Afganistan da seher vaktidir ve Hindikuş dağlarının üzerinden doğan güneş usulca kaldığım misafirhanenin penceresinden süzülüyor. Dualarıma yenisi ekleniyor. Rabbim: "Bu insanların ufkunu aç ve artık kız çocuklarının sesleri de kuş seslerine karışsın."
Bazen bir eşikte yıllarca bekleriz, bazen de eşiğe gelmeden kapı açılır. Herkese herşey verilmez. Bazı şeyler de emeksiz ve duasız verilir. Hayat tam da böyle bir şey.
Hiç görmediğim ama adının Muhammed Hamza olduğunu bildiğim o çocuk , rüyamda sarı bir tişört ile yanıma, toprağın üzerine, oturdu ve "neden dağlara bakıyorsun" dedi. Sonra birlikte uzunca bir süre konuşmadan dağlara baktık. Bazı rüyalar insanı huzurla uyandırır. Öyleydi.
Rüyamda hiç tanımadığım hasta bir erkek çocuğunu kucağımda taşıyıp bir hastaneye bıraktım. Sonra bir hayli yüksek kemer bir köprüden geçip kalabalık bir grup ile Fas sokaklarında bordo bir gömleğin fiyatını sordum. Uyanınca Thy'den Fas'a bilet baktım. 35 bin :)