Bu yüzden bizim mücadelemiz yalnızca sendikal değil; aynı zamanda ahlaki, mesleki ve millî bir mücadeledir. Bir öğretmenin sınıfa huzurla girmesini, bir memurun adalet duygusuyla çalışmasını, bir akademisyenin emeğinin değer görmesini ve idari personelin görünmeyen yükünün fark edilmesini önemsiyoruz.
Elbette her büyük yürüyüş kendi içinde imtihanlardan geçer. Seçimler de bu imtihanlardan biridir. Sandık, ayrışma zemini değil; kurumsal olgunluğun aynasıdır. Demokrasi yalnızca istediğimiz sonuç çıktığında alkışlamak değil, farklı bir irade tecelli ettiğinde de vakarla durabilmektir.
İnsanlar yarışır; fakat kurum yıpratılmamalıdır. Makamlar değişir; kardeşlik hukuku kalmalıdır. Kazanmak kibir, kaybetmek kırgınlık sebebi olmamalıdır. Asıl mesele, seçimden sonra aynı çatı altında birbirimizin yüzüne bakabilecek olgunluğu gösterebilmektir.
Vefa, bizim için sıradan bir nezaket cümlesi değildir; kurumsal ahlakın omurgasıdır. Bu davaya emek vermiş hiç kimsenin emeği yok sayılamaz. Bir hareketin büyüklüğü, yalnızca güçlü zamanlarında yanında olanları değil, zor zamanlarında yük taşıyanları da hatırlayabilmesiyle ölçülür.
Sözün de bir ahlakı vardır. Sendikacılığın da bir edebi, teşkilat hayatının da bir ölçüsü vardır. Kelime bazen köprü olur, bazen duvar; bazen gönül alır, bazen yara açar. Bu yüzden kurumsal meselelerimizi mecrasını kaybetmiş tartışmalara teslim edemeyiz. Sözü olan kurumsal zeminde konuşmalı, eleştirisi olan ortak akıl masasına getirmeli, itirazı olan teşkilat ahlakının sınırları içinde ifade etmelidir.
Bugün birbirimizle tüketilecek zamanımız yoktur.
Öğretmenin itibarı, okul güvenliği, liyakat ve adalet; mali ve özlük hakları, vergi yükü, ek ders ücretleri, norm kadro mağduriyetleri ve üniversite çalışanlarının sorunları çözüm beklemektedir. Bunların her biri yalnızca bir dosya başlığı değil; binlerce eğitim çalışanının hayatına, ailesine ve geleceğine dokunan gerçek meselelerdir.
Biz içe kapanacak bir hareket değiliz. Biz yalnızca tepki veren değil, teklif sunan; yalnızca itiraz eden değil, çözüm üreten; yalnızca meydanda konuşan değil, masaya dosya koyan bir sendikayız. Eğitim çalışanının derdini Türkiye’nin gündemine taşıma iddiasındayız. Bu iddianın gereği; daha çok çalışmak, daha çok sahaya inmek, daha çok okula, üniversiteye, kuruma ve gönle ulaşmaktır.
Bundan sonra bize düşen, "ben" anlayışını terk edip "biz" şuurunu büyütmektir.
Çünkü "ben" diyenler makam arar; "biz" diyenler emek verir. "Ben" diyenler kırgınlığı büyütür; "biz" diyenler kardeşliği onarır. "Ben" diyenler bugünün hesabını yapar; "biz" diyenler yarının tarihini yazar. Büyük hareketler, küçük hesaplarla değil; ortak akılla, ortak emekle ve ortak ülküyle büyür.
Şimdi vakit; kırgınlıkları değil kardeşliği, makamları değil emaneti, şahısları değil ilkeleri, geçmiş tartışmaları değil geleceğin büyük hedeflerini konuşma vaktidir. Kuruluşun ilk günündeki saf inancı bugünün kurumsal aklıyla buluşturma vaktidir.
Biz bu yola yalnızca bir sendika kurmak için çıkmadık. Eğitim çalışanının onurunu ayağa kaldırmak, emeği sahipsiz bırakmamak, hür düşünceyi ve bağımsız iradeyi sendikal hayatın merkezine yerleştirmek için çıktık.
İlk günkü inançla, daha büyük bir akılla, daha derin bir vefayla ve daha güçlü bir kurumsal iradeyle yolumuza devam ediyoruz.
Çünkü biz birlikte güçlüyüz.
Birlikte anlamlıyız.
Birlikte geleceğiz.
Biz birlikte Hürriyetiz.
“Millî Mücadele”, “İstiklâl-i Millî Mücadelesi” ifadesinin kısaltmasıdır. Büyük Taarruz’a giden günlerde de bu ifade böyle kullanılmıştır.
