Mesut Barzani’den LGBT lobilerine açık tavır.
Ben inancına bağlı bir müminim; Allah’a imanım tamdır.
Kur’an’ın hükmü açıktır:
“Ey insanlar! Sizi bir kadın ve bir erkekten yarattık.”
Mezopotamya Ovası'nda yetişen yerli salatalıklar hasat olgunluğuna ulaştı, sofralarda yerini almaya hazırlanıyor. 🥒🌿
İl Müdürümüz Adil Alan üretim alanlarında incelemelerde bulunarak üreticilerimizle bir araya geldi.
Üretimin bereketi, çiftçimizin emeğiyle sofralara taşınıyor.
ÜÇÜNCÜ KEZ TARİH AYNI YANLIŞI AFFEDER Mİ?
Tarih, insanlığı sayısız ibretlik olayla yüzleştirmiştir. En acı gerçek ise şudur: İnsanoğlu, geçmişten ders çıkarmak yerine, kimi zaman aynı yanlışların cenderesinde tekrar tekrar debelenmeye kendini mahkûm eder.
Derler ya; "Aynı nehirde iki kez yıkanılmaz; ama aynı hataya defalarca düşülebilir." Bugün Türkiye, yüzyılları aşan Kürt meselesi ve yarım asrı bulan silahlı çatışmaların ardından yeni bir kavşağın eşiğinde duruyor.
Bu mesele hiçbir zaman yalnızca bir güvenlik başlığı olmadı. Aynı zamanda hukukun, demokrasinin, ekonominin, toplumsal vicdanın ve ortak geleceğin meselesi oldu. Çünkü toprağa düşen her can, yalnızca bir aileyi değil, bir milletin umudunu da eksiltti.
***
Bugün yasa taslakları, infaz düzenlemeleri ve siyasi tartışmalar gündemde olabilir. Ancak asıl soru şudur: Türkiye gerçekten kalıcı bir toplumsal barış istiyor mu?
Tarih bize gösterdi ki barış cesaret ister; intikam ise korkunun en görünür biçimidir.
Bir düşünürün dediği gibi: "Kin beslemek, başkasını yakmak için elinde kor taşımaktır."
Yarım asırlık çatışmalar geride on binlerce kayıp, milyarlarca dolarlık ekonomik yük, zedelenen demokrasi ve birbirini tanımadan büyüyen kuşaklar bıraktı. Şehirler büyüdü, nüfuslar çoğaldı, ama acılar ise hiç küçülmedi.
***
Bugün Diyarbakır'dan yükselen sese kulak verildiğinde; iş dünyasının, hukukçuların, akademisyenlerin ve sivil toplumun ortak talebi dikkat çekiyor.
Çünkü kimse yeni mezarlar istemiyor. Kimse yeniden silahların konuşmasını istemiyor. Farklı talepler olabilir; ancak ortak irade, sorunların konuşularak çözülebileceği bir zeminde buluşabilmektir.
Asıl endişe ise tek cümlede özetlenebilir: Bu fırsat bir kez daha heba edilmemelidir. Eski bir Anadolu sözü der ki: "Kırılan testi su tutmaz; ama usta eller onu yeniden yapabilir."
Toplumlar da böyledir. Kırılır. Yorulur. Acı çeker. Ama adaletli bir siyaset ve güçlü bir toplumsal iradeyle yeniden ayağa kalkabilir.
Bunun yolu yalnızca güvenlik politikalarından değil; hukukun üstünlüğünden, eşit yurttaşlıktan, demokratikleşmeden, ekonomik kalkınmadan ve karşılıklı güvenin yeniden inşasından geçer.
***
Silahların susması önemlidir. Lakin, kalıcı barış bundan çok daha fazlasıdır. Kalıcı barış; insanların korkmadan konuşabildiği, kimliklerinden dolayı dışlanmadığı, çocukların ölüm haberleriyle değil başarı hikâyeleriyle büyüdüğü bir ülke inşa edebilmektir.
