@OzYohya@profbakidemirel Devlet 100 lira maaş ödedi. Bu parayı (değeri) yarattı. Sonra halktan 100 lira çekecek ki enflasyon olmasın. Bu 100 lirayı dolaylı vergiyle çekince bütün yükü çalışana, doğrudan vergi ile çekerse zengine yüklemiş oldu... Anladın mı şimdi? Anlamadın dimi? Ben de öyle tahmin ettim.
Evet. Aha bu. Bizim dolaylı vergilerin kavgasını veriyor olmamız gerekirken haala, HAAALA memur maaşı konuşuyor olmamız inanılmaz!
Ciddi soruyorum. Türkiye'de toplanan verginin büyük kısmının dolaylı vergi olduğu konusunu gündeme nasıl sokabiliriz? Bunu başaralım gerisi kolay!
@Arslan__Adnan Ben sıfır olmalı diyorum ya. Soruyu doğru sor neden zenginin ödemesi gereken vergiyi ben yaptığım tüketimle ödüyorum de. Bunu bana değil politika yapıcıya, ekonomi bakanına sor ama olur mu?
@furkanzengin Abi tamam vazgeçtim. Buyrun oynatın. Takımdan bağımsız bir şey yazıyorum. Bana "Siz GS'li olduğunuz için..." diye başlayan cümle kuruyosun.
Furkan kusura bakma bu konuda %99 haksızsın. Senden daha haksız olanlar:
1) Greenwood'un kendisi
2) Senin akrabalarının başına aynısı gelsin diye beddua edenler.
Gözünü seveyim tecavüzü "evli mutlu çocuklu" diye aklama..
@doncorleone2147 Tecavüz ve darp iddiaydi ayrıca şikayetçi olan kişi şikayetini geri çekti, ve su an Greenwood ile mutlu bir evliliği ve iki çocuğu var. Demek ki neymiş iki kişinin rızası varmış :)
@furkanzengin Abi sonrasında ne olduğuna bakma. Senin benim ne düşündüğümüz, "affedip affetmememiz" de önemli değil.
Ortada fiziki bir şiddet ve tecavüz vardı. Dinledik, fotoğraflarını gördük. Sonra kadın "Canım Mason'um" der demez, bizi ilgilendirmez. O subjektif kısım. Ama adam tecavüzcü...
Devlet bütçesi, hane bütçesi gibi çalışmaz.
Devlet önce harcar, para ekonomiye girer.
Sonra vergiyle bunun bir kısmını geri çeker.
2026’da yaklaşık 18,9 trilyon TL harcayacak, 16,2 trilyon TL’yi gelirlerle geri toplayacak.
Ekonomide net 2,7 trilyon TL kalacak.
Peki faiz ödemesi ne kadar?
2,74 trilyon TL.
Yani “bütçe açığı” denilen rakamın neredeyse tamamı faiz kadar.
Halka, üretime, yatırıma gelince “kaynak yok.”
Faiz sahiplerine gelince kaynak hazır.
Sorun para yokluğu değil; parayı kimin yarattığı ve kimin için kullandığıdır.
Para, özel bankaların ayrıcalığı olmaktan çıkarılıp yeniden kamusal bir varlık haline getirilmelidir.
Asıl önemli kısmı ise kimlerden ve nasıl vergi ile paranın geri çekildiğidir. Dolaylı vergi adaletsizliktir.
Memura maaş ödeyebilmek için devletin birilerinden vergi toplaması gerekmiyor.
Tıpkı emekli maaşlarının ödenebilmesi için o ay çalışanlardan aynı miktarda prim toplanmasının zorunlu olmaması gibi…
Kendi parasını çıkaran devlet, maaş ödemesini teknik olarak gerçekleştirebilir.
Peki devlet neden memurun maaşından vergi kesiyor?
Bir cebine koyup diğer cebinden geri alıyor.
Üstelik para çoğu zaman memurun hesabına tam olarak girmeden, bordro üzerinde ödenmiş ve geri alınmış sayılıyor.