Basına yansıyan ve Millî Eğitim Bakanı Sayın Yusuf Tekin’e atfedilen “Neyden kurtuluyoruz? Ondan önce koskoca Osmanlı İmparatorluğu vardı.” cümlesi ise son derece vahimdir.
Biz bu ülkeyi; İngilizlerden, İtalyanlardan, Fransızlardan, Yunanlılardan ve dönemin Ermeni kuvvetlerinden verilen büyük bir İstiklâl Mücadelesiyle kurtardık.
Sayın Bakana atfedilen “Neyden kurtuluyoruz?” sorusu, bana Fesli Kadir zihniyetini hatırlatmıştır.
Sayın @Yusuf__Tekin; bu başlıkların neden değiştirildiğini, söz konusu cümleleri kullanıp kullanmadığını ve amacının ne olduğunu derhâl kamuoyuna açıklamalıdır.
İlk defa yönetici görevlendirme sürecinde akademiye katılmaya hak kazanan adaylara ilişkin listeler bugün itibarıyla İl Millî Eğitim Müdürlüklerinin resmî internet sitelerinde yayımlanmaya başlamıştır.
Yayımlanan listelerde aday puanlarının yer almaması, kamuoyunda ve adaylarımız nezdinde dikkat çekmiştir.
Elbette akademi eğitiminin farklı illerde yapılacak olması nedeniyle eğitim merkezi esaslı açıklanan listelerde puanların yer almaması anlaşılabilir bir durumdur. Çünkü bu tür listelerde puanların yer alması; iller arası yanlış karşılaştırmalara, kafa karışıklığına ve bilgi kirliliğine neden olabilir.
Ancak burada asıl mesele başkadır.
Her İl Millî Eğitim Müdürlüğü, kendi ilinde ilk defa yöneticilik için başvuru yapan adayların akademiye giriş puanlarını ve il içi sıralamalarını ayrıca açıklamalıdır.
Çünkü adayın bilmek istediği şey sadece akademiye katılmaya hak kazananların hangi sıradan girdiği değildir.
Listeye giremeyen adaylar açısından da puanlar ve sıralama son derece önemlidir.
Bir aday; kaç puan aldığını, kendi ilinde kaçıncı sırada yer aldığını, akademiye katılmaya hak kazanan son adayla arasında ne kadar puan farkı bulunduğunu ve sürecin hangi ölçütlerle şekillendiğini açıkça görebilmelidir.
Bu, hem adayın kendi durumunu değerlendirebilmesi hem de sürece duyulan güvenin korunması açısından zorunlu bir ihtiyaçtır.
Yönetici görevlendirme süreci; adalet, liyakat, şeffaflık ve güven ilkeleriyle yürütülmelidir. Sadece sonucun açıklanması yeterli değildir. Sonuca hangi puanla ve hangi sıralamayla ulaşıldığının da adaylar tarafından görülebilmesi gerekir.
Bu nedenle İl Millî Eğitim Müdürlüklerini, kendi illerinde başvuru yapan adaylara ilişkin puanlı ve sıralı listeleri yayımlamaya davet ediyoruz.
Bizim talebimiz kimsenin aleyhine değil; sürecin, şeffaflığın ve adayların lehinedir.
Şeffaflık kimseye zarar vermez.
Aksine; sürece olan güveni artırır, söylentileri bitirir, bilgi kirliliğinin önüne geçer.
Eğitim yöneticiliği gibi önemli bir alanda en doğru yol; açık, anlaşılır ve denetlenebilir bir süreç işletmektir.
Haksız bir suçlamayla tutuklanan kıymetli dostumuz Mehmet Canbeyli tahliye oldu.
Kendisine, ailesine ve sevenlerine geçmiş olsun dileklerimi iletiyor; adaletin ve hukukun herkes için eksiksiz şekilde tecelli edeceği günlere olan inancımızı koruyoruz.
Terör örgütü elebaşının özgürlüğünü istemek, demokrasi ve özgürlük talebi değil; milletimizin vicdanına, şehitlerimizin aziz hatırasına ve devletimizin birliğine meydan okumaktır.
Binlerce vatandaşımızın, askerimizin, polisimizin ve korucumuzun katili olan bir teröristin “özgürlüğü” için miting düzenlemek kabul edilemez. Bu topraklarda özgürlük; terörü, teröristleri ve terör propagandasını meşrulaştırmak değildir.
Türkiye Cumhuriyeti bir hukuk devletidir. Hür-Sen olarak, dün olduğu gibi bugün de yarın da terörün, teröristlerin ve onları meşrulaştırmaya çalışan her türlü anlayışın karşısında durduk, duruyoruz ve durmaya devam edeceğiz.
Şehitlerimizi unutmadık, unutturmayacağız!