Fatih Sultan Mehmet'in şu sözü bugün de yol göstericidir. "Güçlü olan adaletli olmalıdır; adaletli olmayan güçlü kalamaz."
Devletlerin büyüklüğü yalnızca askerî gücüyle değil, bütün vatandaşlarını eşit biçimde kucaklayabilme kapasitesiyle ölçülür.
***
Elbette yasa tekliflerini hukukçular değerlendirecek, son sözü Meclis söyleyecek, siyasi partiler eleştirilerini dile getirecek, toplum farklı görüşler ortaya koyacaktır.
Bunlar demokrasinin doğal işleyişidir. Ancak hiçbir siyasi hesap, hiçbir seçim kaygısı ve hiçbir ideolojik körlük, barış ihtiyacının önüne geçmemelidir. Çünkü tarih, kaçırılan fırsatları aynı cömertlikle ikinci kez sunmaz.
***
Mevlânâ'nın sözü bugün belki de her zamankinden daha anlamlıdır: "Dün dünde kaldı cancağızım; bugün yeni şeyler söylemek lazım."
Yeni olan, geçmişi unutmak değil; ondan öğrenmektir. Suçlamak yerine dinlemek… Korkutmak yerine güven vermek… İntikam yerine vicdanı rehber edinmek…
Gerçek barış, yalnızca silahların sustuğu gün değil; insanların birbirine yeniden güven duyduğu gündür. Bugün verilecek kararlar yalnızca bugünün siyasetini değil, çocuklarımızın yaşayacağı Türkiye'yi de şekillendirecektir.
***
Süreç hukuk, şeffaflık ve toplumsal mutabakat içinde yürütülebilirse Türkiye belki de Cumhuriyet tarihinin en ağır yüklerinden birini geride bırakacaktır. Aksi hâlde kaybeden yalnızca taraflar değil, ortak geleceğimiz olacaktır.
Unutulmamalıdır ki barış teslimiyet değildir. Barış, birlikte yaşama iradesidir.
Ve son sözü yine tarih söylesin diyorum.. "Kılıç yarası kapanır; söz yarası zor kapanır. Ama adalet, ikisini de iyileştirebilir."
Belki de yüzyıllık yükleri hafifletecek en doğru zaman tam da bugündür.
***
GÜNÜN SÖZÜ
Barış, geçmişi unutmak değil; geleceği birlikte kurabilme cesaretidir.
***
Hayırlı Cumalar.
Bazı şehirler ve kurumlarla kurulan bağ, mesafelerle zayıflamaz. Şehrim Diyarbakır ve mezun olduğum Dicle Üniversitesi de benim için tam olarak böyle bir anlam taşıyor.
Daha önceden belirlenmiş programım sebebiyle Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Mezuniyet Töreni’nde bulunamasam da, duygu ve düşüncelerimi paylaştığım video mesajımın bu anlamlı günde yer almış olması benim için ayrı bir mutluluk ve büyük bir onurdu.
Nazik davet ve vefaları için Dicle Üniversitesi yönetimi ile Dicle Mosaic öğrenci ekibine teşekkür ediyor; bu güzel organizasyonda emeği geçen herkesi gönülden tebrik ediyorum.
Burkina Faso Devlet Başkanı
İbrahim Traoré:
“Libya’ya bakın — hemen yanımızda bir örnek.
Barış içinde yaşıyorlardı, değil mi? Evet, barış içindeydiler. Su ücretsizdi.
Birçok şey ücretsizdi. İnsanlar evlendiğinde zaten sosyal haklara sahip oluyordu.
Ama bugün Libyalılar her yerde su arıyor… Oradaki sefalete bakın. Yüz binlerce çocuk hayatını kaybetti.
İşte ‘demokrasi’ bu.
Dünyanın neresine ‘demokrasi’ getirmek isterlerse, sonuç felaket oluyor. Allah bizi bu ‘demokrasi’den korusun.”
Şişeni #DOA’ya at, 1 TL kazan ✨
Sıfır Atık’ta DOA dönemi başladı!♻️
Depozito Yönetim Sistemimizi bugün Türkiye genelinde devreye alıyoruz.