Yapılan şey, bütçe kayıtlarında devlete gelir yazmaktır.
Bugünkü sistemde devlet, harcamalarının vergilerle karşılanmayan bölümünü (büyük kısmı) tahvil ve bono çıkararak borçlanmayla finanse ediyor.
Bankacılık sistemi ise kredi verirken yeni kaydi para yaratabiliyor.
Sonuçta toplumun parasını yaratma gücü, büyük ölçüde faiz karşılığında çalışan özel bankaların elinde bulunuyor.
Devlet kendi para birimi üzerinden borçlandığında teknik olarak parasız kalıp iflas etmez.
Fakat bunun maliyeti başka yerde ortaya çıkar:
Faiz gideri,
gelir dağılımı bozukluğu,
kur baskısı
ve enflasyon…
Burada sorulması gereken şudur:
Enflasyonu yalnızca memur maaşları mı oluşturuyor?
2026’da Türkiye ekonomisinin tahminî büyüklüğü yaklaşık 77,3 trilyon TL.
Merkezi yönetimin personel gideri yaklaşık 4,9 trilyon TL.
Yani memur maaşları Türkiye ekonomisinin yalnızca yaklaşık %6,35’i.
Peki enflasyonun geri kalan kısmı nereden geliyor?
Bankaların şirketlere ve kişilere açtığı kredilerden,
kur artışlarından,
enerji ve ithal girdi maliyetlerinden,
faiz giderlerinden,
rantlardan,
tekelleşmeden,
fiyatlama davranışlarından
ve üretimin yetersiz kaldığı alanlardan…
O hâlde mesele memurun aldığı maaş değil.
Asıl mesele, paranın kim tarafından, kimin için ve hangi bedelle yaratıldığıdır.
E motorcular yıllardır böyle. 0,24 promil alkolle ehliyetimi aldılar benim. Stajyerdim bir de...
Su dışında bir şey içince potansiyel alkollü oluyorsunuz.
0.2 promil dediğiniz bir bardak portakal suyu... Şaka değil, kan testi yaptırarak ispatladım, ama sadece portakal suyu içtiğim için yarım günümü kaybettim... Asidik pek çok içecek için de geçerli bu... Akıl dışı ve halk düşmanı bir rejim...
@fatihcolak19831 Kodumun gerizekalıları... Arnavutluk'ta filtreleme yapmak legal. Motorcunun yaptığı duran trafikte 2 şeridin arasından gitmek yasal.
Bizim Ortadoğu'nun kuralları ile bir değil yani... De kime anlatıyorum dimi?
@bojacab13 Evet... Otobüse gerek bile yok. Yıllar önce Taksim Istanbul'un sosyal ve kültürel hayatının en önemli merkeziydi. İstiklal'den 3 dakika yürüyünce Tarlabaşı'na varıyorsun:))
Sözelcilerin spiritüalizm, kişisel gelişim bilmem ne ayağına bazı terimleri/yasaları kafalarına göre eğip bükmesi yasaklansın. Termodinamiğin 2. yasasını kıçına göre yorumlayamazsın ablacım sen. İzafiyet de öyle bir şey değil. Hayır eylemsizliğin senin tembelliğinle alakası yok!
@iriscibre Mesela motosiklet... Çin menşeili yerli markalar mı baz alınıyor? Ya da arabalarda Togg nedeniyle diğer markalardaki vergilerin ağırlığı mı düşürülüyor?
En basitinden Ayfon Türkiye'de yurtdışından %50 falan daha pahalı değil miydi? Ben mi yanlış biliyorum?
@iriscibre "AB'ye göre, kişisel ulaşım araçları 56% ve bilgi iletişim ekipmanları da 16% daha pahalı"
Bence burada Tüik'in yaptığı net bir manipülasyon var. Bilgi iletişim ekipmanları nasıl %16 ulaşım araçları nasıl sadece %56 daha pahalı?