Hürriyetçi Eğitim Sen olarak, Kocaeli Başiskele Servetiye Cephesi Anadolu Lisesi Müdürü Musa Kurt hakkında; öğretmenlere yönelik sistematik mobbing, sendikal faaliyetlerin engellenmesi, okulda ticari faaliyet yürütülmesi, yardımcı kaynak dayatması, öğrencilerin haklarının ihlal edilmesi, kamu zararına yol açabilecek uygulamalar ve daha birçok ciddi iddiayı içeren kapsamlı şikâyet dilekçemizi ekleri ve delilleriyle birlikte Millî Eğitim Bakanlığı Teftiş Kurulu Başkanlığına sunduk.
Bu kadar ağır iddiaların üzeri örtülemez. Bakanlığın yapması gereken; iddiaları görmezden gelmek değil, derhâl müfettiş görevlendirerek tüm hususları tarafsız şekilde araştırmaktır.
Eğer bu iddialar doğruysa, eğitim adına utanç verici bir tabloyla karşı karşıyayız.
Hiç kimse bulunduğu makamın gücünü öğretmeni baskı altına almak, sendikal hakları engellemek veya kamu görevini kişisel nüfuz alanına dönüştürmek için kullanamaz.
Sürecin sonuna kadar takipçisi olacağız. Eğitim çalışanlarının onurunu, öğrencilerimizin hakkını ve kamu vicdanını korumak için mücadelemizden asla geri adım atmayacağız.
@tcmeb@Yusuf__Tekin
Zafer Partisi Genel Başkanı Sayın Ümit Özdağ'a, Kayseri Şubemize gerçekleştirdiği nazik ziyaret ve sendikal mücadelemize gösterdiği ilgi dolayısıyla teşekkür ediyorum.
Kamu çalışanlarının sorunları ve ülkemizin ortak meseleleri üzerine yapılan her yapıcı istişarenin değerli olduğuna inanıyor, Sayın Özdağ'a çalışmalarında başarılar diliyorum.
Adıyaman ilinde görev yapan üyemizin, norm kadro fazlası olduğu gerekçesiyle Sincik ilçesine resen atanmasına ilişkin işlem hakkında açtığımız davada, Adıyaman 3. İdare Mahkemesi tarafından işlemin iptaline karar verilmiştir.
Mahkeme; dava konusu atama işleminin dayanağını oluşturan ilçe gruplarına ilişkin düzenlemenin hukuka aykırı olduğuna ve söz konusu düzenleme hakkında Danıştay 2. Dairesi tarafından yürütmenin durdurulması kararı verildiğine dikkat çekmiştir. Ayrıca öğretmenlerin yer değiştirme işlemlerinde esas alınacak ilçe gruplarının yönetmelikle belirlenmesi gerekirken, bu hususun yalnızca idari bir yazı ile düzenlenmesinin hukuka uygun olmadığı değerlendirilmiştir.
Bu kapsamda, hukuka aykırı şekilde oluşturulan ilçe grupları esas alınarak tesis edilen resen atama işleminde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmış ve dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
Üyelerimizin haklarını korumaya kararlılıkla devam edeceğiz.
@leventkuruoglu
https://t.co/hZ4CzGfMdv
İYİ Parti Genel Başkanı Sayın Müsavat Dervişoğlu, konfederasyonumuzu ziyaret ederek Genel Kurulumuz dolayısıyla tebriklerini iletti.
Gerçekleştirdiğimiz görüşmede, kamu çalışanlarının sorunları ve çözüm önerileri üzerine karşılıklı fikir alışverişinde bulunduk.
Sayın Genel Başkana nazik ziyaretleri ve değerli değerlendirmeleri için teşekkür ediyorum.
@MDervisogluTR@iyiparti@HurEgitimSen@HurSenGenelMerk
Genel Başkanımız Sayın Levent Kuruoğlu ve İYİ Parti Genel Başkanı Sayın Müsavat Dervişoğlu'nun düzenlediği basın açıklamasında, ziyarete ilişkin gündem değerlendirildi.
@leventkuruoglu
Kırıkkale Yahşihan'da bulunan MKE Bedesten Mühimmat Depolama ve İmha Tesisi'ndeki patlama haberi yüreğimizi yaktı. Görevleri başında hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah'tan rahmet, kederli ailelerine ve yakınlarına sabırlar diliyoruz. Milletimizin başı sağ olsun.
@leventkuruoglu
İYİ Parti Genel Başkanı Sayın Müsavat Dervişoğlu, konfederasyonumuzu ziyaret ederek, Genel Kurulumuz dolayısıyla Genel Başkanımız Sayın Levent Kuruoğlu'na tebriklerini iletti.
Gerçekleştirilen görüşmede, kamu çalışanlarının sorunları ve çözüm önerileri üzerine karşılıklı fikir alışverişinde bulunuldu.
Sayın Genel Başkana nazik ziyaretleri ve değerli değerlendirmeleri için teşekkür ediyoruz.