DOA sayesinde;
📌Her yıl 2️⃣5️⃣ milyar ambalaj toplanacak,
📌Türkiye ekonomisine 3️⃣0️⃣ milyar TL katkı sağlanacak.
Hem vatandaşımız hem doğamız hem ülkemiz kazanacak, yapacağımız her iade geleceğimize temiz bir nefes olacak.🌎
#Doamızdavar
Diyarbakır’daki çete çökertildi!
Bir iş insanına ait şantiyeye silahla giderek, "Seyrantepe benden sorulur. Sen burada bir çivi çakamazsın. Bu inşaata el koydum, erkeksen gel" diyen çete üyeleri yakalandı. Şüpheli 6 zanlı hakkında dava açıldı. (Nefes)
📢 IPARD III Programı 4. Program Değişikliği onaylandı.
Program kapsamında hayata geçirilen yeni düzenlemelerle;
🌱 M6 – Kırsal Alanda Kamu Altyapı Yatırımları Tedbiri kapsamında yenilenebilir enerji yatırımlarında Sulama Birlikleri de faydalanıcı olarak desteklerden yararlanabilecek.
🤝 LEADER Tedbiri kapsamında Yerel Eylem Gruplarına uygulanabilecek avans oranı %10’dan %30’a yükseltildi.
♿ %40–59 oranında ortopedik engele sahip vatandaşlarımız, proje seçiminde ilave 10 puan almaya hak kazandı.
📚 M10 – Danışmanlık Hizmetleri Tedbiri, IPARD III Programı kapsamına dâhil edildi.
🔗 Detaylı bilgi: https://t.co/YWFA2b05iA
🌾 Düzenlemelerin ülkemize ve üreticilerimize hayırlı olmasını diliyorum.
@tkdkonline@trgmresmi
Partimizin Kurucu Genel Başkanı Sn. @ayhanbilgen ile birlikte, İran İslam Cumhuriyeti Hükümetinin davetlisi olarak, İran'ın dini lideri, Rehber Şehit Seyyid Ali Hamaney'in cenaze merasimi ve namazına katılmak üzere bu akşam kardeş İran’a uçuyoruz.
Dua bekler, dua ederiz inşallah. 🇹🇷🇮🇷
@sespartisiorg
♦️Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yoğun lider diplomasisiyle Ankara yapılacak NATO Zirvesi’nde Trump bir sürpriz yaparak İran müzakerelerinin başarıyla tamamlandığını açıklayabilir
♦️Günün sonunda İsrail’in yıkıcı diplomasisine karşı Türkiye’nin barış yapıcı diplomasisi galip gelecek
4. Kürtçe Öykü
Samed Behrengî
Çîroka Hezkirinê
Cara ewil dema ku dilê keçikê xwest darqîtik bilîze padîşah gazî temamî zêrker û zîvkerên bajêr kir û ferman kir da ku heta saetekî darqîtikên zêrîn û zîvîn ji bo keça wî hazir bikin.
👉 👉 İlk kez kızın canı çelik çomak oynamak isteyince, padişah şehrin bütün kuyumcularını ve gümüş ustalarını huzuruna çağırdı. Bir saat içinde kızı için altın ve gümüşten bir çelik çomak takımı hazırlamaları yönünde ferman çıkardı.
Mesrefa taxima darqîtikên keçikê ji sed hezar tûmenî zêdetir girt.
👉Çelik çomağın yaklaşık masrafı 100 bin tümenden fazla tuttu.
MÜFETTİŞ RAPORLARI ORTADAYKEN!..
Tarihi bir ata sözü vardır: "Doğru söyleyen dokuz köyden kovulur." Ancak asıl tehlike, doğruyu söyleyenlerin değil; doğruyu sormaktan vazgeçen toplumların çoğalmasıdır. Çünkü soru sorulmayan yerde gerçek, zamanla karanlığa gömülerek, yargısız infaza kurban gider.
