“İnsan, mutluluğu ararken yalnızca acısını çoğaltır. Dünya, ona umut diye yeni yanılsamalar verir. O da her seferinde aldanır. Sonra ihanete uğradığını sanır; oysa aldatıcı olan tek tek insanlar değil, varoluşun kendisidir.”
İnsan dünyayı anlamlı sanmak ister. Aşka, siyasete, dostluğa, kalabalıklara, ideallere, gençliğe, başkaldırıya anlam yükler. Çünkü çıplak gerçek dayanılmazdır. Ama sonunda insanın karşısına hep aynı şey çıkar:
İnsanlığın yalan söylemesi kötü niyetinden değil, varoluşunun yapısından gelir. İnsan ister. İstediği için kandırır. Kandırdığı için suçludur. Ama istemeye mahkûm olduğu için de acınasıdır.
Ayrıca Bu ülkede hayat kalmadığını söyleyenlerin millete mücadele dersi vermesi tam bir komedi. Her gün "bittik, mahvolduk, gelecek yok" diye anlatıp sonra da insanları mücadele etmedikleri için suçluyorsunuz.
Bunların asıl gücü söylediklerinde değil, sorgulamadan peşlerinden gidenlerde. Bir slogan duyunca düşünmeyi bırakan, bir etiket görünce gerçeği unutup sürü psikolojisine kapılan insanlar olmasa bu kadar etkili olamazlardı.
Bunların asıl gücü söylediklerinde değil, sorgulamadan peşlerinden gidenlerde. Bir slogan duyunca düşünmeyi bırakan, bir etiket görünce gerçeği unutup sürü psikolojisine kapılan insanlar olmasa bu kadar etkili olamazlardı.