***
Önceki gün sosyal medyada uzun bir paylaşım okudum. Paylaşımın sahibi, Diyarbakır'da sivil toplum çalışmaları ve toplumsal duyarlılığıyla tanınan Erdemliler Hareketi Başkanı Atilla Kaymaz'dı. Kaymaz, sıradan bir eleştiri yapmıyor.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı, Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu'nu ve Diyarbakır Valisi Murat Zorluoğlu'nu etiketleyerek, Diyarbakır İl Sağlık Müdürü Dr. Emre Asiltürk'e tam 15 soru yöneltiyor. Soruların odağında ise aylardır Diyarbakır kamuoyunun gündeminden düşmeyen Selahaddin Eyyubi Devlet Hastanesi Ortopedi Servisi'nde yaşandığı öne sürülen son derece ciddi iddialar bulunuyor.
***
Ortada yalnızca sosyal medyada dolaşan söylentiler de yok. Kamuoyuna yansıyan bilgilere göre Sağlık Bakanlığı tarafından müfettiş görevlendirildi. Uzman bilirkişi heyetleri incelemelerde bulundu. Hazırlanan raporlar doğrultusunda bazı hekimler hakkında idari ve adli işlem önerildiği, görev yeri değişiklikleri yapıldığı, disiplin cezaları verildiği ve bazı hekimlerin istifa ederek özel sektöre geçtiği iddia edildi.
Eğer bütün bunlar doğruysa, mesele artık birkaç hekimin ya da tek bir hastanenin sınırlarını çoktan aşmıştır. Bu tablo; denetim mekanizmasını, yönetsel sorumluluğu, kamu kaynaklarının kullanımını ve en önemlisi toplumun devlete duyduğu güveni doğrudan ilgilendiriyor. Çünkü sağlık alanında yaşanacak en küçük ihmalin bile telafisi güç sonuçları olabilir.
***
Hele konu çocuk hastalarsa… Orada akan su durur. İddiaların en çarpıcı kısmı ise şu. Normal tedavi yöntemleriyle iyileşebilecek ya da daha sınırlı cerrahi müdahaleyle sağlığına kavuşabilecek bazı çocuk hastalara gereksiz ortopedik ameliyatlar yapıldığı… İhtiyaç dışı implant ve ortopedik malzeme kullanıldığı… Hatta sağlıklı kemik dokusuna müdahalede bulunulduğu…
***
Bunlar sıradan iddialar değildir. Eğer müfettiş raporlarında bu yönde tespitler yer alıyorsa, artık tartışılması gereken yalnızca yaşananlar değil; bu tespitler karşısında hangi adımların atıldığıdır. Asıl soru budur.
***
Raporlar tamamlandı mı? Tamamlandıysa gereği yapıldı mı? Kimler hakkında işlem başlatıldı? Kimler görevine devam ediyor? Kaç dosya incelendi? Kaç hastada tıbben tartışmalı uygulamalar tespit edildi? Kaçı çocuk hastaydı? Bu çocuklar bağımsız uzman heyetlerince yeniden değerlendirildi mi? Ailelere bilgi verildi mi? Kamu zararı hesaplandı mı? Savcılığa hangi dosyalar gönderildi? Tıbbi malzeme temin süreçleri incelendi mi? Firmalarla olası mali ilişkiler araştırıldı mı?
***
Bunlar siyasi polemik üretmek için değil; kamu adına sorulması ve kamuoyu adına cevaplanması gereken sorulardır. Bugün cevapsız bırakılan her soru, yarın yeni mağduriyetlerin kapısını aralayabilir. Sağlık hizmeti yalnızca teşhis koymak, ameliyat yapmak ya da reçete yazmak değildir.
***
Sağlık, aynı zamanda güven üretmektir. Güven kaybolduğunda, en modern hastane bile toplumun vicdanında eksik kalır. Tam da bu nedenle Atilla Kaymaz'ın dile getirdiği 15 soru görmezden gelinmemelidir. Devletin gücü, hiç hata yapılmamasında değil; hata ortaya çıktığında gerekeni gecikmeden ve şeffaf biçimde yapabilmesindedir.
***
Ne yazık ki Diyarbakır'da sağlık alanında ortaya atılan her ciddi iddianın ardından benzer bir tabloyla karşılaşıyoruz. Uzun süren sessizlik… Belirsizlik… Ve cevapsız bırakılan sorular… Oysa kamu yönetiminde sessizlik güven üretmez. Sessizlik, şüpheyi büyütür.
***
Bununla birlikte Diyarbakır sağlık sisteminin karşı karşıya bulunduğu sorun yalnızca iddialarla sınırlı değil. Kentteki hastanelerde yaşanan yoğunluk da artık gözle görülür bir tabloya dönüşmüş durumda. Bir dönem AK Parti Diyarbakır İl Başkanlığı görevini yürüten Muhammed Dara Akar'ın sosyal medya hesabından paylaştığı, Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde çekilen bu fotoğraflar bunun son örneklerinden biri oldu.
***
“Haftanın en sakin gününde bile bu manzara yaşanıyorsa, yoğun günleri düşünemiyorum" diyen Akar, çözümün yalnızca mevcut hastanelerin yükünü artırmak olmadığını vurgulayarak, Diyarbakır Şehir Hastanesi, üniversite hastanesi, ilçe hastaneleri ve diğer entegre sağlık yatırımlarının bir an önce tamamlanıp hizmete alınması gerektiğini ifade etti.
***
Akar'ın çağrısındaki en dikkat çekici nokta ise, kentin sağlık sorunlarının çözümü için siyasi görüş ayrımı gözetmeksizin tüm kurumların ve sivil toplumun ortak hareket ederek Ankara nezdinde daha güçlü girişimlerde bulunması gerektiği yönündeki değerlendirmesiydi.
***
Şunu özellikle ifade etmek isterim. Kimsenin peşinen suçlu ilan edilmesini istemiyorum. Hiç kimsenin emeğinin haksız yere zan altında bırakılmasını da doğru bulmuyorum.
Ancak bunun yolu susmak değildir. Tam tersine, yürütülen sürecin hukukun izin verdiği ölçüde şeffaf biçimde kamuoyuyla paylaşılmasıdır. Açıklanmayan her bilgi dedikoduyu besler.
***
Cevapsız bırakılan her soru ise yeni sorular doğurur. Bugün Diyarbakır İl Sağlık Müdürlüğü'nün önünde duran temel mesele tam da budur. Eğer müfettiş raporları hazırlanmışsa… Eğer idari ve adli süreçler başlatılmışsa… Eğer çocuk hastaları ilgilendiren ağır tespitler söz konusuysa… Artık kamuoyunun beklediği şey sessizlik değil; açık, net ve tatmin edici bir açıklamadır. Unutulmamalıdır ki sağlık, yalnızca bedenleri iyileştirmek değildir. Devlete duyulan güveni de ayakta tutmaktır.
***
Bunun reçetesi bellidir.. Şeffaflık… Hesap verebilirlik… Adalet… Sağlık sistemini çürüten en tehlikeli hastalık, cevapsız bırakılan sorulardır. Ve en önemlisi… Doğruyu söyleyeni… Kamu adına soru soranı… İddiaların aydınlatılmasını isteyenleri… Susturmak değil, hukuk güvencesi içinde korumak gerekir.
***
Aksi halde mobbing uygulamak, etkisizleştirmeye çalışmak ya da susturmak adına iş yapamaz hâle getirmek; yalnızca kişilere değil, gerçeğin ortaya çıkmasına da zarar verir. Yanlışa göz yummak ise, yapılan yanlışın sessiz ortağı olmaktır. Ne biz… Ne Diyarbakır halkı… Ne de kamu vicdanını temsil eden duyarlı sivil toplum kuruluşları… Buna üç maymunu oynayacak değildir.
***
Gerçeklerin üzeri örtülerek değil, ortaya çıkarılarak kamu vicdanı rahatlatılabilir. Ve unutulmamalıdır ki; güçlü devlet, sorulardan korkan değil, sorulara cevap verebilen devlettir.
***
GÜNÜN SÖZÜ
Şeffaflığın olmadığı yerde söylenti büyür; adaletin geciktiği yerde ise güven küçülür.
Neresini düzelteceğimi şaşırdım.
Ali Şeriati çoğu zaman bilginler eliyle karanlığın yayıldığını ifade eder.
“ … insanda bir hareket, değişim, bilinç ve ortak bir ülkü ile toplumun vicdanında yeni bir iman ve aşk meydana getirmek için hiçbir adım atmayan ve tam tersine bilimsel güçleri yoluyla toplumlarının DURMASINA sebep olan birçok BİLGİN görürüz. “
İçişleri Bakanlığı olarak Terörsüz Türkiye hedefimiz doğrultusunda; 2 bin 560’ı Emniyet, 203’ü Jandarma olmak üzere toplam 2 bin 763 kontrol ve arama noktası uygulamasına son verdik.
Yılbaşından bu yana yürütülen ikna çalışmalarıyla da 2’si Gri, 1’i Sarı kategoride olmak üzere toplam 134 PKK/BTÖ mensubunun güvenlik güçlerimize teslim olduğunu kamuoyuyla paylaşmıştık.
Muhterem Cumhurbaşkanımız @RTErdogan’ın liderliğinde; milletimizin birlik ve beraberliğini daha da güçlendirerek #TerörsüzTürkiye hedefimize kararlılıkla ilerliyoruz. 🇹🇷
Topluma “ gitme” yi öğretmek…
Bilginler, teknisyenler ve sanatçılar, insanlığa ya da kendi toplumlarına kendi “ var oluş” ları içiridinde bilimsel güç verirler. Fakat aydınlar, topluma “ gitme”yi öğretirler, topluma hedef kazandırırlar, “ olmak” misyonunu yükleyip “ böyle olma”nın cevabını verirler, hareket yolunu aydınlatırlar.
Ali Şeriati
Aydın, 61
İlimizde Arıcılık Güçleniyor, Üretim Artıyor. 🐝🍯🧑🌾🚍
İl Müdürlüğü olarak hayata geçirdiğimiz "Baldan Altın Kanatlar Projesi" ile ilimiz arıcılığını modernize ediyor, üreticilerimize güç katıyoruz.
📍15.3 Milyon TL bütçeli ve %85 hibe destekli projemizin lansman törenini; Valimiz Sayın Avni ÇAKIR ve protokol üyelerimizin katılımıyla gerçekleştirdik.
🚍 20 gezginci arıcımıza güneş enerjili, tam donanımlı çekme karavan,
👩 100 kadın çiftçimize 1.000 adet arılı kovan ile arıcılık ekipmanları teslim edildi.
Gezginci arıcılarımızın çalışma ve yaşam koşullarını iyileştirmeyi, kadınlarımızın da üretimde daha fazla yer almalarını hedefliyoruz.
Üretimi ve üreticiyi desteklemeye,kırsalı güçlendirmeye ve bereketlendirmeye devam ediyoruz.
@ibrahimyumakli@TCTarim@Valiavnicakir@TR_HAYGEM
BU YİYECEKLERDE BU HATALARI YAPMA:
1. Pirinç — Piştikten sonra saatlerce dışarıda bekletme
2. Patates — Yeşillenmişse yeme
3. Ekmek — Küflü kısmı kesip devam etme
4. Tavuk — Tezgahta saatlerce çözdürme
5. Yumurta — Çatlaksa kullanma
6. Mantar — İyi temizlemeden tüketme
7. Peynir — Yapışkan/kötü kokuluysa zorlama
8. Domates — Çürük yerini görmezden gelme
9. Yeşillik — Yıkamadan tabağa koyma
10. Yağ — Duman çıkana kadar ısıtma
11. Balık — Kokusu değişmişse “bir şey olmaz” deme
12. Konserve — Kapağı şişmişse açma
13. Avokado — İç kısmı gri ve kötü kokuluysa yeme
14. Soğan — Çürümeye başladıysa yemeklere katma
15. Süt — Koklayıp şüphelendiysen içme
Mutfakta en büyük kural basit:
Şüphe varsa, riske girme.